Editör: Mehmet Murat Yıldırım, (SH)
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), gerçekleştirdiği Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından önümüzdeki dönemin yol haritasını açıkladı. “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin tarihsel bir zorunluluk olduğunun altı çizilen bildirgede, Türkiye’nin demokratikleşmesinin ancak iç barışın tesisiyle mümkün olacağı ifade edildi.
“Ortadoğu’daki savaş bir paylaşım savaşıdır”
Bildirgenin ilk maddesinde, bölgede derinleşen askeri gerilimlerin halklar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekildi:
“ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da yürüttüğü savaş sıradan bir saldırganlık değil, dünya kapitalist sistemin siyaseten çöküşünün bir göstergesidir. Petrol ve enerji kaynaklarını kontrol etme arzusuyla yürütülen bu savaşlarda en büyük bedeli halklar ödemektedir. Bölgedeki bütün halkların özgürlük ve adalet mücadelesinin yanındayız. Kürtlerin, Beluçların, Azerilerin, Türkmenlerin, Farsların, kadınların ve gençlerin demokratik taleplerinin tanınması bölgesel barışın ön koşuludur.”
“Barış süreci için somut adımlar atılmalı”
Kürt sorununun çözümü için başlatılan tartışmaların güvenlikçi politikalara kurban edilmemesi gerektiği vurgulanan bildirgede, gerçek bir barış için şu talepler sıralandı:
- Yasal Güvence: Gerekli yasal düzenlemeler gecikmeden Meclis gündemine alınmalı ve kapsamlı bir “Barış Yasası” çıkarılmalıdır.
- Demokratik Siyaset: Demokratik siyasetin önündeki engeller kaldırılmalı; kayyım uygulamalarına son verilerek seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir.
- Politik Tutsaklar: Cezaevlerindeki politik tutsaklar serbest bırakılmalı ve hukuk normlarına uygun düzenlemeler yapılmalıdır.
- Çalışma Koşulları: Barışın kurumsallaşması için Abdullah Öcalan’ın özgür ve etkin çalışma koşullarının sağlanması gerektiği yinelendi.
“Ekonomik kriz kader değil, yanlış tercihtir”
Ülkedeki ağır ekonomik koşulların demokrasi eksikliğiyle bağlantılı olduğu ifade edildi:
“Ekonomik kriz kader değil, yanlış politik tercihlerin bir sonucudur. Demokratikleşmeden ekonomik adalet, hukuk olmadan hakça paylaşım, barış olmadan refah olmaz. Emekçiler yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanırken, iktidar sermaye çevrelerine ayrıcalık sunmaktadır. Ekonomik adalet mücadelesi ile demokrasi mücadelesi birbirinden bağımsız düşünülemez.”
“Erkek egemenliğine ve baskılara karşı ortak mücadele”
Siyasetin eril diline ve kadın kazanımlarına yönelik saldırılara karşı durulacağı belirtilen bildirgede, her gün en az dört kadın cinayetinin işlendiği bir ortamda 8 Mart iradesinin savunulacağı vurgulandı. Ayrıca gazeteciler, sendikacılar ve hak savunucuları üzerindeki baskıların son bulması için tüm demokrasi güçlerine ortak mücadele çağrısı yapıldı.
“1 Mayıs’ta ‘Ekmek, Barış, Adalet’ için alanlardayız”
DEM Parti PM, yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı için de güçlü bir katılım çağrısında bulundu:
“Bu yıl 1 Mayıs alanlarına; yoksulluğa karşı emeğin hakkı, baskıya karşı demokrasi, savaşa karşı barış ve adaletsizliğe karşı eşit yurttaşlık için çıkıyoruz. Tüm halklarımızı, gençleri ve kadınları ‘Ekmek, Barış, Adalet’ şiarıyla buluşmaya çağırıyoruz. Türkiye’nin geleceği savaşta değil barışta; baskıda değil demokrasidedir.”
