Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    AKP iktidarında kadın hakları ve can güvenliği raporu: Binlerce kadın katledildi

    22 Temmuz 2026

    DİSK/Enerji-Sen üyesi işçiler Ankara yürüyüşünde: “Alacaklarımız ödenene kadar geri dönüş yok”

    22 Temmuz 2026

    Duran Kalkan’dan yasa ve süreç açıklaması: “Sürecin anahtarı Öcalan’ın özgür çalışma koşullarıdır”

    21 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Bir teşhir metni olarak Kefernahum

      16 Temmuz 2026

      Kırılma noktası

      15 Temmuz 2026

      İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

      13 Temmuz 2026

      Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

      13 Temmuz 2026

      Ne AHBAP ne AFAD!

      13 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

      20 Temmuz 2026

      Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

      19 Temmuz 2026

      DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

      18 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

      17 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken – 2 : Yeniden yapılanmanın örgütsel zemini

      16 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » NATO Zirvesi’nin kazananı silah tekelleri, kaybedeni halklar

    NATO Zirvesi’nin kazananı silah tekelleri, kaybedeni halklar

    TUNCAY YILMAZ Yazdı: Ankara’da açıklanan sonuç bildirgesi kapitalizmin içine girdiği yeni birikim rejiminin güvenlik mimarisini de görünür kıldı. Dünya, artık yalnızca ekonomik krizler ve iklim kriziyle değil, bunlara eklemlenen kalıcı bir savaş ekonomisiyle yönetilmek isteniyor.Bu nedenle Ankara Zirvesi’ni yalnızca NATO’nun aldığı kararlar üzerinden değil, parçası olduğu tarihsel dönüşüm üzerinden okumak gerekiyor. Ankara Zirvesi, NATO’nun yeni tarihsel yönelimini açık biçimde ortaya koymuştur.
    Siyasi Haber8 Temmuz 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, yalnızca bir liderler toplantısı değildi. Bu zirve, 2025 NATO Zirvesi’nde belirginleşen yeni stratejik yönelimin kurumsallaştığı, militarizmin yeni bir tarihsel evreye taşındığı ve uluslararası siyasetin yeni güvenlik paradigmasının ilan edildiği bir dönüm noktası oldu.

    Ankara’da açıklanan sonuç bildirgesi kapitalizmin içine girdiği yeni birikim rejiminin güvenlik mimarisini de görünür kıldı. Dünya, artık yalnızca ekonomik krizler ve iklim kriziyle değil, bunlara eklemlenen kalıcı bir savaş ekonomisiyle yönetilmek isteniyor.

    Bu nedenle Ankara Zirvesi’ni yalnızca NATO’nun aldığı kararlar üzerinden değil, parçası olduğu tarihsel dönüşüm üzerinden okumak gerekiyor.

    NATO 3.0: Yeni bir askerî doktrin değil, yeni bir toplumsal düzen

    NATO’nun kuruluşundan bu yana üç ayrı tarihsel dönemden söz edilebilir.

    İlk dönem, Soğuk Savaş boyunca Sovyetler Birliği’ni çevreleme stratejisi üzerine kurulu olan NATO 1.0 dönemidir.

    İkinci dönem ise Sovyetler Birliği’nin çözülmesinden sonra başlayan, Afganistan’dan Yugoslavya’ya, Libya’dan Ortadoğu’na uzanan müdahalelerle şekillenen NATO 2.0 dönemidir. Bu dönemde “insani müdahale”, “terörle mücadele”, “küresel güvenlik” gibi kavramlar askerî operasyonların meşrulaştırılmasında kullanıldı.

    Geçtiğimiz yıl Hollanda – Lahey’de gerçekleştirilen 2025 Zirvesi ise yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

    Artık mesele yalnızca belirli kriz bölgelerine müdahale etmek değil.

    Militaristleşme ekonominin, teknolojinin ve devlet aygıtlarının kalıcı çalışma biçimi hâline getirilmek isteniyor.

    2026 Ankara Zirvesi bu yönelimi daha ileri taşıdı.

    Savunma sanayii büyümenin motoru olarak sunuluyor.

    Yapay zekâ ve dijital teknolojiler askerîleştiriliyor.

    Kamu bütçeleri giderek daha büyük ölçüde silahlanmaya ayrılıyor.

    Göç güvenlik sorunu olarak tanımlanıyor.

    İklim krizi bile askerî tehdit perspektifiyle ele alınıyor.

    Böylece NATO artık yalnızca bir askerî ittifak olmaktan çıkıyor; kapitalizmin krizlerini yönetmeye çalışan yeni güvenlik devletinin uluslararası koordinasyon mekanizmasına dönüşüyor.

    Daha fazla silah, daha az yaşam

    Ankara Zirvesi’nin gerçek sloganı budur.

    Silah sanayii büyüyor.

    Savunma bütçeleri katlanıyor.

    Yeni silah teknolojilerine milyarlarca dolar aktarılıyor.

    Peki bu kaynaklar nereden geliyor?

    Elbette emekçilerin ürettiği toplumsal zenginlikten.

    Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde sağlık, eğitim, sosyal konut ve emeklilik sistemleri üzerinde kemer sıkma baskısı artarken savunma bütçeleri tarihsel rekorlar kırıyor.

    Silah üretimi yeni bir ekonomik büyüme modeli hâline getiriliyor.

    Bu nedenle bugün NATO politikalarını yalnızca dış politika başlığı altında tartışmak yetersizdir.

    Militarizm artık kapitalist sermaye birikim rejiminin ana enstrümanlarından biridir.

    Silah tekellerine aktarılan her Euro – Dolar, emekçilerin ücretlerinden, çocukların eğitiminden, emeklilerin maaşından, kadınların bakım hizmetlerinden ve toplumun ortak geleceğinden eksilmektedir.

    Daha fazla devlet, daha az halk

    NATO 3.0 yalnızca orduları büyütmüyor.

    Devleti de büyütüyor.

    Ancak büyüyen sosyal devlet değil.

    Güvenlik devleti.

    Daha fazla istihbarat.

    Daha fazla gözetim.

    Daha fazla sınır.

    Daha fazla polis.

    Daha fazla olağanüstü güvenlik yetkisi.

    Buna karşılık demokratik haklar giderek daralıyor.

    Sendikal haklar, protesto özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve siyasal muhalefet “güvenlik” başlığı altında sınırlandırılıyor.

    Güvenlik söylemi, demokrasinin yerine geçiriliyor.

    Böylece yurttaş, hak sahibi bir özne olmaktan çıkarılıp sürekli denetlenmesi gereken potansiyel risk unsuru olarak görülmeye başlanıyor.

    Erdoğan iktidarının asıl kazancı

    AKP-MHP iktidarı zirveyi büyük bir diplomatik başarı olarak sunuyor.

    Gerçekten de Erdoğan uluslararası alanda yeniden görünürlük ve meşruiyet kazandı.

    Savunma sanayii öne çıkarıldı.

    Türkiye’nin NATO içindeki rolü vurgulandı.

    Batılı liderlerle verilen görüntüler iç politikada kullanılabilecek önemli propaganda malzemeleri sundu.

    Ancak Erdoğan’ın asıl kazancı bunlardan daha önemlidir.

    Ankara Zirvesi boyunca Türkiye’deki demokrasi krizi neredeyse tamamen gündem dışı bırakıldı.

    Muhalif belediyelere yönelik operasyonlar…

    Seçilmiş siyasetçilerin yargı yoluyla tasfiye edilmesi…

    Gazetecilerin, sendikacıların, sosyalistlerin ve demokratik muhalefetin üzerindeki baskılar…

    Alevilerin yok sayılması…

    İmralı sürecinde ipe un serilmesi…

    Sadece Türkiye’de değil Kürdistan’ın tamamında Kürt halkına karşı yürütülen kirli siyaset…

    Kayyum uygulamaları…

    Toplantı ve gösteri hakkına, düşünce özgürlüğüne yönelik sistematik müdahaleler…

    Bütün bunlar NATO liderlerinin öncelikleri arasında yer almadı.

    Bu sessizlik rastlantı değil.

    Türkiye, NATO’nun güney kanadında stratejik bir askerî güç olarak görüldüğü sürece, demokrasi ve insan hakları ikinci plana itiliyor.

    Başka bir ifadeyle, NATO’nun güvenlik öncelikleri Erdoğan iktidarının otoriter yönetim tarzına uluslararası bir koruma kalkanı sağlıyor.

    Stratejik güvenlik çıkarları söz konusu olduğunda, NATO üyesi devletler Türkiye’deki otoriterleşmeye karşı güçlü ve tutarlı bir siyasal tutum almaktan kaçınıyor. Bu tercih, iktidarın içerideki baskı ve faşizmi kurumsallaştırma politikalarını sürdürmesini kolaylaştıran uluslararası bir ortam yaratıyor.

    Türkiye ne kazandı, halklar ne kazandı?

    Ankara, savunma sanayii alanında yeni ortaklıklar kurmayı hedefledi.

    Avrupa savunma projelerinde daha fazla yer almak istedi.

    F-35 programına dönüş için diplomatik zemin aradı.

    Savunma ihracatını büyütmeye çalıştı.

    Bunların bir kısmında diplomatik ilerleme sağlandı.

    Ancak asıl sorulması gereken soru şudur:

    Bu gelişmeler Türkiye işçi sınıfının ve emekçi halkların yaşamını iyileştirecek mi?

    Yoksulluğu azaltacak mı?

    İşsizliği bitirecek mi?

    Kadınların yaşamını özgürleştirecek mi?

    Gençlere daha iyi bir gelecek sunacak mı?

    Kocaman bir HAYIR!

    Çünkü bu büyüme modeli silah üretimine dayanıyor.

    Silah ekonomisi büyürken toplumun payı küçülüyor.

    Emperyalist bloklar arasında değil, halkların yanında

    Bugün insanlığa NATO ile Rusya ya da NATO ile Çin arasında tercih dayatılıyor.

    Oysa sosyalistlerin görevi bloklardan birinin arkasına dizilmek değildir.

    Ne NATO’nun militarizmi ne de diğer büyük güçlerin militarizmi insanlığa barış getirebilir.

    Gerçek seçenek, emekçilerin uluslararası dayanışmasıdır.

    Gerçek güvenlik; iş güvencesidir.

    Gerçek güvenlik; ücretsiz sağlık ve eğitimdir.

    Gerçek güvenlik; kadınların, LGBTİ+ların özgürlüğüdür.

    Gerçek güvenlik; halkların eşitliğidir.

    Gerçek güvenlik; ekolojik adalettir.

    Ankara Zirvesi, NATO’nun yeni tarihsel yönelimini açık biçimde ortaya koymuştur.

    Bu yönelimin özeti şudur:

    Daha fazla silah, daha az yaşam.

    Daha fazla devlet, daha az halk.

    Sosyalistlerin görevi ise bunun karşısına yeni bir enternasyonalist barış hareketini, emek ve barış eksenli bir güvenlik anlayışını koymaktır.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    DİSK/Enerji-Sen üyesi işçiler Ankara yürüyüşünde: “Alacaklarımız ödenene kadar geri dönüş yok”

    22 Temmuz 2026

    Elazığ’da maden işçilerinden maaş ve tazminat direnişi: Haklar ödenmezse 24 Temmuz’da Ankara’ya yürünecek!

    19 Temmuz 2026

    Dilovası katliamı için Gebze ve Ankara’da adalet nöbeti: “Tüm meydanlar adalet nöbeti alanı olacak!”

    19 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Asya Erdal

    Bir teşhir metni olarak Kefernahum

    Musa Piroğlu

    Kırılma noktası

    Mahsuni Gül

    İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

    Cemalettin Efe

    Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Bedri Tekin

    SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

    Fehim Taştekin

    Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Patronlara rekor kâr, işçiye ağır sömürü ve sendika düşmanlığı

    20 Temmuz 2026

    Dilovası katliamı için Gebze ve Ankara’da adalet nöbeti: “Tüm meydanlar adalet nöbeti alanı olacak!”

    19 Temmuz 2026

    Staj değil cinayet: Alanya’da konteynerde yanan iki çocuk yaşam mücadelesini kaybetti!

    18 Temmuz 2026
    KADIN

    AKP iktidarında kadın hakları ve can güvenliği raporu: Binlerce kadın katledildi

    22 Temmuz 2026

    Cezaevi izninde vahşet: Antep’te cezaevinden izinli çıkan şahıs, boşandığı kadını katledip intihar etti!

    13 Temmuz 2026

    KCDP 2026 ilk yarı raporunu açıkladı: 150 kadın katledildi, 151 şüpheli ölüm var!

    13 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.