Temmuz 2026 işkolu istatistikleri yayımlandığında bazı sendikalar yüzde 0,97, yüzde 0,98 ve yüzde 0,99 gibi oranlarla yüzde 1’lik işkolu barajının altında kaldı. Güvenlik-Sen 29, Bağımsız Maden İş ise 63 üye eksiğiyle barajı geçemedi. Aralarında DİSK üyesi üç sendikanın da (Basın-İş, Tekstil ve Güvenlik-Sen) olduğu birçok sendika bir önceki dönem yetkiliyken yeni istatistiklerle yetkisiz hale geldi. Böylece on binlerce işçinin toplu iş sözleşmesi hakkı engellendi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının (ÇSGB) işkolu istatistiklerinde keyfi ve hukuksuz davrandığına yönelik şikayetler yıllardır var. Bakanlığın keyfi olarak baraj altı bıraktığı sendikaların bir bölümü yargı kararıyla bu engeli aşsa da bu çok zaman alan engebeli bir yol. İşkolu istatistikleri siyasi bir organ olan Bakanlığın elinde bazı sendikaları ödüllendirme bazılarını ise cezalandırma aracına dönüşüyor. “Makbul” olanlar ödüllendirilirken muhalif ve mücadeleci olanlar cezalandırılabiliyor.
Kanayan yara
İşkolu istatistikleri yıllardır kanayan yaradır. Bakanlığın istatistikler konusundaki sicili pek iyi değil. 2009 ve öncesinde ısrarla neredeyse sahte denebilecek istatistikleri yayımladılar. 2012’de başlayan e-üyelik ve SGK entegrasyonu döneminde de skandallar ve keyfilikler bitmiyor. Sendikalardan edindiğim bilgilere göre Temmuz 2024’te DİSK üyesi Devrimci Sağlık-İş yüzde 0,99 ile keyfi olarak baraj altında bırakılırken DİSK ve Devrimci Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu üye sayılmamıştı. Aynı şekilde bu yıl Bağımsız Maden İş baraj altında bırakılırken sendika genel başkanı Gökay Çakır da sendika üyesi sayılmamış. Oysa ikisinin de üyeliği yasanın gereği.
Bu yazıda ÇSGB istatistiklerinde pek konuşulmayan ve üzerinde durulmayan bir başka tuhaflığı anlatacağım. ÇSGB’nin istatistiklere esas kabul ettiği işçi sayısı ile Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) işçi sayısı arasındaki inanılmaz uyumsuzluğu [ele] alacağım. Geçen hafta başında bu konuda ÇSGB’ye ve Bakan Işıkhan’a sosyal medya aracılığıyla sorular sordum. Şimdi detaylı verilerle tekrar soruyorum. Yanıt gelene kadar sormaya ve yazmaya devam edeceğim.
Türkiye’de sigortalı işçilerin kaydını SGK tutuyor ve aylık olarak yayımlıyor. ÇSGB ise ocak ve temmuz aylarında bu sayıları esas alarak işkolu istatistiklerini açıklıyor. Türkiye’de işçinin toplu iş sözleşmesi hakkı ÇSGB istatistiklerine bağlı. Sendikaların barajı geçip geçemediği bununla belirleniyor. Ancak Bakanlığın uygulamaları tartışma yaratıyor.
2821 sayılı eski Sendikalar Kanunu döneminde istatistiklere esas işçi sayılarının Bakanlığın kayıtlarına göre belirlenmesi hükmü vardı. Ancak bu sistem işlemedi. Uzun bir süre gerçek sayılara dayanmayan sendika istatistikleri yayımlandı ve hayali sendikalaşma oranları ortaya çıktı.
6356 sayılı yeni Kanun bu konuda iddialı bir adım atarak özel bir düzenleme yaptı ve “Bakanlık, işkolu istatistiklerinin düzenlenmesinde SGK’ye yapılan işçi bildirimlerini esas alır” dedi. Buna göre Bakanlığın işçi sayısını tespitte esas alacağı tek veri SGK’ye yapılan işçi bildirimleridir. Başka bir veri setine veya sistemine dayanarak işçi sayısını belirlemek Kanuna aykırıdır. Bu bir tercih değil yasal zorunluluktur. Bu kural, 6356 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2013’ten bu yana hiç değişmedi.
Parça bütünü aşamaz!
Bakanlığın açıkladığı işçi sayısı, SGK’nin 5510 sayılı Kanun’un madde 4/1-a kapsamındaki sendikalaşabilir sigortalı işçi sayısının altında olmak zorundadır. Çünkü 4/1-a maddesi kapsamındaki her sigortalı, işçi değildir, sendikalara üye olamaz ve dolayısıyla işkolu istatistiği hesabında dikkate alınmaz.
6356 sayılı Kanun uyarınca sendikalara ancak on beş yaşını dolduran ve Kanun hükümlerine göre işçi sayılanlar üye olabilir. Kanun’a göre “işveren adına işletmenin bütününü yönetenler” işveren vekilidir. Ceza infaz kurumları (CTE) bünyesinde çalışan hükümlüler de sendikalara üye olamazlar ve işkolu istatistiklerinde dikkate alınamazlar. Dolayısıyla bazı kişiler SGK verilerinde sigortalı sayılır ancak işkolu istatistik hesabında işçi sayısından düşülmeleri gerekir. Bunların sayısını Bakanlık biliyor ama kamuoyu bilmiyor.
Bu nedenle bu yazıda açıkça işçi sayılmayan, sendikalara üye olması mümkün olmayan ve sayıları bilinen, çırak, stajyer ve kursiyerleri hariç tutarak geri kalan 4/1-a sigortalılarının tamamını dikkate aldım. Bu sayıya zorunlu sigortalıların yanında tarım sigortalıları, yurt dışına götürülen işçileri ve çeşitli özel kategoriler de (‘diğer sigortalılar’) dahildir.
Bakanlığın dikkate aldığı küme (parça), SGK’nin bütününün bir parçasıdır. Parça bütünden büyük olamaz. Her durumda ÇSGB’nin işçi sayısı SGK’den az olacaktır. Ocak 2013’ten Ocak 2023’e kadar tam 21 dönem boyunca öyle de oldu. Bakanlık işçi sayısı, SGK’nin sigortalı işçi sayısının hiçbir dönemde yüzde 96’sını geçmedi, bazı yıllar daha da düşük oldu. 21 dönemin tamamında oran yüzde 100’ün altındadır. Bakan Vedat Işıkhan’ın göreve geldiği Haziran 2023 sonrasındaki altı dönemin tamamında ise bu oran yüzde 98’in üstünde, birinde (Ocak 2025) yüzde 100’ün de üstündedir.
Bir yandan ÇSGB verisinin SGK verisinin altında olması, öte yandan aradaki farkın belirli bir istikrar göstermesi beklenir. Fark dönemler içinde dalgalansa da yönü ve büyüklük mertebesi hiç değişmedi. Ancak Temmuz 2023’te ciddi bir kırılma yaşandı. 2013 ile 2023 yılları arasında on yıl boyunca Bakanlığın açıkladığı işçi sayısı, SGK’nin yaklaşık bir milyon kişi altındaydı. Temmuz 2023’ten sonra bu fark yüz bine indi — onda birine düştü. İnanılmaz düşüş! (Tablo 1).

21 dönemin hiçbirinde bu fark 553 binin altına inmemişti — yani makas her zaman yarım milyonun üzerindeydi. Bakan Işıkhan sonrası dönemde fark 102 bine düştü. Temmuz 2023-Ocak 2026 arasındaki altı dönemin hiçbirinde 281 bini geçmedi ve bir dönemde (Ocak 2025) tuhaf bir biçimde+169 bine çıktı (Tablo 1). Bu, olağan bir istatistiksel dalgalanmayla ve tesadüfle izah edilebilecek bir durum değildir.
Şimdi ise 2023’teki kırılmaya daha yakından bakalım. Ocak 2023’ten Temmuz 2023’e, altı ay içinde SGK’ye kayıtlı işçi sayısı 304 bin azalırken, Bakanlığın işçi sayısı 250 bin arttı. İki resmî seri ters yöne yürüdü ve aralarında tek dönemde 554 binlik bir fark oluştu.
İki serinin ters yönde hareket ettiği başka dönemler de var. Ancak bunların hepsi ocak dönemidir. Mevsimsel nedenlerle işçi sayısının kışın düşmesi beklenir bir durumdur. Temmuz 2023 ise 13 temmuz dönemi içinde SGK’nin azalıp Bakanlığın arttığı tek dönemdir. Üstelik önceki ters hareketlerin hiçbirinde makas bu kadar açılmamıştı.
Üç yılda yedi kat fark!
Şimdi aynı ayın üç yıl arayla iki gözlemini karşılaştıralım. SGK’ye göre sigortalı işçi sayısı üç yıl boyunca fiilen yerinde saydı ve sadece 78 bin kişi (yüzde 0,46) arttı. Bakanlığa göre ise aynı üç yılda işçi sayısı 536 bin kişi (yüzde 3,31) arttı. Yaklaşık yedi kat fark var (Tablo 2). Bakanlık 536 bin işçiyi nereden buldu? Bu muammanın izahı gerekir.

Ocak 2023’teki ÇSGB/SGK oranı korunsaydı, Bakanlığın Ocak 2026’da açıklaması gereken toplam işçi sayısı 16.237.870 olurdu. Oysa açıkladığı sayı 16.699.084. Arada 461.214 kişilik açıklanamayan bir fazla var.
Asıl mesele burada!
Ocak 2025’te ise inanılmaz bir şey oldu: Parça bütünü aştı. Bakanlık Ocak 2025 tebliğinde, 20 işkolunda toplam 16.864.733 işçi olduğunu açıkladı. Aynı tarihte SGK’nin çırak, stajyer ve kursiyer hariç (tarım sigortalıları, yurt dışına götürülen işçiler ve diğer sigortalılar dâhil) tüm 4/1-a sigortalı sayısı 16.695.767 idi. Bakanlık, Türkiye’deki bütün sigortalı işçilerden 168.966 kişi daha fazla açıkladı.
Temmuz 2025’te ise Bakanlık toplamı, SGK’nin tüm 4/1-a evreninin yüzde 99,96’sına eşit çıktı. Temmuz 2026 SGK verileri açıklandığında da ÇSGB verilerinin oldukça fazla çıkmasını tahmin ediyorum. Bunlar teknik olarak mümkün değil ve hayatın olağan akışına aykırı!
Bu yazdıklarıma olası itirazları peşinen yanıtlayayım!
İlk akla gelen itiraz “veri kesim tarihleri farklı olabilir.” Yanıtım şöyle: Her iki seride de ay sonu verisi esas alındı ve aynı eşleştirme 27 dönemin hepsine uygulandı. Sistematik bir zamanlama sapması varsa tüm seride sabittir ve kırılmayı açıklamaz. Dahası 5-10 günlük farkların bu kadar sapma yaratması mümkün değil.
Diğer itiraz “Kapsam genişletildi” olabilir. Yanıtım: Hangi grup, hangi tarihte, hangi düzenlemeyle ve hangi yetkiyle kapsama dâhil edildi. Daha önce neden edilmemişti? Bu metaveride açıklandı mı?
Bedeli işçi ödüyor!
Bu anlattıklarım sadece teknik bir mesele değil. Payda (sigortalı işçi sayısı) büyüdüğünde bunun ciddi sonuçları oluyor.
Nereden kaynaklandığı belli olmayan bir gri alan oluşuyor ve Bakanlık bu gri alanı keyfi olarak kullanıyor. Sonuçta yüzde 1’lik işkolu barajının mutlak karşılığı yükseliyor. Bu farkın işkollarına nasıl dağıldığını bilmiyoruz. Ancak baraj için gerekli sayı yükseldikçe, barajın kıyısındaki sendikalar için cüzi farklar belirleyici hale geliyor.
Ocak 2026 için hesapladığım 461.214 kişilik fazla, paydayı yüzde 2,8 büyütüyor. Payda yüzde 2,8 şişirilmişse, sendikalaşma oranı aynı ölçüde aşağı çekilir. Bu durumda gerçekte yüzde 1,00 olan oran istatistikte yaklaşık %0,97; gerçekte %1,02 olan bir oran ise yaklaşık %0,99 olarak görünür. Temmuz 2026 tebliğinde barajın hemen altında kalan sendikaların oranları tam da bu banttadır.
Bu hesap farkın 20 işkoluna oransal dağıldığı varsayımına dayanıyor. Fark bazı işkollarında yoğunlaşmışsa etki oralarda daha büyük olur. Barajın kıyısındaki sendikaların kaderi, kaynağı açıklanmamış bir paydaya ve bunun yarattığı bu gri alana bağlı. Anlaşılan o ki Bakanlık bu gri alanda at koşturuyor.
Bu gri alanın bedelini sendikalar ve işçiler ödüyor. Dişini tırnağına takan sendikalar çok cüzi sayılarla baraj altında bırakılıyor, işçiler sözleşmesiz kalıyor.
Bakanlığa beş soru!
Bu yazı hayatın olağan akışına aykırı bir durum hakkında bir dizi soruyu gündeme getiriyor.
1-Temmuz 2023 ve sonraki tebliğlerde esas alınan SGK verisinin özellikleri ve kapsamı nedir? Ocak 2023 ve önceki tebliğlerde farklı mıydı?
2-Hangi sigortalı grupları işkolu istatistiklerindeki işçi sayısına dâhildir, hangileri hariçtir?
3-Temmuz 2023’ten itibaren gözlenen şiddetli kırılmanın nedeni nedir? Bakanlık neyi değiştirmiştir de böyle asimetrik sonuçlar ortaya çıkmıştır?
4-Ocak 2025 Bakanlık tebliğindeki toplam sayı, SGK’nin çırak, stajyer ve kursiyer hariç tüm 4/1-a sigortalı sayısını 168.966 kişi aşmaktadır. Bu 168.966 kişi kimdir? Parça bütünden nasıl fazla olur?
5-Bu skandal durumdan kurtulmak için köhnemiş ve ILO normlarına aykırı bu yetki sistemini değiştirmeyi düşünüyor musunuz?
Teknik veriler ve sayılar ortada. Sahada uzun yıllar çalışmış bir uzman ve bir çalışma ilişkileri akademisyeni olarak Bakan Işıkhan ve ÇSGB yetkililerine soruyorum ve açıklama bekliyorum.
