Bu memlekette hepimizin hayalleri var. Emeğimizin karşılığını almak, çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak, düşüncemizi korkmadan söylemek, kimliğimizi saklamadan yaşamak istiyoruz. Sabah kapımız çaldığında endişelenmeden, bir haber okuduğumuzda sevdiklerimiz için korkuya kapılmadan yaşayacağımız günleri özlüyoruz. Daha adil, daha özgür bir hayatı birlikte kurabileceğimize inanıyoruz.
Son yıllarda ağırlaşan baskılar, gözaltılar, tutuklamalar tam da bu inancımızı hedef alıyor. İktidarın toplumun üzerine ördüğü korku, hepimizi kendi köşemize çekilmeye, sesimizi kısmaya, olan bitene razı olmaya zorluyor. Oysa bizim yaşadığımız hayat hakkında söyleyecek sözümüz var. Geçmişimizi de geleceğimizi de konuşacağız. Hakkımızı arayacağız. Bu ülkenin bütün yükünü taşıyanların yönetimde de söz sahibi olmasını savunacağız.
Can Atalay hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararları, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkında verilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmıyor. Üçü de hak ihlali kararlarına rağmen özgürlüğüne kavuşamıyor. Hukukun bağlayıcılığı siyasi hesaplara göre aşındırıldığında hepimizin güvencesi sarsılıyor. Adalet talebimizle hepimizin yaşamına ve geleceğine sahip çıkıyoruz.
İBB davasında, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun ve diğer belediye başkanlarının tutuklanmasında da itirazımız açık: Yargı siyasi hesaplaşmanın aracı olamaz. Tutukluluk peşin cezaya dönüştürülemez. Halkın sandıkta ortaya koyduğu irade, iktidarın çıkarlarına göre değersizleştirilemez. Seçtiğimiz insanların adil yargılanma hakkını savunurken, verdiğimiz oyun ve birlikte kurduğumuz umudun da arkasında duruyoruz.
Biz Fındıklı’da “Söz, yetki, karar Fındıklı halkının” diyerek yola çıktık. Bu sözün bize yüklediği sorumluluğu biliyoruz. Halkın kendi yaşamı hakkında karar verme hakkını ülkenin her köşesinde savunacağız. İnsanların konuştuğu, katıldığı, denetlediği, gerektiğinde itiraz ettiği bir hayatı büyütmek için çalışacağız. Halkın iradesine duyduğumuz güven bunu gerektiriyor.
“Sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman…”
Hakkını arayan işçinin, geleceğini savunan öğrencinin, gerçeği yazan gazetecinin, savunma görevini yapan avukatın yanında duracağız. Kadınların eşitlik mücadelesini, sosyalistlerin, Kürtlerin ve LGBTİ+’ların haklarını savunacak; baskılara karşı sesimizi birlikte yükselteceğiz. Bir insanın özgürlüğünü savunmak için onunla aynı düşünceyi, aynı kimliği, aynı hayatı paylaşmamız gerekmiyor. Bu memleketi paylaşıyoruz. Birimizin susturulması hepimizin sözünü eksiltiyor.
Biz MECİ’yle büyüdük. Birimizin yetişemediği işe diğerimizin el verdiği, yükü paylaşınca yolun kolaylaştığı bir kültürden geliyoruz. Birlikte düşünmeyi, üretmeyi, derdimize birlikte çare aramayı biliyoruz. Bugün de birbirimizin elini bırakmayacağız. Haksızlığa uğrayanın yanında duracak, korkuyla yalnızlaştırılmak istenen herkese dayanışmamızla güç vereceğiz. MECİ’yle kurduğumuz hayatın içinde adalet de var, eşitlik de, özgürlük de.
“Vatan ki bu insanların evidir…”
O evin içinde hepimize yer var. Çay toplayan da fabrikada alın teri döken de okul yolunu tutan da bu memleketin geleceğinde söz sahibi. Deremize, toprağımıza, ormanımıza sahip çıkarken yaşamımıza sahip çıkıyoruz. Birbirimizin onurunu ve özgürlüğünü savunurken de aynı evi koruyoruz.
Zor günlerden geçiyoruz. Öfkemiz büyük. Birbirimize duyduğumuz güven de öyle. Birlikte başardıklarımızı, en güç zamanlarda birbirimize nasıl yetiştiğimizi biliyoruz. Bu güvenle dayanışmayı büyütecek, demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz.
Hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğiz. Birbirimizi yalnız bırakmayacağız. Ümidimize, emeğimize, sözümüze sahip çıkacağız. Çocuklarımıza özgürce yaşayabilecekleri bir memleket bırakmak için yan yana duracağız.
Ve Nâzım’ın dizelerindeki o güne olan inancımızla:
“Ve elbette ki sevgilim elbet
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet!”
* Rize, Fındıklı Belediye Başkanı. Ercüment Şahin Çervatoğlu ilk kez 2019 yerel seçimlerinde “Kendimiz İçin Değil Halkımız İçin” şiarı ile CHP ve Fındıklı Demokrasi Güçleri’nin ortak adayı olarak seçildi. 2024’te seçimi tekrar kazandı. “Toplumcu bir Yerel Yönetim” için halkçı ve katılımcı belediyecilik anlayışına sahip ve çalışmalarını “Halk İçin Halkla Birlikte” diyerek MECİ’yle (İmece) sürdürüyor. 24 Temmuz’da CHP’den istifa etti, daha sonra da Yeni Parti’ye geçti. Rize Çağlayan Vadisi’ndeki maden arama çalışmalarını engellediği için açılan dava nedeniyle geçtiğimiz 9 Eylül’de mahkemeye çıktı; “İçme suyumuzu ve halk sağlığını koruduk. Ben değil Fındıklı halkı, doğmamış çocuklarımız yargılanıyor” dedi. Çervatoğlu’nun yargılanması 26 Ekim’e ertelendi.
