İptal kararının yürürlük tarihinin 30 Haziran 2027 olduğunu ve o tarihe kadar eski uygulamanın süreceğini hatırlatan Avukat Gülbahar Doğan, hukuki belirsizliğe ve kadınların yaşadığı toplumsal gerçekliğe dikkat çekti:
“Nafakayı iki temel başlıkta inceleyebiliriz: Çocuklar için verilen iştirak nafakası ve eski eşler için verilen yoksulluk nafakası. Buradaki karar nafakayı tamamen kaldırmıyor, ‘süresiz’ ibaresini iptal ediyor. Ancak günümüz toplumsal gerçekliğinde kadınların iş gücüne katılım oranları son derece düşük. Ev içi bakım ve görünmeyen emek büyük ölçüde kadınlar tarafından üstleniliyor; boşanma sonrasında gelir kaybı ve yoksulluk riski kadınlarda çok daha yüksek yaşanıyor. Çocukların bakım yükü de kadının üzerinde kalıyor. Nafakanın mantığı, sosyal hukuk devleti gereği boşanma sonrası yoksulluğa düşecek tarafa destek sunmaktır.”
KESK Kars Şubeler Platformu: “Nafakayı tartışmadan önce ekonomik ve toplumsal eşitlik sağlanmalı”
Nafaka hakkına yönelik müdahalelerin kadınların maruz kaldığı ekonomik ve fiziksel şiddetten bağımsız ele alınamayacağını belirten KESK Kars Şubeler Platformu Kadın Sekreterliği Üyesi Pınar Aydın, kadınların kazanılmış haklarının gasbedilmesine karşı şu değerlendirmeleri yaptı:
“Kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin tırmandığı bir dönemde kazanılmış hakların tırpanlanması kadınları daha fazla güvencesizliğe sürükleyecektir. Kadınların çocuk bakımını üstlenirken çalışma yaşamına katılabilmesi için ücretsiz kreşler yaygınlaştırılmalı, güvenceli istihdam sağlanmalıdır. Nafaka tartışmasından önce toplumsal ve ekonomik eşitlik sağlanmalıdır.”
“İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmeli, 6284 etkin uygulanmalı”
Devletin kadın yoksulluğunu ortadan kaldıracak kamusal ve sosyal politikalar üretmesi gerektiğini vurgulayan Pınar Aydın, mücadele kararlılıklarını şu sözlerle ifade etti:
“İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması, kadın sığınaklarının artırılması, anadilinde kamusal hizmet ve anadilinde eğitim haklarının güvenceye alınması gerekmektedir. Kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırıları kabul etmiyoruz. Haklarımızdan ve hayatlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Örgütlü mücadelemiz ve kadın dayanışmamızla haklarımızı savunmaya devam edeceğiz.”
