Kaynak: Evrensel, (SH:MMY)
Yaklaşık 500 işçinin çalıştığı Domino Tekstil’de TEKSİF Sendikası’na üye olan işçilere yönelik sistemli bir baskı politikası devreye sokuldu. İşten atılmayan sendikalı işçilerin çalışma tezgahları yönetimin camlı odasının karşısına taşınarak açıkça teşhir edildi.
Fabrikada 20 yılı aşkın süredir çalışan ve baskılardan dolayı ismini vermek istemeyen bir kadın işçi, örgütlenme süreciyle birlikte fabrikadaki çalışma koşullarının bir açık cezaevine dönüştüğünü vurguladı:
“Özgürce konuşmamız bile engelleniyor, sürekli gözetim altındayız. Sendikalı işçiler tuvalete giderken bile takip ediliyor, birbiriyle konuşanlar sorguya çekiliyor. Yan yana gelenlerin selamlaşması bile sorun ediliyor. Bantlar ve ekipler ‘yetkinlik dağılımı’ denilerek dağıtıldı. Yıllardır emek veriyorum ancak yeni girenle aynı ücreti alıyorum. Üstelik haftalık ve akşam mesailerine kalıyoruz ama hak ettiğimiz parayı alamıyoruz. İtiraz ettiğimizde ‘Vergi dilimine girdiniz, devlet kesiyor’ diyerek bizleri geçiştiriyorlar.”
Sendika düşmanlığının adı: “Ekonomik daralma”
Şirket yönetim kurulunun 7 Eylül’de aldığı kararla sipariş azlığı ve maliyet artışları gerekçe gösterilerek işçilerin sözleşmeleri 22 Ekim itibarıyla feshedildi. Ancak TEKSİF Örgütlenme Uzmanı İzzet Özbey, asıl amacın sendikal örgütlenmeyi tasfiye etmek olduğunu belirterek İşletme Müdürü Zabit Kuzeyi’nin işçileri tek tek odaya çağırıp e-Devlet üzerinden üyelik sorgulatması yaptığını aktardı.
Özbey, patronajın ve yönetimin hukuk tanımaz tutumuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“İşletme müdürü fesih bildirimini imzalamak istemeyen işçilere ‘Bu imzayı atmadan kimse bu fabrikayı terk edemez’ diyerek şantaj yaptı. Eskiden tazminatlar taksitle ödeniyordu; sendika olarak fabrika önünde eyleme geçince tazminatları tek seferde ödemek zorunda kaldılar. Söylemde ‘sosyal demokrat’, uygulamada ise son derece katı ve acımasız bir sendika düşmanı anlayışla karşı karşıyayız.”
Umut Oran “sadece mülk sahibiyim” dedi, sendika yalanladı
Gelişmelere dair ulaşılan şirket sahibi ve eski CHP Milletvekili Umut Oran, fabrikadaki hak gasplarından habersiz olduğunu öne sürerek, “Ben mülkün sahibiyim; işletmeci değilim. Domino Tekstil’i 2010’dan beri ayrı bir yönetim kurulu yönetiyor. Süreçle ilgili fabrikayı yöneten kişilerle görüşün” iddiasında bulundu.
Ancak TEKSİF Örgütlenme Uzmanı İzzet Özbey, Umut Oran’ın evinin fabrikanın hemen yanında olduğunu ve kendisinin her gün fabrikaya gelerek süreci bizzat yönlendirdiğini kaydetti. Telefonla ulaşılmaya çalışılan fabrika yönetimi ise soruları yanıtsız bıraktı.
İşten çıkarılan ve içide yoğun bir şekilde baskı gören işçiler, sendikal hakların tanınmasını ve atılan arkadaşlarının derhal işe geri alınmasını istiyor.
