Yazarımız Ahmet Kale, daha önce Dr. Hikmet Kıvılcımlı imzasıyla yayımlanmış olan Komün Gücü’nün gerçekte Süleyman Şaşmaz tarafından yazıldığı, Allah Peygamber Kitap’a ise aynı kişi tarafından müdahale edildiği bilgisine ulaştığını, bu sahtekârlığı tanık ve belgelerle kanıtlamaya hazır olduğunu açıkladı.
Kale, kamuoyunu uyarmak amacıyla üç yazı yayımladı. İlk ikisi 2022’de, üçüncüsü 2025’te yayımlanan bu üç yazıyı, özellikle sol kamuoyunda konunun hala yeterince bilinmemesi nedeniyle yeniden yayımlıyoruz.
Aşağıdaki 06.03.2025 tarihli yazı, ilk olarak ahmetkale.org’da yayımlanmıştır. Yazıyı olduğu gibi tekrar paylaşıyoruz.
Siyasi Haber
Komün Gücü sahtekarlığı üzerine 3. yazım
Bundan üç yıl önce Bilim ve Gelecek Dergisi’nin 1 Mart 2022 tarihli sayısında Komün Gücü ve Allah- Peygamber-Kitap Kitapları Üzerine Yeni Bir Durum başlıklı bir yazı yazmıştım. 2,5 ay sonra 10. 06. 2022’de Bir Kez Daha Komün Gücü ve APK Üzerine başlıklı aynı konulu bir yazı daha yazdım ve onu da sadece sosyal medyada paylaştım. Her iki yazıyı da bu yazıya ek olarak aşağıya alacağım.
Aradan 2,5 yıl geçti. Ben bir daha o konuya yazılı olarak dönmedim ama rastladığım herkese, her yerde bu konudaki görüşlerimi aktarmaya devam ettim ve bu sahtekarlığa topyekun karşı durmamız gerektiğini söyleyip durdum. Söylemekten geri durmadım ama yazılı olarak ısrarlı olmama yanlışımı ve açtığı sonuçları da açık yüreklilikle kabullenmem gerek.
Yukarda andığım ve bu yazıya eklediğim önceki iki yazımda özet olarak: “1999 ve 2000 yıllarında Süleyman Şaşmaz ve çevresi tarafından Dr. Hikmet Kıvılcımlı imzasıyla yayınladıkları kitaplarla ilgili bana ulaşan bilgileri paylaşıyor, kitapların Kıvılcımlı imzasıyla yayımlanmasını sahtekarlık olarak nitelendiriyordum. Bu konuda önemli tanıklıkların olduğunu, Kıvılcımlı izleyicileri olarak bu konuyu açıklığa çıkarıcı tartışmalara girmemiz gerektiğini” yazıyordum. Ayrıca konu tartışıldıkça bana ulaşan belgeleri de paylaşacağımı ekliyordum. Bu tartışmalar sonuçlanana kadar da Komün Gücü kitabını 2013’te tekrar yayınlayan Sosyal İnsan Yayınları ve 2018’de bir kez daha yayınlayan Derleniş Yayınları’na da kitabın satışını durdurmaları çağrısı yapmıştım. Adı geçen yayınevlerinden biri hiç duymamış gibi davrandı, diğeri ise pazarlama görevlisine bana küfrettirerek seviyesini gösterdi.
Aradan geçen 2,5 yılda ben büyük bir yanlış yaparak konuya tekrar dönmedim ama bana göre sahtekarlık kesindi. Elimde bana göre önemli yazılı belge de vardı. Ben yazıp teşhiri sürdürmeye devam etmeyince çapsızlara meydanı boş bırakmış oldum. Olanları da özetleyip belgelemeye geçeyim.
İlk yazımdaki tahminlerim doğru çıkmıştı. S. Şaşmaz ve yakın çevresi yaptıkları ortak sahtekarlığın suçluluğuyla sus pus oldular. Bu konuda tek kelime etmediler. İçlerinde eskiden bana yakın davrananlar da sessizce ilişkilerini kestiler. Bu doğaldı. İşledikleri neredeyse cinayet olan bu suçtan dolayı susmak zorunda hissettiler kendilerini. Ancak ben iddialarımı yazmakla kalmamış, kendini Kıvılcımlı izleyicisi sayan kimi gruplarla hem de önderleri düzeyinde görüşüp, onlara ortak ifşa da önermiştim. Buna yanaşmadıkları gibi, yıllardır sahtekarlığın sürmesine sessiz kalarak destek olma durumuna düştüler.
Bu konuda en gayretli olanlar da kitabı 2013’te yeniden yayınlamış olan Sosyal İnsan Yayınları oldu. İlk yazımdan sonra bana küfretmiş olmanın ezikliği içinde bu defa S. Şaşmaz’ı aklamak için ortalığa döküldüler. Önce “Biz Komün Gücünün orijinal metnini gördük” yalanını yaymaya çalıştılar, tutmadı. Sonra S. Şaşmaz’ın suç ortaklarını dolaşıp bilgi almaya çalıştılar. Beylikdüzü’nü, Bursa’yı gezip, sahtekarlıkta Şaşmaz’a birinci elden destek olanlarla görüştüler. Görüştükleri yeminli Şaşmazcılar elbette ağız birliği ile “Süleyman çok dürüst adamdır, yapmaz öyle şeyler. Metin Kıvılcımlı’nın diyorsa öyledir” deyip beni çekiştirdiler. Yetmedi yayınevi sahibi ve küfürbaz pazarlama görevlisi kalkıp Fethiye’ye gittiler. Orada orman içinde bir barakada meczup-inziva yaşantısını sürdüren S. Şaşmaz’la görüşmeye bile gittiler. Ben görüşemediklerini duymuştum ama onlar “Süleyman’la görüştük: asla öyle bir şey olmadı, metin Kıvılcımlı’nın” dediğini yaydılar. Nihayet bunlar da yetmedi, sağda solda “Ahmet Kale yazdıklarına pişman olmuş, beni kandırdılar diyormuş” kuyruklu yalanını söylemekten de utanmadılar.
Ben yazdıklarımdan değil, yazmayı ve teşhiri yeterince kuvvetli ve sürekli yapmadığımdan pişmandım. Kıvılcımlı izleyicileri, belki de tüm sosyalistler bu sahtekarlığı ciddiye alıp, tartışır, ben de elimdeki yazılı belgeyi yayımlarım diye düşünmüştüm. Hiç kimse üzerinde durup tartışmayınca da hayal kırıklığı içinde “hay sizin doktorculuğunuza…” deyip konuyu kendi işlerim arasında rölantiye almıştım. Yapmamalıymışım. Bu yazı pişmanlığımı gösterir. Kimse tartışmasa da ifşaya devam etmeliymişim.
Gelelim bugünkü ifşamıza
“Konunun tartışılması sürecinde iddialarımızı belgeleyecek durumdayız” demiştim. Hiç tartışılmadığı için bekledim. Yukardaki bel altı vuruş girişimlerinden başka iki konu daha beni harekete geçiren şeyler oldu. Yakın zamanlarda bir akademisyenin yazdığı uzunca bir makalede (Muhammed İnal; Hikmet Kıvılcımlı Üzerinden Din ve Sosyalizm Diyaloğu) Komün Gücü ve APK’yı önemli referanslar olarak görüp, Kıvılcımlı adına övüyordu. Demek ki teşhirimiz fazla yere ulaşamamıştı. İkinci konu ise: Bazı iyi, bazı kötü niyetlilerin yaymaya çalıştığı “Kıvılcımlı tam gündeme biraz girmişken, akademinin ilgisi az biraz artarken, A. Kale’nin bu türden ifşası Kıvılcımlı’nın itibarını zedeliyor” söylemiydi. Bu söylemi söyleyenlere de dinleyenlere de fazla sözüm yok. Son 20 yıldır, en zor ve yoksun şartlarda Kıvılcımlı’yı yaymaya çalışan, bugüne kadar akademik ortamda yazılmış olan 10 adet tezin 7’sinde kendisine teşekkür yazısı bulunan A. Kale için “Kıvılcımlı’nın itibarını zedeliyor” demek vicdanla, izanla bağdaşır mı?
Buyurun belgeyi
Daha 2022 Mart ayında ilk yazıyı yazdığımda aşağıda alıntılayacağım belge elimdeydi zaten. Bu belge Süleyman Şaşmaz’ın 8 Aralık 2001 tarihinde başlayıp, en son 11 Haziran 2005 tarihli notla biten Biyografi denemesi. Tarihler konarak günlük biçiminde yazılmış bu biyografi 3 bölümden oluşuyor:
1.Bölüm 70 sayfa; daha çok siyasi notlardan oluşuyor. Sahtekarlığın itiraf edildiği paragraflar bu bölümden.
2.Bölüm 56 sayfa; neredeyse tamamını kendi sağlık sorunlarına ve aile ilişkilerine ayırmış, ekstrasistol(kalp teklemesi)ünden, kalp muayene ve tetkiklerinden uzun uzun söz etmiş. Konumuzla ilgili bir şey yok.
3.Bölüm klasik biyografi denemeleri gibi. 9 Ocak 1948’de doğduğundan başlayıp, kendini, ailesini, kökenlerini, yetişmesini, okul yıllarını anlatarak başlıyor. Ağabeyi Ruhan, kardeşi Güngör’den, Şükem dediği eşinden, Vatan ve Gelecek isimli oğullarından ve ilişkilerinden söz ediyor. Uzun yazılar biçiminde köy gezilerini öykülemiş. Yediburunlar, Faralya, Uzunyurt vs. Bu bölüm de bizim ilgimiz dışında. Konuyla ilgili bir şeyler bulabilir miyim diye dikkatle ve sıkılarak okudum 2. ve 3. Bölümleri.
İfşamıza konu olan itirafların tamamı birinci 70 sayfalık bölümde. Bu bölümü tarayarak bulduğum 15 maddelik, 22-23 paragrafı, imlasına ve yazım yanlışlarına dokunmadan, yazıdaki sayfa numaralarını da vererek aşağıda sıralıyorum (Maddelerdeki majisküllerin tamamı bana aittir.):
“1- Usta adına bastığım kitaplar meselesi … (14 Aralık 2001)
“Taif Taşlamalarına karşı kitaplarım:
“Ben kolay unutamam: çok acı günlerimdi. Benim Taif taşlanmam yılları aldı. Kıvılcımlı gibi . Taif Taşlanışımın yılları : çocuklarımın ve arkadaşlarımın bile bana yaklaşmamaları veya anlamamaları yıllarıdır. Ve Şükemin(eşi) bile bana sırt çevirişidir. Sana olan inancımı yitirdim dedi,bir gün. Benim Taif‟ taşlanışımın ne anlama geldiği buradan belli. Ama onlar bilmeden bilerek bana taş ve dedikodu ve kötülük atsınlar; beni sınasınlar dedim ve cevabım yaman oldu : ALLAH PEYGAMBER KİTAP İLE KOMÜN GÜCÜNÜ ÇIKARDIM. Taşa karşı yeni kitap saldırıları yaptım. Ve yine taşlar aldım. Fakat böyle böyle ilerledim de.” (Sayfa 7)
2-“Elimde yeryüzünde şimdiye kadar rastlanmış en güçlü keşiflere ve onların işleniş gücüne sahip bulunuyordum : üç keşifli teorim 1998 projesinden sonra üçüncü keşfini ortaya koymuş dolu dizgin gelişiyordu . Şu doktorcuları – kıvılcımlı sempatizanlarını bir yoklayayım dedim . Hayır çıkmayacağını bilemeyecek bir durum yoktu . Ama çaresiz ki , kişiler çağındaydık ve her kişi varyasyonuna değer vermem , onların ne durumda olduklarını okkalı bir taktikle ölçmem gerekiyordu . Elimdeki teori müthişti ama onu anlatabilecek araçlardan yoksundum . Henüz anlayabilecek durumda da değillerdi . Ne var ki onlara da ulaşmalıydım . Bu teori daha ortaya çıkarken bile her eve girebilecek bir bilim yapısına bürünen bir gidişi olmuştu . Bunu sanki teorinin kendi özel doğuş – oluş karakteri kendiliğinden belirliyor ve beni de bu taktiklere sürüklüyordu .
“Elinde böyle bir teori olan kim olursa olsun benim yaptığımı yapmak üzere yönelmek zorunda kalırdı. Teorinin gücü her şeyden üstündü, teori kendisini duyurmak istiyordu . Ben buradayım dercesine kendisini daha müsfette durumundayken yayınlatmanın yollarını bulup açıyordu . Elimde Kıvılcımlı‟nın yaşasaydı nasıl düşünebileceğine ve benim ulaştığım teoriye nasıl ulaşabileceğine dair notlarım – eskizlerim ve neredeyse ayet gibi ezberlediğim formüllerim vardı. Onları, onlarca yılda binbir pratik içinde deneyerek edinmiştim . Ve son yıllarda da boyuna geliştirip zenginleştirmiştim . Zaten taktiğim yıllardan beri bende hazır bulunuyordu . KISMET 1999 – 2000 YILINAYMIŞ. BÜTÜN ÇALIŞMALARIMI GÖZDEN GEÇİRDİM . KIVILCIMLI YAŞASAYDI BENİM BUGÜN ULAŞTIĞIM TEORİYE NASIL ULAŞABİLİRDİ SORUSUNUN YANITLARINI , İKİ CİLTLİK ARAŞTIRMAYLA VERDİM : BENİM KONUMU SANKİ KIVILCIMLI İŞLİYORMUŞÇASINA , KIVILCIMLININ AĞZINDAN İŞLEDİM . OTURUP TEKRAR TEKRAR TASHİH ETTİM .
“KONUYU , BİRKAÇ ARKADAŞIMA AÇTIM . H. A [Hüseyin Ateş]böyle aykırı – genel kanıya ters düşen taktiklerden haklı olarak çok çekiniyordu . Onun dışında gençler bu tür taktikleri , gelişmeyi görmek arzularıyla destekliyorlardı .
“Kıvılcımlı kutsallaştırılmıştı , onun adına böyle bir şey yapmak benim linç edilmeye bile bile boynumu uzatmam demekti . Fakat gelişim bizde hep böyle koç başıyla kapıları zorlamaktan geçebiliyordu . ben zaten kararımı vermiştim, karşımdakiler zaten ölüydüler ve daha da öleceklerini çok iyi biliyordum . KİTAPLARI ARDI ARDINA YAYINLADIM .” (Sayfa 8)
3-“16 Aralık 2001 : Din – Komün – Çekirdek altı :
“Besbelliydi : bastığım bu kitaplar başıma bela olacaktı. Ama hep güvendiğim şuydu : yaptığım büyük bir iyilikti : böyle kitapları oturup kim her gün yazabiliyor ? Usta bile , kutsallaştırma prosesini bildiği halde çekirdek altı kanunları eline geçemedikçe , kutsallaştırma prosesini bir bütün olarak ele alamamıştı . Yaşasa elbette düşünce sistemi oraya gidiyordu .
“Komün Gücü de öyle : şu benim ünlü formülüm ortaya çıkamadıkça , USTA BİLE , KOMÜN GÜCÜNDEKİ SENTEZLERE ULAŞAMADI . Ve komünü hep sınıflı toplumlar ile güreşi açısından ele almayı geliştirebildi . Oysa gerçek çok daha muhteşem ve derinlerdeydi :
“ÖZENE BEZENE İKİ YIL ÇALIŞTIM : ONUN SATIR ARALARINDAKİ DİLİYLE , ONUN DÜŞÜNCE SİSTEMİYLE YAZDIM . Kendi yazılarımı çok daha kolay yazıyordum . bu iki kitabı , çok daha zor yazdım .
“Yine de ustanın kendi mantığı içinde benim ulaştığım mantığa bir miktar ulaşabilme olanağı vardı . Bu iki kitap ile onları denedim . BİRKAÇ YER HARİCİNDE , ONLARIN BANA AİT OLACAĞINI SEZEN OLAMAZDI . ÇÜNKÜ YAZILARIM VE KONUM ÇOK GÜÇLÜYDÜ . USTANIN ASLA ULAŞAMADIĞI BİR YERDEN ONUN KONUSUNU YAZIYORDUM . Okuyanların rüyaları bile o konulara ulaşamazdı . zaten kim konunun derinliklerine inebilmişti ki . benim teorimi kavrayabildikleri zaman bunu düşünebilirlerdi . Fakat o zaman da sadece onlara ve herkese bir iyilik yapmış olduğumu anlayacaklardı . VE BEN BUNU HİÇBİR ZAMAN İTİRAF ETMEYECEKTİM .” (Sayfa 9)
4-“Bu salaklar için neler yaptım . KIVILCIMLI ADINA BASTIĞIM EMEKLERİM . Hepsi domuz gibi biliyorlar . Ama kafaları almıyor ki . Okusunlar da ayıksınlar istiyorum . Yapamıyorlar .” (Sayfa 23)
5-“Ocak 21 . Usta adına yazdıklarım : Yaşamayan bilemez : ne günlerdi benim için : yaşamayı ölümle bilemek benim kendimce işlediğim bir komüncül sanatımdı . Hiçbir kurala saplanmazdım : iyilik yapmanın da kuralı mı olurmuş ; Neşecik , ve başkaları ETİK diye tutturmuşlar : iyilik yapamayan iyilik yapan eli ısırır ancak : Isırsınlar ; bende ne çok el var : ŞU KIVILCIMLI ADINA YAZDIĞIM KİTAPLARI USTA ADINA BASMASAYDIM NE OLURDU ? Hayır başka türlü yankı bulamadım o gün . O günü yaşamayan bilemez . Onu denemeliydim . Varolanların akıllarını duygularını deneyerek ilerliyorum . bilim deney demek . şimdi rahatım işte . Bunun bedelini de ödemeliydim . sabır etsem ne olurdu ? bekleyemezdim . çünkü ilerleyemezdim o zaman . tarihi biraz itelemeliydim . Hep öyle yapıyorum . sanki biraz daha dikkatli mi olsam ?
“Fikret [Babuş], bir ara şöyle dedi : ben komün gücünü daha doğru buluyorum ; seninkiler ters gelmeye başladı . Anlaşılmıyor falan . KOMÜN GÜCÜNÜ DE BENİM YAZDIĞIMI BİR ÖĞRENSE . İşte acıklı halimiz bu . demek böyle karşıma gelecekler ileride . Olsun bir adım ilerliyorlar ya . Kıvılcımlıyı bana karşı çıkarıp adam olacaklar . çıkarsınlar ; şenlik olsun ; ben kuşatayım da.” (Sayfa 30)
6-“Bizim doktorcu geçinen salakçıkların dikkatini çekmek için ÖZELLİKLE SİKLUS LAFINI KULLANDIM . ki o uyuşmuş beyincikleri sarsılsın da ters yönden küfür ile zikr etsinler diye . Anladılar mı ?” (Sayfa 40)
7-“ALLAH PEYGAMBER KİTABI USTA ADINA YAZARKEN , onun mantığı içinde onu bana doğru geliştirip insanların mantığını bana kaydırmaya çalıştığımda ; bütün ayetleri tek tek etüt ettim : ne kadar çok benziyoruz ; büyük ibret . “ (Sayfa 41)
8-“Bak : Bilim ve Ütopya şubat ayında KIVILCIMLI ADINA YAZDIKLARIMI vermiş. (Sayfa 48)
9-“Apo bizim Allah Peygamberi okumuşmuş . Demir [Küçükaydın] Apo dalkavuğu . Kitabın hemen kıvılcımlının olduğuna karar vermiş . Apoyu bu vesileyle övüyor . Türkiyede bir Kıvılcımlı bir de Apo çıkmış : orijinal teorisyenmiş .KİTABIN BANA AİT OLDUĞUNU BİR BİLSE NE DİYE YAZACAK ACABA ?” (Sayfa 51)
10-“13 Mart : Şu bizim Komün Gücü : cinayetlere peçe yapılmaya çalışılıyor.
“İbrahim[İnci] telefon etti : Demir , Komün Gücünü okumuş , Kıvılcımlının tamamlanmamış eseri olarak selamlamış.
“… (Demir)Komün Gücünden hiçbir şey anlamamış . ORADA ÖZELLİKLE DÖNÜP DÖNÜP ANLATTIĞIM VE KIVILCIMLI ADINI KULLANARAK ÜZERİNE BASTIĞIM EN TEMEL ŞEY : Toplumun çekirdek altı kanunlarıydı . SADECE KULAĞI TERSTEN GÖSTEREREK İŞİ BİRAZ BENDEN ÇIKARIP , KIVILCIMLI YAŞASAYDI KENDİ MANTIĞIYLA BURAYA VARACAKMIŞÇASINA DOĞAL BİR HALE GETİRMİŞTİM . yazık : aradan iki yıl geçti.” (Sayfa 54-55)
11-“İbrahime sordum : yahu bu KİTAPLARI USTANIN ADINA YAYINLADIĞIMA neredeyse pişman oldum . ne dersin dedim ? Yok dedi , eğer kendi adına yayınlasaydın , bunlar ve benzerlerinde hiçbir yeni düşünce dosyası açamazdık ; hiç olmazsa şimdi böyle bayağı yoldan da olsa , yeni bir dosya açtılar gelişecekler ve başkalarını da etkileyecekler . Nasıl olsa zamanız var ; dönüp dolaşıp iş bize dönecektir.” (Sayfa 55)
12-“Memetçik[Özler-Yılmazer] öyle değil . Rıza[Kalkan] ile ona İNSANLAŞMA kitabımı göndermiştim . Okumuş belli . Ve nihayet iki yıl sonra doğrudan birey olgusuna girmiş . BENİM KOMÜN GÜCÜ VE ALLAH PEYGAMBER EMEKLERİMDEN yararlanmış. KIVILCIMLI ADINA BASTIĞIM BU EMEKLERİM , en acılı zamanımda geceli gündüzlü onların ağzına göre yazdıklarımdı . Yalnızlığım ve çaresizliğim henüz son bulmamıştı . Hadi dedim : bir de böyle bir taktik deneyeyim : KIVILCIMLI YAZMIŞ GİBİ ONUN AĞZINDAN ONLARA SESLENDİM . Belki okurlar , bir başlıkçıktan olsun biraz bir şey anlarlar . Hadi beni okusalar bile benim yoluma giremiyorlar . Bari Kıvılcımlı yoluna girerek bana ulaşabilirler . Öyle olacaktır sonunda ama ne zaman ? aradan tam iki buçuk yıl geçti . Bizimkiler hala uyanamadılar . Memetçik nihayet KIVILCIMLI‟ da BİREY meselesini aramış ve bulmuş : KOMÜN GÜCÜ VE ALLAH –PEYGAMBER – KİTAP EMEKLERİMİZDEN ALINTILAR YAPMIŞ.” (Sayfa 63)
13-“Onlar kör ve duçar kaldılar . Eski bir tür olarak ölüyorlar . zavallılaşıyorlar . Buna dayanamadım . Onlara KOMÜN GÜCÜ – ALLAH PEYGAMBER KİTAP GİBİ ÇALIŞMALARIMLA yok canımla yardım ettim.” (Sayfa 62)
14-“Ama adım adım ilerliyorum . Şu son iki yıldır hiçbir gerilemem olmadı . Adım adım istikrarlıca ilerliyorum . KOMÜN GÜCÜ – ALLAH – P – K „TAN SONRA İŞLERİM AÇILDI . Doğum başladı.” (Sayfa 64)
15-“Komün Gücü ve Allah Peygamber Kitap ile yeni bir atak yaptım.
“Denklik Yasasını formüle edip demlenmeye bıraktım.” (Üçüncü bölüm sayfa 58)
Üç bölümü toplam 222 sayfa eden metin daha dikkatli incelenirse başka cümleler de bulunabilir belki. Bana göre bu itiraflar suçu yeterince kanıtlıyor. İlk yazımın sonunda olduğu gibi, burada da bundan sonra olabileceklerle ilgili tahminlerde bulunayım:
-Süleyman Şaşmaz ortalarda yok zaten. Olanları ve olacakları da çok fazla umursadığını sanmıyorum. Ama yakın çevresinde olup da ona suç ortaklığı edenler ya susmaya devam edecekler ya da iftiralara yönelecekler. En büyük ihtimalle de böyle bir metnin olmadığını, olamayacağını, sahte olduğunu öne sürecekler. Bunun için alıntılar yaptığım sayfaların fotoğraflarından bazılarını da bu yazının sonuna ekleyeceğim. Ayrıca; Şaşmaz’ın doğum tarihini, abisi ve kardeşinin isimlerini yazdım, inkar edilirse, yazıda geçen bütün yakın çevresinin, sırdaşlarının isimlerini de paylaşırım. Kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği ayrıntılar var metinde. Gerekirse onları da yazarım ama konum sahtekarlık. Ayrıntılara boğulmak istemem.
-Kıvılcımlı izleyicilerinden fazla bir beklentim yoktu ama bu kadar sessizlik de dayanılmaz artık. Kıvılcımlı izleyicileri bu kadar duyarsız olursa dışımızdaki sosyalist çevrelerden tepki beklemek de çok gerçekçi değil.
-Kitabı daha sonra yayımlayan ve benim “şu tartışma sonuçlanana kadar kitapları piyasaya sürmeyin” önerisinde bulunduğum iki yayınevine gelince: Derleniş yayınları, kendileri dışında kimsenin doğru bir şey yapamayacağına iman etmişçe kör davranıyor. Bu doğru değil. Konu Türkiye sosyalizminin ustası üzerinden yapılmış bir sahtekarlık iddiası. Daha iddiayı ortaya attığımda örneğin Mustafa Şahbaz benden bilgilenmek isteseydi, sadece ustama saygımdan paylaşırdım bildiklerimi.
-Sosyal İnsan Yayınları ise yayınevi olarak bir ağırlık taşımıyor artık. İlk yazımdan sonra görevlinin bana savurduğu küfür ve hakaretle yetinmeyip dedikodu ve yalanla bana saldırdılar. Küfür ve hakareti misliyle iade eder geçerdim ama tekrar edeyim konu ben değilim, ustamızın üzerinden yapılmış bir sahtekarlık. Süleyman ve çevresi susuşla geçiştirmeye çalışırken bu yayınevinin cansiperane bir şekilde savunup, üstelik küfür ve yalanla bana saldırması görevliye yakışsa da yayınevi sahibi H. Atahan’a yakışmadı. Böyle bir durumda benden bilgi istese yine ustamın hatırına paylaşırdım.
Sonuç olarak
İtirafları paylaştım. S. Şaşmaz ve yakın çevresi ustamızın adını kullanarak sahtekarlık yapmışlar. Bunu bütün yakın çevre biliyor. Yazıda Şaşmaz’ın kendisi yakın çevre ile ilgili çok şeyler paylaşıyor. Ayrıca daha uzak çevre denebilecek tüm tanınmış Doktorcular için de ağır hakaretler de içeren değerlendirmeler yapıyor.
Tekrar edeyim. Kitapların içeriği şu anki konum değil. İçeriklerine katılan arkadaşlara bile sorayım: Bu sahtekarlık hiç içinizi acıtmıyor mu? Görüşleri doğrultusunda işkenceler gören, hapis yatan, kaçak yaşayan hatta ölenleri olduğu, Türkiye sosyalizminin önderi gördüğümüz birinin isminin gerekçesi ne olursa olsun böyle bir sahtekarlığa alet edilmesi içinizi hiç mi acıtmıyor?
Alıntıları paylaştım. Benim açımdan sorun kalmadı. Bu iki kitap (Allah Peygamber Kitap ile ilgili görüşlerimi ilk yazımda yazmıştım) Kıvılcımlı eserleri listesinden çıkarılmalı, satıştan çekilmelidir. Ben her mecrada, her alıntı yapana uyarılar yapmaya, bu eserlerin sahte isimle basıldığını ve Kıvılcımlı’ya ait olmadığını açıklamaya devam edeceğim.
Bu konuyu samimice tartışmak, sahtekarlığa karşı durmak gibi bir derdi olmayanlar benden metin falan istemesinler. İşte metin ortada, alıntılar ortada. İnanıp inanmamak size kalmış. Usta adına yapılmış bu cinayeti bile önemsememiş olanların bana güvenip güvenmemesinin hiçbir kıymeti yok.
Bu yazımı okuyan sevgili Türkiye sosyalistleri: Konu sizleri de ilgilendiriyor, sizler de konuya dahil olmalısınız bence. Kıvılcımlı hepimizin değeri.
Kıvılcımlı izleyicisi arkadaşlar; bu konuda susmaya, ya da çeşitli komplekslerle bana saldırmaya devam edenler: Konu ben değilim, konu Süleyman Şaşmaz ve yakın çevresinin Kıvılcımlı üzerinden yaptıkları sahtekarlık. Ya usta Kıvılcımlı’nın uğradığı bu haksızlığa karşı duracaksınız ya da istemeseniz de sahtekarların yanında yer alıp gizli Şaşmazcı olacaksınız.
Benim açımdan konu burada kapanıyor. Sahtekarlığı teşhir için elimden geleni yaptım ve ciddi mecralarda yapmaya devam edeceğim. Ucuz saldırılara kalkanlar umutlanmasınlar, onlar gizli ya da açık Şaşmazcı, Ben Kıvılcımlıcıyım.
06.03.2025
