Bu makalede, Boğaziçi Üniversitesi Kütüphane Dijital Arşivi’nde yer alan “Eşyalar Hakkında Rapor” (OGNIST0104513, Aziz Ogan Koleksiyonu, Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi11) başlıklı belgeye yer verilecektir. Söz konusu belge, çeşitli vakıflardan İstanbul Evkaf Müdürlüğüne getirilen eşyalar arasından müzelere yarayacak değerde olanların seçilmesine ilişkindir.
Belge 04.11.1934 tarihlidir.
Belge; Etnoğrafya Müzesi Müdürü Aza Osman Ferid, İstanbul Evkaf Müdürü Aza Niyazi, İstanbul Asarıatika Müzeleri Umum Müdürü Aza A. Aziz ve Komisyon Reisi Halil Etem tarafından imzalanmıştır.
Belgede imzaları bulunan Osman Ferid ve Halil Etem sıradan kişiler değildir.
Ferid (Osman Ferid Sağlam), Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde görev yapmış önemli bir devlet adamı ve tarihçidir. Ankara Etnoğrafya Müzesi’nin müdürlüğünü yapmıştır.
Halil Etem (Eldem) ise Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde yaşamış ünlü bir müze müdürüdür. Ağabeyi Osman Hamdi Bey’in ölümünün ardından 1910 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne müdür olmuştur.
Belgenin tarihsel bağlamı
Belgeye değinmeden önce, kısaca da olsa birkaç hususa değinmekte yarar vardır.
Tarih, yukarıda da belirtildiği gibi 1934 yılıdır. Yani Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin üzerinden dokuz yıl geçmiştir.
Buna rağmen belgenin içerdiği bilgiler son derece önemlidir.
Belgenin içeriğine geçmeden önce Yasemin Sönmez’in “Belgeler Doğrultusunda Ayasofya Camii’nin Eski Levhalarının Tespiti” başlıklı çalışmasına22 değinmekte yarar vardır.
Sönmez, çalışmasında Ayasofya Camii’nin eski levhalarının tespitine değinerek şu bilgileri aktarır:
“Ayasofya Câmii’ndeki levhaların yerlerinden kaldırılma hadisesi iki basamakta gerçekleşmiştir. Osmanlı döneminde câmi, türbe, medrese gibi mekânlardaki tahribata açık taşınabilir eşyalar Evkaf’a ait depolara kaldırılmıştı. 1911-1914 yıllarında bir İslam müzesi çalışmalarına başlanmış ve bu teberrükat eşyalarının Evkâf-ı İslâmiye Müzesi’nde (TİEM) toplanmasına karar verilmişti. İlkin Ayasofya Câmii’nde de Osmanlı döneminde eskiyen levhaların kendi deposuna kaldırılmasına ek olarak hat levhaları ve yazma eserlerden cüzi bir kısmının TİEM’e gönderildiği müze kayıtlarından anlaşılmaktadır.
İkinci olarak ise Ayasofya’nın 1934’te müzeye çevrilişinin ardından içerisindeki teberrükat eşyalarının bir kısmı Ayasofya deposuna, bir kısmı Evkaf ambarına3 (1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birlikte Ayasofya çevresindeki tekke, dergâh ve türbelerdeki eşyalar Ayasofya İnşaat veya Ayasofya İmha Ambarı denilen depoya aktarılmıştı. Buradan ise daha büyük merkeze, yani Şehzade Ambarı’na nakledilmiş; sayımları yapılmış ve içlerinden bazıları seçilerek ülke içindeki müzelere aktarılmıştı. Şehzadebaşı’ndaki Şehzade Camii İmareti vakıf teberrükatı ambarı olarak kullanılmış olup tekke ve türbelerin kapatılmasıyla içlerindeki binlerce taşınabilir eşyanın buraya toplandığı bilinmektedir. Sultanahmet ve Ayasofya gibi semtlerin de depoları olsa da asıl toplanma yeri Şehzade Ambarı idi. Buradaki eserlerin müzelerde değerlendirilmesi için Vakıflar, İbrahim Hakkı Konyalı başkanlığında bir heyeti görevlendirmiş ve teşhir edilecek eserlerin envanterleri hazırlanmıştı. SALT’ın fotoğraf arşivinde rastlandığı üzere bu eserlerin bilgileriyle birlikte görüntüleri de kayıt altına alınmıştı. Buradaki kıymetli hat eserlerinin bir kısmı Vakıf Hat Sanatları Müzesi’ne, geri kalanı ise Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi’ne devredilmişti.) bir kısmı Sultanahmet Camii’ne nakledilmiş, az bir kısmı ise Ayasofya içerisinde bırakılmıştı.”
Belgenin tamamladığı bilgiler
Görüldüğü gibi Sönmez, çalışmasında Ayasofya çevresindeki tekke, dergâh ve türbelerde bulunan eşyaların önce Ayasofya İnşaat veya Ayasofya İmha Ambarı denilen depoya, oradan da Şehzade Ambarı’na aktarıldığını; burada sayımlarının yapıldığını ve bir kısmının müzelere gönderildiğini belirtmektedir.
Ekte yer alan belge ise Sönmez’in çalışmasında yer alan bilgileri tamamlamaktadır.
Burada şu hususlara değinmekte yarar vardır:
- Sönmez’in çalışmasında yer alan “İmha Ambarı” hangi amaçla oluşturulmuştur?
- Ayasofya çevresindeki tekke, dergâh ve türbelerdeki eşyalar İmha Ambarı denilen depoya aktarılmış ise başka yerlerde de benzer imha ambarları var mıdır?
- Söz konusu tekkelerin eşyaları 1925 yılında yürürlüğe giren kanundan sonra bu depolara aktarılmış ise ne kadar süre burada kalmıştır?
- Eşyalar depolarda kaldıkları süre boyunca tahribata uğramış mıdır?
- “İmha ambarları” hakkında yapılmış kapsamlı araştırmalar var mıdır?
Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkündür.
30-40 bin eşya arasından yalnızca 1494’ü müzelere ayrıldı
Makaleye konu olan belge, çeşitli vakıflardan İstanbul Evkaf Müdürlüğüne getirilen eşyalar arasından müzelere yarayacak olanların seçilmesini içermektedir.
Ancak belgede söz konusu vakıfların hangileri olduğu belirtilmemiştir.
Belgede yer alan bilgilere göre, muhtelif vakıf binalarından getirilerek İstanbul Evkaf Müdürlüğü tarafından muhafaza altına alınan eşyalar arasından müzelere uygun olanların belirlenmesi amacıyla Bakanlar Kurulu kararıyla oluşturulan komisyon, Ayasofya Camii mahfilinde toplanmış; eşyaları inceleyerek müzelik olanları kayıt defterlerine işlemiştir.
Aralarında fevkalade kıymetli halıların da bulunduğu bu eşyaların yeniden gözden geçirilmesine ve bunlara ilişkin ayrı bir defter hazırlanmasına karar verilmiştir.
İstanbul Evkaf Müdürlüğü ayrıca Şehzadebaşı’ndaki Damat İbrahim Paşa İmareti ile Üsküdar’daki Ahmediyye Medresesi’nde bulunan levazım, erzak ve imha ambarlarındaki eşyaların da incelenmesini gerekli görmüş; bu depolarda bulunan 30.000-40.000 parça eşya arasından müzelik olanların ayrılmasına başlanmıştır.
Bu çalışma sonucunda 1.494 parça eşya müzeler için ayrılmış; bunların mahiyetini ve kayıt numaralarını gösteren cetvel hazırlanarak birlikte sunulmuştur.
Burada özellikle belirtmek gerekir ki, belgede üç ambardan söz edilmekte; 1934 yılında bu depolarda bulunan 30.000-40.000 parça eşya arasından müzelik olanların ayrıldığı ve bunlardan yalnızca 1.494 parçanın müzelere gönderilmek üzere kayıt altına alındığı ifade edilmektedir.
Ne yazık ki 1925 yılında kapatılan tekkelerden toplam kaç eşya alındığına ilişkin istatistiksel bir kayıt bulunmamaktadır.
Ancak sadece Ayasofya çevresindeki tekkelerden gelen eşyaların 30.000-40.000 parçaya ulaştığı dikkate alınırsa, diğer bölgelerdeki tekkelerden alınan eşyaların sayısının çok daha fazla olduğu düşünülebilir.
Belgede özellikle 30.000-40.000 parça eşya arasından yalnızca 1.494 parçanın müzeler için ayrıldığı vurgulanmaktadır.
Peki geriye kalan on binlerce eşyanın akıbeti ne olmuştur?
Müzeler için ayrılan 1.494 parçanın mahiyetlerini ve kayıt numaralarını gösteren cetvel ise belgede yer almamaktadır.
Depolardaki tahribat
Belgenin devamında; Damat İbrahim Paşa İmareti ile Üsküdar’daki Ahmediyye Medresesi’nde imha ambarı olarak kullanılan iki odada da müzeleri yakından ilgilendirecek çok sayıda değerli eşyanın bulunduğu belirtilmektedir.
Ancak bu eserlerin üzerlerinde numaraları yazılı olmadığından yalnızca ayrılmalarıyla yetinildiği, cetvellerinin daha sonra hazırlanmasının görevlilere bildirildiği ifade edilmektedir.
Ayrıca Damat İbrahim Paşa İmareti’nde Musa Safveti Paşa Dergâhı’ndan getirilen yazma ve basma kitapların bulunduğu, bunlar arasından müzeler için gerekli görülen birkaçının ayrılarak cetvele işlendiği; geri kalanlarının ise Maarif Vekâleti ile yazışılarak genel kütüphanelerden birine verilmesinin uygun olacağı belirtilmektedir.
Bu kitaplar gerçekten genel kütüphanelere verilmiş midir?
Belgede ne yazık ki bu kitaplara ilişkin cetvel de yer almamaktadır.
Son olarak belgede; gerek Şehzadebaşı’ndaki Damat İbrahim Paşa İmareti’nde gerekse Üsküdar’daki Ahmediyye Medresesi’nde bulunan eşyaların rutubet ve havasızlıktan ciddi biçimde zarar gördüğü belirtilmektedir.
İmha ambarı olarak kullanılan bu yerlerde cam ve çerçevelerin eksik olduğu, yağmur ve karın içeri girdiği, bunun sonucunda çok kıymetli eserlerin tahrip olduğu ifade edilmektedir.
Bu tahribatın önüne geçebilmek için çok düşük bir masrafla cam ve çerçevelerin yaptırılması ve müzeler için ayrılan eşyaların daha fazla bozulmadan Maarif Vekâleti ile yazışılarak uygun yerlere nakledilmesinin gerekli görüldüğü kaydedilmektedir.
Cevap bekleyen sorular
İmha ambarları denilen yerlerde camlar ve çerçeveler neden eksiktir?
Eşyalar yağmurdan ve kardan neden tahrip olmuştur?
Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkündür.

- Eşyalar Hakkında Rapor OGNIST0104513 Aziz Ogan Koleksiyonu Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi https://digitalarchive.library.bogazici.edu.tr/items/87937210-7ec6-48f1-a80a-4b9e0fbf9e4c. ↩︎
- https://www.academia.edu/105543060/Belgeler_Do%C4%9Frultusunda_Ayasofya_C%C3%A2miinin_Eski_Levhalar%C4%B1n%C4%B1n_Tespiti_Identification_of_the_Old_Calligraphy_Plates_of_Hagia_Sophia_Mosque_According_to_the_Documents Erişim Tarihi 11. 07. 2026. ↩︎
- 1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla beraber Ayasofya muhitine yakın civar tekke, dergâh ve türbelerdeki eşyalar Ayasofya İnşaat veya Ayasofya İmha Ambarı denilen depoya aktarılmıştı. Buradan ise daha büyük merkeze yani Şehzade Ambarı’na aktarılarak sayımları gerçekleştirilmiş ve içlerinden bazıları seçilerek ülke içerisindeki müzelere aktarımı yapılmıştı. Şehzadebaşı’ndaki Şehzade Câmii İmareti, vakıf teberrükatı ambarı olarak kullanılmış olup tekke ve türbelerin kapatılması ile içlerindeki binlerce taşınabilir eşyanın buraya toplandığı bilinmektedir. Sultanahmet ve Ayasofya gibi semtlerin de depoları olsa da asıl toplanma yeri Şehzade Ambarı idi. Buradaki eserlerin müzelerde değerlendirilmesi için vakıflar İbrahim Hakkı Konyalı başkanlığında bir heyeti görevlendirmiş ve teşhir edileceklerin envanterleri hazırlanmıştı. SALT’ın fotoğraf arşivinde rastladığımıza göre bu eserlerin bilgileriyle beraber görüntüleri de kayıt altına alınmıştı. Burada kıymeti haiz pek çok hat eseri de Vakıf Hat Sanatları Müzesi’ne geri kalanı da Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi’ne devredilmişti: N. Çevrimli, a.g.m. s. 156; Bu çalışma kapsamında Vakıflar arşivinde ve restorasyonu bitmeyen Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nde konuya dair henüz bir araştırma yapılamadı. ↩︎
