Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

    10 Eylül 2026

    FRC’den iklim uyarısı: Avrupa’daki sıcak hava dalgaları 35 bin can aldı

    10 Eylül 2026

    Rojava’da anadil eylemleri: Öğrenciler ve halk Suriye Geçici Hükümeti’nin asimilasyon kararına direniyor

    10 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

      10 Eylül 2026

      Soldaki şovenizmin tezahürleri ve devrimci mücadele hattı

      9 Eylül 2026

      Belgelerle Türkiye’nin mezarlık politikası: Cumhuriyetten günümüze kültür kırımı ve hafıza tasfiyesi

      9 Eylül 2026

      6-7 Eylül faili Başbakan Menderes’in fiilleri

      8 Eylül 2026

      6-7 Eylül’den Çerçeve Yasa’ya tarihsel hafıza ve demokratik dönüşüm

      6 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

      10 Eylül 2026

      Okullar açılırken

      6 Eylül 2026

      Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

      31 Ağustos 2026

      Müzakere ve mücadele

      28 Ağustos 2026

      Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

      24 Ağustos 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

    Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

    ELİF GAMZE BOZO yazdı: Engelli kadınlar çoğu zaman yapamadıkları üzerinden tanımlanıyor, aşk ve ilişkiler içinde de bedenlerini başkalarıyla kıyaslamak zorunda bırakılıyor. Oysa bir insanın hareket kapasitesi onun kadınlığını, sevilebilirliğini, özgürlüğünü ve değerini ölçen bir cetvel değildir.
    Elif Gamze Bozo10 Eylül 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Bazı ayrılıklar yalnızca bir insanı hayatınızdan çıkarmaz; aynaya baktığınızda kendinize sorduğunuz soruları da değiştirir.

    “Ben neden yetmedim?”

    “Bende ne eksikti?”

    “Başka bir kadın bunu yapabiliyorsa, ben neden yapamıyorum?”

    Ve en acısı:

    “Acaba bedenim yüzünden mi?”

    İşte bir engelli kadın için aşkın ardından kalan en ağır yüklerden biri budur. Çünkü toplum, engelli kadınların bedenlerini yalnızca bir farklılık olarak görmez; çoğu zaman onları eksiklik üzerinden tarif eder ve yapamadıklarını, yapabildiklerinin önüne koyar.

    Bir kadın rahatça yürüyebilir, koşabilir, merdiven çıkabilir, uzun süre ayakta kalabilir ya da hiç düşünmeden yolculuğa çıkabilir. Bir başka kadın bunların bazılarını yapamayabilir. Peki bütün bunlar bir kadının değerini belirler mi?

    Hayır.

    Ama insan bunu aklıyla bilse de kalbiyle unutabilir. Özellikle sevdiğiniz insanın hayatında fiziksel olarak engelli olmayan bir kadınla kendinizi kıyaslamaya başladığınızda, mesele yalnızca aşk olmaktan çıkar. Bedeninizin size her gün hatırlattığı sınırlar, ilişkinin içinde görünmez bir terazinin kefesine konur; birinin yaptıkları, diğerinin yapamadıklarıyla ölçülür.

    Oysa bir insanın yapabildikleri, başka bir insanın yapamadıklarının ölçüsü değildir.

    Ben engelli bir kadınım.

    Bedenimin sınırları var. Bazı şeyleri diğer kadınlar kadar kolay yapamıyor, bazı yolları daha uzun sürede geçiyor ve kimi zaman yardım almak zorunda kalıyorum. Bazen güçlü görünürken içimde büyük bir yorgunluk taşıyorum.

    Ama bunların hiçbiri beni daha az kadın, daha az sevilmeye değer, daha az arzu edilir ya da daha az güçlü yapmıyor. Kesinlikle daha az insan da yapmıyor.

    Çünkü engellilik, insanın değerinden eksilen bir parça değildir.

    Eksik olan çoğu zaman beden değil, toplumun o bedene bakışıdır.

    Bir engelli kadının en büyük mücadelelerinden biri de kendi bedenini başkalarının gözünden görmemeyi öğrenmektir. Daha çocukluktan itibaren bize aşkın, evliliğin, çocuk sahibi olmanın, çalışmanın, seyahat etmenin ve sosyal hayatın “bizim için” zor ya da imkânsız olduğu söylenir.

    Böylece engelli kadına şu görünmez mesaj verilir:

    “Senin hayatın biraz daha küçük olmalı.”

    İşte ben buna itiraz ediyorum.

    Benim hayatım küçük değil. Sadece bazı yollarım farklı.

    Aşk da farklı olabilir.

    Bir engelli kadın sevdiğinde, sevgisinin içine yalnızca kalbini değil; bedeninin gerçekliğini, kırılganlığını, gücünü, bağımsızlığını ve bazen yardım istemek zorunda kalmanın mahcubiyetini de koyar. İçinden “Ben de herkes gibi sevilmek istiyorum” diye geçirdiği o sessiz cümleyi de taşır.

    Ama sevgi, bir insanın hareket kapasitesini ölçmez. “Kim daha çok şey yapabiliyor?” yarışması değildir; aşk bir performans değerlendirmesi hiç değildir.

    Bir kadın yemek yapabiliyor, gece dışarı çıkabiliyor, rahatça seyahat edebiliyor ya da merdivenleri koşarak çıkabiliyor diye başka bir kadın daha az kadın, daha az özgür ya da daha az değerli değildir. Tekerlekli sandalye kullanan bir kadının hayatı da daha az hayat değildir.

    Bir bedenin yapamadıkları, o bedenin değerini anlatmaz.

    Bazen bir ilişki biter ve insan yalnızca sevdiği kişiyi değil, kendisiyle ilgili kurduğu bazı hayalleri de kaybeder.

    Benim için de böyle bir dönem oldu. Detaylarını anlatmayacağım. Çünkü bazı aşklar kamuya açık değildir; bazı cümleler iki insan arasında kalmalıdır. Bazı hatıraların mahremiyetine saygı göstermek, sevgiden geriye kalan son nezakettir.

    Ama bir kadının kendi bedenine dair hissettikleri yalnızca özel hayat meselesi değildir. Bu, milyonlarca engelli kadının hayatına dokunan toplumsal bir meseledir.

    Ben bugün kendi acımdan yola çıkarak daha büyük bir soru soruyorum:

    Bir kadın, başka bir kadının yapabildikleriyle neden ölçülür?

    Engelli bir kadın, yapamadıkları üzerinden neden sevilebilirliğini sorgulamak zorunda bırakılır?

    Bir gün aynaya baktığımda bedenimdeki eksikleri değil, bütünlüğümü göreceğim. Belki bugün değil, belki yarın da değil; ama göreceğim.

    Çünkü ben yalnızca yürüyebilen ya da yürüyemeyen bir beden değilim. Bir aklım, kalbim, mesleğim, ürettiklerim, yazdıklarım, mücadelelerim, sevdiklerim ve hayallerim var. En önemlisi, haklarım var.

    Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin temel yaklaşımı da bunu söyler: Engelli bireyler, başkalarıyla eşit biçimde insan haklarından yararlanma ve topluma tam ve etkin katılım hakkına sahiptir.

    Dolayısıyla mesele, engelli bir kadının da neler yapabildiğini kanıtlaması değildir. Asıl mesele, kadının değerini sürekli olarak performansı üzerinden ispatlamak zorunda bırakılmamasıdır.

    Engelli kadınların sürekli “Bakın, biz de yapıyoruz!” demek zorunda kaldığı bir dünya da ayrımcıdır.

    Bizim değerimiz, yapabildiklerimizden bağımsızdır.

    Şimdi kendime başka bir soru soruyorum:

    “Ben neden yetmedim?” değil…

    “Neden kendimi başkasının yapabildikleriyle ölçtüm?”

    Cevabı biliyorum. Çünkü yıllarca toplum bize bunu öğretti.

    Ama artık başka bir şey öğrenmenin zamanı geldi: Kendimi eksik görmemeyi, bedenimi düşmanım gibi görmemeyi, sevilmek için kusursuz olmam gerekmediğini ve bir insanın beni sevip sevmemesinin değerimi belirlemediğini…

    Bir aşk bitebilir. Bir insan gidebilir. Bir gelecek hayali yarım kalabilir.

    Ama insan kendisini terk etmek zorunda değildir.

    Ben de etmeyeceğim.

    Çünkü bedenimdeki farklılık, hikâyemin yalnızca bir parçası.

    Ben bedenimden ibaret değilim.

    Artık bir başkasının yapabildiklerine bakıp kendi yapamadıklarım için özür dilemeyeceğim. Benim bedenim özür dilemek zorunda değil.

    Ben de eksik değilim.

    Bana eksik hissettirilen bir dünyada, eksik olanın ben olmadığını artık çok daha iyi biliyorum.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Soldaki şovenizmin tezahürleri ve devrimci mücadele hattı

    9 Eylül 2026

    Belgelerle Türkiye’nin mezarlık politikası: Cumhuriyetten günümüze kültür kırımı ve hafıza tasfiyesi

    9 Eylül 2026

    Kayyum yönetimi Dersim Engelliler Derneği’ni boşaltıyor

    8 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Elif Gamze Bozo

    Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

    Kerem Berk

    Soldaki şovenizmin tezahürleri ve devrimci mücadele hattı

    Mahsuni Gül

    Belgelerle Türkiye’nin mezarlık politikası: Cumhuriyetten günümüze kültür kırımı ve hafıza tasfiyesi

    Nevzat Onaran

    6-7 Eylül faili Başbakan Menderes’in fiilleri

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

    Ebru Z. Yıldırım

    Okullar açılırken

    Bedri Tekin

    Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

    Ertuğrul Kürkçü

    Müzakere ve mücadele

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Boğaz köprüleri ve otoyolların peşkeş çekilmesine karşı Yol-İş sokaklara çıkıyor: “Kâr sermayeye, zarar kamuya devredilemez”

    10 Eylül 2026

    Antep’te tünel inşaatında iş cinayeti: 1 işçi yaşamını yitirdi, 1 işçi yaralandı

    10 Eylül 2026

    Hatay’da klima atölyesinde patlama: 14 yaşındaki çocuk işçi Tunç Çam yaşamını yitirdi

    8 Eylül 2026
    KADIN

    Ayşe Tokyaz’ı katleden eski polis Cemil Koç’a ağırlaştırılmış müebbet

    9 Eylül 2026

    bianet Ağustos 2026 Çetelesi: Erkekler en az 25 kadını katletti, 35 kadının ölümü şüpheli

    8 Eylül 2026

    Mor Çatı’dan şiddete maruz bırakılan kadınlar için feminist rehber: “Ruhsal destek hayati önemde”

    7 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.