Haber Merkezi, (SH)
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, Ankara Yenimahalle’deki bir Organize Sanayi Bölgesi (OSB) içinde yer alan meslek lisesinde sarf ettiği “Kaza olma ihtimali var diye MESEM’lerden vazgeçmek doğru değil” sözleri, çocuk iş cinayetlerinin gölgesinde büyük bir tepkiyle karşılandı. Çocukların birer birer yaşamını yitirdiği bir süreçte kurulan bu cümle, okulların asli işlevini ve OSB’lerin içine inşa edilen eğitim binalarının niteliğini yeniden tartışmaya açtı.
Söz konusu okulların internet sitelerine girildiğinde karşılaşılan “personel talep formları”, bu binaların birer eğitim yuvası olmaktan ziyade “çocuk işçi bulma kurumu” gibi yapılandırıldığını gözler önüne seriyor.
Mahir Buğra Karagün ve OECD zirvesindeki vaatler
MESEM kapsamında güvencesiz ve denetimsiz ortamlarda çalıştırılan çocuklardan biri de 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagün’dü. Mahir, Hatay’ın İskenderun ilçesinde MESEM kapsamında çalıştırıldığı işyerinde 1 Mayıs günü meydana gelen iş cinayetinde yaşamını yitirdi.
Trajik olan ise, Mahir’in ölümünden sadece üç gün önce toplanan OECD zirvesinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) sermaye gruplarına çocuk işçiliğini daha erken yaşlara indirme yönünde taahhütlerde bulunmuş olmasıdır.
Kâğıt üstünde öğrenci, gerçekte bedava işgücü
MESEM ve OSB liselerindeki sistem, çocukları kâğıt üzerinde “öğrenci” olarak gösterirken, gerçek hayatta onları atölye ve fabrikalarda ağır işçi koşullarına mahkûm ediyor:
- Patronlara peşkeş: Çocuk işçilerin ücretleri halkın birikimi olan işsizlik fonundan karşılanıyor; böylece patronlara tamamen bedava ve sınırsız bir işgücü sağlanıyor.
- Sosyal güvence yok: Çalıştırıldıkları hiçbir gün kamusal emeklilik kapsamında sayılmıyor.
- Yasa dışı sömürü: Mesleki Eğitime Kazandırma Programı’nın (MEK) 21’nci maddesinde yer alan “işyeri şartlarına uyma hükmü” gerekçe gösterilerek, İş Kanunu’na aykırı biçimde fazla mesai, ara dinlenmelerinin gaspı, gece çalıştırma ve iş tanımı dışı çalıştırma gibi kayıt dışı yöntemler meşrulaştırılıyor.
Örgün eğitim dışındaki 1,5 milyon çocuk ve artan devamsızlık
Eğitim politikalarındaki bu dönüşüm, örgün eğitim verilerinde de büyük bir çöküşe işaret ediyor. Bugün 1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin tamamen dışında kalmış durumda. 4+4+4 sistemine geçişle birlikte okula başlama yaşının öne çekilmesi gibi yapısal değişiklikler sebebiyle ortaöğretim verileri eksik sunulsa da mevcut devamsızlık oranları alarm veriyor:
| Okul Türü / Kademe | Devamsızlık Oranı |
| İlkokul | 10 çocuktan 1’i |
| Ortaokul | 4 çocuktan 1’i |
| Genel Liseler | %28,1 |
| İmam Hatip Liseleri | %32,1 |
| Meslek Liseleri | %40,6 |
Geleceksizlik sarmalı ve “Maarif” projeleri
Bilimsel bir gerçektir ki; okul terkinin ve devamsızlığın bu denli tırmandığı bir toplumda çocuklar; çocuk işçiliğine, çocuk yaşta evliliklere, köktenci yapılara ve suç örgütlerinin insafına terk edilir.
Hükümet ise bu tabloyu düzeltmek yerine zorunlu eğitim süresini kısaltmayı tartışmaya açıyor. 81 ilde ilkokul çağındaki çocukları dahi hedef alan ve onları MESEM’ler ile meslek liselerine kanalize etmeyi amaçlayan “Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik” etkinlikleri, okulların eğitim kurumu kimliğini tamamen tasfiye etme hamlesi olarak öne çıkıyor.
