Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

    10 Şubat 2026

    Valeria Chomsky’den Epstein bağlantıları için özür: “Ciddi bir yargı hatasıydı”

    10 Şubat 2026

    Divriği OYAK Maden Direnişi 78. Gününde: “Ya hepimiz ya hiçbirimiz”

    10 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

      6 Şubat 2026

      6 Şubat: Rant, beton, yıkım

      6 Şubat 2026

      İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

      6 Şubat 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

      5 Şubat 2026

      Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

      30 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Türkiye “normali” ve Amedspor

      10 Şubat 2026

      Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

      9 Şubat 2026

      Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

      8 Şubat 2026

      Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

      4 Şubat 2026

      ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

      1 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Günlerin bugün getirdiği…

    Günlerin bugün getirdiği…

    M. ENDER ÖNDEŞ Sendika.Org için yazdı: “Bizler, tarihin ve gençliğin çağrılarını görmezden gelemeyiz” diyen bir cüretkârlık varsa eğer, Taksim ısrarında olanlar, artık küçük küçük gruplar halinde, kendi dar hesaplarını gözeten bir yerde değil de, bu cüretin arkasında durmaktan imtina edebilir mi? 1 Mayıs tarihi Çarlık polisinin ağır baskısı altında ormanda kutlama yapan işçileri de görmüştür. Sorun yer sorunu değil, anın gerçekliğine uygun davranıp davranmama sorunudur.
    M. Ender Öndeş26 Nisan 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    19 Mart’tan bu yana Türkiye’nin her yanında keyfi yasakları değil meşruiyeti esas alarak büyüyen toplumsal eylemler, en son liselere kadar inerek son yılların en kapsamlı politik hareketine yol açmışken, 1 Mayıs da geldi kapıya dayandı. 

    Bilindiği gibi geçen yıl Taksim’i zorlama söylemiyle Saraçhane’ye çağrı yapan DİSK ve diğer üç demokratik kurum, Bozdoğan Kemeri önünde yaşanan kilitlenme sonrasında başarılı bir sınav verememiş, sonuçta yıllardır bu ülkenin kaderi haline gelen “gençlerin çatışması/kurumların sahadan çekilmesi” durumu bir kez daha yaşanmış ve bütün bunlar yaygın eleştirileri beraberinde getirmişti. Bu yıl ise aynı ekip, anlaşıldığı kadarıyla daha geniş bir bileşimle Kadıköy’de kutlama kararını vermiş durumda. Beklenmeyen şeyler değil. 

    Buna karşın önceki günlerde bir araya gelen bazıları DİSK üyesi 12 sendika da, bir ortak bildiri yayımlayarak “sokaktaki hareketliliğe yanıt olmak” gerekçesiyle çok açıkça söylemeseler de Taksim’e doğru çağrı yapmış gibi görünüyor. 

    Bu arada, somut gelişme ve açıklamalardan anlaşılıyor ki, bütün bu kararlar da aslında henüz çok net değil ya da yavaş yavaş netleşiyor. Mart-Nisan aylarının yarattığı atmosfer, devrimcilerin sosyalistlerin ötesinde CHP tabanında bile hâlâ çok etkili ve karar alanları da aşağıdan baskılıyor. Özellikle Mart-Nisan aylarının sürükleyicisi olan gençlik kesimlerinde belirgin bir Taksim eğilimi Saraçhane’den bu yana zaten var ve çeşitli biçimlerde bunu ifade ediyorlar.  

    Bu yazı, çok özel olarak herhangi bir kararı eleştirme maksadını taşımıyor. Herkes bildiği yoldan yürür. Bu topraklarda ‘eleştiri’ kavramının pek sevilmediğini, ‘özeleştiri’nin ise az bulunan bir kuş cinsi gibi olduğunu zaten çoktandır biliyoruz. 

    Yalnızca birkaç şeyi düzeltmek gerektiğini düşünüyorum. 

    Birincisi, 1 Mayıs, sendikal bir eylem değildir. Evet, dünyanın her yerinde ve tarih boyunca sendikalar, işçi sınıfı örgütleri olarak 1 Mayıs’larda büyük rol oynar, kutlamaları düzenler ama 1 Mayıs’ları yönlendiren, ona rengini veren, her sürecin politik atmosferidir. Örneğin savaş varsa gündemde anti-militarizm, baskılar artmışsa anti-faşizm gibi temalar süreci genel olarak belirler. Bu belirleme hali de, aslında işçi sınıfının politik örgütlerinin gücüyle orantılı olarak gerçekleşir. Bugünkü gibi sosyalist hareketlerin görece zayıf olduğu koşullarda, sendikal yapıların kararlarının öne çıkması, ciddi bir sorundur elbette, ama bu yazarak çizerek giderilebilecek bir sorun değildir ve hayli derin bir tartışmaya denk düşmektedir.  

    İkincisi, 2025 1 Mayıs’ı, son derece özgün koşullarda önümüze çıkmıştır. 19 Mart’tan bu yana yaşanan deneyimlerin bize gösterdiği şeyler açık. Ne Erdoğan’ın ne de Özgür Özel’in düşünebildiği şeylerdi bunlar aslında. Hadi itiraf edelim, böylesi bir tablo devrimcilerin de aklında fikrinde yoktu. Saraçhane buluşmalarının tümü de valiliğin üç kişinin bir araya gelmesini yasakladığı koşullarda gerçekleşmedi mi? Maçka’dan yürüyüp Şişli’ye, Beşiktaş’tan yürüyüp Galata Köprüsü üzerinden Saraçhane’ye varmak gibi şeyler, 18 Mart itibarıyla kimin aklından geçiyordu ki? Bir platform toplantısında bir politik yapı tarafından önerilse dalga geçilirdi muhtemelen. Yozlaşmış çürütülmüş denilen gençlerin performansı da öyle değil mi? Gezi’den 12 yıl sonra gencecik insanların sürekli oraya gönderme yapması önemsiz bir şey mi? Bunlar oldu. Olabildi. Normal koşullarda “Hele bir Anayasa Mahkemesi’ne gidelim” diyecek olan CHP’yi de sürükledi götürdü. Çünkü insanlar bunun olmasını istedi. Çünkü insanlar bıktı, bezdi. Çünkü insanlar, sadece iktidardan değil, sorunları geçiştiren yaklaşımlardan da bezdi. Çünkü insanlar, bir pankartın arkasına dizilip bir kâğıdın okunup bitirilmesiyle sonuçlanan ‘açıklama’lardan da, seksen beş adet konuşmacının sırayla boy gösterip aynı şeyleri tekrarladığı miting kürsülerinden de bezdi. Başka bir şey denemek istediler, denediler ve çok meşru bir zeminde, yeterince irade gösterilirse bunun olabildiğini gördüler.  

    Bütün bunlar somut gerçekler. Hep birlikte yaşadık gördük. 

    Yeniden tekrarlıyorum, herkes bildiği yoldan yürür. Kocaman kocaman ahlaki laflarla, sosyal medya dalaşmalarıyla bir yere varmak mümkün değildir. Ama gerçekler bunlardır. 

    Kadıköy cenahında durum az çok kestirilebilir olasılıklara sahip. Bu noktada, asıl önemli olan, Taksim yönünde irade gösterenlerin nasıl davranacağı gibi görünüyor.  

    Bu kesim açısından temel olarak ortada iki sorun, daha doğrusu, yanıtlanması gereken iki soru var şu anda. 

    Birincisi, Taksim’e çıkmanın, zorlamanın doğru olduğunu düşünen kesimler, bunu yapabilmek için bütün güçlerini tek bir uygun noktada bir araya getirmek niyetinde midir? Bu basiret, devrimci sosyalist güçlerde ve mücadeleci sendikalarda mevcut mudur? Beni iyi tanıyan devrimci arkadaşların yanlış anlamayacağına inanarak çok açıkça soracağım: Benim de geçmişte doğruluğuna inandığım ve katıldığım “ara sokaklardan fırlama” şeklindeki ‘kamikaze’ hareketleri (hayli eğlenceli ve şık olsa da) bu yılın sorununu çözer mi? Mart-Nisan aylarının ruhuna uyar mı? Bunu ciddi olarak düşünmek gerekiyor kanımca. Daha da açıkça sorarsak, bütün devrimci sosyalist güçler, örneğin hâlihazırda bu yönde irade beyanında bulunmuş gibi görünen sendikaların arkasında durmaya, bu olmazsa eğer başka bir organizasyon yaratmaya, ama her halükarda  bunu tek bir lokasyonda yaparak (Bozdoğan kemeri hariç!!) ciddi bir kitlesel güç oluşturmaya hazır mıdır?

    İkincisi, devrimci sosyalist güçler, geçtiğimiz yıllarda uyguladıkları ana gövdesiyle mitinge katılma ama Taksim için de belli küçük grupları ‘ayırma’ taktiğini bu yıl da hayata geçirmeyi düşünmekte midir? Bu davranış biçimini eleştirmek için söylemiyorum; mesele, bu davranışın bu yılın sorununu çözüp çözmeyeceği, yaşanan sürece uygun düşüp düşmediğidir. 

    Kimseye akıl dağıtmak gibi bir derdim yok ama bütün bunlar üzerine düşünmek gerektiği kanısındayım. 

    Şu çok açık. Taksim dahil olmak üzere iktidarın bütün yasakları keyfidir; düzenin kendi yasalarına, cunta anayasasına bile uygun değildir. Taksim meselesi öyle sadece 77 katliamının duygusal nedenleri meselesi de değildir. Asıl mesele, bir politik iktidarın, kendisine nasıl, nerede ve ne miktarda muhalefet edilebileceğini belirleme arzusuyla ilgilidir. Sorun toplumsal hareketin bunu kabul edip etmeyeceği sorunudur. Kabul eden eder. Ama farklı düşünenler, bunu pratik olarak derli toplu yapmak, ortaya koydukları iradeyi tahkim etmek durumundadır. “Bizler, tarihin ve gençliğin çağrılarını görmezden gelemeyiz” diyen bir cüretkârlık varsa eğer, Taksim ısrarında olanlar, artık küçük küçük gruplar halinde, kendi dar hesaplarını gözeten bir yerde değil de, bu cüretin arkasında durmaktan imtina edebilir mi? 

    Asıl mesele, nereye gittiğiniz değil, nasıl gittiğiniz meselesi çünkü. 1 Mayıs tarihi Çarlık polisinin ağır baskısı altında ormanda kutlama yapan işçileri de görmüştür. Sorun yer sorunu değil, anın gerçekliğine uygun davranıp davranmama sorunudur.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Taksim’de 25 Kasım eylemi için kadınlar toplanıyor

    25 Kasım 2025

    Suruç Aileleri İnisiyatifi, Kadıköy’de adalet çağrısı yaptı: “Hiçbir düş yarım kalmayacak”

    20 Kasım 2025

    Suveyde’de Suriye Geçiş Hükümeti güçlerinin saldırıları sürüyor

    20 Kasım 2025
    Destek Ol
    Yazılar
    Zeynel A. Göçer

    Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

    Mehmet Murat Yıldırım

    6 Şubat: Rant, beton, yıkım

    Remzi Altunpolat

    İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

    Siyasi Haber

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Akif Kurtuluş

    Türkiye “normali” ve Amedspor

    Siyasi Haber

    Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

    Kansu Yıldırım

    Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

    Siyasi Haber

    Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Divriği OYAK Maden Direnişi 78. Gününde: “Ya hepimiz ya hiçbirimiz”

    10 Şubat 2026

    Trabzon’da ŞOK depo işçilerine Kod 49 kıskacı: İş bırakmanın 5’inci gününde 30 işçi işten atıldı

    9 Şubat 2026

    Migros depo işçilerine Aydın ve Ankara’dan dayanışma: “Zafer direnen emekçinin olacak”

    9 Şubat 2026
    KADIN

    Güney Kore’de “Konfor Kadınları”ndan ABD Ordusuna karşı yarım asırlık hesaplaşma

    10 Şubat 2026

    Nebahat Yükçü’nün katiline ağırlaştırılmış müebbet

    5 Şubat 2026

    Afganistan’da kadınlara yönelik baskılar derinleşiyor: Taliban’ın ceza tüzüğüne ve eğitim yasağına sert tepki

    3 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.