Zorunlu askerlik tartışmaları, gençliğin savaş koşullarına hazırlanması, sivil özgürlüklerin sınırlanması ve “güvenlik” söylemi etrafında şekillenen yeni siyasal atmosfer, Avrupa’nın yeni bir savaş dönemine doğru sürüklendiğine dair kaygıları büyütüyor.
Artan askeri harcamalar, NATO eksenli güvenlik politikaları ve Rusya-Ukrayna savaşı üzerinden şekillenen yeni militarist atmosfer, savaş karşıtı hareketlerin yeniden canlanmasına da neden oluyor.
Bu tartışmaların merkezindeki ülkelerden biri olan Almanya’da zorunlu askerlik uygulamasının gündeme taşınması gençlik içinde ciddi bir tepki yaratıyor ve lise öğrencileri öncülüğünde gelişen zorunlu askerlik karşıtı hareket dikkat çekiyor. Michael Lavalette’in, Almanya’daki bu hareket içinde aktif rol üstlenen genç sosyalist Felix Krekow Rojas ile yaptığı ve Counterfire sitesinde yayımlanan söyleşi, Avrupa’nın içine sürüklendiği militarist yönelimi gençlik cephesinden anlamak açısından önemli bir pencere sunuyor.
Felix Krekow Rojas’ın değerlendirmeleri, bugün Avrupa’da yalnızca askeri harcamaların değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın da giderek militarize edildiğini gösteriyor. Buna karşı gelişen öğrenci grevleri ve savaş karşıtı dayanışma ağları ise, barış, sosyal adalet ve uluslararası dayanışma temelinde yeni bir muhalefet hattının örülmeye çalışıldığını göstermesi bakımından dikkat çekici.
Söyleşiyi ERCAN JAN AKTAŞ Türkçeye çevirdi.
***
Öncelikle bize kendinizden ve siyasi geçmişinizden biraz bahseder misiniz?
Adım Felix Krekow Rojas. On dokuz yaşındayım ve Batı Almanya’da, Belçika sınırına yakın Aachen’da JSW’nin başkan yardımcısıyım.
JSW, BSW’nin (Bündnis Sahra Wagenknecht – Vernunft und Gerechtigkeit; Sahra Wagenknecht İttifakı – Akıl ve Adalet) gençlik koludur. BSW, Ocak 2024’te Die Linke’den ayrılma sonucu kuruldu.
On dört yaşında SPD’ye (Almanya’daki Sosyaldemokrat Parti) katıldığımda siyasallaştım.
Hayatımda beni siyasete çeken önemli deneyimlerim oldu. Annem tek ebeveyn ve maddi sıkıntılarla, barınma sorunları ve çalışma saatleriyle ilgili sorunlarla karşı karşıya kaldık. Kolombiya kökenli babam bir süre evsiz kaldı ve bir kamp alanında yaşamak zorunda kaldı. Bu deneyimlerin birleşimi, beni Alman toplumuna ve kapitalizme karşı çok eleştirel hale getirdi.
Ancak SPD’den, özellikle de Ukrayna savaşına verdikleri destekten ve bu desteğin artan maliyetler ve enflasyon yoluyla işçi sınıfı üzerindeki sonuçlarından dolayı kısa sürede hayal kırıklığına uğradım.
Sarah Wagenknecht Die Linke’den ayrıldığında, BSW’ye katılmaya karar verdim ve gençlik kanadında yer aldım. Son zamanlarda zorunlu askerlik karşıtı kampanyada yer aldım ve Trump’ın Venezuela ve Küba’ya yönelik saldırılarına karşı gösteriler düzenlemeye katıldım.
Benim için tüm bu kampanyalar arasındaki bağlantı ve politikamı şekillendiren temel değer, ‘sosyal adalet’ için ve sosyal eşitsizliğe karşı mücadeledir.
Zorunlu askerlik karşıtı kampanya nasıl başladı ve bugüne kadar ne gibi adımlar attı?
Kampanya Komünist Parti’nin gençlik örgütü tarafından başlatıldı, ancak solun tüm partileri ve parti üyesi olmayan gençler de bu harekete katılıyor. Geçen yılın Haziran ayında ulusal bir planlama toplantısı düzenlendi ve buradan kalkarak hareket oldukça ademi merkeziyetçi bir şekilde yayıldı. Merkezi bir koordinasyon organı bulunmuyor; yalnızca ulusal eylem günleri koordine ediliyor. Ancak hangi eylemleri gerçekleştirecekleri ve nasıl örgütlenecekleri yerel grupların kendi kararlarına kalmış.
Bununla birlikte, askere alınmaya karşı okul grevleri merkezi bir öneme sahip. Son grev dalgasında Almanya’nın dört bir yanından yaklaşık 55.000 öğrenci eylemlere katıldı.
Yine, bu eylemler dış kuruluşlar veya örgütler tarafından değil, okul öğrencileri tarafından yönetildi. Grevler okuldan okula farklılık gösterdi. Bazı yerlerde sadece grev, okulda bir gösteri veya toplantı olurken, diğer yerlerde yürüyüşler ve mitingler düzenledik.
Yürüyüşler ve gösterilerle ilgili bir husus, Almanya’da resmi olarak bir gösteri düzenleyebilmek için on sekiz yaşında olmak ve bunu polise bildirmek zorunda olmanızdır. Bu nedenle benim gibi daha büyük öğrenciler bu organizasyon rolünü üstlendi ve Aachen’da şehir merkezinde gösteriler düzenledik.
Sizce devlet neden zorunlu askerlik uygulamasını zorluyor?
Almanya’da devlet, siyasetçiler ve medya, Rusya’ya karşı silahlanmamız ve hazırlıklı olmamız gerektiği yönünde bir söylem yayıyor. Rusya sürekli bir tehdit olarak gösteriliyor.
Buna karşılık Almanya özgürlük ve demokrasinin kalesi olarak resmediliyor ve bize, kendimizi korumak ve “güçlü, iddialı bir Avrupa”nın parçası olmak için, yeniden silahlanmanın gerekli olduğu söyleniyor.
Ancak Almanya, Ukrayna konusunda tarafsız değildir. Almanya halihazırda Ukrayna’ya büyük miktarda silah gönderiyor ve bence yöneticilerimiz arasında Rusya’ya karşı koymak için Ukrayna’ya asker göndermek isteyenler var.
Yeşiller Partisi politikacıları bile halihazırda “Rusya’ya karşı bir savaş” içinde olduğumuzu öne sürüyorlar; diğer ana akım partiler gibi onlar da Ukrayna’ya müdahaleyi destekliyorlar.
Almanya müdahaleci yöne doğru ilerlerken, zorunlu askerlik bu tablonun kilit bir parçası haline geliyor. Bu sistem asker ihtiyacını karşılıyor, ancak aynı zamanda toplumun artan militarizasyonunun gerekli olduğu mesajını da veriyor.
Bu şekilde, yeniden silahlanma, artan askeri harcamalar ve zorunlu askerlik, Avrupa çapındaki silahlanma yarışının bir parçası olarak teşvik ediliyor.
Ve biliyorsunuz, bu sadece zorunlu askerlik değil, başka yönleri de var.
Örneğin, dört yıllık bir sözleşme imzalarsanız (sadece bir yıllık zorunlu askerlik değil), ordu size sürücü kursu ve ehliyet masraflarını karşılamayı vaat ediyor. Bu, varlıklı ailelerden gelenler için bir teşvik olmayabilir, ancak daha yoksul ailelerden gelenler için, insanların önüne sallanan bir “havuç” niteliğindedir. Sürüş derslerinin ve ehliyet sınavının ortalama maliyeti yaklaşık 4.000 avrodur; bu nedenle daha yoksul ailelerden gelenler için daha uzun süreli kayıt yaptırmak cazip hale gelir.
Ve şimdi, bu yılın nisan ayı başından itibaren, üç aydan fazla süreyle yurt dışına seyahat etmek isteyen 17 ile 45 yaş arasındaki tüm erkek vatandaşlar Alman Silahlı Kuvvetleri’nden izin almak zorundadır. Bu, sivil özgürlüklerimize ve hareket özgürlüğümüze yönelik inanılmaz bir saldırıdır, ancak Alman devletinin ne kadar savaş hazırlığına geçtiğini de vurgulamaktadır.
Yeni militarizmi tetikleyen nedir ve sizce Avrupa genelinde ne yapmamız gerekiyor?
Yeni militarizmin en büyük itici güçleri, silahlanma yarışından çıkar sağlayan politikacılar, medya ve şirketlerdir (askeri-sanayi kompleksi).
Bu durum Avrupa’nın her yerinde yaşanıyor; Avrupa’daki tüm ülkeler askeri harcamalarını artırıyor ve savaşa hazırlanıyor. Bu çok, çok tehlikeli.
Bu yüzden 20 Haziran’da Londra’da düzenlenecek Uluslararası Savaş Karşıtı konferans’ın bu kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konferans, kıtanın dört bir yanından insanları bir araya getirecek ve birbirimizi dinleyebileceğiz, birbirimizden öğrenebileceğiz ve umarım Avrupa genelinde yeni militarizme karşı eylemler ve gösteriler düzenlemek için koordinasyona başlayabileceğiz.
Bu hepimiz için harika bir fırsat.
Umarım İngiltere’den, Avrupa’nın dört bir yanından ve ötesinden çok sayıda insan orada olur ve hep birlikte savaş değil barış çağrısında bulunur!
