Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    LGBTİ+ dernekleri ve aktivistlere yönelik operasyonda gözaltına alınan Hazer: “Mücadelemiz kriminalize edilmek isteniyor”

    13 Eylül 2026

    Şili’de Pinochet diktatörlüğü kurbanlarını anmak isteyen halka polis müdahalesi: 284 gözaltı

    13 Eylül 2026

    Dêrsim’de dağ keçilerinin avlanması sınırsız ve süresiz olarak yasaklandı

    13 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

      10 Eylül 2026

      Soldaki şovenizmin tezahürleri ve devrimci mücadele hattı

      9 Eylül 2026

      Belgelerle Türkiye’nin mezarlık politikası: Cumhuriyetten günümüze kültür kırımı ve hafıza tasfiyesi

      9 Eylül 2026

      6-7 Eylül faili Başbakan Menderes’in fiilleri

      8 Eylül 2026

      6-7 Eylül’den Çerçeve Yasa’ya tarihsel hafıza ve demokratik dönüşüm

      6 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

      10 Eylül 2026

      Okullar açılırken

      6 Eylül 2026

      Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

      31 Ağustos 2026

      Türk usulü vulger Schmittçilik: Mehmet Uçum’un “yurtsever sol demokratlığı” ve neo-faşist rejimin ideolojik grameri

      31 Ağustos 2026

      Müzakere ve mücadele

      28 Ağustos 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Tahammülünüze muhtaç değiliz: Arap Alevilere yönelik nefretin politik anatomisi

    Tahammülünüze muhtaç değiliz: Arap Alevilere yönelik nefretin politik anatomisi

    TUNCAY YILMAZ SVEYDİYELİ yazdı: Irkçılığın karşısına yalnızca daha kibar bir dil koymak yetmez. Mezhepçiliğin karşısına yalnızca hoşgörü çağrısı koymak yetmez. İnsanları birbirine üstün kılan, halkları, inançları ve emekçileri birbirinden ayıran toplumsal ve siyasal ilişkilerle hesaplaşmak gerekir. Kimsenin kimsenin tahammülüne muhtaç olmadığı bir eşitlik, ancak böyle bir hesaplaşmanın içinden kurulabilir.
    Tuncay Yılmaz Sveydiyeli30 Ağustos 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Son dönemde Arap Aleviler hakkında sarf edilen sözler ve ardından gelen “yanlış anlaşıldım” açıklamaları, Türkiye’de ırkçılık ve mezhepçiliğin hâlâ çoğu zaman birkaç kişinin bireysel nefret söylemi üzerinden tartışıldığını bir kez daha gösterdi.

    Oysa mesele bu kadar basit değil.

    Bir ülkede bir halka ya da inanca yönelik aşağılayıcı sözler bu kadar kolay sarf edilebiliyorsa, ardından bu sözler ‘yanlış anlaşılma’ denilerek geçiştirilebiliyor ya da sıradanlaştırılabiliyorsa, sorun yalnızca o sözü söyleyen kişinin şahsında aranamaz.

    Asıl bakılması gereken, o sözleri mümkün kılan toplumsal ve siyasal zemindir.

    Irkçılık ve mezhepçilik gökten düşmez. Toplumsal ilişkiler içinde üretilir, tarih boyunca devletin ve egemen sınıfların ihtiyaçları doğrultusunda biçim kazanır. Zamanla gündelik hayatın, dilin ve insanların birbirleriyle kurduğu ilişkilerin içine yerleşir.

    Sınıflı toplumlar yalnızca üretim araçları üzerindeki egemenlikle ayakta kalmaz. Egemenliklerini sürdürebilmek için toplumun farklı kesimlerini birbirinden ayıran, aralarına hiyerarşiler koyan ve onları birbirlerine karşı konumlandıran düşünsel ve siyasal araçlara da ihtiyaç duyarlar.

    Milliyetçilik böyle bir araçtır.

    Mezhepçilik böyledir.

    Irkçılık da öyle.

    Arap Alevilere yönelik tahammülsüzlüğü yalnızca nefret söylemi başlığı altında tartışmak bu yüzden eksik kalır. Nefret söylemi elbette teşhir edilmelidir. Ancak söylenen sözler, daha derinde duran siyasal ve ideolojik yapının dışarıya yansıyan biçimlerinden biridir.

    Türkiye’nin tarihi bugünün içindedir

    Türkiye’de ulusal ve mezhepsel kimliklerin nasıl düzenlendiği, hangilerinin makbul kabul edildiği, hangilerinin ise sürekli olarak kendisini açıklamak ve meşrulaştırmak zorunda bırakıldığı tarihsel bir meseledir.

    Geçmiş, kapanıp geride bırakılmış bir defter değildir. Devletin bugünkü pratiğinde, siyasal dilde, toplumsal ilişkilerde ve gündelik hayatın içinde yaşamaya devam eder.

    Arap Alevilere yönelik söylenen herhangi bir cümleyi yalnızca kendi sınırları içerisinde değerlendirmek yanıltıcı olur. O sözün hangi tarihsel ve ideolojik dünyadan çıktığına bakmak gerekir.

    Çünkü egemen ideoloji yalnızca devletin resmi açıklamalarında yaşamaz.

    Gündelik dilde yaşar.

    Mizahın içinde yaşar.

    Küfürde yaşar.

    Bir topluluk hakkında hiç düşünmeden kullanılan kelimelerde, normal kabul edilen varsayımlarda yaşar.

    Bir halk ya da inanç hakkında kurulan dil, yalnızca o halk ya da inanç hakkındaki düşünceleri değil, toplumdaki güç ilişkilerini de açığa çıkarır.

    Arap Aleviler hakkında konuşulurken kimliklerinin başkaları tarafından tanımlanması, sınırlarının başkaları tarafından çizilmesi ve varlıklarının başkalarının ölçülerine göre değerlendirilmesi, Türkiye’nin tarihsel olarak kurduğu hiyerarşilerin hâlâ varlığını sürdürdüğünü gösterir.

    Kimin ne kadar Arap olduğu tartışılır.

    Kimin ne kadar Alevi olduğu tartışılır.

    Kimin makbul olduğu, kimin olmadığı tartışılır.

    Oysa hiçbir halkın ya da inancın varlığı, başka bir toplumsal kesimin onayına bağlı değildir.

    Tahammül eşitlik değildir

    Tahammül kavramının kendisi üzerinde de durmak gerekir.

    Çünkü tahammül eşitlik değildir.

    Tahammül eden bir taraf vardır, tahammül edilen bir taraf.

    Bir taraf kendisini ölçü olarak koyar ve diğerinin varlığını kendi çizdiği sınırlar içerisinde kabul eder.

    Oysa eşit yurttaşlık bir lütuf değildir.

    Hiçbir halk, hiçbir inanç ve hiçbir toplumsal kesim bir başkasının hoşgörüsüne ya da tahammülüne muhtaç değildir.

    Mesele yalnızca insanların daha dikkatli konuşmasını sağlamak değildir.

    Daha nazik bir dil istemek elbette önemlidir. Ancak eşitsizlikler yerinde dururken yalnızca dilin değişmesi sorunu ortadan kaldırmaz.

    Daha dikkatli konuşan bir ırkçılık da ırkçılıktır.

    Daha kibar ifade edilen bir mezhepçilik de mezhepçiliktir.

    Eşitlik, egemen olanın ötekine gösterdiği hoşgörüyle kurulmaz. Eşitlik, insanların birbirleri üzerinde üstünlük kurmasını mümkün kılan hiyerarşilerin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.

    Bölünen emek, güçlenen düzen

    Marksist açıdan mesele yalnızca kimlikler arasındaki önyargılar meselesi değildir.

    Irkçılığın, milliyetçiliğin ve mezhepçiliğin maddi ve siyasal bir işlevi vardır.

    İşçiyi işçiye karşı, halkı halka karşı, inancı inanca karşı konumlandıran her siyaset, sonuçta mevcut düzeni ayakta tutan güçlerin işine yarar.

    Çünkü bölünmüş emekçileri yönetmek daha kolaydır.

    Birbirinden korkutulmuş halklar devlete daha fazla mahkûm edilir.

    Birbirine düşmanlaştırılmış inanç grupları ortak taleplerinden ve ortak mücadelelerinden uzaklaştırılır.

    Aynı sömürü düzeni altında yaşayan insanların birbirlerini önce milliyetleri, mezhepleri ya da kimlikleri üzerinden görmesi; onları ortak sınıfsal ilişkiler içerisinde yaşayan insanlar olarak görmesini zorlaştırır.

    Egemen siyasetin en büyük başarılarından biri de insanların kendi gerçek sorunlarını unutturup birbirlerini sorun olarak görmelerini sağlamaktır.

    Milliyetçilik, mezhepçilik ve ırkçılık yalnızca kötü fikirler değildir.

    Maddi karşılıkları vardır.

    Sınıflı toplumun siyasal ve ideolojik araçlarıdır.

    Arap Alevilere yönelik tahammülsüzlükle mücadele de bu zeminden kurulmalıdır.

    Irkçı ve mezhepçi bir söz söyleyen kişiyi eleştirmek gerekir. Ancak yalnızca o kişiyi eleştirip, o sözü mümkün kılan düzeni tartışmamak sorunu yüzeyde bırakır.

    Sorun yanlış anlaşılma değil

    Arap Alevilere yönelik tahammülsüzlüğün her seferinde “yanlış anlaşıldım” denilerek geçiştirilmesine izin vermemek gerekiyor.

    Çünkü mesele yanlış anlaşılmadan ibaret değildir.

    Mesele, o sözleri mümkün ve kabul edilebilir hale getiren düşünsel dünyanın ve toplumsal ilişkilerin kendisidir.

    Irkçılığın karşısına yalnızca daha kibar bir dil koymak yetmez.

    Mezhepçiliğin karşısına yalnızca hoşgörü çağrısı koymak yetmez.

    İnsanları birbirine üstün kılan, halkları, inançları ve emekçileri birbirinden ayıran toplumsal ve siyasal ilişkilerle hesaplaşmak gerekir.

    Kimsenin kimsenin tahammülüne muhtaç olmadığı bir eşitlik, ancak böyle bir hesaplaşmanın içinden kurulabilir.

    Halkların ve emekçilerin birbirine karşı değil, onları bölen ve sömüren düzene karşı yan yana geldiği bir ülke mümkündür.

    Ve belki bugün söylenmesi gereken en politik cümle şudur:

    Sorun yalnızca tahammülsüz olanlarda değil, tahammülsüzlüğü üreten düzendedir.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

    10 Eylül 2026

    Soldaki şovenizmin tezahürleri ve devrimci mücadele hattı

    9 Eylül 2026

    Belgelerle Türkiye’nin mezarlık politikası: Cumhuriyetten günümüze kültür kırımı ve hafıza tasfiyesi

    9 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Elif Gamze Bozo

    Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

    Kerem Berk

    Soldaki şovenizmin tezahürleri ve devrimci mücadele hattı

    Mahsuni Gül

    Belgelerle Türkiye’nin mezarlık politikası: Cumhuriyetten günümüze kültür kırımı ve hafıza tasfiyesi

    Nevzat Onaran

    6-7 Eylül faili Başbakan Menderes’in fiilleri

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

    Ebru Z. Yıldırım

    Okullar açılırken

    Bedri Tekin

    Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

    Remzi Altunpolat

    Türk usulü vulger Schmittçilik: Mehmet Uçum’un “yurtsever sol demokratlığı” ve neo-faşist rejimin ideolojik grameri

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Smart Güneş işçileri üretimi durdurdu: “Arkadaşlarımız işe dönene kadar fabrikayı terk etmiyoruz!”

    12 Eylül 2026

    İSİG Meclisi raporu açıklandı: Ağustos’ta en az 226, sekiz ayda 1509 işçi iş cinayetlerinde katledildi!

    11 Eylül 2026

    Boğaz köprüleri ve otoyolların peşkeş çekilmesine karşı Yol-İş sokaklara çıkıyor: “Kâr sermayeye, zarar kamuya devredilemez”

    10 Eylül 2026
    KADIN

    Ayşe Tokyaz’ı katleden eski polis Cemil Koç’a ağırlaştırılmış müebbet

    9 Eylül 2026

    bianet Ağustos 2026 Çetelesi: Erkekler en az 25 kadını katletti, 35 kadının ölümü şüpheli

    8 Eylül 2026

    Mor Çatı’dan şiddete maruz bırakılan kadınlar için feminist rehber: “Ruhsal destek hayati önemde”

    7 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.