Kadıköy’de 25 Nisan’da emniyet birimleri tarafından düzenlenen “narkotik operasyonu”nun ardından bazı eğlence mekânlarının 30 gün süreyle mühürlenmesi, işletmecilerin itirazlarıyla yeni bir hak ihlali dizisini gündeme taşıdı. Operasyona maruz kalan mekân sahipleri, ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda kendilerine ait uyuşturucu bulunmadığı halde, “uyuşturucu ticareti” şüphesi ve suçlamasıyla karşı karşıya bırakıldıklarını belirtiyor.
“Bir suç kalesi basılır gibi” devasa operasyon
Konuyu Halk TV internet sayfasında ayrıntılı olarak gündeme getiren gazeteci Bahadır Özgür, “Kadıköy’e bu abluka niye? Ev ve iş yerleri basıldı, mekanlar mühürlendi” başlıklı yazısında, operasyonun kapsamını “Devasa tabiri abartı değil” sözleriyle tanımladı. Özgür, baskın gecesini şu sözlerle aktardı:
“Baskın gecesi yüzlerce polis, zırhlı araçlar, köpekler ve dronlarla adeta bir ‘suç kalesi’ basılır gibi operasyon düzenlendi. Mekanlara girenler, yoldan geçenler arandı. Baskınlar iş yerleri ile sınırlı kalmadı. İş yeri sahiplerinin evleri de basıldı.”
Anadolu Ajansı’nın aktardığı resmi anlatıda ise İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi’nin operasyonunda; 8 gece kulübü ve 4 işletmede arama yapıldığı, ruhsatsız tabanca, fişek ve bir miktar uyuşturucu ile 732 bin 800 lira ele geçirilerek 94 kişinin gözaltına alındığı iddia edildi.
“Torbacı mekâna girdi diye tüm iş yeri damgalanamaz”
Operasyonun ardından Kadıköy Kaymakamlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün yazısıyla çok sayıda işyeri “uyuşturucu satışı yapıldığı” gerekçesiyle 30 gün süreyle faaliyetten menedildi. Ancak mühürlenen işyerlerinin sahipleri ve işletmecileri, aramalarda uyuşturucuya dair hiçbir delil bulunmadığını vurguluyor.
Halk TV’nin haberine göre, mağdur esnaflardan birinin İstanbul Anadolu Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne yaptığı “yürütmeyi durdurma” başvurusundaki şu itirazlar dikkat çekti:
- Yasal değil: “‘Torbacı’ olduğundan şüphelenilen bir kişinin mekâna girmesi üzerine bütün iş yerinin ‘uyuşturucu ticareti yapılan yer’ olarak damgalanması yasal değildir.”
- Kontrol imkânsız: “Yoğun müşteri sirkülasyonunun olduğu mekânlara girip çıkanları işletme sahiplerinin kontrol etmesi, arama yapması hem imkânsızdır hem de böyle bir yasal yükümlülükleri bulunmamaktadır.”
Düşman hukuku ve yaşam tarzına abluka eleştirisi
Mekânların kapatılmasıyla yüzlerce insanın işinden olduğunu ve ticari itibarlarının zedelendiğini belirten esnaf, konunun bir asayiş sorununun ötesine geçtiğini savunuyor. Esnafın tepki gösterdiği iki ana nokta şu şekilde sıralanıyor:
- Masumiyet karinesinin çiğnenmesi: Doğrudan işletme ölçeğinde uygulanan kapatma kararlarının somut delile dayanmaması, suç isnadı kesinleşmeden fiilen cezalandırma yoluna gidilmesi; çalışma ve mülkiyet hakkının orantısız biçimde sınırlanması anlamına geliyor.
- Muhalif kimliğe baskı: Seçmen profilinin yüzde 80’den fazlası seküler partilere oy veren, eğitim oranı yüksek ve sosyal/politik kimliği belirgin şekilde muhalif olan Kadıköy’ün, muhafazakâr iktidar bloku tarafından “uyuşturucu” bahanesiyle bir yaşam tarzı ablukasına alınması eleştiriliyor. Yargı ve emniyetin bu ablukada bir yıldırma aracı olarak kullanıldığı iddia ediliyor.
Esnaf, kamunun uyuşturucu ticaretiyle mücadele yetkisini tartışmadığını ancak kanıtsız ve mahkeme kararsız yapılan bu uygulamanın masumiyet karinesini hiçe saydığını ve asıl darbeyi suçla hiçbir ilgisi olmayan esnafa vurduğunu belirtiyor.
