Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Rojava’da ana dilinde eğitim hakkı için eylemler: Girkê Legê ve Amûdê’de saldırılara ve müfredat kısıtlamasına tepki

    4 Kasım 2026

    4 Kasım darbesinin 10’uncu yılında DEM Parti’den araştırma önergesi: “Demokratik siyasi hakların gasbı araştırılsın”

    4 Kasım 2026

    Allende’ye Darbe: Şili 1973

    4 Kasım 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Allende’ye Darbe: Şili 1973

      4 Kasım 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

      29 Ekim 2026

      Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

      29 Ekim 2026

      Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

      28 Ekim 2026

      Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

      25 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Müjde değil, sosyal yardım tuzağı!

      2 Kasım 2026

      Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

      30 Ekim 2026

      En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

      26 Ekim 2026

      Uçum kim gibi?

      21 Ekim 2026

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tuncay Yılmaz: Avrupa’da enternasyonalist bir ortak direniş hattı kurmak istiyoruz

      29 Ekim 2026

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » ‘Türkiye’ Sultanı Abdülhamid

    ‘Türkiye’ Sultanı Abdülhamid

    NEVZAT ONARAN yazdı: Milletler hapishanesi Osmanlı’da Hıristiyan milletlerinden sonra İslam milletlerinden Arapların, Kürtlerin ve Arnavutların da “ben” dediği konjonktürde ‘Türkistan’ ve ‘Türkiye’ tercihi, krizinin derinleştiği ve ‘dağılan’ Osmanlı’nın, ‘devletten ulusa modeli’nde dönüştürüleceği yeni ülkenin ne olacağı politiğinin hem beyanı hem de icrasıdır! Ve merkezi iktidar nazarında, Osmanlı’da ‘asli unsur Türkler’ olduğunun da ilanıdır!
    Nevzat Onaran18 Mayıs 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    “Türkiye’yi, Türkler idare etmelidir.”

    Ülkenin adı: Türkiye.

    Ülkenin asıl unsuru yani milleti: Türkler.

    Deniyor ki Türkler, Türkiye’nin egemenidir.

    Peki, bu kimin beyanıdır?

    Elbette İttihatçı Talât’tan Mustafa Kemal’e, Nihal Atsız’a, Alparslan Türkeş’e kadar daha pek çok ismi hatırlayacağız.

    Hiçbiri.

    18 Ağustos 1883 tarihli beyanın sahibi Sultan II. Abdülhamid’dir.[1]

    İttihatçıların ve Kemalistlerin ya da Cumhuriyetçilerin Türkçülüğü, ‘Abdülhamid’in Sünni İslam milliyetçiliği’ni[2] derinleştiren bir süreçti.

    Talât’ın[3] ve Mustafa Kemal’in[4] “Türkiye, Türklerindir” politiğinin, “Türkiye’yi, Türkler idare etmelidir”in devamı olması tesadüf değildir. Abdülhamid’den Talât’a ve Mustafa Kemal’e ‘devletten ulusa modeli’nde[5] Türkler için netleştirilen politik, sadece “idare etmek” değil, bizzat “sahip olmak”tır.

    Sonucunda Osmanlı, Türk millî devletine dönüştürülmüştür.

    Bu süreçte her bakımdan meşru görülen ve gösterilen ‘devleti koruma refleksi’ de ‘devletten ulusa modeli’nin ve Türk milliyetçiliğinin maskesi olmuş, ‘kutsal devlet’ zihniyeti ocağını hep ateşlemiştir.

    Abdülhamid’in Sünni İslamlaştırma politiğiyle ve en kanlı icrası 1895-1896 Ermeni kırımıyla temellendirilen Anadolu’nun Sünni İslamlaştırılması/Türkleştirilmesi politiğine, 1915’te Talât’la devam edildi ve 1922’de noktayı koyan Mustafa Kemal’dir.

    Geçmiş pratikten anlıyoruz ki, coğrafi bütünlüğü Sünni İslamlaştırmada/Türkleştirmede ikinci hedef Trakya ve üçüncüsü İstanbul’du.

    Mutlak monarşist Abdülhamid
    Abdülmecid’in ve Abdülhamid’in Türkistanı

    Abdülhamid’in 1877-78 Osmanlı-Rusya Harbi’nin hezimeti, Kıbrıs’ı İngiltere’ye hibe etmesi ve İngiltere’nin Mısır’ı işgali sonrasında 18 Ağustos 1883’te vardığı sonuç, ülkenin adı Osmanlı değil ‘Türkiye’ ve idareye egemen olacaklar da Osmanlılar değil ‘Türkler’dir.

    Evveliyatı da var.

    Türkistan’dır…

    1877-78 Osmanlı-Rusya Harbi ardından 13 Temmuz 1878’de Berlin Antlaşması imzalandı. Antlaşmanın hemen girişinde, Abdülhamid’in padişahı olarak nitelendirdiği memleketin adı Türkistan’dır.[6]

    Antlaşma girişinde yazan şudur:

    “Bizki bilutfilmevla (tanrı yardımıyla) Türkistan ve şamil olduğu (kapsadığı) memalik (memleketler) ve büldanın (şehirlerin) Padişahı Essultan İbnissultan Essultan-ul gazi (Nihat Erim notu: Abdülhamid Han) …”[7]

    Devamında, “ilan ideriz ki Devlet-i Aliyemle” ve “padişahanemden” denilerek hem diğer ülkelerin liderleri unvanlarıyla hem de ‘padişahaneden’ ve diğer ülkelerin yetkilileri sıralanır ve Fransızca hazırlanan 64 maddelik antlaşmanın 13 Temmuz’da imzalandığı açıklanır.

    Türkistan’ın ve kapsadığı memleketlerin Padişahı Abdülhamid, Osmanlı’dan “Devlet-i Aliyem” diye bahsetmiştir.

    Türkistan, ilk kez kullanılmamıştır.

    Berlin’deki antlaşmadan 39 gün önce 4 Haziran 1878’de imzalanan İngiltere ile Kıbrıs Hakkında Anlaşma’nın girişi, Berlin Antlaşması’nın aynısıdır.[8]

    Devamında, “Devlet-i Aliyemle Rusya devleti” arasında Ayastefanos’ta imzalanan anlaşma ve İngiltere’nin “Devlet-i Aliyemle ittifak muahedesi akdini arzu” etmesi üzerine “Padişahanemden Hariciye Nezareti” ile diğer ilgililerin katılımıyla antlaşmanın imzalandığı belirtilir.

    Önceki antlaşmaları okuyunca anlıyoruz ki Abdülhamid, babası Abdülmecid’den kopya çekmiştir.

    İngiltere ve Fransa ile İttifak Andlaşması’nın (12 Mart 1854) ve Paris Andlaşması’nın (30 Mart 1856) girişi[9] aynen şöyle başlar:

    “Biz ki bilutfülmevla Türkistan ve daha sair Memalik ve büldanın Padişah-ı Essultan İbnissultan Essultan Abdülmecit Han…”

    Abdülmecid de “Türkistan’ın ve sair memleketlerin ve şehirlerin” padişahıdır.

    Abdülmecid de devletten “ilan ederiz ki Devlet-i Aliyem” diye bahseder.

    Prof. Nihat Erim, Devletlerarası Hukuku ve Siyasi Tarih Metinleri, Cilt: 1 (Osmanlı İmparatorluğu Andlaşmaları), Ankara Hukuk Fakültesi Yayınları, 1953, s. 341, 403.

    Abdülhamid ile babası Abdülmecid, kendisini, “Türkistan ve diğer memleketlerle şehirleri kapsayan” coğrafi bütünlüğün Padişahı olarak tanıtmıştır.

    Peki, padişahın egemen olduğu coğrafyada adı verilen bölgenin adı Türkistan’dır.

    O halde özel olarak vurgulanan Türkistan, Osmanlı bütünlüğünde neresidir?

    Prof. Nihat Erim, Devletlerarası Hukuku ve Siyasi Tarih Metinleri, Cilt: 1 (Osmanlı İmparatorluğu Andlaşmaları), Ankara Hukuk Fakültesi Yayınları, 1953, s. 341, 403.

    Nihat Erim’in çalışmasının ortaya koyduğu gibi Abdülmecid ve Abdülhamid yıllarında ‘büyük devlet’ denilen sömürgeci İngiltere, Fransa ile Rusya ve Avrupa’nın diğer devletleriyle birlikte imzalanan uluslararası antlaşmalarda ‘Türkistan’ vardır; ikili ve kapsamı sınırlı diğer anlaşmalarda/sözleşmelerde ise yoktur.

    Yine Berlin Antlaşması gibi kapsamlı 10 Ağustos 1920’de Osmanlı Hükümeti’nin imzaladığı Sevr Andlaşması’nda ülkenin adı ‘Türkiye’dir.[10]

    Londra’da, Petersburg’da, Washington’da Türkiye Elçiliği

    Resmi adı ‘Devlet-i Aliyye Osmani’ye olan ülkeye, içeride ‘Osmanlı’ ve dışarıda ‘Türkiye’ deniyordu. Bazı antlaşmalarda “Devlet-i Aliyem” diye yazdıran Abdülmecid’dir; oğlu Abdülhamid de devam etmiştir.

    Aktardığım gibi 1883’te Abdülhamid’in tanımıyla sultanı olduğu ülke ‘Türkiye’dir. Bununla kalınmamış, 1880’lerden itibaren Abdülhamid’in ‘Türkiye’si, resmen diplomasi yazışmalarında da yer almıştır.

    Bunu, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün Osmanlı belgelerinden derlediği Ermeni-İngiliz İlişkileri ve Ermeni-Fransız İlişkileri kitaplarını okuduğumda fark ettim. Hariciye Nazırı ile İngiltere’de Londra, Rusya’da St. Petersburg büyükelçiliklerinin ve Fransa’da Marsilya, Rusya’da Tiflis ile Batum başkonsolosluklarının matbu antetli evraklarında ülke adı, ‘Turquie’ yani ‘Türkiye’dir.

    Sultan Abdülhamid de Hariciye Nazırı da ülke adını ‘Türkiye’ yazan evrakları yıllarca okumuştur.

    Londra’da elçi Rüstem’in ve sonraki elçi Antopulos’un İstanbul’daki nazıra gönderdiği ve diğer yazışmaları yaptığı, matbu antetli evrakta yazan ‘Ambassade İmperiale de Turquie’dir. 1886’dan itibaren on yıl boyunca kullanılmış ve bunun transkripsiyonu da ‘Türkiye Büyükelçiliği’ veya ‘Türkiye İmparatorluk Büyükelçiliği’ olarak yazılmıştır.[11]

    Saint Petersburg’dan elçi Fethi’nin, Hariciye Nazırı Said Paşa’ya gönderdiği matbu antetli evrakta yazan da aynıdır ve bu, ‘Türkiye Büyükelçiliği’ olarak çevrilmiştir.[12]

    Londra, BOA, HR.SYS, 2751/38

    Washington elçisi de ‘Türkiye’yi tercih etmiştir. Washington Sefiri Es-Seyyid Mustafa Tahsin, Hariciye Nazırı’na Ermenilerin faaliyeti hakkında yazmıştır, Kasım 1896’da. Antetli kâğıtta yazan şudur: ‘Légation Impériale de Turquie Washington’ yani ‘Türkiye İmparatorluk Elçiliği Washington.’[13]

    St. Petersburg, BOA, HR.SYS, 2761/13.

    Aynı yıllarda bazı başkentlerde antetli evraklar ‘Osmanlı İmparatorluğu Büyükelçiliği’ olarak hazırlanmıştır. Paris[14] ile Viyana[15] elçilerinin matbu antetli evrakında yazan ‘Ambassade İmperiale Ottomane’dır.

    Bunun üzerine Osmanlı Arşivi’nde kısaca yaptığım araştırmada fark ettim ki, elçiliğin matbu antetli evrakında yazan, aktardığım gibi hem ‘Turquie’ hem de ‘Ottomane’dır.

    Umarım neye göre tercih edildiği araştırılır.

    Osmanlı elçisi, matbu antetli evrakına Washington[16] ile Petersburg’da[17] ‘Turquie’yi ve Berlin’le[18] Paris’te[19] ‘Ottomane’ı yazdırmıştır.

    Değinmiştim Londra’da da elçinin yazdırdığı Türkiye’dir.

    Viyana’daki[20] elçinin tercihiyse 1876’da Türkiye ve sonrasında Osmanlı’dır.

    Türkiye’nin Marsilya, New York Başkonsolosluğu

    O yıllarda bazı büyükelçiliklerin yanı sıra bazı konsolosluklar da ülke adı olarak, ‘Turquie’ (Türkiye) yazmayı tercih etmiştir. Kuşkusuz padişah da Hariciye Nazırlığı da haberdardır; karşılıklı yazışmışlardır.

    Yıllarca ‘Türkiye’yi evrakına yazdıran Marsilya Başkosolosluğu’dur.

    Marsilya, BOA, HR.SYS, 2748/31

    Osmanlı’nın Marsilya Başkonsolosu’nun, makamıyla ilgi hazırladığı matbu antetli evrakta ‘Consulat General de Turquie A Marseille’ yazmaktadır. Türkçesi de ‘Marsilya’daki Türkiye Başkonsolosluğu’ veya ‘Türkiye’nin Marsilya Başkonsolosluğu’ olarak yazılmıştır. Hatta matbu antetli evrak yoksa kâğıdın sol üst köşesine aynısı el yazısıyla eklenmiştir.

    New York, BOA, HR.SYS, 67/17.

    23 Kasım 1893’te ve 30 Ocak 1895’te Başkonsolos D. Mavroyeni, statüsünü kâğıdın sol üst köşesine elle ‘Consulat General de Turquie A Marseille’ olarak yazdığı iki raporunu Marsilya’dan Paris’teki elçiye göndermiştir.[21]

    Değişik tarihli evraklara göre, 1902’ye kadar ‘Consulat General de Turquie A Marseille’ gerek matbu evraklarda kullanılmış gerekse elle yazılmıştır.[22]

    ‘Türkiye’ Marsilya dışında da tercih edilmiştir. ‘Consulat General de Turqie’ antetli matbu evrakta Tiflis eklenmiş ve bunun transkripsiyonu ‘Türkiye Tiflis Başkonsolosluğu’ olarak yazılmıştır ve diğer bir evrakta da elle yazılanın Türkçesi ‘Batum’da Türkiye Başkonsolosluğu Vekâleti’dir.[23]

    Arşivde yaptığım araştırmada gördüm ki New York[24], Budapeşte[25] ve Cenevre[26] konsoloslarının da antetli evraka yazdırdığı ülke, Türkiye’dir.

    Asli unsur: Türkler

    Osmanlı elçilerinin matbu antetli evrakında yazan Londra’da, St. Petersburg’ta, Washington’da ‘Türkiye’dir ve Paris’te, Berlin’de ‘Osmanlı’dır.

    Osmanlı’nın Marsilya, Tiflis, Batum, Cenevre ve New York’taki konsolosları da antetli evrakta ülkesinin adını ‘Türkiye’ olarak yazmıştır.

    ‘Türkiye’ tercihine ne Sadaret’ten ne de Hariciye Nazırlığı’dan hatta Sultan’dan itiraz olmamış ki yıllarca devam edilmiştir. Diğer bir deyişle, Sadaret, Hariciye Nazırlığı ve Sultan, antetli evrakta ülke adının ‘Türkiye’ yazılmasına onay vermiştir.

    Londra, St. Petersburg ve Marsilya Ermenilerin görünür olduğu ve mücadelesini yoğunlaştırdığı şehirlerdi. Oralardaki Osmanlı elçisinin ve konsolosunun (ve kuşkusuz merkezi iktidarın da onayıyla), antetli evrakta ‘Türkiye’ tercihiyle, gündemdeki Ermeni meselesine karşı yapılanlar hatırlatılarak, “Ülkemiz Türkiye” ve “Biz, Türk’üz” mesajı verilmiştir.

    Zaten Türkçe resmî dildi (1876 Anayasası, madde 18) ve İslam da resmî dindi (madde 11).

    Değinmiştim Türkiye öncesinde kullanılan Türkistan’dı.

    Ve 1854-1878 döneminde dört önemli uluslararası antlaşmanın girişinde yazan Türkistan’dır; bu, Abdülmecid ve Abdülhamid’in Padişahı olduğu ülkenin adıdır.

    Umarım, bu konu da Osmanlı Arşivi’nde çalışılır.

    Milletler hapishanesi Osmanlı’da Hıristiyan milletlerinden sonra İslam milletlerinden Arapların, Kürtlerin ve Arnavutların da “ben” dediği konjonktürde ‘Türkistan’ ve ‘Türkiye’ tercihi, krizinin derinleştiği ve ‘dağılan’ Osmanlı’nın, ‘devletten ulusa modeli’nde dönüştürüleceği yeni ülkenin ne olacağı politiğinin hem beyanı hem de icrasıdır!

    Ve merkezi iktidar nazarında, Osmanlı’da ‘asli unsur Türkler’[27] olduğunun da ilanıdır!

    Ve 1890’lardan 1923’e giden, Osmanlı’nın Türk milli devletine dönüşüm sürecinde Sünni İslam milliyetçiliği, Türk milliyetçiliğiyle mayalanmıştır!

    NOTLAR


    [1] BOA, Y.PRK.SGE, no:2/3, 18 Ağustos 1883, aktaran Vahdettin Engin, Bir Devrin Son Sultanı II. Abdülhamid, 10. baskı, Yeditepe Yayınevi, İstanbul-2024, s. 294.

    [2] Selim Deringil, İktidarın Sembolleri ve İdeoloji, II. Abdülhamid Dönemi (1876-1909), çeviren: Gül Çağalı Güven, Doğan Kitap, İstanbul-2014; Selim Deringil, Simgeden Millete, 5. baskı, İletişim Yayınları, İstanbul-2019; Selim Deringil, İhtida ve İrtidad, İletişim Yayınları, İstanbul-2017; Nevzat Onaran, Abdülhamid’in Sünni İslam Milliyetçiliği, https://www.gazeteduvar.com.tr/abdulhamidin-sunni-islam-milliyetciligi-makale-1742591

    [3] Henry Morgenthau, Büyükelçi Morgenthau’nun Öyküsü, çeviren: Attila Tuygan, Belge Yayınları, İstanbul-2005, s. 49; Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Yıl, çeviren: Resul Bozyel, Kesit Yayınları, İstanbul-2006, s. 152; Emmanuil Emmanuilidis, Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Yılları, çeviren: Niko Çanakçıoğlu, Belge Yayınları, İstanbul-2014, s. 9.

    [4] Mustafa Kemal’in Associated Press’e demeci, Ağustos 1921, Vakit, 2.9.1921, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt: 3, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara-1989, s. 38; Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt: 2, s. 129-130; 1922’de hazırlanan Pontus Meselesi, Dr. Yılmaz Kurt, TBMM Basımevi, Ankara-1995, s. 3-4, 12; Cumhuriyet, 27.5.1931, s. 1, 6; Cumhuriyet, 3.5.1935, s. 3; Cumhuriyet, 19.12.1936, s. 1, 8.

    [5] Kavram için, Selim Deringil, Simgeden Millete, s. 265-266.

    [6] Vahdettin Engin, age, s. 294.

    [7] Prof. Nihat Erim, Devletlerarası Hukuku ve Siyasi Tarih Metinleri, Cilt: 1 (Osmanlı İmparatorluğu Andlaşmaları), Ankara Hukuk Fakültesi Yayınları, 1953, s. 403-4.

    [8] Prof. Nihat Erim, age, s. 401.

    [9] Prof. Nihat Erim, age, s. 321-2, 341.

    [10] Prof. Nihat Erim, age, s. 525.

    [11] BOA, HR. SYS, 2751/22, 28.4.1886 ve BOA, HR. SYS, 2751/34, 23.4.1889 ve BOA, HR. SYS, 2751/38, 29.5.1889 ve BOA, HR. SYS, 2751/51_1, 20.1.1890 ve BOA, HR. SYS, 2751/51_4, 19.2.1890, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1845-1890), cilt: 1, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2004, s. 99-100, 159-160, 170-2, 200-1, 204-5, belgeler s. 393-5, 490-2, 508-513, 549-551, 557-8; BOA, HR. SYS, 2752/37, 21.4.1892 ve BOA, HR. SYS, 2752/52, 16.6.1893 ve BOA, HR. SYS, 2752/49, 5.6.1893 ve BOA, HR. SYS, 2761/19, 27.9.1893 ve BOA, HR. SYS, 2753/5, 21.11.1893 ve BOA, HR. SYS, 2753/21, 4.12.1893, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893), cilt: 2, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2004, s. 15-8, 69-71, 74, 162, 194-5, 200-1, belgeler s. 243-254, 329-334, 339-340, 459-60, 531-4, 542-545; BOA, HR. SYS, 2757/10, 10.9.1895, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1894-1895), cilt: 3, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2006, s. 190, belgeler s. 509-11; BOA, HR. SYS, 2757/43, 13.1.1896 ve BOA, HR. SYS, 2757/71, 5.2.1896 ve BOA, HR. SYS, 2757/83, 4.2.1896 ve BOA, HR. SYS, 2758/7, 19.3.1896, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1896-1922), cilt: 4, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2006, s. 4-5, 9-10, 16-7, 18-9, belgeler s. 215-6, 228, 238-9, 244-5; ayrıca BOA, HR.SYS, 2751/24, 4.4.1888; HR.SYS, 2751/54, 13.2.1890; HR.SYS, 2735/47, 13.5.1893; HR.SYS, 2788/16, 22.1.1895; HR.SYS, 2758/73, 19.2.1897.

    [12] BOA, HR. SYS, 2761/13, 9.8.1889, aktaran Ermeni-İngiliz İlişkileri (1845-1890), cilt: 1, s. 188, belgeler s. 533-4.

    [13] BOA, HR. SYS, 2741/75, Kasım 1896, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Amerikan İlişkileri (1896-1919), cilt: 2, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2007, s. 117-9.

    [14] BOA, HR. SYS, 2748/26, 27.11.1893 ve BOA, HR. SYS, 2802-4, 2749/25, 9 ve 11 Eylül ile 10 Ekim ile 19 Kasım 1896, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Fransız İlişkileri (1879-1918), cilt: 1, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2002, s. 22, 99, 102, 109-111, belgeler s. 300-1, 479, 487, 506, 509; BOA, HR. SYS, 2757/43, 11.12.1895, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1896-1922), cilt: 4, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2005, s. 4-5, belgeler s. 211-2.

    [15] BOA, HR. SYS, 2761/60, 7.11.1893, aktaran Ermeni-İngiliz İlişkileri (1891-1893), cilt: 2, s. 189-190, belgeler s. 521-3.

    [16] BOA, HR.SYS, 68/38, 24.5.1881; BOA, HR.SYS, 2735/15, 4.12.1889; BOA, HR.SYS, 2735/14, 10.2.1890; BOA, HR.SYS, 2735/20, 15.5.1890; BOA, HR.SYS, 60/46, 26.5.1891; BOA, HR.SYS, 2735/44, 5.5.1893; BOA, HR.SYS, 69/21, 1.3.1894; BOA, HR.SYS, 2786/1_60, 4.2.1895; BOA, HR.SYS, 2786/1_92, 5.12.1895; BOA, HR.SYS, 2786/1_85, 22.2.1896; BOA, HR.SYS, 2786/1_141, 13.4.1896.

    [17] Ottomane, BOA, HR.SYS, 1305/31, 30.4.1874; Turquie, BOA, HR.SYS, 1310/68, 9.12.1890 ve BOA, ­HR.SYS, 2786/1_266, 2.2.1897.

    [18] BOA, HR.SYS, 19/49, 6.9.1895; BOA, HR.SYS, 2734/28, 18.9.1896.

    [19] BOA, HR.SYS, 2749/25, 11.9.1896; BOA, HR.SYS, 2786/1_246, 29.10.1896; BOA, HR.SYS, 2794/6, 8.2.1902.

    [20] Turquie, BOA, HR.SYS, 160/23_2, 29.11.1876 ve BOA, HR.SYS, 160/23_4, 9.12.1876; Ottomane, BOA, HR.SYS, 184/44, 4.2.1887 ve BOA, HR.SYS, 2761/60, 4.2.1893 ve BOA, HR.SYS, 2786/1_83, 23.12.1903.

    [21] BOA, HR. SYS, 2748/26, 23.11.1893 ve BOA, HR. SYS, 2788/16, 30.1.1895, aktaran Ermeni-Fransız İlişkileri (1879-1918), cilt: 1, s. 22-24, 31-33, belgeler s. 302-308, 330-332; BOA, HR. SYS, 2748/31, 23.12.1893.

    [22] BOA, HR. SYS, 2786-1/242, 244, 249, 250, 17 ve 28 ve 31 Ekim 1896 ve BOA, HR. SYS. 2749/60, 8.12.1896 ve BOA, HR. SYS. 2802-4, 2749/25, 3-4 Kasım 1896, 8 Şubat 1897 ve BOA, HR. SYS, 2794/6, 3.2.1902, aktaran Ermeni-Fransız İlişkileri (1879-1918), cilt: 1, s. 69-73, 90-92, 111-3, 147, belgeler s. 416-427, 455-460, 510-520, 570-2.

    [23] Tiflis, BOA, HR. SYS, 2774/21, 6.7.1901, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Rus İlişkileri (1899-1906), cilt: 2, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2006, s. 59, belgeler s. 253; Batum, BOA, HR. SYS, 2761/13, 30.7.1889, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1845-1890), cilt: 1, s. 189, belgeler s. 535.

    [24] Ottoman, BOA, HR. SYS, 2786/1_46, 21.1.1896; Turquie, BOA, HR. SYS, 67/24, 30.9.1902 ve BOA, HR. SYS, 67/17, 3.10.1902.

    [25] BOA, HR. SYS, 216/37, 22.11.1895.

    [26] BOA, HR. SYS, 2786/1_304, 5.4.1898.

    [27] Vahdettin Engin, age, s. 293-302; Sultan Abdülhamid, Siyasî Hatıratım, Ali Vehbi (hazırlayan), 3. baskı, Dergâh Yayınları, İstanbul-1975, s. 73; Tahsin Paşa, II. Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları, hazırlayan: Yüksel Kanar, 2. basım, Kapı Yayınları, İstanbul-2023, s. 242.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Allende’ye Darbe: Şili 1973

    4 Kasım 2026

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

    29 Ekim 2026

    Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

    29 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Korkut Akın

    Allende’ye Darbe: Şili 1973

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

    Mahsuni Gül

    Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

    Toros Korkmaz

    Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    Müjde değil, sosyal yardım tuzağı!

    Siyasi Haber

    Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

    Aziz Çelik

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    Ertuğrul Kürkçü

    Uçum kim gibi?

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    DEM Parti’den kademeli emeklilik için kanun teklifi: “Emeklilik hakkı gasp edilemez”

    2 Kasım 2026

    Volvac’ta sendikal kıyım: Yetki belgesinin ardından tüm Birleşik Metal-İş üyesi işçiler işten çıkarıldı

    2 Kasım 2026

    Umut Oran’ın fabrikasında işçi kıyımı

    30 Ekim 2026
    KADIN

    ‘Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor’ Konferansı yapılıyor

    31 Ekim 2026

    İpek Er’in faili eski uzman çavuş Musa Orhan’a beraat

    26 Ekim 2026

    AYM’nin süresiz nafaka iptaline kadınlardan tepki: “Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz”

    23 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.