Medya Haber televizyonunda yayınlanan Özel Program’da konuşan Kürt Özgürlük Hareketi Üyesi Helin Ümit; Kürdistan özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler, İmralı’daki tecrit koşulları, Abdullah Öcalan’ın statüsü ve iktidar blokundan gelen açıklamalara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Hareket olarak 2026 yılının başından itibaren üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini belirten Helin Ümit, kalıcı bir süreç için Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün kaçınılmaz ilk adım olduğunu vurguladı.
“Zindan direnişi Kürdistan’daki karanlığı parçaladı”
Konuşmasına Mayıs ayında yaşamını yitirenler şahsında tüm mücadele kayıplarını anarak başlayan Helin Ümit, yürütülen direniş sonucu Kürdistan üzerindeki karanlığın parçalandığını belirtti. 18 Mayıs’ta yaşamını yitiren Haki Karer üzerinden Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel kökenlerine değinen Ümit, Diyarbakır zindanındaki direnişe dair şu ifadeleri kullandı:
“Dört yoldaşın sırt sırta vererek kendisini bir ateş topuna çevirmesi bugün bile bize hakikate nasıl ulaşacağımıza dair örnek teşkil ediyor, önümüzü aydınlatıyor. Kolektif güç olmayı, birlikte hareket etmeyi, düşmana birlikte darbe vurmayı ifade ediyor. Kürdistan’da zindan direnişi sadece zindanları aydınlatmadı; Kürdistan üzerindeki karanlığı parçaladı.”
Helin Ümit; Hozan Mizgin, Gülçiya Gabar, Leyla Agirî ve yakın zamanda hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder gibi isimlerin mücadele mirasına sahip çıkacaklarının altını çizdi.
“İmralı tecridi şantaja dönüştü, ilk düğme fiziki özgürlüktür”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne rağmen İmralı tecridinin mutlak surette devam ettiğini ve yaklaşık iki aydır (54-55 gündür) hiçbir görüşme yapılmadığını belirten Helin Ümit, devletin bu tutumla Özgürlük Hareketi ve halk üzerinde psikolojik bir baskı ve şantaj mekanizması kurmak istediğini söyledi.
Sürecin sağlıklı ilerlemesini isteyenlerin öncelikle Öcalan’a yönelik yaklaşımlarını düzeltmesi gerektiğini ifade eden Helin Ümit, yapısal çözümü şu sözlerle özetledir:
- Gömleğin ilk düğmesi özgürlüktür: “Sürecin doğru yürümesi için gömleğin düğmelerini doğru iliklemek lazım. İlk düğme Önderliğin fiziki özgürlüğü. O yüzden kesinlikle İmralı ada hapishanesi lağvedilmeli, Önder Apo fiziki olarak özgür olmalı. Bu olmadan nasıl eşit özgür ilişki çalışma olacak?”
- Umut hakkı ve uluslararası adımlar: AİHM kararlarının dahi uygulanmadığı bir gerçekliğin olduğunu belirten Helin Ümit, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nun Haziran ayındaki Öcalan gündeminin de çeşitli gerekçelerle ertelendiğini kaydetti.
“PKK örgütsel varlığına son verdi, o olmadan dönüşemeyiz”
Kürt Özgürlük Hareketi’nin süreç boyunca üzerine düşen bütün sorumlulukları eksiksiz yerine getirdiğini ve Ortadoğu tarihinin en büyük adımlarının atıldığını vurgulayan Helin Ümit, örgütün feshine dair şu bilgileri paylaştı:
- PKK kendini feshetti: “Kürt Özgürlük Hareketi üzerine düşen bütün sorumlulukları yerine getirdi geçen süre boyunca. Ortadoğu’nun son 50 yılına, aslında 100 yılına damgasını vuran bir hareket örgütsel varlığını sonlandırdı. PKK kendisini feshetti.”
- 30 arkadaşımız silahlarını yaktı: “Silahlı mücadele stratejisinden vazgeçirdiği ve koşulları oluşursa demokratik siyaset ve hukuksal mücadeleye geçireceği belirtilmiş. Bunun için 30 arkadaşımız silahlarını yakmış.”
- Kurucu irade olmadan dönüşüm olmaz: “12. PKK Kongresi’nde biz iki karar aldık. Biri PKK’nin örgütsel varlığının sonlandırılması, biri de silahlı mücadele stratejisinin değiştirilmesi. Fakat her iki kararı Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır olmasına bağladık. Nasıl ki PKK’nin kurucusu Önder Apo ise ondan sonrası açısından da ancak Önderlik yapabilir. Önderlik olmazsa biz dönüşemeyiz.”
Bahçeli’nin 7 maddelik raporuna yanıt: “Esareti sürdürme çabası”
Süreçteki statü tartışmalarına ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hazırlattığı 7 maddelik rapora da değinen Helin Ümit, Öcalan’ın 60 milyon Kürt nezdinde zaten tarihsel bir statüsü olduğunu, kendilerinin bu statünün yasallaşmasını ve hukukileşmesini talep ettiklerini belirtti.
Bahçeli’nin sunduğu taslağı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un açıklamalarını eleştiren Helin Ümit, şu tespitlerde bulundu:
- Samimiyetsiz yaklaşımlar: “Devlet Bahçeli’nin hazırladığı yedi maddelik raporu hızla okudum, kelime oyunu yapmaya gerek yok. Böyle örtülü bir şekilde Önderliğin esaretinin sürdürüleceğini kabul ettirmeye çalışmak çok samimi bir tutum değil.”
- Uçum’un iddiaları: “Mehmet Uçum’un açıklamaları daha da uç. ‘Statü tartışmaları sonlanmalı, asla olmamalı’ falan filan vesaire bu minvalde değerlendirmeler yapıyor. Süreci teknik yürütülmesine indirgeme sürecin ruhuna çok uygun değil.”
“Türkiye ya Kürtlerden kale yapacak ya da kuşatılacak”
Konuşmasının sonunda Türkiye’nin önündeki tarihsel yol ayrımına dikkat çeken Helin Ümit, Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nda yer alan “Yavuz Selim” örneğini hatırlatarak; bin yıllık Türk-Kürt ittifakının ulus devletçilik dalgasıyla bozulduğunu ifade etti. Bölgedeki büyük değişim dalgası karşısında Türkiye’nin bir karar vermesi gerektiğini belirten Helin Ümit, “Türkiye aslında Kürtlerden bir kale mi yapacak yoksa Kürtler tarafından kuşatılacak mı karar vermesi lazım. Demokratikleşmeyen Türkiye şiddet üretir” diyerek sözlerini tamamladı.
