12 Eylül faşizmi koşulları altında işçi sınıfı içinde örgütlenme faaliyeti yürütürken katledilen DİSK İlerici Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Kenan Budak, ölümünün 45. yılında mezarı başında anıldı. DİSK’in çağrısıyla gerçekleştirilen ortak anmaya DİSK’e bağlı sendikaların yanı sıra TÖP, SODAP, Birleşik Metal-İş, DEM Parti, EHP ve çok sayıda demokratik kitle örgütü katıldı.

DİSK’in düzenlediği anma töreninde yapılan konuşmalarda, Kenan Budak’ın yalnızca bir sendika yöneticisi olarak değil, 12 Eylül karanlığına karşı direnen sınıf önderlerinden biri olduğu vurgulandı.
Ortak anmanın ardından ise SODAP ve İşçi Hakları Derneği tarafından iki ayrı anma töreni gerçekleştirildi. Yapılan konuşmalarda Kenan Budak’ın mirasının, günümüz sendikal hareketi açısından örnek alınması gerektiğinin altı çizildi.
İşçi Hakları Derneği’nin konuşmalarında öne çıkan temel vurgu, Kenan Budak’ın yalnızca ücret pazarlığı yapan bir sendikacı değil; işçi sınıfının ekonomik, siyasal ve demokratik taleplerini birlikte savunan devrimci bir sınıf önderi olduğu yönündeydi.
“Budak işçi sınıfının ekonomik talepleriyle siyasal taleplerini birlikte yükseltmeyi savunuyordu”

İşçi Hakları Derneği adına konuşan Ali Coşkun, Kenan Budak’ın mücadele anlayışının günümüzde yaygınlaşan sendikal bürokratizmden köklü biçimde ayrıldığını belirterek şunları ifade etti:
“Kenan Budak, sınıf mücadelesini yalnızca toplu sözleşme masasına sıkıştırmadı. İşçi sınıfının ekonomik talepleriyle siyasal ve demokratik taleplerini birlikte yükselten bir mücadele hattı kurdu. 12 Eylül sürecinde Selimiye Kışlası’nda teslim olanlardan da, ülkeyi terk edenlerden de olmadı. Son ana kadar direniş çizgisini savundu.”
İşçi Hakları Derneği adına söz alan Gökay Işık ise Kenan Budak’ın özellikle işçi sınıfı içinde örgütlenme pratiğine dikkat çekti. Işık konuşmasında, Budak’ın deri işçiliğinde bireysel olarak yaşadığı sömürüyü kolektif örgütlenmeye dönüştürebilmesinin bugün de önemli dersler içerdiğini belirtti.
Işık, konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kenan Budak’ın deri işçiliğine girdikten sonra bizzat yaşadığı sömürüyü örgütlü mücadele pratiğine dönüştürmesi bugün de bizlere yol göstermektedir. Özellikle 12 Eylül darbesi sonrasında en ağır baskı koşullarında dahi teslimiyet yerine direniş çizgisini benimsemesi, bizim mücadelemiz açısından vazgeçilmez bir deneyimdir.”
Anmada son olarak konuşan Tarık Oruç ise Budak’ın DİSK’in büyümesindeki tarihsel rolüne değindi. Özellikle 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi sonrasında DİSK’in örgütlenme sürecinde Kenan Budak’ın önemli bir görev üstlendiğini belirten Oruç, Budak’ın yaşamının sonuna kadar teslim olmayan devrimci kimliğini koruduğunu ifade etti.
“Kenan Budak yalnızca geçmişin değil, bugünün de tartışması”
DİSK’in önceki yıllarda yaptığı anmalarda da ortak biçimde vurgulandığı gibi, Kenan Budak’ın mücadelesi yalnızca 12 Eylül faşizmine karşı gösterdiği direnişle değil; sendikal mücadeleyi siyasal mücadeleden ayırmayan sınıf anlayışıyla anılıyor. DİSK’in resmi anmalarında Budak, işçi sınıfının ekonomik haklarının yanı sıra demokrasi ve özgürlük mücadelesinin de simge isimlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bu yılki anmalarda ise özellikle İşçi Hakları Derneği’nin yaptığı değerlendirmeler, Kenan Budak’ın mirasının günümüz sendikal hareketine yönelik eleştirel bir perspektifle ele alınması bakımından dikkat çekti. Dernek temsilcileri, Budak’ın mirasının yalnızca tarihsel bir anı olarak değil, bugün işçi sınıfı içinde yeniden mücadeleci, taban örgütlenmesine dayanan ve ekonomik talepleri siyasal-demokratik mücadeleyle birleştiren bir sendikal çizginin inşasında referans alınması gerektiğini savundu.
Katledilişinin üzerinden 45 yıl geçmiş olmasına rağmen Kenan Budak’ın adı, anmalarda yalnızca geçmişe ait bir sendikacı olarak değil; teslim olmayan, ülkesini terk etmeyen ve sınıf mücadelesini yaşamının sonuna kadar sürdüren bir devrimci işçi önderi olarak anılmaya devam etti.
