Kaynak: expressioninterrupted.com / Deniz Nazlım
İktidarın yargı aygıtı eliyle gazetecilere ve özgür basına yönelik sürdürdüğü baskı ve sansür cenderesi devam ediyor. Siyasi Haber editörü gazeteci Mehmet Murat Yıldırım hakkında, mesleki faaliyetleri ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 8 Eylül 2026 tarihinde Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
P24 (Bağımsız Gazetecilik Platformu) tarafından takip edilen ve Yıldırım ile avukatının katılamadığı ilk duruşma dosya üzerinden görülerek 12 Ocak 2027 tarihine ertelendi.
“Sürgünde de olsam yargı kıskacıyla karşı karşıyayım”
Hakkında açılan davaya ilişkin Expression Interrupted platformuna değerlendirmelerde bulunan gazeteci Mehmet Murat Yıldırım, sınırları aşan yargısal tacize dikkat çekerek şunları söyledi:
“Sürgünde yaşayan bir gazeteci olarak, Türkiye’de hakkımda yürütülen bu tür yargılamalarla karşı karşıya kalmaya devam ediyorum. Hakkımda ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla açılan dava benim yokluğumda görüldü. Benim yazdığım haberler, yazılar ve sosyal medya paylaşımlarım gazetecilik faaliyetlerimin ve ifade özgürlüğümün bir parçasıdır. Bunların suç unsuru olarak değerlendirilmesi, yalnızca benim değil, Türkiye’de mesleğini özgürce yapmaya çalışan çok sayıda gazetecinin karşı karşıya kaldığı baskının bir göstergesidir.”
Dava konusu: Boykot haberleri, sokak eylemleri ve Alevi katliamı yazıları
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Yıldırım’ın editörlüğünü yaptığı Siyasi Haber platformundaki içerikler ile kişisel sosyal medya paylaşımları suçlama konusu yapıldı. Soruşturmanın, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından 19 Mart 2025’te başlayan kitlesel halk protestoları döneminde açıldığı belirtildi.
İddianamede; toplumsal boykot çağrılarına ilişkin haberler, gözaltına alınan devrimci gençler ile gazetecilere dair aktarımlar ve sokak eylemleri delil olarak gösterildi. Savcılık, saray rejimine ve Erdoğan’a yönelik eleştirel ifadeleri “onur, şeref ve saygınlığı rencide edici” olarak nitelendirdi.
Öte yandan dosyaya, Yıldırım’ın Suriye’de Alevi toplumuna yönelik çete saldırılarını ve tarihsel konsepti ele aldığı “Osmanlı’dan Erdoğan’a devletin değişmeyen yüzü: Aleviler katlediliyor” başlıklı analizi ile “Erdoğan rejiminin 15 yılı: katliamlar ve çözümsüzlük” başlıklı inceleme yazısı da eklendi.
Sansür, soruşturma ve dava cenderesi
Mesleki faaliyetleri ve politik tutumu nedeniyle hakkında çok sayıda soruşturma açılan Yıldırım, üzerindeki adli baskılar üzerine Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştı.
Yıldırım’ın kişisel X (Twitter) hesabına, 25 Mart 2026 tarihinde çok sayıda muhalif gazeteci ve yayın organıyla eş zamanlı olarak erişim engeli getirilmişti. Gazeteci hakkında ayrıca Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “örgüt propagandası” iddiasıyla açılan bir dava ile Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde yürütülen ayrı bir soruşturma daha bulunuyor.
