Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Trump yenilince o da yenilmiş sayılır mı ?

    5 Kasım 2026

    Rojava’da ana dilinde eğitim hakkı için eylemler: Girkê Legê ve Amûdê’de saldırılara ve müfredat kısıtlamasına tepki

    4 Kasım 2026

    4 Kasım darbesinin 10’uncu yılında DEM Parti’den araştırma önergesi: “Demokratik siyasi hakların gasbı araştırılsın”

    4 Kasım 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Allende’ye Darbe: Şili 1973

      4 Kasım 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

      29 Ekim 2026

      Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

      29 Ekim 2026

      Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

      28 Ekim 2026

      Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

      25 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Trump yenilince o da yenilmiş sayılır mı ?

      5 Kasım 2026

      Müjde değil, sosyal yardım tuzağı!

      2 Kasım 2026

      Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

      30 Ekim 2026

      En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

      26 Ekim 2026

      Uçum kim gibi?

      21 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tuncay Yılmaz: Avrupa’da enternasyonalist bir ortak direniş hattı kurmak istiyoruz

      29 Ekim 2026

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Abdülhamid: Ermeniler vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim

    Abdülhamid: Ermeniler vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim

    NEVZAT ONARAN yazdı: En iyimser tahminle 2,5 milyonun yüz binlerce mülküne el koymak, Türk-İslam ahalisine transfer etmek ve tapu kaydını yenilemek amacıyla ilgili mevzuat, 1920’li yıllarda hazırlanmış ve uygulanmıştır. 1895-1896 kırımıyla, Anadolu’dan Hıristiyanların temizlenmesinin politiği temellendirilmiş 1923’e kadar sürdürülmüş ve (sonraki hedefse Trakya ve İstanbul’du, oralarda da) Sünni İslamcı-Türkçü hedefe ulaşılmıştır!
    Nevzat Onaran27 Temmuz 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Tereddütsüz, ‘ne yaptığını’ bilenin itirafıdır.

    Herhangi birisinin söylemi değildir.

    Osmanlı saray oligarşisinin bir numarasıdır.

    Hem Padişah ve Sultan hem de Halife II. Abdülhamid’dir…

    Söylediği şudur:

    “Ben vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim.”

    “Vurulsun” diye hedef gösterilen özne Ermenilerdir…

    Neredeki Ermeniler?

    Sasun’daki…

    Onun için başlığa öznesini de yazdım.

    Şahit kim mi?

    Abdülhamid’i yakından tanıyan birisi.

    Kâmil Paşa…

    İkisi de birbirini tanımaz mı?

    Kâmil Paşa, Abdülhamid’in altı yıl (25 Eylül 1885-4 Eylül 1891) sadrazamlığını yapmıştır…

    Osmanlı Padişahı, Halifesi ve Sultanı Abdülhamid ile eski sadrazam Kâmil Paşa, ordunun Sasun Harekâtı günlerinde buluşmuşlardır.

    1894’te başladı ve devam etti

    1878 Berlin Antlaşması’nın 61’inci maddesi gereği Osmanlı, Ermeni meselesi özelinde o günün ifadesiyle ıslahat (yani reform) yapacağını kabul etmiştir.

    Hatırlayalım ki, Kıbrıs da Berlin Antlaşması öncesinde, İstanbul’da Yeşilköy’e gelen Rusya’yı durdurması karşılığında İngiltere’ye rüşvet olarak verilmişti.

    Osmanlı toprağı Kıbrıs’ı hibe eden Abdülhamid, Berlin’de attığı imzayı pek hatırlamak istemez.

    O yıllarda Abdülhamid, Türk ulus devlet sürecinin çok önemli politiğini de açıklamıştır:

    “Türkiye’yi, Türkler idare etmelidir.”

    Ülkenin adı: Türkiye.

    Ülkenin asıl unsuru yani milleti: Türkler.

    Bu, Abdülhamid’in 18 Ağustos 1883’teki beyanıdır.[1]

    On bir yıl sonra 1894’te Abdülhamid, beyanın politiğini Sasun’da icra etmektedir.

    Bu köşede 27 Mayıs 2026’da yayımlanan yazımda değinmiştim.[2]

    Kısaca aktarıyorum:

    1894’ten on yıl sonra 1904’te Sasun’u da kapsayan Muş’ta 92 köyün 55’i (yani nüfusun yüzde 81,5’i) Ermeni’ydi.

    On yıllık Abdülhamid icraatını da dikkate aldığımızda, 1894’te direnişin örgütlendiği Sasun’da demografik yapıda Ermeni nüfus payının daha yüksek olduğunu tahmin edebiliriz.

    Sasun’da nüfusun çoğunluğu Ermenilerde olsa da bölgesel hakimiyetse Kürt ağalarındaydı.

    Ermeniler, resmi verginin yanı sıra Kürt ağalara da haraç ödüyordu. Zaman zaman da Ermeni köyleri yağmalanmış ve katliamlar yapılmıştır.

    1894’teki direnişin sebebi, özetlediğim Sasun’daki mevcut durumdur.

    Sasun’daki direnişin lideri, Sosyal Demokrat Hınçak Partisi’nden Hampartsum Boyacıyan (kod adı: Murad), 23 Ağustos 1894’te yakalanmış ve 11 yıllık tutsaklığını kaçarak sonlandırmıştır.

    Boyacıyan, Meclisi Mebusan’da 1908’da Sosyal Demokrat Hınçak Partisi’nden Kozan Mebusu seçilmiş ve 1912’ye kadar meclisin sosyalist mebuslarındandır. Boyacıyan kimliğini, meclis kürsüsünde haykırmıştır:

    “Bendeniz sosyalistim. […] Öyle ise bütün dünyada bulunan amelelerin menfaati de müşterektir. İster istemez bunları ne vakit ki biz istiyoruz. Bugün birbirini kıran Ermeni, Türk ve Kürt ahali ameleler artık birbirini kırmazlar. Onlar anlarlar ki o vakit, kendi menfaatleri müşterektir. Onlar anlıyorlar ki hepsi sabahtan akşama kadar çalışıyor, kan ter içinde kalıyor. Fakat aç kalıyor. O halde onlar anlarlar ki birbirlerine daha ciddi olarak sarılırlar. O vakit millet ve mezhep meselesi ortaya girip de birbirini kırdıran tatilin semeresi meydanda kaybolur.”[3]

    ‘Liderlik yeteneği olan Ermenilerin’ tutuklandığı 24 Nisan 1915’ten on gün sonra 4 Mayıs’ta yakalanan Boyacıyan, Kayseri’de sekiz yoldaşıyla birlikte idam edilmiştir, 24 Temmuz 1915’te.

    Ordunun ve Hamidiye Alayları’nın seferber edildiği Sasun harekâtı, 1895-1896 Ermeni kırımının mikro provasıydı.

    1895-1896 Ermeni kırımı yıllarında Anadolu’ya teftiş için gönderilen heyetlerden birinin başkanı olan Sadettin Paşa’nın 31 Ocak 1896’da yazdığından biliyoruz: Ermenilerin canına kastedilmiş ve malları yağmalanmıştır.[4] İddia o ki, “yağma” Saray emriydi; çünkü “Ermenilerin mallarının helal olduğuna dair ferman çıktı” diye propaganda yapılmaktaydı.[5]

    Sadettin Paşa, [Sünni İslam Kürt aşiretlerinden oluşturulan] Hamidiye Alayları’nın da ne denli aktif olduğunu vurgulamıştır.[6]

    1895’te 500 Ermeni’nin imzaladığı dilekçe

    Kâmil Paşa’nın hatıratını oğlu Hilmi Kâmil Bayur yazmış ve torunu Hikmet Bayur’un makalesinin konusu da bu hatırattır.

    Hikmet Bayur, Muş ve Bitlis’te 1894 baharında neler olduğuna da değinir. Ona göre Sasun’da çetin Ermeni ayaklanması başlamış, ama Avrupa’da ise aksine propaganda yapılmaktadır. Okuyoruz ki Abdülhamid, Kâmil Paşa’nın önce aylığını 31 Ağustos 1894’te 300’den 400 liraya yükseltmiş ve sonra Saray’a davet etmiştir.

    Aylıktaki artışın gerekçesi yazılmamış, Abdülhamid’in Kâmil Paşa’ya ne söylediği aktarılmıştır:

    “İsyan eden Sason Ermenilerinin hareket-i gaddaranelerini [acımasızca] arzettiler. Ussatın [asilerin] darb ve tenkili hakkında dördüncü ordu kumandanlığına bir telgraf yazılmasını emrettim, meğer başkatip paşa şedidülmeal [şiddetli] bir telgraf yazmış. Bunun icrası İngiltere’nin müdahalesini davet etti. Ben vurulsun dediysem katliam edilsin demedim.”[7]

    Sasun’da Ermenileri imha ettirdiğini açıklayan Abdülhamid, görüşmeden bir yıl sonra Kâmil Paşa’yı ikinci kez sadrazam olarak atar 2 Ekim 1895’te.[8]

    Bu, kritik tarihtir; 13 Temmuz 1878’de Osmanlı’nın imzaladığı Berlin Antlaşması’nın 61’inci maddesindeki Ermeni ıslahatıyla ilgili diplomasi yoğunlaşmıştır. Mayıs ayından beri diplomasinin konusu Osmanlı’nın verdiği sözü tutması, ıslahatı yapmasıdır.

    İstanbul’daki elçilerle sürdürülen müzakerenin sonucunda Kâmil Paşa’nın sadrazam olarak atanmasından 16 gün sonra 18 Ekim 1895’te, Islahat Planı Abdülhamid tarafından imzalanmıştır.[9]

    Islahat meselesinde, Ermenilerin hazırlığını, resmi raporlarda yazıldığına göre Hınçak Komitesi[10]  yani Sosyal Demokrat Hınçak Partisi yapmıştı. 30 Eylül 1895’te (imzadan 18 gün önce), Sosyal Demokrat Hınçak Partisi, taleplerin bir bir sıralandığı dilekçeyi Babıali’ye, hükümete vermeyi örgütlemişti. O günün koşullarında “Ermenistan meselelerine dair istida”yı 500 kişi “Taşralı Ermeniler” adıyla imzalamıştı.

    Osmanlı raporlarında pek anılmayan 500 Ermeni’nin imzaladığı dilekçe metni iki sayfadır. Birincisi, “Hükümetin vatanımızı, birkaç seneden beri sıkıyönetimle idaresini dava ederiz” denilen 17 maddenin sıralandığı dilekçedeki talepleri, “can ve mal güvenliği istiyoruz” olarak özetlemek mümkündür.[11]

    Bugün de TC vatandaşı olarak temel talebimiz, hâlâ can ve mal güvenliğimizdir. 131 yıl geçmiş, ama bir arpa boyu yol alınamamıştır.

    30 Eylül 1895’te dilekçesini Babıali’ye verecek Ermeniler, Patrikhane’de toparlanmış, ama polis-jandarma yürüyüşe izin vermemiş ve kanla bastırmıştır.[12] Babıâli ve Saray için Patrikhane’den yürüyüş planı sürpriz değildir; çünkü içeriden haber alınmıştır.[13]

    Saldıranların kimliği Laz, Kürt ve Acemler olarak sıralanırken, genel tanımlama “ahâlî-i İslam”dır ve Türk’ün adı hiç anılmamıştır.[14]

    Babıâli ile Saray, vatandaşının dilekçesini almaya ve neler yazılmış diye bakmaya bile gerek görmemiştir.

    Sonra da bitmez tükenmez (bu da yanlış da) “hoşgörü” hikayesi…

    İstanbul’daki katliamdan birkaç hafta sonra, Islahat Planı imzalanmış ve resmiyet kazanmış olsa da imzanın mürekkebi kurumadan Abdülhamid, Sasun’da yaptığının beterini daha geniş coğrafi bölgede icra etmeye başlamıştır. Bir anda Erzurum’da, Van’da, Muş’ta, Harput’ta, Arapkir’de, Trabzon’da daha pek çok yerde, çoğunlukla Cuma gününde Ermenilere saldırılmıştır.

    İmha planından haberi olmadığı anlaşılan Sadrazamı Kâmil Paşa da atanmasından bir ay sonra 4 Kasım 1895’te Osmanlı’nın idaresiyle ilgili düşüncelerini Abdülhamid’e yazmıştır.

    Padişah Abdülhamid’e sunulan arizada, Saray ile Babıâli ilişkisi ele alınmıştır.

    Hikmet Bayur’a göre Osmanlı idaresinin iki kurumu arasındaki ilişki Babıâli lehinde analiz edilmiş ve öyle olması önerilmiştir.[15]

    İmha planını icra eden Abdülhamid kızmış olmalı ki, Kâmil Paşa arizasından üç gün sonra 7 Kasım 1895’te görevinden alınmıştır.[16] Kâmil Paşa’nın ikinci sadrazamlığı, ancak 36 gün sürmüştür.

    Anlıyoruz ki Abdülhamid, Hamidiye Alayları dâhil silahlı gücünü seferber ederek Ermeni kırımının politiğini icra ettiği günlerde hegemonyasının sınırlandırmasını kabul etmemiştir.

    Zaten sonuçlarıyla da sabittir ki, 1895-1896’da 1894’te Sasun’da Ermenilerin katlinden daha kanlısı planlanmış ve icra edilmiştir.

    Sünni İslamcı-Türkçü hedefe ulaşıldı

    Abdülhamid’in seferber ettiği Hamidiye Alayları dâhil ordu birlikleriyle 1895-1896’da Ermenilere yaptığı dört fiil şunlardır:

    1- Le Figaro’ya göre 300 bin[17] veya Osmanlı’ya göre en fazla 20 bin[18] Ermeni öldürülmüştür.

    2- Öylesine can kaygısı yaratılmıştır ki, Ermeniler değil birey birey topluca köy köy İslamlaş(tırıl)mıştır.[19]

    3- Bir kısım Ermeniler Rusya Ermenistanı’na kaçmıştır; bu sayı, 1910’da sadrazam İbrahim Hakkı’ya göre 60-70 bindir.[20] Meclisi Mebusan’da gündem olmuştur, ama dönmeleri sağlanamamıştır.

    4- Öldürülen ve kaçan Ermenilerin malına-mülküne el konmuştur. Sivas Mebusu Dr. Nazaret Dağavaryan’ın üyesi olduğu komisyon, 1911-1912’de araştırmış, yüzlerce mülkle ilgili maddeler halinde dört rapor hazırlamış ve Ermeni Patrikhanesi’ne vermiştir. Dr. Nazaret Dağavaryan konuyu Meclisi Mebusan’da[21] gündeme getirmişse de cevap alamamıştır.

    Günümüzün tabiriyle mülklere çökülmüştür…

    En iyimser tahminle 2,5 milyonun yüz binlerce mülküne el koymak, Türk-İslam ahalisine transfer etmek ve tapu kaydını yenilemek amacıyla ilgili mevzuat, 1920’li yıllarda hazırlanmış ve uygulanmıştır.

    1895-1896 kırımıyla, Anadolu’dan Hıristiyanların temizlenmesinin politiği temellendirilmiş 1923’e kadar sürdürülmüş ve (sonraki hedefse Trakya ve İstanbul’du, oralarda da) Sünni İslamcı-Türkçü hedefe ulaşılmıştır!

    NOTLAR:


    [1] BOA, Y.PRK.SGE, no:2/3, 18 Ağustos 1883, aktaran Vahdettin Engin, Bir Devrin Son Sultanı II. Abdülhamid, 10. baskı, Yeditepe Yayınevi, İstanbul-2024, s. 294.

    [2] https://siyasihaber10.org/abdulhamidin-kurt-ve-dersim-politigi/

    [3] Tatili Eşgal Kanun Layihası’nın müzakeresi, Meclisi Mebusan Zabıt Ceridesi, devre: I, cilt. 3, 13 Mayıs 1325 (26 Mayıs 1909), s. 694.

    [4] Sami Önal, Sadettin Paşa’nın Anıları Ermeni-Kürt Olayları (Van, 1896), Remzi Kitabevi, İstanbul-2003, s. 21.

    [5] Sami Önal, age, s. 22.

    [6] Sami Önal, age, s. 30-1, 98-9, 124-5.

    [7] Kâmil Paşa Hatıratı, s. 180, aktaran Ord. Prof. Hikmet Bayur, Yeni Bulunmuş Bazı Belgelerin Işığında Kâmil Paşa’nın Siyasal Durumu, Belleten, cilt: 35, sayı: 137, Ocak 1971, s. 91.

    [8] Ord. Prof. Hikmet Bayur, agm, s. 92.

    [9] BOA, Y.PRK.BŞK, 43/58 ve BOA, Y.PRK.A, 10/101, aktaran, Ozan Can Akpınar, II. Abdülhamit Döneminde Vilâyât-ı Sitte’de Devlet-Toplum İlişkileri: Yönetsel Sorunlar, Hamidiye Alayları ve İsyanlar (1876-1908), Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Antalya-2023, s. 191-192.

    [10] Sadaret’in 29 Eylül 1895 tarih ve 204 no’lu yazısı, Hüseyin Nâzım Paşa, Ermeni Olayları Tarihi-1, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-1998, s. 71-2.

    [11] 18 Eylül 1311 (30 Eylül 1895) tarihli istida, Hüseyin Nâzım Paşa, Ermeni Olayları Tarihi-1, s. 152-3. Ayrıca Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul-1976, s. 479-480.

    [12] Hüseyin Nâzım Paşa, Ermeni Olayları Tarihi-1, s. 79-80; BOA, Y.PRK.ZB, 16/51, 5.10.1895 ve Y.A.RES, 76/54, 5.10.1895, aktaran Osmanlı Belgelerinde Ermeni İsyanları (1878-1895)-1, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2008, s. 130-139 ve s. 141-5.

    [13] 28 Eylül 1895 tarihli Heyeti Tahkikiyyenin raporu ile Sadaret’in 311 ve 317 no’lu yazısı, Hüseyin Nâzım Paşa, age, s. 68-71.

    [14] Hüseyin Nâzım Paşa, Ermeni Olayları Tarihi-1, s. 76-83.

    [15] Kâmil Paşa Hatıratı, s. 190, aktaran Ord. Prof. Hikmet Bayur, agm, s. 94-6.

    [16] Ord. Prof. İsmail H. Uzunçarşılı, II. Abdülhamid Devrinde Kâmil Paşa, Belleten, cilt:19, sayı: 74, Nisan 1955, s. 211.

    [17] Orhan Koloğlu, Avrupa’nın Kıskacında Abdülhamit, 7. baskı, İletişim Yayınları, İstanbul-2021, s. 181-183.

    [18] Kâmuran Gürün, Ermeni Dosyası, 3. baskı, Türk Tarih Kurumu, Ankara-1985, s. 168.

    [19] Selim Deringil, İhtida ve İrtidad, çeviren: Ayşen Anadol-Taciser Ulaş Belge, İletişim Yayınları, İstanbul-2017, s. 281-340.

    [20] Meclisi Mebusan Zabıt Ceridesi (MMZC), devre: 1, sene: 3, cilt: 1, 8.12.1910, s. 457.

    [21] MMZC, devre: 1, sene: 3, cilt: 6, TBMM Basımevi, Ankara-1991, s. 627-8.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Allende’ye Darbe: Şili 1973

    4 Kasım 2026

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

    29 Ekim 2026

    Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

    29 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Korkut Akın

    Allende’ye Darbe: Şili 1973

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

    Mahsuni Gül

    Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

    Toros Korkmaz

    Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Trump yenilince o da yenilmiş sayılır mı ?

    Aziz Çelik

    Müjde değil, sosyal yardım tuzağı!

    Siyasi Haber

    Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

    Aziz Çelik

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    DEM Parti’den kademeli emeklilik için kanun teklifi: “Emeklilik hakkı gasp edilemez”

    2 Kasım 2026

    Volvac’ta sendikal kıyım: Yetki belgesinin ardından tüm Birleşik Metal-İş üyesi işçiler işten çıkarıldı

    2 Kasım 2026

    Umut Oran’ın fabrikasında işçi kıyımı

    30 Ekim 2026
    KADIN

    ‘Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor’ Konferansı yapılıyor

    31 Ekim 2026

    İpek Er’in faili eski uzman çavuş Musa Orhan’a beraat

    26 Ekim 2026

    AYM’nin süresiz nafaka iptaline kadınlardan tepki: “Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz”

    23 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.