Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

    27 Mayıs 2026

    Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

    27 Mayıs 2026

    SYKP Avrupa: “Faşizme, savaşa ve sömürüye karşı birlikte direnelim”

    26 Mayıs 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

      27 Mayıs 2026

      Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

      27 Mayıs 2026

      Titrek bir salyangozun demokrasiye inancı: Kelsen, Spinoza ve kırılganların dünyayı taşıyan sessiz direnişi

      26 Mayıs 2026

      Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

      22 Mayıs 2026

      Demokrasi, eşitlik ve halk için ortak mücadele

      22 Mayıs 2026
    • Seçtiklerimiz

      Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

      17 Mayıs 2026

      ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

      14 Mayıs 2026

      İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

      9 Mayıs 2026

      Ana akım sendikacılığın krizi!

      4 Mayıs 2026

      Madenci direnişinin gösterdikleri

      4 Mayıs 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ‘CHP’ye operasyon yüz yıllık demokratik birikimin tasfiyesine yöneliktir’

      25 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

    Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

    NEVZAT ONARAN yazdı: Gerek Abdülhamid’in emri gerekse diğer raporlar birlikte analiz edildiğinde amaçlanan, Dersimlinin dilinin Türkçe, dinin Sünni İslam ve etnik kimliğinin Türk olmasıdır. 1890’larda şarkın diğer vilayetlerinde asayiş tam da tek sorunlu Dersim değildi. O yıllarda Musul, Van, Bitlis, Diyarbakır ne kadar ‘güvenliyse’ Dersim de o kadardı. Dersim’in yani Dersimlinin farkı, devletin dininden yani Sünni İslam olmamasıydı.
    Nevzat Onaran27 Mayıs 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Kürt meselesi, Cumhuriyet’le var oldu, söylemi doğru değildir.

    Günümüzün galat-ı meşhurudur…

    Osmanlı’dan Cumhuriyet’e hem ekonomi politiğinde hem de devletin aklında devamlılık vardır.

    Aksi Osmanlı sömürgeciliğine güzellemedir.

    Bugün yakıcılığını yaşadığımız ‘Kürt meselesi’ dâhil Cumhuriyet’teki her millî meselenin evveliyatı, Osmanlı’dadır.

    Bu, ‘Dersim meselesi’ için de geçerlidir.

    Kuşkusuz, özü bir olsa da politiğinde farklılığı vardır.

    Nitekim 1894’te Kürt meselesi de Dersim meselesi de Abdülhamid’in gündemindedir.

    Babıâli’ye yani hükümete iletilen Kürt ile Dersim meselesiyle ilgili Abdülhamid’in emrine değineceğim.

    Abdülhamid’in bu iki mesele özelinde sadrazama iletilen birer yazılı emri vardır.

    ‘İrade-i seniyye’ denilen padişahın sözlü ve yazılı emri, sarayın başkatibi tarafından sadrazama bildirilmektedir.

    Vahdettin Engin, Abdülhamid’in bazı irade-i seniyyelerini yani sadrazama bildirilen emirlerini aktarmıştır.[1] Emirlerinden ikisi Kürt meselesi ve Dersim meselesi hakkındadır.

    Mutlak monarşist Abdülhamid

    ‘Kürtler Medenileştirilmelidir’

    Abdülhamid, Kürt meselesine 1894’te Sasun’da Ermenilerin başına gelenlerin araştırılması için kurulan heyetin hatırlatması sonrasında değinir.

    Peki, Sasun’da ne olmuştu?

    Saray oligarşisinin dinsel birliğinden Kürt beyleri/ağaları, yerelde hem kendi milletine hem de Hıristiyan milletlere özellikle Ermenilere karşı merkezi iktidarın işbirlikçisiydi.

    Abdülhamid’e “Bavê Kurdan” yani “Kürtlerin babası” denmesi boşuna değildir!

    Bunun en belirgin politiği sadece Sünni Kürtlerden oluşturulan Hamidiye Alaylarıdır. Mevcut birer Türk ve Arap alayı da Sünni’ydi.

    Çünkü alayları kuran ve Sünni İslamlaştırma politiğinin icracısı Sultan Abdülhamid, Sünni İslam’ın halifesiydi.

    Sasun’da demografik yapıda Ermenilerin çoğunluğuna karşın bölgesel hakimiyet Kürt ağalarındaydı.

    1894’ten on yıl sonra 1904’te Sasun’u da kapsayan Muş’ta 92 köyün 55’i Ermeni (nüfusu 21 bin), 20’si İslam (nüfusu 3813) ve 17’si Kürt ile Ermeni’nin (nüfusu 1500 Kürt ve 2400 Ermeni) birlikte yaşadığı köylerdi.[2] Demek ki 28 bin 713 nüfusu olan Muş’un yüzde 81,5’i Ermeni’ydi.

    Hatta on yıllık Abdülhamid icraatını da dikkate aldığımızda, 1894’te direnişin örgütlendiği Sasun’da demografik yapıda Ermeni nüfus payının daha yüksek olduğunu tahmin edebiliriz. Nüfustaki bu dağılıma rağmen Sasun’da bölgesel hakimiyetse Kürt ağalarındaydı.[3] Ermeniler, resmi verginin yanı sıra Kürt ağalara da haraç ödüyordu.[4] Zaman zaman da Ermeni köyleri yağmalanmış ve katliamlar yapılmıştır.[5]

    1894’teki direnişin sebebi, özetlediğim Sasun’daki mevcut durumdur.

    Sasun’daki direnişin lideri, Sosyal Demokrat Hınçak Partisi’nden Hampartsum Boyacıyan (Murad), 23 Ağustos 1894’te yakalanır ve 11 yıllık tutsaklığını kaçarak sonlandırır.

    Hampartsum Boyacıyan (Murad) (Foto: Nubaryan Kütüphanesi)

    Boyacıyan, Meclisi Mebusan’da 1908’da Sosyal Demokrat Hınçak Partisi’nden Kozan Mebusu seçilir, 1912’ye kadar meclisin sosyalist mebuslarındandır.

    ‘Liderlik yeteneği olan Ermenilerin’ tutuklandığı 24 Nisan 1915’ten on gün sonra 4 Mayıs’ta yakalanan Boyacıyan, 24 Temmuz 1915’te Kayseri’de sekiz yoldaşıyla birlikte idam edilmiştir.[6]

    1894 yazında Sasun’da Ermenilerin yaşadıkları Avrupa’nın gündemindedir; neler olduğunu bir heyet araştıracaktır. Heyette[7] İngiltere, Fransa ve Rusya konsolosları da görevlendirilir.

    Abdülhamid, bu heyetin Sasun’a gönderildiğini hatırlatarak, Ermeni meselesini es geçip Kürt meselesi hakkında fikir beyan etmiştir.

    Saray Başkatibi Tahsin imzalı emri özetle aktarıyorum:

    Kürtlerin iskânıyla ilgili önceden hükümete verilen emirlerin gereği yerine getirilmemiştir.

    Kürtlerin iskân edilmemesi ağnam (hayvan) vergisinde gelir kaybına neden olmaktadır.

    Hazine’nin zarar görmemesi için Kürtlerin yazlık ve kışlık otlakları belirlenmelidir.

    Kürtlerden fakir olanlara, ziraat yapması için bir defaya mahsus öküz verilmeli ve ziraat usullerini öğretecek çiftçiler gönderilmelidir.

    İhtiyaç duyulan yerde köy, nahiye ve kaymakamlık teşkil edilmeli, ilkokullar açılmalı, “velhasıl Kürtlerin medeniyet dairesine alınması için lüzumlu tedbirlere başvurulmalıdır.”

    Bunlar zat-ı şahanenin görüşü olarak hükümete iletildi, ama uygulanmamıştır.

    Bu hususlar yerine getirildiğinde Kürtler aleyhindeki isnatlar ve Rumiye ile İran tarafından Kürtlerin tecavüzüne uğradıkları şeklindeki şikayetler son bulacaktır.

    Bu amaçla, “Babıâli bürokratlarından birinin başkanlığında, ehil ve iktidar sahibi üç dört kişiden oluşan bir komisyon” teşkil edilmelidir. Komisyon konuları etraflıca görüşmeli ve gerektiğinde vilayetlerden de görüş almalıdır.

    Komisyon, belirlenecek kararların uygulanması aşamasında, sorun yaşanmaması için bölgeye gitmelidir.

    Komisyonun vazifesini ve “bölgedeki vilayetlerin komisyona ne dereceye kadar yardımcı olacaklarını” belirleyen bir nizamname hazırlanmalıdır.

    Bunlar yapıldıktan sonra, çalışmalar hükümette müzakere edilmeli ve alınacak karar yazılı olarak saraya arz edilmelidir.

    Kürtlerin iskân edilecekleri yerler, Rusya ve İran sınırından uzakta olmalıdır.

    Bu hususları da komisyon, dikkate almalıdır.

    Devletçe faydalı bulunuyorsa, Rusya ve İran sınırına Rumeli göçmenleri yerleştirilmelidir.

    Bütün bu hususların dikkate alınması, padişahımızın emridir.[8]

    Abdülhamid’in emrinde Kürtlerle ilgili uygulanmayan politikalar şöyle sıralanmıştır:

    1- Kürtler iskân edilmelidir; yazlık-kışlık alanları belirlenmelidir.

    2- İskân edilmediği için ağnam vergisi kaybımız oluyor.

    3- İskân edilen fakir Kürtlere ziraat yapması için öküz verilmeli ve çiftçilik öğretilmelidir.

    4- İhtiyaç duyulan yerlerde mutasarrıflık, kaymakamlık, nahiye ve köyler gibi idari teşkilatlar kurulmalıdır.

    5- İlkokullar açılmalıdır.

    6- Kürtlerin medenileştirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

    Emirde belirtilen politikanın gereği yapılamadığı için Kürtlerle ilgili şikayetlerin son bulmadığı belirtilerek yapılacaklar üç maddede özetlenmiştir:

    1- Komisyon kurulmalıdır: Kürtlerle ilgili tedbirler almak amacıyla, Babıâlibürokratlarından birinin başkanlığında, ehil ve iktidar sahibi üç dört kişiden oluşan bir komisyon kurulmalı, gerekli çalışmayı yapmalıdır.

    Komisyon Kürtlerin yaşadığı bölgeye gitmeli ve çalışmalıdır.

    2- Nizamname hazırlanmalıdır: Komisyonun görevini ve bölgedeki vilayetlerin yardımcı olacağı hususları belirleyecek nizamname hazırlanmalıdır.

    3- İskân politikası belirlenmelidir: Kürtler, Rusya-İran sınırından uzağa ve “devletçe faydalı bulunursa” Rumeli göçmenleri de bu sınır civarına iskân edilmelidir. 

    Bu hususlar ve komisyonun çalışmaları hükümette müzakere edilmeli ve alınacak kararlar yazılı olarak saray bildirilmelidir.

    Bilinçli olarak Abdülhamid emrinde, “Kürtlerin yaşadığı bölge” deniyor; sanki Kürdistan bilinmez gibi. Çok değil üç-beş yıl önce resmen Kürdistan vilayeti vardı.

    Anadolu’nun İslamlaştırılmasının hedeflendiği ve Hamidiye Alaylarının seferber edildiği konjonktürde, önerilen ve yapılması istenilenleri içeren politik bütünlüğe baktığımızda Kürtlerin, Osmanlı’nın asli unsuru Türklerden farklı olduğu bilinmekte ve onların medenileştirilmesiyle vesaireyle asimilasyonu önerilmektedir.

    Abdülhamid’in emrindeki medenileştirme, iskân politikası, ilkokul açılması gibi bazı önermelerin Cumhuriyet’in bildik Kürt politiğinin de birer unsuru olması, tesadüf değildir!

    ‘Dersim Islah Edilmelidir’

    Dersim meselesi de Abdülhamid’den Cumhuriyet’e mirastır.

    Dersim’in ıslahı gerekçesiyle Osmanlı’da 18[9] ve Cumhuriyet’te 15[10] rapor hazırlanmıştır. 18 raporun 16’sı Abdülhamid’in mutlak monarşisi yıllarında kaleme alınmıştır.

    33 raporda ‘ıslahatla’ tasfiyesi amaçlanan Dersimlinin dilidir, dinidir ve etnik kimliğidir.[11]

    1880-1892 döneminde Dersim’le ilgi beş rapor hazırlanmış ve altıncısı, Abdülhamid’in sadrazama iletilen 22 Mayıs 1893 tarihli emridir.

    Saray Başkatibi Süreyya imzalı emirde Dersim’in ıslahı önerilmiştir:

    “Dersim kıtasının ıslahına müteallik tedbirlerin cümlesinden olmak üzere oraya sevki lazım gelen askeri kuvvettin tertibi seraskerlik [Genelkurmay Başkanlığı] makamına bildirilmişti. Ancak askerî harekât düzenlenmesi halinde, bölgede bulunan kabilelerin birbiriyle ittifak yapmaları söz konusu olabileceği gibi, kabilelere Ermenilerin yardımcı olunması da ihtimal dâhilindedir.”

    Askerin sevkine dikkat çekilen emirde, yapılacaklar sıralanmıştır:

    Harekât sonrası maarifin yaygınlaşması için lüzumu kadar mektep ve medrese açılmalıdır.

    Bölgenin imarı için gereken yapılmalıdır.

    Ahalinin mallarını gasp eden eşkıyalar yakalanıp cezalandırılmalıdır.

    Dersim kıtaatı ıslah edilmelidir.

    Bu husus[lar], daha öncesinde şifahen [sözlü] bildirilmiştir.

    Dahiliye dairesi [Nezareti] bir komisyon kurmalı ve 4. Ordu müşirliğinin bildirdiği tedbirler tartışılmalı ve “ne yapılacağı” belirlenmelidir.

    Müzakere neticesi Padişah’a arz edilmelidir. [12]

    Emirde Dersim için önerilmiş politikalar şöyle sıralanmıştır:

    1- Harekât sonrasında eğitimin yaygınlaşması için [Türkçeyi egemen kılmak amacıyla] okul ve [Sünni İslamlaştırmak amacıyla] medrese açılmalıdır.

    2- Dersim imar edilmelidir.

    3- Eşkıyalar yakalanıp cezalandırılmalıdır.

    4- Dersim ıslah edilmelidir.

    Şifahen bildirilen bu politikaların hatırlatıldığı emirde, önerilen şudur:

    Dahiliye Nezareti [İçişleri Bakanlığı] bir komisyon kurmalı ve Dersim’de ‘ne yapılacağını’ belirlemelidir.

    Gerek Abdülhamid’in emri gerekse diğer raporlar birlikte analiz edildiğinde amaçlanan, Dersimlinin dilinin Türkçe, dinin Sünni İslam ve etnik kimliğinin Türk olmasıdır.

    1890’larda şarkın diğer vilayetlerinde asayiş tam da tek sorunlu Dersim değildi. O yıllarda Musul, Van, Bitlis, Diyarbakır ne kadar ‘güvenliyse’ Dersim de o kadardı.

    Dersim’in yani Dersimlinin farkı, devletin dininden yani Sünni İslam olmamasıydı.

    Sultan Yavuz’dan beri tutulmuş devlet fişi vardı.

    Nitekim 1935’te Jandarma Umum Kumandanlığı da Dersim raporunda itiraf etmişti (aynen):

    “Yavuz Sultan Selim’in gazabı olmasaydı bugün güzel Türkiyemizde tek bir Sünniye tesadüf etmek imkânı belki de mümkün olmayacaktı. […] Eğer Yavuz’un garazı Dersim’in yalçın dağları içine girebilmiş olsaydı her halde Dersim’i de bugün maddi ve manevi başka bir yol üzerinde görürdük.”[13]

    1890’lardan 1940’lara, Sultan Abdülhamid’den Cumhurreisi Mustafa Kemal Atatürk’e ‘ıslahatın’ en kanlı icrası, ’38 Dersim Kırımı’ydı.

    Kırımın politiği de ’38’deki, 13 bin 160 Dersimli TC vatandaşı ile 122 asker-milisin öldüğü ‘devletin dâhili harbi’ydi.[14]

    ‘Can ve Mal Güvenliği’miz Var Mı?

    Osmanlı’dan Cumhuriyet’e anayasasıyla, mevzuatıyla ve devlet aklıyla devamlılık vardır.

    1876 Anayasası, 20 Nisan 1924’e kadar yürürlükteydi. Bazı özel kanunlarda da Osmanlı’ya atıf yapılmıştır.

    Hatta 1921 Anayasası’nda değişiklik yapılarak Cumhuriyet ilan edilirken, 1876 Anayasası’na göre monarşi rejimi halen yürürlükteydi.

    Türk milliyetçiliğinin iki unsuru olan milleten Türk ve dinen Sünni İslam’a göre öteki, Hıristiyan milletler ve gayri Türk-İslam milletleriydi.

    Hıristiyan milletlerin politiği Osmanlı’da ve gayri Türk-İslam milletlerin politiği de Cumhuriyet’te derinleştirildi ve icra edildi!

    Abdülhamid’den 2026’ya…

    1- 1914’te bugünkü TC sınırları dâhilinde toplam nüfusta, Hıristiyan-Musevi vatandaşların yüzde 20’lerde olan payı, 1927’de yüzde 2,8’ye gerilerken, bugün binde bir kaç olduğu tahmin edilmektedir.[15] Bu, milyonlarca Osmanlı-Türkiye vatandaşının canıyla-malıyla tasfiye edildiğinin pratiğidir.

    2- İmha ve asimilasyonla, gayri Türk-İslam milletlerinin demografik yapısını çözmeye yani TC vatandaşlarını Türkleştirmeye ve [Alevileri] Sünnileştirmeye devam edilmektedir.

    Ezcümle, tasfiyesi ve asimilasyonu hedeflenenler, Osmanlı-Türkiye vatandaşlarıydı!

    Vatandaşıyla barışmayan devlet, ‘can ve mal güvenliği’ sağlar mı?

    Kuşaklardır yaşadığımız, sağlanmadığının tarihidir!

    NOTLAR


    [1] Vahdettin Engin, Asayiş, 2. baskı, Yeditepe Yayınevi, İstanbul-2020.

    [2] BOA, MV, 109/45, 31.5.1904, aktaran Ozan Can Akpınar, II. Abdülhamit Döneminde Vilâyât-ı Sitte’de Devlet-Toplum İlişkileri: Yönetsel Sorunlar, Hamidiye Alayları ve İsyanlar (1876-1908), Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Antalya-2023, s. 170, 951 no’lu dipnot.

    [3] BOA, Y.EE, 172/16; BOA, Y.EE, 172/6; Berard, 1897: 38; Danişmend, 1972: 333, aktaran Ozan Can Akpınar, age, s. 170, 952 no’lu dipnot.

    [4] Aktaran Ozan Can Akpınar, age, s. 170-1.

    [5] Karal, 2003b: 138; Karaca, 1993: 46, aktaran Ozan Can Akpınar, age, s. 171.

    [6] Nesim Ovadya İzrail, 24 Nisan 1915 İstanbul, Çankırı, Ayaş, Ankara, 2. baskı, İletişim Yayınları, İstanbul-2014, s. 243-258.

    [7] BOA, Y. EE, 159/67, 8-9 Aralık 1894 ve BOA, HR. SYS, 2837/14, 12.12.1894, Osmanlı Belgelerinde Ermeni-İngiliz İlişkileri (1894-1895), cilt: 3, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2005, s. 76-80.

    [8] BOA, İ.HUS, 32/50, 20 C 1312/19.12.1894, aktaran Vahdettin Engin, age, s. 114-115.

    [9] Cihangir Gündoğdu-Vural Genç, Dersim’de Osmanlı Siyaseti, 1880-1913, Kitap Yayınevi, İstanbul-2013, s. 54-167; Jandarma Umum Kumandanlığı, Dersim, 3. baskı, Kaynak Yayınları, İstanbul-2000, s. 162-167.

    [10] Nevzat Onaran, Devletin Dâhili Harbi, Kor Kitap, 3. baskı, İstanbul-2023, s. 403-406.

    [11] Nevzat Onaran, age, s. 397-410.

    [12] BOA, İ.HUS, 12/14, 6 Za 1310/22.5.1893, aktaran Vahdettin Engin, age, s. 87-88, abç.

    [13] Jandarma Umum Kumandanlığı, Dersim, age, s. 36-37.

    [14] Nevzat Onaran, age, s. 395-624.

    [15] Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830-1914), çeviri: Bahar Tırnakcı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul-2003, s. 208-227; Umumi Nüfus Tahriri (1927), Fasikül 1, İstatistik Umum Müdürlüğü, Ankara-1929, s. xvıı, lx.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

    27 Mayıs 2026

    Titrek bir salyangozun demokrasiye inancı: Kelsen, Spinoza ve kırılganların dünyayı taşıyan sessiz direnişi

    26 Mayıs 2026

    Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

    22 Mayıs 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Siyasi Haber

    CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

    Nevzat Onaran

    Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

    Elif Gamze Bozo

    Titrek bir salyangozun demokrasiye inancı: Kelsen, Spinoza ve kırılganların dünyayı taşıyan sessiz direnişi

    Muhsin Dalfidan

    Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Fehim Taştekin

    Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

    Şebnem Oğuz

    ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

    Mehmet Türkmen

    İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

    Aziz Çelik

    Ana akım sendikacılığın krizi!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    MESEM’ler ve OSB’lerdeki meslek liseleri: Eğitim kurumu mu, çocuk işçi bulma kurumu mu?

    17 Mayıs 2026

    Üsküdar’da emekçilerden ara zam haykırışı: “Açlık sınırının altında yaşamayı reddediyoruz”

    17 Mayıs 2026

    Kütahya’da madenciler isyanda: Egetaş Kömür İşletmesi’nde iş bırakma eylemi

    15 Mayıs 2026
    KADIN

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026

    Kadınların sesini sahneye taşıyan “Adımı Hatırla” oyunu yoğun ilgi gördü

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.