Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    AFP’de grevin 9. günü: “Avrupalı gazetecinin yarısı kadar maaşa, 7/24 sahada sömürülüyoruz!”

    14 Temmuz 2026

    Hatimoğulları’ndan iktidara sert NATO, tarım ve Kürt sorunu eleştirisi: “Temmuzda çerçeve yasayı çıkaralım, bu yazı heba etmeyelim”

    14 Temmuz 2026

    Almanya’da tarihi IŞİD kararı: Ezidi çocukları köleleştiren çifte ömür boyu ve 9,5 yıl hapis!

    14 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

      13 Temmuz 2026

      Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

      13 Temmuz 2026

      Ne AHBAP ne AFAD!

      13 Temmuz 2026

      Öcalan’ı eleştirmek

      9 Temmuz 2026

      NATO Zirvesi’nin kazananı silah tekelleri, kaybedeni halklar

      8 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      NATO zirvesinin ekonomi politiği

      12 Temmuz 2026

      Teşbihte hata olur…

      2 Temmuz 2026

      NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

      29 Haziran 2026

      2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

      22 Haziran 2026

      Emeklilerin birliği ve dayanışması!

      22 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026

      Mehmet Türkmen: “Baskıyla bu mücadeleyi durduramazlar”

      26 Haziran 2026

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » 15-16 Haziran direnişinin güncelliğini yitirmeyen anlamı

    15-16 Haziran direnişinin güncelliğini yitirmeyen anlamı

    MUHSİN DALFİDAN yazdı: 15-16 Haziran 1970 işçi sınıfı direnişi, mücadele kararlılığı ve dayanışma bilinciyle donanımlı öncü işçilerin kendi sınıfına güven ve cesaretle harekete geçip, sendikal bilincin ötesinde işyeri komitelerini örgütleyerek, kitlesel mücadeleyle gücünü kanıtlaması, sınıf ve kitle sendikacılığının icrasının ve işçi sınıfının siyasallaşmasının yolunu göstermesi; ideolojik, politik, örgütsel ve pratik kazanımlarıyla ve dersler çıkarılmasına elverişli pratiğiyle günümüz sınıf mücadelelerine ışık olmaya devam ediyor.
    Muhsin Dalfidan15 Haziran 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Türkiye’de devlet eliyle KİT’lerde çalışan işçilerin devlete sadık örgütlerde toplanması adına 1947’de Sendikalar Kanunu çıkarıldı. Türk-İş bu kanun müdahalesinin ürünü olarak hayat buldu. Buna rağmen devletten ve sermayeden bağımsız sınıf ve kitle sendikacılığı çalışmaları devletin ve devlet güdümlü Türk-İş’in tüm engellemelerine rağmen tümüyle engellenemedi.

    274 Sayılı Sendikalar Kanunu ve 275 sayılı 275 Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu 1963 yılında yürürlüğe girdi. Bu kanunlar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde işçi sınıfının grev ve toplu sözleşme hakkını kazandığı ilk kanunlar olması nedeniyle, sınıf mücadelesinde önemli bir eşiği ifade eder. 1960’lı yıllar işçi sınıfı mücadelesinin esas olarak İstanbul merkezli yükseldiği yıllardı. 28 Ocak-3 Mart 1963 tarihleri arasında 36 gün süren Kavel Kablo Fabrikası işçilerinin direnişi, işçi sınıfının varlığını ve gücünü sermayeye hissettiren eylemlerin başta gelenlerinden oldu. Sendika temsilcilerinin işten atılmasına karşı başlatılan bu “fiili grev eylemi” grevli ve toplu sözleşmeli sendikalar kanununun çıkmasında da öncü rol üstlenmiş oldu. 1966 yılındaki Paşabahçe Şişe Cam Fabrikasındaki grev, Türk-İş sendikasının yöneticilerine rağmen gerçekleşti. Türk-İş sendikasının,  önceki ve bu süreçteki patron işbirlikçisi “sarı sendika” tutumu, işçi sınıfı içinde giderek yükselen tepkilere yol açtı. Sarı sendikacılığa karşı yükselen tepkiler sonuç verdi ve 13 Şubat 1967 tarihinde Maden-İş, Lastik-İş, Gıda-İş, Basın-İş ve Türkiye Maden-İş sendikalarının öncülüğünde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kuruldu.

    DİSK’in kuruluşu işçi sınıfının sendikal mücadelesi ve örgütlülüğünde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. DİSK’in işçi sınıfı içinde hızla gelişen bu örgütlülüğü sermayeyi ürküttü ve sermaye temsilcileri önlem almak için hemen kolları sıvadı. Zira 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasının Genelkurmay başkanı Menduh Tağmaç’ın darbe öncesinde şu cümlelerle açık ettiği gibi “sosyal uyanış ekonomik gelişimi aşmıştı” ve işçi sınıfının başı ezilmeliydi.

    Devlet öncelikle Türk-İş üzerinden DİSK’e yönelimi engellemeye çalıştı ama çözüm olmadı. Adalet Partisi öncülüğünde yeni adım olarak Sendikalar ve Toplu Sözleşme kanunlarını değiştirerek DİSK’in önünü kesme kararı alındı. 11 Haziran 1970 tarihinde hazırlanan yasa değişikliği TBMM’de kabul edildi.

    14 Haziran’da DİSK üyesi tüm sendika yöneticileri ve işyeri temsilcileri toplandı. Esas olarak işçiler kararlı konuşmalar yaptı ve sonrasında Kemal Türkler “yarından itibaren üretim durdurulacak ve yasa geri çekilinceye kadar mücadele sürecektir” çerçevesinde bir konuşma yaptı. “Siz ne yapacağınızı bilirsiniz” dedi ve inisiyatif artık işçilerdeydi.

    15 Haziran’da Gebze’ye doğru, ikinci gün karşıdan gelen işçilerle birleşmek üzere Üsküdar’a doğru yüründü. 15-16 Haziran meşru bir direniş ve isyan olarak hükmünü icra ediyordu. Avrupa yakası ile Anadolu yakası işçilerinin birleşmesini engellemek için vapur seferleri iptal edildi. Ama işçileri hiçbir engel yıldıramadı. En önemlisi Türk-İş’in örgütlü olduğu fabrikalardaki işçiler de eylemlere katıldı. İşçi dayanışmasının en görkemli pratiğine sahne oldu fabrika ve sokaklar…

    16 Haziran akşamı sıkıyönetim ilan edildi. Eylemler sırasında üç işçi ve bir polis yaşamını yitirmişti. Üç bine yakın işçi işten atıldı. Birçok sendikacı ve işyeri temsilcisi işkencelerden geçirilip tutuklandı.

    1972 yılında kanun değişiklikleri (o sırada kapatılmış olan TİP’in daha önce yaptığı başvuru üzerine) AYM tarafından iptal edildi. İşçi sınıfı direndi ve sonunda kazandı.

    Sınıf mücadelesinin kolektif hafızası ve gayri resmi tarih

    “Günümüze dek bütün toplumların yazılı tarihi, sınıf savaşımlarının tarihidir” İki farklı tarih ve iki farklı kolektif hafıza oluşumunun nedeni bu gerçektir. Resmi tarih ve karşı tarih mücadelesidir bu. Egemen sınıflar tarihi nasıl istiyorlarsa öyle yazagelmişler. Yaşanmış olayları kendi ihtiyaçları itibariyle kurguladıkları ve toplumun bilmesini istedikleri şekliyle sundukları resmi tarihi toplumlar tarihi olarak önümüze koymuş ve koymaktadırlar. Resmi tarih egemen ideolojinin oluşturulması çalışmasıdır. Gelecek kuşakları egemen ideolojiyle donatmanın temel aracı olarak kullanılırken ezilenlerin hafızasını oluşturmalarını ve toplumsal belleğin sürekliliği içinde canlı kalmasını da önler. Bu bağlamda sınıf mücadelesinin bir veçhesi olarak “karşı tarih” yazımı önem kazanır. “Nereden geldiğini bilmiyorsan, nereye gideceğini de bilemezsin.” düsturuyla geçmişini bilmek ve kavramak bugünün yönelimine kılavuzluk edecektir. Egemen ideolojiye karşı ezilenlerin ideolojisinin hegemonya mücadelesinde de işçi sınıfının ve ezilenlerin gözü ve çıkarlarıyla karşı tarih yazımı önem kazanır. Zira resmi tarih anlatısıyla işçi sınıfının kendi kolektif hafızasını oluşturması engellenmeye çalışılır. 15-16 Haziran 1970 direnişi de bu topraklardaki sınıf mücadeleleri tarihinde önemli kilometre taşlarından biridir. Bu bağlamda 15-16 Haziran direnişini, 56.yılında unutmamak ve canlı tutmak, işçi sınıfının ve ezilenlerin mücadele hafızasını canlı tutmaktır. İşçi sınıfının mücadele tarihinin yol göstericiliğini canlı tutmaktır.

    15-16 Haziran ve komünist hareket

    TİP’in 1965 seçimlerinde 15 vekille parlamentoya girmesinin de etkisiyle kitleselleşen komünist hareket, esas olarak öğrenci gençlik içinde gelişmeye yönelmişti. 15 -16 Haziran direnişi komünist hareket için ciddi yönelim ve sonuçlara vesile oldu. Birincisi, işçi sınıfını merkeze alan eğilimlerin gelişimine yol açtı. Sınıf içi örgütlenmenin öneminin kavranmasında etkili oldu. İkincisi, komünist hareket içinde kısmi düzeyde de olsa, Ordu’nun “sol” müdahaleleriyle, cunta yoluyla devrim beklentisi içinde olanların etkisizleşmesine yol açtı. Üçüncüsü, Komünist hareket içindeki parlamenter mücadeleyi merkeze alan eğilimler karşısında ihtilalci devrim perspektifinin güç kazanmasına da maddi temel oluşturdu. Dördüncüsü, direniş sürecinde işçi sınıfına öğrenci gençlik hareketinden güçlü bir destek geldi. Öğrenci gençlik ile işçi sınıfı dayanışması pekişti ve önemi bu pratikte sınandı. Beşincisi, ekonomik hak mücadelesini aşan militan yönelimli ve Cumhuriyet tarihindeki en kitlesel işçi direnişi, devrimci kriz ve devrimci durum tespitlerinin yapılmasının gerekçesi olarak gösterildi. THKO ve THKP-C’nin öncü savaş stratejileri doğrultusunda mücadeleyi geliştirmelerinde etkili oldu. Sonuç olarak 15-16 Haziran direnişi, bu hareketlere etkileri ve bu hareketlerin tercihlerinden çıkarılan dersler ışığında, günümüz devrimci hareketlerinin yolunu belirlemesinde tarihsel önemini yitirmedi ve yitirmeyecektir.

    Köylü devrimciliğinden kopuş ve işçi sınıfı gerçeği

    15-16 Haziran direnişi, işçi sınıfının varlığının dost ve düşman gözünde teyididir. Ayrıca işçi sınıfı bu direnişle, sadece sendikal ekonomik mücadele düzeyi ile sınırlı olmayan mücadele gücü ve kapasitesine sahip olduğunu kanıtladı. Kendi iç dinamiğiyle gelişen bir kapitalistleşme sürecinden yoksun olan bu topraklarda, işçi sınıfının varlığı ve toplumsal değişimdeki kapasitesi tartışılır haldeydi. 15-16 Haziran direnişi, gerek işçi sınıfının nesnel varlığı gerekse sosyal mücadele kapasitesi ve öncü rolü konusundaki tartışmalara müesses nizamı sarsan iki uzun günlük mücadelesiyle açık ve net bir cevap verdi. İşçi sınıfı vardı ve tartışma götürmez biçimde sosyal ve siyasal mücadele kapasitesini pratiğiyle göstermişti. Böylece köylülük üzerinden sosyal mücadelelerin geliştirilebileceği tezlerini mücadele pratiğiyle geçersizleştirdi. Dolayısıyla kapitalizmin iki temel sınıfından biri olarak işçi sınıfının, devrim mücadelesindeki öncü rolünün politik ve pratik kabulünün, sonraki yıllardaki mücadelelere yön gösterecek biçimde kanıtlanmış olması itibariyle de, 15-16 haziran direnişi, sınıf mücadeleleri tarihinde kıymetli bir sayfa olarak önemini koruyor.

    İşçi sınıfının devletin zor aygıtlarıyla kapsamlı tanışması

    DİSK’in örgütlenmesinin önüne geçmek için Devlet öncelikle ideolojik aygıtlarını devreye soktu. Devlet, DİSK’in şahsında işçi sınıfının örgütlülüğünü ve mücadelesini yok ederek, sermayenin “dikensiz gül bahçesinde” salına salına sömürüsünü sürdürmesi hedefi için bir kez daha kolları sıvadı. 11 Mayıs 1970 tarihinde Erzurum’da yapılan Türk-İş kongresinde konuşan Çalışma Bakanı Seyfi Öztürk “DİSK’in çanına ot tıkayacağız” sözleriyle hedeflerini açıkça ifade ederken; yasa değişikliği için kurulan TBMM Çalışma Komisyonu Başkanı Turgut Toker “ 274 ve 275 sayılı yasalarda yapılacak değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle, Türkiye’de Türk-İş’ten başka konfederasyon kalmayacak. Kanunun koyacağı koşullara uymadığı için DİSK tasfiye olacak” sözleriyle devletin ideolojik aygıtlarıyla işçi sınıfının karşısında olduğunu açık ediyordu. İdeolojik aygıtlar yetersiz kaldığında zor aygıtları devreye girdi.

    İşçi sınıfı 15-16 Haziran direnişiyle, ilk kez kitlesel düzeyde devlet zoruyla tanıştı. 15 Haziran’da işbaşı yapmayarak İstanbul Avrupa yakasında Topkapı’dan Kağıthane’ye Eyüp’ten Bakırköy’e , Kocaeli ve Anadolu yakasında Gebze’den Kartal’a birçok fabrikada başlayan iş bırakma ve işgal eylemleri, işyeri komitelerinin kararıyla hızlıca sokağa yöneldi. Her yerde işçiler yürüyüşe geçerken, polis barikat kurarak işçileri engellemeye çalışıyordu, ama işçiler barikatları yıkıp geçiyordu. 16 Haziran günü Ordu da devreye giriyor, keşif uçakları yürüyüş kollarının üzerinde uçuyor, tanklarla barikatlar kuruluyordu. İşçiler tankların üzerine çıkarak barikatları aştı. Cesaret ve kararlılıkla direnişlerini sürdürdüler. Direniş sürecinde Üsküdar’a yürüyen işçilere polisin ateş açmasıyla başlayan çatışmada üç öncü işçi ,bir esnaf ve bir polis yaşamını yitirirken, hemen sonraki süreçte bir işçi ve sendika önderi Necmettin Giritlioğlu’ da  22 Ağustos 1970 tarihinde  kalbinden vurularak yaşamını yitirdi.

    Devlet gücüyle karşı karşıya gelmenin bedeli yitirilen canlar oldu. Kazanımı ise devlet gücünün ve zor tekelinin anlamının kavranılmasıydı. Devletin kimin temsilcisi olduğunun görülmesiydi. Sınıf bilincindeki sıçramaydı.

    Sınıf bilincinin inşası olarak 15-16 Haziran

    Hak mücadelesinin bir yönü ekonomik, diğer yönü demokratik hak ve özgürlükler mücadelesidir. Sadece ekonomik mücadeleyle sınıf bilinci kazanılamaz. Sınıf bilincinin oluşumunda demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinin varlığı önem arz eder. Patron-işçi arasına sıkışıp kalmayan karakteriyle demokratik hak ve özgürlük mücadeleleri ile işçi sınıfının siyasallaşarak siyasal iktidar için devrim mücadelesini örmesi arasında kopmaz bir bağ vardır.

    İşçi sınıfının siyasal bilincinin oluşumunda/kazanılmasında oldukça öğretici bir direniştir 15-16 Haziran. Şöyle ki, işçi sınıfının siyasallaşması ve siyasal bilinç ancak iktisadi alanın, işçilerle işverenler arasındaki alanın dışından kazanılabilir. Burada “iç” olan sendikal ekonomik mücadele alanıdır. Dışarısı ise, bütün sınıfların kendi aralarındaki ve devletle ilişkisi alanıdır. Yani siyasal mücadele alanıdır.

    İşçiler, sadece kendi iç alanlarında kalarak ve sadece işçiler içinde mücadeleyle siyasal bilinç düzeyine ulaşamazlar. Ancak, toplumun tüm sınıflarının durumları, sorunları ve talepleri konusunda sadece teorik değil, bizzat pratik ve kendi siyasal mücadele deneyimleriyle bilgilendikleri ve bu ilişkiler alanında var oldukları ölçüde siyasal bilinçle donanabilirler. Siyasallaşmanın özü, sınıf bilincinin iktisadi mücadelenin, işçilerle işverenler arasındaki ilişki alanının dışından, bütün sınıf ve katmanların devletle ve hükümetle ilişkisi alanında verilen politik mücadeleyle kazanılacağıdır. 15-16 Haziran tam da bunun ifadesi olan politik içerikli ve farklı sınıfların müdahil olduğu, devletin sınıfsal karakteriyle sınıflar arası ilişkilerdeki rolünü görünür kılan bir eylem olarak işçi sınıfının siyasallaşmasında bir eşik olmuştur.

    15-16 Haziran direniş çizgisini geliştirme zamanı

    15-16 Haziran 1970 işçi sınıfı direnişi, mücadele kararlılığı ve dayanışma bilinciyle donanımlı öncü işçilerin kendi sınıfına güven ve cesaretle harekete geçip, sendikal bilincin ötesinde işyeri komitelerini örgütleyerek, kitlesel mücadeleyle gücünü kanıtlaması, sınıf ve kitle sendikacılığının icrasının ve işçi sınıfının siyasallaşmasının yolunu göstermesi; ideolojik, politik, örgütsel ve pratik kazanımlarıyla ve dersler çıkarılmasına elverişli pratiğiyle günümüz sınıf mücadelelerine ışık olmaya devam ediyor.

    Kapitalist üretim süreçlerindeki değişimler, esnek çalışma biçimlerinin yarattığı zorluklar, işçi sınıfının üretim süreçlerindeki mekan ve zaman birliğinin anlamlı ölçüde ortadan kaldırılması, işsizliğin artık-nüfus düzeyinin ötesinde hat safhaya çıkması, göçmen işçi gerçeğinin güvencesiz çalıştırmanın fırsatına dönüştürülmesi, işçi sınıfı bileşimindeki değişimler, örgütlenme önündeki engellerin artırılması ve örgütsüzlük hali içinde işçi sınıfı içi rekabetin artması vb. nedenlerle örgütlenme zorluğu aşikar. Ancak bu olumsuz değişkenler, sendikal ve komünist hareketin öznel yanlış ve eksiklerini görünmez kılmamalı. Bugün her şeyi kapitalizmin yapısal değişimine ve konjonktürel koşullara yıkma kolaycılığından kurtulmak gerek. 15-16 Haziran direnişinin tekrarı mümkün değil elbette. Ama bıraktığı cesaret, kararlılık, örgütlülük ve militan direniş mirasını, çıkarılan dersleri arkasına alan bir mücadele hattı ile kazanmak mümkün. Yeter ki, kendini koruma ve mevcutlarla yetinme “konforundan” çıkılıp, bedel ödemeyi göze alan, dayanışma ve ortak mücadeleyi rehber edinen hat örülebilsin. Bu potansiyel var, heba edilmemeli.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

    13 Temmuz 2026

    Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

    13 Temmuz 2026

    Ne AHBAP ne AFAD!

    13 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mahsuni Gül

    İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

    Cemalettin Efe

    Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

    Tuncay Yılmaz

    Ne AHBAP ne AFAD!

    Toros Korkmaz

    Öcalan’ı eleştirmek

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    NATO zirvesinin ekonomi politiği

    Ertuğrul Kürkçü

    Teşbihte hata olur…

    Özgür Müftüoğlu

    NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

    Murat Sevinç

    2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    AFP’de grevin 9. günü: “Avrupalı gazetecinin yarısı kadar maaşa, 7/24 sahada sömürülüyoruz!”

    14 Temmuz 2026

    PTT emekçilerinden torba yasaya karşı ortak isyan: “Kazanılmış haklarımızın gasp edilmesine sessiz kalmayacağız!”

    13 Temmuz 2026

    Mercedes-Benz Hoşdere fabrikasında işçiler isyanda: “Sıcaktan bayılanlar oluyor, boya dumanından göz gözü görmüyor!”

    13 Temmuz 2026
    KADIN

    Cezaevi izninde vahşet: Antep’te cezaevinden izinli çıkan şahıs, boşandığı kadını katledip intihar etti!

    13 Temmuz 2026

    KCDP 2026 ilk yarı raporunu açıkladı: 150 kadın katledildi, 151 şüpheli ölüm var!

    13 Temmuz 2026

    bianet Haziran 2026 Çetelesi: Erkekler 6 ayda 142 kadını öldürdü, şiddet ve tecrit tırmanıyor

    8 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.