Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

    28 Ekim 2026

    İstanbul’da dört belediye başkanı YENİ Parti’ye katıldı: Katılan başkan sayısı 246’ya yükseldi

    27 Ekim 2026

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde Yapı Yol-İş üyesi işçilerin direnişi sürüyor

    27 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

      28 Ekim 2026

      Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

      25 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

      21 Ekim 2026

      Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

      20 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

      19 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

      26 Ekim 2026

      Uçum kim gibi?

      21 Ekim 2026

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » “Şirket-üniversite” ve bilimin piyasalaşması

    “Şirket-üniversite” ve bilimin piyasalaşması

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    ERKİN BAŞER…

    Geçen yazıda üniversiteler üzerindeki baskı rejimini ele almıştık. Şimdi de üniversitelerin piyasa rejimi ile entegrasyonuna bir bakalım.Bir üniversitenin temel işlevlerini şu şekilde sıralamak mümkündür: Bilimsel araştırma ve üretim, meslekî eğitim ve toplumu aydınlatma. Bu işlevler, kapitalist sistemde ve özellikle günümüz Türkiyesi’nde sistemin maddî ve ideolojik yeniden üretimine hizmet etmektedir. Bir yandan devletin (şimdilerde AKP’nin) ideolojik aygıtı olur, diğer yandan kapitalist piyasa sistemini besler. Hatta artık, geçmişteki (özellikle ‘60 ve 70’lerdeki) kamusal kazanımların yitirilmesi ile kendisi bir sektör, bir piyasa haline dönüşür.

    1980 sonrasında, özellikle 2000’lerde eğitim ve sağlığın kamusal niteliği olabildiğince aşınmıştır. Buna bilimin piyasalaşmasını da eklersek üniversiteler, kâr amacı güden büyük şirketlere dönüşmüş olurlar.

    Bugün 73’ü özel, 178 üniversite var. Her ilde en az bir üniversite mevcut. İlçelerde de fakülteler, yüksek okullar açarak yerel ekonomiye dinamizm kazandırıyorlar. Özellikle küçük illerde yerel kalkınmanın itici unsuru oldular. Üstelik 5 milyon 450 bin öğrenciyle (yüksek öğretimde okuyanlar, 2014 Nisan verileridir) işsizliği öteleme işlevi de cabası. Oysa 2002’de 1 milyon 900 bin, 2007’de 2,5 milyon öğrenci okuyordu. Şimdi bu gençler, daha iyi bir yaşam umuduyla gittikleri kentlerde ekonomik işlem hacminin büyük bölümünü yerine getiriyorlar. Ev kiralıyorlar, gıda, giyecek, kitap vb tüketiyorlar, kafelerde buluşuyorlar.

    Para kazanan üniversite!
    Büyük illerdeki (İstanbul’da 47, Ankara’da 18, İzmir’de 9 adet) üniversiteler, başka işlevler de üstlenmektedirler. Artık kendileri bir şirket haline dönüşen üniversiteler, başta hastanelerinden olmak üzere büyük paralar kazanmaktadırlar. Bütçelerinin sadece yüzde 50’si devlet tarafından karşılanıyor. Yüzde 5’ini öğrencilerin harçları ve ödemeleri oluşturuyor. Geri kalan yüzde 45’ini ise kendileri kazanıyorlar. Hastaneler, teknoparklar, projeler, patentler, sürekli eğitim adı altındaki kurslar, şirketlere danışmanlıklar, yeni başlayan uzaktan eğitim programları, kantinler, otoparklar vb. Öğrenciyi, hastayı, yani halkı müşteri gören bir anlayış hâkim artık.

    Şirket-üniversite modeli Türkiye’de daha gelişme aşamasındadır. Örneğin AKP iktidara geldiğinde sadece 5 adet teknopark varken, bugün sayı 52’ye yükselmiştir. Bu teknoparklardan yapılan ihracat henüz 1 milyar doların altındadır. 20 bin kişi çalışmaktadır. Hızla büyüyeceklerini tahmin edebiliriz. Üniversite sanayi (aslında sermaye demek gerekir) işbirliği düstur halini almıştır.

    Piyasalaşmanın bir sonucu olarak üniversitelerde taşeron çalıştırma da yaygınlaşmaktadır. Bugün üniversite çalışanlarının yaklaşık yüzde 25’i iş güvencesi olmayan taşeron firma işçileridir. Haliyle ücretler, maliyet unsuru görülmekte ve azaltılması gerekmektedir.

    Üniversitelerin genel bütçeden aldığı kaynak kısıldıkça ve kaynaklarını kendilerinin yaratmaları beklendikçe bilimin ve bilim insanlarının öncelikleri de değişmektedir. Kâr amacı güden, gelir getiren araştırmalar teşvik edilmeye başlar. Rekabet, verimlilik, kaynak ve talep yaratma olağanlaşır. Bir şirketin, üniversitede Ar-Ge laboratuvarı kurması, “masum bir iyilik” olarak kabul görür. Projecilik makbul hale gelir ve sıradanlaşır. Bu durumda projelendirilemeyen (yani piyasanın çıkarlarına hizmet etmeyen) araştırmalar hor görülür.
    Böylece bilgi metalaşmaktadır. Patent sistemi, lisans anlaşmaları ve finanse edilme araçları (özel sektörün kaynak
    aktarması) bilimsel üretime, ideolojik işlevinin yanı sıra bizzat piyasada alınır satılır bir mal fonksiyonu kazandırır.
    Bilginin üretimi ve dağıtımı, piyasa mekanizması ve normları ile uyumlu hale getirilmektedir. Bilim ve teknoloji üretimi, ister devlet ister özel üniversitelerde olsun, sermayenin çıkarlarına hizmet edecek şekilde düzenlenmiştir. AKP de bu esnada, yaptığı ve yapacağı yasal düzenlemelerle piyasalaşmaya ortam oluşturmaktadır.

    Şirketlerin tam kontrolü geliyor
    Bu yeni şirket-üniversitelerin yönetim modeli de yenilenmek zorundadır. Özel üniversitelerde zaten böyle bir sorun yok. Mütevelli heyetler, şirketin yönetim kurulu olarak her şeye karar vermektedirler. Özel üniversitelerin rektörleri ve diğer yöneticileri yetkisizdirler ve sadece vitrindedirler. Oysa devlet üniversiteleri piyasalaşmaya uyumlu bir yönetime geçiş sağlamış değillerdir. Çıkarılmak istenen yeni YÖK yasasının temel görevi, mütevelli heyetleri getirmek olacaktır. Örneğin Ticaret ve Sanayi Odası başkanlarını, en çok vergi veren vatandaşı üniversiteleri yönetirken göreceğiz.

    Bu üniversiteleri, uluslararası piyasalarla eş-güdümlü hale getirmek de gerekecektir. Şimdilerde uygulanan Bologna kriterleri bir başlangıç kabul edilebilir. İstanbul Bilgi Üniversitesi ile başlayan, uluslararası sermayenin üniversite yönetmesi de yaygınlaşacaktır. “Bağımsız” denetçilerin görev alması, kalite güvence belgeleri, ödüllendirme sistemleri, uluslararası lisans-üstü eğitimin desteklenmesi vb uygulamalar küresel piyasa sistemine entegrasyon çabasıdır. Üniversiteler artık “bizim” değildir. Doğa ve halktan yana bilimi, ezilenlere hizmet eden bilimi üniversitenin dışında üretme olanaklarını çoğaltmak gerekir.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Kürt edebiyatının başyapıtı Mem û Zîn dijitalde

    22 Ekim 2026

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde zafer: Yapı Yol-İş üyesi işçilerin direnişi 17’nci gününde kazandı

    18 Ekim 2026

    Avrupa Parlamentosu’nda Kürt Konferansı: “Abdullah Öcalan derhal serbest bırakılsın”

    14 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Toros Korkmaz

    Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

    Nevzat Onaran

    Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

    Mahsuni Gül

    Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    Ertuğrul Kürkçü

    Uçum kim gibi?

    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Alp Altınörs

    Ucuz hammadde avı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde Yapı Yol-İş üyesi işçilerin direnişi sürüyor

    27 Ekim 2026

    İliç’te yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın kardeşinden Binali Yıldırım’a: “Kaybedecek neyimiz var, evlatlarımızı toprağın altında çürüttünüz”

    27 Ekim 2026

    BİRTEK-SEN: Merinos’ta işçilere ifade özgürlüğünü kısıtlayan belge imzalatıldı

    26 Ekim 2026
    KADIN

    İpek Er’in faili eski uzman çavuş Musa Orhan’a beraat

    26 Ekim 2026

    AYM’nin süresiz nafaka iptaline kadınlardan tepki: “Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz”

    23 Ekim 2026

    Kadınlar Fatmanur ve Hifa İkra için Taksim’de sokakta

    18 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.