Fotoğraf: M. Murat Yıldırım
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan süreçte Kürt Özgürlük Hareketi’nin birçok somut adım attığını ancak devletin yasal düzenlemeleri bilerek ertelediğini belirten Sinan Çiftyürek, iktidarın hamlelerini şu sözlerle eleştirdi:
“Bahçeli neden bu süreci gündeme getirdi, neden görüşmek istedi? Çünkü bir tehdit var. Ancak devlet yine yanlış bir bakış açısına sahip. İngiltere ile 105 yıl önce imzalanan anlaşmayı yenilediler. Türkiye, NATO’nun göç dalgakıranı olma görevini kabul ederken karşılığında ‘Benden demokrasi ve Kürt meselesine çözüm istemeyin’ diyor. Devlet, çözüm sürecinin çerçeve yasasını iki şeye bağladı: Rojava’daki durum ve PKK’nin silah bırakmasını yerinde gözlemlemek. Bu yüzden süreci geciktirdi, içini boşalttı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı da ‘Müzakere yok, diyalog var’ diyerek bu süreci bir seçim aparatına dönüştürdü.”
“İnkar ve ret ile 200 yıldır çözemediniz”
Cumhuriyet aklının Kürt politikalarındaki tarihsel hatalarına vurgu yapan Çiftyürek, sorunun tankla, topla çözülemeyeceğini belirterek yapılması gereken somut adımları sıraladı:
“Bizim beklentimiz, meselenin yarattığı sonuçların ortadan kaldırılmasıdır. Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlansın, Kobanî davası tutsakları serbest bırakılsın, kayyım meselesi çözülüp eşbaşkanlar görevlerine iade edilsin. Dağda olanlara yaşamsal ve siyasal haklar tanınsın. AKP bu adımları atmak yerine süreci seçim pazarlığı konusu yapıyor. 1921 Koçgiri’den 2026’ya kadar tank ve top bu mevzuyu çözdü mü? Hayır, aksine sorun daha da büyüdü. İnkar ve ret ile 200 yıldır çözemediniz, bir kez daha bu politikalarla çözemezsiniz.”
“Kürtlerin talebi statüdür, ortak tutum alınmalı”
Kürt siyasetinin bu kritik dönemde ortak ve net bir duruş sergilemesi gerektiğinin altını çizen DEM Parti Milletvekili Sinan Çiftyürek, kalıcı barış için statü vurgusu yaptı:
“Kürtlerin temel talebi statüdür. Biz bir milletiz ve varlığımız kabul edilmelidir. Kürt siyaseti birleşerek devlete net isteğini söylemeli, devlete doğru yolu göstererek onu barışçı ve demokratik yola yönlendirmelidir. Kürt hareketi bir sebep değil, sonuçtur. Eğer siz politikanızı değiştirmezseniz, sistem yeni sonuçlar üretmeye devam eder. Kürt siyaseti bu konuda en azından asgari bir ortak tutum içinde hareket etmelidir.”
