ÖHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Ocak-Hazran 2026 dönemine ait hak ihlalleri raporunu Beyoğlu’ndaki dernek binasında düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. “Tecrit insanlık suçudur” pankartının açıldığı toplantıda raporu ÖHD üyesi Zozan Vargün okudu.
Rapor; Edirne, Tekirdağ, Marmara (Silivri), Bakırköy, Metris, Maltepe, Ümraniye, Gebze, Kocaeli, Düzce, Sakarya ve Bolu’da bulunan toplam 18 kapalı ve yüksek güvenlikli cezaevine yapılan aylık düzenli ziyaretler ve mahpus görüşmeleri esas alınarak hazırlandı.
“Barış Süreci var ama hukuki belirlilik yok”
Meclis bünyesinde oluşturulan *“Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”*nun toplumsal uzlaşı açısından önemli bir zemin olduğunu belirten Zozan Vargün, ancak uygulama düzeyinde bağlayıcı ve somut kararlar alınamadığını ifade etti. Devletin sürece ilişkin sistematik bir plan ortaya koymamasının “hukuki belirlilik” ilkesini zedelediğini vurgulayan Vargün, sözlerini şöyle sürdürdü:
“27 Şubat itibarıyla başladığı ifade edilen barış ve demokratik toplum sürecinde hapishane rejiminin özel olarak ele alınması zorunludur. Marmara Bölgesi hapishanelerinde yapılan gözlemler, mahpuslara yönelik tecrit uygulamalarının yoğunluğunu ve sürekliliğini ortaya koymaktadır. Bu tecrit yalnızca fiziksel mekânın daraltılmasıyla kalmayıp; sosyal, psikolojik ve iletişimsel alanların da sistematik biçimde kısıtlanması sonucunu doğurmaktadır.”
Öne çıkan hak ihlalleri ve acil talepler
Raporda cezaevlerinde infazların ertelenmesi, sağlığa erişimin engellenmesi, iletişim kısıtlamaları, basın-yayın yasakları ve görüş sürelerinin kısaltılması gibi çok sayıda kronik ihlal tespit edildi. ÖHD, taleplerini şu başlıklar altında sıraladı:
- Sağlıkta Eşitlik: Mahpuslar, yasal durumlarına bakılmaksızın genel sağlık sistemindeki tüm tıbbi ve psikiyatrik olanaklardan eşit şekilde faydalanmalıdır.
- İkinci Cezalandırmaya Son: Kişinin hapishanede olması devletin koruyucu ve önleyici sağlık hizmeti yükümlülüğünü askıya almaz. Temel haklardan yoksun bırakmak ikinci bir cezalandırmadır.
- Hasta Mahpuslar Tahliye Edilmeli: Ağır hasta mahpusların önündeki tedavi engelleri kaldırılmalı, infaz erteleme talepleri kabul edilerek derhal tahliye edilmelidir.
“Yargı paketleri siyasi mahpusları dışarıda bıraktı”
Raporda, son dönemde yürürlüğe giren yargı reformlarının cezaevlerindeki ayrımcı yapıyı kemikleştirdiği ifade edildi. Geçtiğimiz dönemde yasalaşan paketlere değinen Vargün, infaz rejimindeki adaletsizliğe dikkat çekti:
| Yargı Paketi | Yürürlük Tarihi | Durum |
| 10. Yargı Paketi | 4 Haziran 2025 | Siyasi mahpuslar kapsam dışı bırakıldı, ayrımcılık sürdü. |
| 11. Yargı Paketi | 25 Dec 2025 | Eşitsiz infaz rejimi korundu, reform beklentileri boşa çıktı. |
| 12. Yargı Paketi (Beklenen) | Hazırlık Aşamasında | Mevcut pratikle sistematik ayrımcılığın devam edeceği öngörülüyor. |
ÖHD, hazırlanması beklenen 12’nci Yargı Paketi’nde aynı hataya düşülmemesini ve infaz düzenlemelerinin tüm mahpuslar için “eşitlik ilkesine” uygun şekilde hayata geçirilmesini talep etti.
“İmralı tecrit sistemi kaldırılmalıdır”
Barış sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için İmralı Cezaevi’ndeki koşulların düzeltilmesi gerektiğinin altını çizen Zozan Vargün, şu çağrıyı yaptı:
“Sayın Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulaması, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, Türkiye’nin demokratik geleceği ve barış süreci açısından da ciddi bir engel oluşturmaktadır. Barış çağrılarının karşılık bulabilmesi, İmralı tecrit sisteminin kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği özgür koşulların yaratılmasıyla mümkündür.”
