Gürsu ilçesine bağlı Dışkaya Mahallesi sınırlarında, Bursa kent merkezine 19 kilometre mesafede konumlanan proje, doğrudan yaşam alanlarını ve biyolojik çeşitliliği hedef alıyor:
- Su Havzası Tehlikede: Proje alanı, Bursa’nın içme suyu kaynaklarından Gölbaşı Barajı Narlıdere Regülasyonu Uzun Mesafeli Koruma Alanı içerisinde yer alıyor. Ruhsat sahası Değirmendere Kaynağı’na yalnızca 1000 metre mesafedeyken, kaynağı besleyen dere yatağı doğrudan proje alanının içinden geçiyor. Doğusundan ve batısından derelerin geçtiği sahada henüz yeraltı su seviyesi net olarak saptanmış bile değil.
- Yangın Görmüş Orman Arazisi: Tapu kayıtlarında “Orman Arazisi” olarak geçen ve çam-meşe karışık ormanlarıyla kaplı olan sahanın 165 bin metrekareden fazla kısmı orman sınırlarında kalıyor. Üstelik Bursa Orman Bölge Müdürlüğü’nün görüşünde, alanın bir bölümünün daha önce orman yangını geçirdiği ve buralarda ÇED belgesi verilmesinin sakıncalı olduğu kayıtlara geçmiş durumda.
Yılda 204 patlatma: Tonlarca ANFO, dinamit ve ağır toz emisyonu
Yerleşim yerlerine sadece 946 metre uzaklıkta bulunan proje sahasında, çevreye ve canlı yaşamına yıkıcı etkileri olacak ağır madencilik yöntemleri kullanılacak:
- Devasa Pasa Atığı: Yılda çıkarılması planlanan 200 bin metreküp tüvenan mermerin yalnızca 20 bin metreküpü blok olarak kullanılacak; geriye kalan 180 bin metreküp malzeme ise devasa pasa dağları ve kırma-eleme tesisi kirliliği oluşturacak.
- ANFO ve Dinamitli Üretim: Kesim yönteminin yanı sıra zemini gevşetmek amacıyla yılda 2 bin 40 delik açılacak. Ayda ortalama 4 kez yapılacak patlatmalarda tonlarca ANFO ve dinamit kullanılacak. Bu durum 900 metre mesafedeki haneler için sürekli gürültü, hava şoku, titreşim ve toz kirliliği anlamına geliyor.
- Tehlikeli Atık Yükü: Kimyasal bulaşmış ambalajlar, atık filtreler ve ağır yağlı atıklar bölgenin kuru tarım ve orman ekosistemini kirletme riski taşıyor.
Ekolojik yıkımın bilançosu: 10 kişilik istihdam için doğa talanı
Toplam maliyeti 9 milyon 55 bin TL olarak açıklanan ve bölgenin su kaynaklarını, tarım arazilerini, orman örtüsünü ve hava kalitesini doğrudan tehdit eden bu kapsamlı projenin sağlayacağı istihdam sayısı ise yalnızca 10 kişi olarak belirtildi.
Ekoloji savunucuları ve yöre halkı, kuraklık krizinin derinleştiği bir dönemde su havzalarının ve orman alanlarının maden şirketlerinin kullanımına açılmasına ve ÇED sürecinin baypas edilerek “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmesine karşı hukuki ve toplumsal mücadeleye hazırlanıyor.
