Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    ‘Rojava’yı birlikte yaşatalım’ çağrısına Avrupa’dan 74 kurumdan imza

    23 Ocak 2026

    Suruç’tan Kobanî sınırına yürüyüşe polis saldırısı: 5 gözaltı var

    23 Ocak 2026

    Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

    22 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

      22 Ocak 2026

      21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

      20 Ocak 2026

      Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

      20 Ocak 2026

      Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

      18 Ocak 2026

      14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

      16 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Hrant’ın katlinin güncelliği

      19 Ocak 2026

      Hızlı çöküşün anatomisi

      19 Ocak 2026

      Hafıza, hakikat, yüzleşme, adalet…

      18 Ocak 2026

      Oliver Rivas: “Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile”

      16 Ocak 2026

      Bahçeli’nin Kürtlere teklifi: ‘Verilenle yetinin’

      14 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Latin Amerika’nın tılsımı

    Latin Amerika’nın tılsımı

    ERTUĞRUL KÜRKÇÜ Yeni Yaşam için yazdı: Latin Amerika, tarihin sıçramalı gelişmesi boyunca geriden gelenlerin öne atılabileceğini, “kapitalizmin eşitsiz ve bileşik gelişimi” yasası bağlamında, asıl akla ve hakikate uygun olanın bu çelişkilerin bağrında yeni bir yaratıcı ve dönüştürücü kutupsallığın inşası olduğuna pratik kanıtlar sunuyor. Kulak kesilelim ve ne kadar kıskansak da bizim yapamadıklarımızı yapabilenlerin nasıl başardıklarını anlamaya çalışalım.
    Ertuğrul Kürkçü19 Haziran 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Latin Amerika’nın en büyük ülkesi, BRICS ülkeler grubunun Rusya ve Çin’den sonraki en önemli ekonomik gücü ve Güney Amerika kıtasının en etkin sosyal değişim dinamiği Brezilya, bu hafta bir uluslararası sempozyuma ev sahipliği yapacak: “Çok kutuplu dünyada halk iktidarı.”

    Sovyetler Birliği’nin (SSCB) 1991’deki çöküşü, kapitalist alemde “tek kutuplu” bir dünyanın müjdesi olarak selamlanmıştı. SSCB’nin sonu, neredeyse yarım asır süren “iki kutuplu” dünya sisteminin de sonu olmuştu. Hepsi kısıtlı, kusurlu, eksik, çarpık dikotomiler halinde “Doğu-Batı”, “Komünist-Kapitalist”, “Demokratik-Diktatoryal” ülkelerin karşıtlığı ekseninde popülerleşmiş terimlerle 50 yıl boyunca her “iki kutbun” da zihin haritasını ve değerlerini şekillendirerek bir anlama büründüğü kabul edilen uluslararası ilişkiler düzeni büyük bir hızla buharlaşmış gibiydi. ABD’nin ve ABD’nin egemen olduğu uluslararası ekonomik, politik ve askerî kurumların -DTÖ, IMF, Wall Street, NATO, hatta BM- çekip çevirdiği, kapitalizmin güneşinin -artık- hiç batmayacağı Birinci Dünya Savaşı öncesinin “normal” devrimsizliğine “nihayet” iade olduğumuz edebiyatı medya ve akademinin dilinden toplumsal söyleme bir bedahetmişçesine yerleşiyordu.

    Bu büyük küresel sosyal depremin, 20. yüzyıl devrimlerinin yenilgilerinin üzerinden henüz 30 yıl geçmedi, ama trend bir kez daha tersine döndü. Başta Brezilya olmak üzere Latin Amerika, “iki kutuplu dünya” döneminde dahi görülmedik politik, maddi, düşünsel ve kültürel enerjiyle şimdi ABD hegemonyasını ve bu hegemonya altında şekillenen “toplumsal düşünüş” biçimleri ve trendlerini sorguluyor.

    “Tek kutupluluk” kavramının önsel olarak bir oksimorondan başka bir şey olamayacak olması bir yana, Latin Amerika, tarihin sıçramalı gelişmesi boyunca geriden gelenlerin öne atılabileceğini, “kapitalizmin eşitsiz ve bileşik gelişimi” yasası bağlamında, asıl akla ve hakikate uygun olanın bu çelişkilerin bağrında yeni bir yaratıcı ve dönüştürücü kutupsallığın inşası olduğuna pratik kanıtlar sunuyor, tezi, kuvveden fiile çıkarıyor.

    Bu çerçevede mevcut uluslararası ilişkiler rejimini “çok kutupluluk” kavramı altında okumak ve tartışmaya açmak bir bakıma eşyayı adıyla çağırmaktan ibaret görünebilse de hegemonya mücadelesi bağlamında bu tercihin aynı zamanda “tek kutupluluk” doktrinine meydan okumak üzere bir sıçrama noktası yarattığı apaçık. Çünkü “çok kutupluluk” Latin Amerika’da ve başka kıtalar ve bölgelerde esasen “tek kutupluluk”la karşıtlık oluşturmanın ötesinde bir tarihsel ilişkiler toplamına işaret ediyor.

    Sovyetler Birliği’nin yıkılmasını izleyen ilk on yıl içinde ABD’nin, sahip olduğu muazzam askeri kapasitesi ve küresel erişimiyle tek süper güç olarak öne çıktığı bir gerçekti. Bu hakimiyet büyük güçler arası çatışmalar açısından caydırıcı bir işlev görürken, ABD dolarının dünyanın rezerv para birimi haline gelişiyle, Amerikan şirketlerinin kazandıkları muazzam ekonomik nüfuz ve Amerikan kültürü, müziği ve sinemasının tüm küreye yayılarak  küresel normları ve değerleri şekillendirişleriyle, “demokrasi”, “serbest piyasa” ve “insan hakları” eksenli “liberal uluslararası düzen”in “neoliberal ekonomik düzen”in üstyapısı halinde eski Sovyet nüfuz alanlarına büyük bir hızla sirayet etmesi bir vakıaydı.

    Ancak “tek kutuplu moment” uzun sürmedi. Avrupa Birliği’nin kuruluşu kapitalist devletler arası rekabeti büyütürken, iç ekonomik düzenlerinde piyasa normlarına iltica etmiş olsalar da Çin ve Rusya ABD’nin “demokrasi”, “serbest piyasa” ve “insan hakları” doktrinini sınırlarından içeri sokmamaya kararlı olarak “yeni dünya düzeni”ne kısmen intibak edebilmişlerdi Avrupa Birliği’nin, Çin ve Rusya Federasyonu’nun jeostratejik önceliklerinin, ham madde ve enerji kaynaklarına tasarruf stratejilerinin, Washington’un tercihleri ve çıkarlarıyla çatışmasının yol açtığı Büyük Güç Rekabeti, hızla tek kutuplu momenti ikame ederken, Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturdukları ABD ve Batı çıkarlarıyla mesafeli iktisadi işbirliği alanı BRICS, küresel güneyin gelişmekte olan ülkelerine ABD Doları’nın tahakkümünden bir kaçış rampası da sunabileceğinin işaretlerini vermeye başlamıştı.

    Ancak, bundan da önemlisi, Latin Amerika ülkeleri’nin -Brezilya, Arjantin, Venezuela, Uruguay, Nikaragua, Kolombiya, Meksika, Bolivya, Peru, Ekvador vb.- farklı toplumsal ittifaklar, farklı mücadele biçimleri, farklı kimlik ve sınıf mücadelelerinden geçerek de olsa son 30 yılda Avrupa, Güney Asya, Afrika ve Orta Doğu bölgelerinden karakteristik olarak ayrılan benzersiz bir sosyal ve politik mücadele deneyimi yaşamış olmalarıydı. Çokuluslu tekellerin, ABD yönetimiyle bütünleşmiş yerli oligarşilerin, askeri-sınai komplekslerin, militarizmin, erkek ve beyaz egemenliğinin, temellerini sarsan ve sorgulayan güçlü sosyal hareketler ve taban hareketleri siyasal alanda geleneksel partilerin yanı sıra belirleyici roller ve inisiyatifler üstlendiler.

    Brezilya’da 2000’ler başında, Lula önderliğindeki ilk İşçi Partisi iktidarı öncesinden başlayarak “halk iktidarı” hedefi sadece yerel değil bir kıtasal hedef halinde bütün Latin Amerika ülkelerinde kol gezdi. Önceki 30 yıl boyunca oligarşileri silahlı mücadeleyle sınayan devrimci hareketler şimdi toplumsal hareketlere yol gösteriyorlar ve sol bir halk hareketi ve kentsel hareket olarak gündelik hayata müdahil oluyordu. O nedenle “Çok kutupluluk ve halk iktidarı”nın egemen küresel ve kıtasal iktisadi ilişkiler rejimiyle mücadelenin anahtar kavramı halini alarak bir uluslararası kod düzeyine gelmiş olması kolayca anlaşılabilir.

    Son 30 yıl boyunca Latin Amerika, özellikle yoksulluk oranlarının önemli ölçüde aşağı çekilmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimin genişlemesi, yaşam standartlarının iyileşmesi, yerli hakların statü kazanması ve topraklarının tanınması ve iadesi ve bütün güçlüklerine karşın kadın ve LGBTİ hakları ve siyasal katılımda elde edilen kazanımlarla, küresel gidişata ters bir siyasal akıntı yaratmayı, ya da akıntıya karşı yol almayı başardı. Avrupa’da, Asya’da, Orta Doğu’da, Afrika’da sol ve işçi hareketi siyasal mücadelelerin kıyısına itilirken, Venezuela ve Nikaragua’daki devrimci ayaklanmaların yanı sıra Brezilya, Bolivya, Şili, Kolombiya, Peru, Uruguay, Ekvador gibi irili ufaklı ülkelerde sol ve demokratik güçler doğrudan doğruya halk hareketlerinin başında parlamento ve parlamento dışındaki mücadeleleri birleştirerek siyasi iktidarı ele almayı başardılar.

    Bu muazzam değişimi, son 30 yıl boyunca şöyle ya da böyle izledik, ancak künhüne yeterince vardık mı? Bu büyük mücadelelerden payımıza düşen ibreti aldık mı? Bu başarıların sahiplerinin bizim bilmediğimiz neleri bildiklerini, onlardan öğreneceklerimiz olup olmadığını araştırabileceğimiz kurumsal iletişim kanalları oluşturmak konusunda yeterince ciddi ve pratik bir arayış içinde olduk mu?

    Bu hafta İlerici Enternasyonal’in ev sahipliğinde Brezilya, diğer Latin Amerika ülkeleri ve dünyanın başka bölgelerinde aynı doğrultuda düşünen, mücadele eden ve deneyimlerinden çıkarttıkları sonuçları paylaşmak üzere Sao Paulo’da bir araya gelenlerin dünyanın geri kalanından farklı olarak, “bir adımda yedi fersah” yol alacakları tılsımlı “iktidar” çizmelerini giyerek ne kadar yol aldıklarını kendilerinden dinlemek bu bakımdan eşsiz bir fırsat olabilir.

    Latin Amerika’nın tılsımı ne? Kulak kesilelim ve ne kadar kıskansak da bizim yapamadıklarımızı yapabilenlerin nasıl başardıklarını anlamaya çalışalım. ABD’nin “arka bahçesinde” sadece “tek kutuplu dünya”ya meydan okumakla da kalmayıp, çok kutupluluğu bir kazanıma dönüştürerek “halk iktidarı”na giden yolları açmak talih ve fırsatlardan daha çoğunu gerektiriyor zira.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Trump’tan ırkçı sözler: Ilhan Omar’ı hedef aldı, “Somali’ye gönderilmeli” dedi

    19 Ocak 2026

    Şili’nin güneyindeki orman yangınlarında can kaybı 19’a yükseldi

    19 Ocak 2026

    Hrant’ın katlinin güncelliği

    19 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ömer Bölüm

    Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

    Muhsin Dalfidan

    21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

    Remzi Altunpolat

    Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

    Toros Korkmaz

    Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Kadir Akın

    Hrant’ın katlinin güncelliği

    Fehim Taştekin

    Hızlı çöküşün anatomisi

    Nuran Ağan

    Hafıza, hakikat, yüzleşme, adalet…

    Siyasi Haber

    Oliver Rivas: “Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile”

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    Direnen metal işçileri kazandı

    21 Ocak 2026

    TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi’nde işçi eylemi sonuç verdi: İşten atma geri çekildi

    21 Ocak 2026

    DİSK-AR’dan yeni araştırma: Sendikalaşma ve Toplu Pazarlık Raporu (Ocak 2026) yayımlandı!

    20 Ocak 2026
    KADIN

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Rojava’da direnen Kürt halkının ve kadınların yanındayız

    20 Ocak 2026

    Kuşadalı kadınlar barış için buluştu

    16 Ocak 2026

    Kadın cezaevlerinde hak ihlali iddiaları Meclis’te: Sağlık ve iletişim kısıtlamaları gündemde

    15 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.