Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    İran üç Kürt tutsağı daha idam etti: Aileleriyle son görüşmeye bile izin verilmedi!

    27 Mayıs 2026

    Kılıçdaroğlu’ndan halkın iradesine karşı akılalmaz oyun: Kendi kullandığı makam aracına “Haram” yazısı astı!

    27 Mayıs 2026

    P&G’de Kurban Bayramı grev gölgesinde: 85 işçi bayramı direniş çadırında kutladı!

    27 Mayıs 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

      27 Mayıs 2026

      Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

      27 Mayıs 2026

      Titrek bir salyangozun demokrasiye inancı: Kelsen, Spinoza ve kırılganların dünyayı taşıyan sessiz direnişi

      26 Mayıs 2026

      Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

      22 Mayıs 2026

      Demokrasi, eşitlik ve halk için ortak mücadele

      22 Mayıs 2026
    • Seçtiklerimiz

      Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

      17 Mayıs 2026

      ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

      14 Mayıs 2026

      İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

      9 Mayıs 2026

      Ana akım sendikacılığın krizi!

      4 Mayıs 2026

      Madenci direnişinin gösterdikleri

      4 Mayıs 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ‘CHP’ye operasyon yüz yıllık demokratik birikimin tasfiyesine yöneliktir’

      25 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Kobani’de kaybeden Ankara’da kazanabilir mi? – Seyfi Öngider

    Kobani’de kaybeden Ankara’da kazanabilir mi? – Seyfi Öngider

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    AKP’li cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Düştü, düşüyor” dediği Kobani düşmedi ve AKP iktidarının kurduğu “oyun” bozulurken bütün hesapları da karıştı. IŞİD yenilince AKP de kendini yenilmiş saydığı için beklemediği bir darbe yiyenlerin zihin bulanıklığı içinde görünüyor iktidar sözcüleri ve doğrusu giderek akılları da iyice karışıyor gibi… “Çözüm sürecinde kararlıyız ancak PKK ve HDP istemiyor” gibi akıl almaz laflar ediliyor örneğin. PKK ve HDP istemiyorsa siz kiminle bu süreci götürüyorsunuz? Sadece İmralı’daki Öcalan’ın sürece sahip çıktığını söyleyebilen Erdoğan PKK liderini bir tek kendisinin anladığını düşünüyor galiba. Yarın öbür gün Öcalan, “Beni bir tek Erdoğan anladı ama o da yanlış anladı” derse, şaşırmayın!

    Aslında Ankara ile birlikte Washington, Berlin ve Londra dahil, dünyadaki birçok başkent Kobani’nin düşmesini bekliyor ve Erdoğan gibi hesaplarını da buna göre yapıyordu. Ancak Kürt halkı Kobani’nin kendi tarihinde nasıl bir rol üstlendiğini gördü ve bulunduğu her yerde, her ülkede harekete geçerek Kobani’ye sahip çıktı. Bölgenin ve dünyanın barış ve özgürlükten yana olan güçleri de ellerinden geleni yaptı ve sonuçta Kobani bugüne kadar düşmedi. Bundan sonra düşmesi de mümkün değil…

    Kobani ve İnönü

    Kobani daha direnirken Kürt halkı zaten kazanmış ve artık bu bölgenin diğer halklarıyla – Türklerle, Araplarla, Farslarla- eşit şartlara, aynı haklara sahip olması gerektiğini bütün dünyaya göstermişti. Artık İslamcı çeteleri de durdurduğuna göre bu gerçeğin hayata geçmesi, dünya tarafından kabullenilmesi de hızlanacaktır. Kobani’ye Türkiye’ye rağmen silah yardımı yapan, Erdoğan’ın “terörist” dediği PYD ile “Hayır, terörist değil” diyerek doğrudan ilişki kurduğunu ilan eden ABD’nin açtığı kapıdan dünyanın geri kalanı da zamanı geldikçe girecek. Türkiye daha ne kadar o kapının dışında bekler bilinmez ama bir süre önce Barzani yönetimiyle de benzer bir süreç yaşadığı ve ardından bölgedeki biricik müttefiki haline geldiği hatırlanacak olursa Rojava’daki kantonal yönetimle ilişki kurması da uzun sürmeyebilir. Ancak öncelikle aklının yerine gelmesi gerekir ki, o da pek kolay olmayacak galiba…

    Kobani direnişini küçümseyen veya bu direnişe ABD’nin destek olması üzerine aklı AKP’den daha az karışık olmayan bazı Türk solcuları çok sevdikleri ifadeyle “ tarihin ilk milli kurtuluş savaşı”, “Türk Kurtuluş Savaşı” efsanesini hatırlasalar iyi olur. Örneğin, Nisan 1921’de meydana gelen ve “İkinci İnönü Savaşı” diye anılan Türk-Yunan muharebesinde 1499 kayıp veren Türk ordusu Yunan ordusunu çekilmeye zorlamıştı. Bunun üzerine İsmet İnönü’ye çektiği ünlü telgrafında Mustafa Kemal’in, “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz” dediği hatırlanacak olursa Kobani’de direnerek Rojava’yı kurtaran YPG savaşçılarının da Kürtlerin “makûs talihi”ni yendiğini söylemek pekâlâ mümkündür. Yine bazı Türk solcuları aslında bir Türk-Yunan savaşı olan milli mücadelenin “yedi düvel”e karşı, yani bütün dünyaya karşı verildiğini söylemekten de hoşlanırlar. Öyleyse gerçekten de “yedi düvel”in, yani bütün dünyanın seyrettiği bir mücadele sonucunda zafer kazanan Kobani’deki Kürtleri belki de en iyi anlaması gereken yine bu Türk solcuları olabilir mi? Yoksa Kürtler kazandığında onlar da AKP gibi kendilerini kaybetmiş mi sayıyorlar?

    AKP kaybetti

    40 bin kişilik Türk ordusuyla 30 bin kişilik Yunan ordusunun karşı karşıya geldiği İnönü ile iki bin kişilik PYD ile birkaç bin kişilik İslamcı çetelerin karşı karşıya geldiği Rojava’da savaşçı sayılarının farkı yanıltıcı olmamalıdır, çünkü verilen kayıplar o kadar da farklı değil. Ama bunun da ötesinde elbette asıl önemli olan bu muharebelerin ulusal, siyasal ve tarihsel anlamlarıdır.

    1920-22 yıllarındaki milli mücadele sürecinde Türk ordusunun toplam kaybının 9167 ölü ve 31173 yaralı olduğu, 30 yılı geçen ve artık “en uzun Kürt isyanı” olarak nitelendirilecek süreçte Kürt halkının kayıplarının bundan çok daha fazla – 40 binden fazla ölü ve daha da fazla yaralı – olduğu hatırlanacak olursa, Kobani’de elde edilen zafer veya Türkiye’de “çözüm süreci” denilen süreç, Öcalan’la başlayan ve Kandil’i de kapsayan görüşmeler küçümsenmemelidir. Kürt halkının tarihinde, kimliğinin oluşmasında ve bölgedeki bütün halklarla eşit haklara sahip olmasında Kobani’nin nasıl bir dönüm noktası olduğu ileride daha iyi anlaşılacaktır.

    Sonuçta bu durum ve bu hakikat Ankara tarafından da kabul edilecektir ama bu, ne kadar çabuk olursa o kadar iyi olur… Zira Kobani’den dönen yanlış hesapla birlikte şizofrenik sayıklamalar sergileyen, bir yandan çözüm sürecinin devam edeceğini söyleyip, bir yandan da PKK’ye, HDP’ye söylemediğini bırakmayan AKP iktidarı zaferin olduğu gibi yenilginin de bedeli olduğunu görüp anlayıncaya kadar Türk ve Kürt halkları çok kayıp vermek zorunda kalabilir. “Çözüm süreci”nde iplerin bu kadar gerilmesi, Bingöl’deki provokasyondan sonra Yüksekova’da üç askerin öldürülmesi hiç hayra alâmet değil. Kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmelerde verilen sözlerin kapı önünde bu kadar rahat ve provokatif bir şekilde çiğnenmesi ve had bildirmelerle gerilen ip bir noktada koparsa AKP kazanacağını mı sanıyor? Haziran’dan Nisan’a çekileceği konuşulan milletvekili seçimlerinden başka bir şey düşünmeyen AKP’nin seçim stratejisi “çözüm süreci”nde böyle bir kesintiyi mi öngörüyor? Bütün bu hakaretler ve tahrikler sonuçta “Çözüm sürecini Kürtler tahrip etti, Kürt tarafı vazgeçti” demek için mi?

    ‘Müflis tüccar’

    Bütün tahriklere ve tuzaklara rağmen Kürt hareketi kazanan ve güçlenen taraf olduğunun bilinciyle ve sağduyusuyla davranmayı başarabilmelidir. AKP’nin belki de kesintiye uğratmayı planladığı “çözüm süreci”nin gerçek bir barış süreci haline gelmesi için siyasi aklını ve demokratik gücünü sonuna kadar kullanmak zorundadır. Çünkü ancak böylece kazanan taraf olarak hak ettiğini gerçekten alabilecektir.

    AKP Kobani’de kaybetti. Bu öyle ağır bir kayıp oldu ki, siyaseten dağılmış, kontrolü kaybetmiş görünüyor. Her ağzını açan başka bir şey söylerken panik haldeki hükümet “iç güvenlik reformu” adı verdiği yeni baskı önlemleriyle, daha otoriter bir rejim kurarak kaybettiklerini geri alabileceğini düşünüyorsa çok yanılıyor. Savaşı kazanmanın bir karşılığı, bir ödülü olduğu gibi, kaybetmenin de bir karşılığı, bedeli vardır. Kazanan alır, kaybeden öder. AKP Kobani’de kaybetti ama Ankara’da kazanacağını sanıyor ve önümüze koyduğu faturada “iç güvenlik reformu” yazıyor. Neden bu faturayı biz ödeyelim ki?

    Ama belki de, bir zamanlar övünmek için “ülkeyi bir tüccar gibi yönettiğini” söyleyen Erdoğan kaybettiğini gayet iyi biliyor da zararı başkasına ödetmeye çalışıyor olabilir. Bu “uyanık tüccar”ın aslında bir “müflis tüccar” haline geldiğini dünya görüyor da Türkiye’nin de görmesi gerekiyor.

     

     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Demokrasi, eşitlik ve halk için ortak mücadele

    22 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026

    DEM Partili Ayhan Koç: “Belediyelere yönelik operasyonlar hukuki değil, siyasi”

    13 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Siyasi Haber

    CHP “Krizi”: Neo-faşist rejimin mimarisi ve muhalefetin dizaynı

    Nevzat Onaran

    Abdülhamid’in Kürt ve Dersim politiği

    Elif Gamze Bozo

    Titrek bir salyangozun demokrasiye inancı: Kelsen, Spinoza ve kırılganların dünyayı taşıyan sessiz direnişi

    Muhsin Dalfidan

    Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Fehim Taştekin

    Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

    Şebnem Oğuz

    ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

    Mehmet Türkmen

    İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

    Aziz Çelik

    Ana akım sendikacılığın krizi!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    P&G’de Kurban Bayramı grev gölgesinde: 85 işçi bayramı direniş çadırında kutladı!

    27 Mayıs 2026

    MESEM’ler ve OSB’lerdeki meslek liseleri: Eğitim kurumu mu, çocuk işçi bulma kurumu mu?

    17 Mayıs 2026

    Üsküdar’da emekçilerden ara zam haykırışı: “Açlık sınırının altında yaşamayı reddediyoruz”

    17 Mayıs 2026
    KADIN

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026

    Kadınların sesini sahneye taşıyan “Adımı Hatırla” oyunu yoğun ilgi gördü

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.