DEM Parti Eğitim Politikaları Komisyonu, 14 Eylül’de başlayacak olan 2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Milyonlarca öğrenci ve öğretmenin ders başı yapacağı yeni dönem öncesinde yapılan değerlendirmede, Türkiye’de eğitim alanında yaşanan derin eşitsizlikler ve merkeziyetçi anlayış eleştirildi.
Eğitimin demokratik bir toplumun temel taşı olduğu belirtilen açıklamada, Türkiye’nin toplumsal, kültürel, dilsel ve inançsal çoğulculuğuna tezat şekilde eğitim sisteminin tek tipçi, hiyerarşik ve otoriter bir zihniyetle yürütüldüğü ifade edildi.
“Eğitim itaat değil, özgürleşme mekanı olmalı”
Eğitim süreçlerinin sorgulayan, düşünen ve üreten bireyler yetiştirmeyi hedeflemesi gerektiği altı çizilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
- Makbul yurttaş eleştirisi: Eğitimin, devletin çizdiği “makbul yurttaş” kalıplarını topluma dayatma aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmelidir.
- Hiyerarşi yerine dayanışma: Öğretmen-öğrenci ilişkisi itaat ve biat üzerine değil; karşılıklı öğrenme, özgürleşme ve dayanışma esas alınarak şekillenmelidir.
- Barış kültürü: Okullar barış, demokrasi, eşit yurttaşlık ve birlikte yaşam değerlerinin yeşerdiği alanlar olmalıdır. “Barış ezberletilmez; düşünülür, tartışılır ve birlikte kurulur.”
“Anadilinde eğitim engelleri kaldırılmalı”
Çoğulcu bir eğitim sisteminin ancak temel hakların tanınmasıyla mümkün olacağı belirtilen açıklamada, anadilinde eğitimin ertelenemez bir hak olduğu vurgulandı. Kürtçe ve Türkiye’de konuşulan diğer anadillerin eğitim sistemine entegre edilmesinin önündeki engellerin kaldırılması, tüm kimlik ve inançların eşit şartlarda temsil edildiği bir modelin hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.
Öğretmenlere güvence, yerel yönetimlere sorumluluk
Açıklamada eğitim emekçilerinin yaşadığı hak gasplarına da değinilerek şu talepler sıralandı:
- Güvenceli istihdam: Öğretmenlerin mesleki özerklikleri, sendikal hakları, insanca yaşayabilecekleri ücret ve güvenceli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Öğretmenler sadece uygulayıcı değil, politikanın öznesi sayılmalıdır.
- Karar mekanizmalarına katılım: Yerel yönetimler, sendikalar, veliler, öğrenciler ve üniversiteler eğitim politikalarının belirlenmesinde aktif söz sahibi olmalıdır.
- Kamusal destek: Yerel yönetimler; okul öncesi eğitim, ücretsiz beslenme, ulaşım, kültür-sanat ve erişilebilirlik gibi alanlarda kamusal sorumluluk almalıdır.
