Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    TGS ve AFP arasında uzlaşma: 12 günlük grev zaferle sonuçlandı

    18 Temmuz 2026

    Nurettin Demirtaş’tan “Çerçeve Yasa” ve “Tecrit” açıklaması: “Önder Apo’nun statüsü güvenceye alınmalı”

    18 Temmuz 2026

    Urfa’da 11 yıllık şehir hastanesi muamması: 8.7 milyar harcandı, kapısı hala kapalı

    18 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Bir teşhir metni olarak Kefernahum

      16 Temmuz 2026

      Kırılma noktası

      15 Temmuz 2026

      İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

      13 Temmuz 2026

      Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

      13 Temmuz 2026

      Ne AHBAP ne AFAD!

      13 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

      18 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

      17 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken – 2 : Yeniden yapılanmanın örgütsel zemini

      16 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken – 1 : Yeniden yapılanmanın siyasal iklimi

      15 Temmuz 2026

      Çocuktun, çalıştın ama yoksun!

      14 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026

      Mehmet Türkmen: “Baskıyla bu mücadeleyi durduramazlar”

      26 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

    Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

    ERTAN EROĞLU yazdı: Jeffrey Epstein dosyası, ilk bakışta bireysel bir suçlunun sapkınlıkları ve yasa dışı faaliyetleri çerçevesinde ele alınabilecek bir vaka gibi görünse de, daha derinlemesine incelendiğinde, geç kapitalizmin yapısal dinamiklerini, sermaye birikiminin oligarşik karakterini ve devlet–sermaye–istihbarat ilişkilerinin karanlık kesişim noktalarını görünür kılan bir fenomen olarak karşımıza çıkar.
    Ertan Eroğlu2 Mart 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Bu yazımızda dünya kamuoyunda ilk anda infial yaratan, Jeffrey Epstein dosyasını bireysel suç ve ahlaki sapkınlık çerçevesinin ötesine taşıyarak, geç kapitalist üretim ilişkileri, oligarşik sermaye birikimi, devlet–istihbarat–sermaye ilişkileri ve ahlaki çürüme bağlamında ele alacağız. Epstein vakası, hukukun askıya alındığı, çocuk bedeninin dahi meta ilişkisine dâhil edildiği ve şantajın siyasal birikim rejiminin parçası hâline geldiği haz ekonomisinin bir iktidar formunu görünür kılmaktadır. Bu yazının asıl belirtmek istediği, Epstein’ın kapitalist sistemin bir “istisna”sı değil, sistemin işleyişini temsil eden bir figür olduğudur.

    Jeffrey Epstein dosyası, ilk bakışta bireysel bir suçlunun sapkınlıkları ve yasa dışı faaliyetleri çerçevesinde ele alınabilecek bir vaka gibi görünse de, daha derinlemesine incelendiğinde, geç kapitalizmin yapısal dinamiklerini, sermaye birikiminin oligarşik karakterini ve devlet–sermaye–istihbarat ilişkilerinin karanlık kesişim noktalarını görünür kılan bir fenomen olarak karşımıza çıkar. Epstein’ı yalnızca bireysel bir suç faili olarak değerlendirmek, kapitalist sistemin kendi içsel mantığını ve bu mantığın ürettiği iktidar biçimlerini gizleyen ideolojik bir perdenin parçası haline gelmek demektir. Çünkü Epstein’ın şahsında cisimleşen olgu, sistemin dışsal bir sapması değil, aksine sistemin içsel işleyişinin yoğunlaşmış bir ifadesidir.

    Geç kapitalizm, sermayenin yalnızca üretim araçlarını değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin bütününü metalaştırdığı bir aşamayı temsil eder. Bu aşamada metalaştırma süreci, emeğin ötesine geçerek insan bedenini, arzuyu ve hatta mahremiyeti dahi sermaye birikiminin nesnesi hâline getirir. Epstein vakasında ortaya çıkan gerçeklik, çocuk bedeninin dahi bir meta olarak dolaşıma sokulabildiğini, yani kapitalist üretim ilişkilerinin sınırlarının etik ya da hukuki normlarla değil, sermaye birikiminin ihtiyaçlarıyla belirlendiğini açıkça göstermektedir. Bu, Marx’ın meta fetişizmi kavramının en uç noktalarından biridir: İnsan, artık yalnızca emeğiyle değil, varlığıyla ve bedeniyle de dolaşım sürecinin bir nesnesine indirgenmektedir. Bu bağlamda Epstein, yalnızca bir aracı değil, aynı zamanda bir düğüm noktasıdır. Onun etrafında şekillenen ilişkiler ağı, küresel sermaye sınıfının, siyasal elitlerin ve istihbarat aygıtlarının kesiştiği bir güç mimarisini ortaya koymaktadır. Bu güç mimarisi, klasik anlamda ekonomik sömürüyle sınırlı değildir; aynı zamanda bilgi, mahremiyet ve şantaj üzerinden işleyen bir tahakküm mekanizmasını da içerir. Şantaj, burada yalnızca bireysel bir suç aracı değil, aynı zamanda siyasal ve ekonomik iktidarın yeniden üretiminde kullanılan bir araç hâline gelir. Böylece iktidar, yalnızca sermaye birikimi üzerinden değil, aynı zamanda suç ortaklığı ve karşılıklı bağımlılık ilişkileri üzerinden de pekiştirilir. Bu durum, kapitalizmin oligarşik karakterini daha da görünür hâle getirir. Oligarşi, yalnızca servetin küçük bir azınlığın elinde toplanması değil, aynı zamanda hukukun ve siyasal mekanizmaların bu azınlığın çıkarları doğrultusunda esnek hâle getirilmesidir. Epstein’ın uzun yıllar boyunca ciddi suçlamalara rağmen korunabilmesi, soruşturmaların sınırlı tutulması ve hukuki süreçlerin etkisizleştirilmesi, hukukun biçimsel varlığı ile fiilî işleyişi arasındaki çelişkiyi gözler önüne sermektedir. Hukuk, burada evrensel bir normlar sistemi olmaktan ziyade, sermaye ve iktidar ilişkilerinin bir fonksiyonu hâline gelmektedir.

    Geç kapitalizmde ortaya çıkan bir diğer önemli olgu ise “haz ekonomisi”dir. Haz ekonomisi, tüketimin yalnızca maddi ihtiyaçların karşılanmasıyla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda arzunun ve deneyimin de metalaştırıldığı bir ekonomik formu ifade eder. Bu ekonomik formda haz, yalnızca bireysel bir deneyim değil, aynı zamanda bir statü göstergesi ve iktidar aracıdır. Epstein’ın kurduğu ağ, haz ekonomisinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal bir işlev gördüğünü de göstermektedir. Haz, burada iktidarın yeniden üretildiği, sadakat ilişkilerinin kurulduğu ve kontrol mekanizmalarının işletildiği bir araç hâline gelmektedir. Bu çerçevede Epstein figürü, kapitalizmin ahlaki çürümesinin sembolik bir ifadesidir. Ancak bu çürüme, bireylerin ahlaki zayıflığından kaynaklanan bir sapma değil, sistemin kendi içsel mantığının bir sonucudur. Kapitalizm, kendi doğası gereği, tüm değerleri değişim değerine indirgeme eğilimindedir. Bu süreçte etik, hukuk ve insan onuru gibi kavramlar, sermaye birikiminin önünde engel teşkil ettiği ölçüde aşındırılır ya da işlevsizleştirilir. Böylece sistem, kendi sürekliliğini sağlamak adına, ahlaki normları araçsallaştırır ve gerektiğinde askıya alır.

    Sonuç olarak Epstein vakası, kapitalist sistemin bir anomalisi değil, aksine onun yapısal eğilimlerinin yoğunlaşmış bir ifadesidir. Bu vaka, sermaye birikiminin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal, kültürel ve biyopolitik boyutlara sahip olduğunu göstermektedir. Kapitalizm, yalnızca emek gücünü değil, aynı zamanda arzuyu, bedeni ve mahremiyeti de kendi birikim sürecine dâhil ederek, insan varoluşunun tüm alanlarını metalaştıran bir sistem hâline gelmiştir. Epstein, bu sistemin bir istisnası değil, onun mantıksal sonucudur. O, kapitalizmin görünmeyen yüzünü görünür kılan bir figürdür: Sermayenin, iktidarın ve ahlaki çürümenin kesiştiği noktada duran bir sembol.

    Jeffrey Epstein vakası, ana akım söylemde çoğunlukla “ahlaki sapkınlık”, “elit yozlaşması” ya da “hukuki skandal” başlıkları altında ele alınmıştır. Oysa bu yaklaşım, bireyi öne çıkararak yapısal ilişkileri görünmez kılmak demektir. Epstein dosyası, geç kapitalist toplumlarda sermaye birikimi ile ahlaki çürüme arasındaki diyalektik ilişkiyi ifşa eden yapısal bir fenomendir. Bu bağlamda Epstein, ne yalnız bir suçludur, ne de “sistemin dışına taşmış” bir anomalidir. Aksine, oligarşik iktidarın işlevsel bir ara yüzüdür, yıllarca sinsice saklanan ve aklanan.

    Meta fetişizminin radikalleşmesi

    Marx, Kapital’de meta fetişizmini, toplumsal ilişkilerin nesneler üzerinden kurulması olarak tanımlar. Geç kapitalizmde bu süreç: emeği aşmış, bedeni, cinselliği, çocukluğu dahi kapsayacak biçimde genişlemiştir. Epstein dosyasında, çocuk bedeni, doğrudan tüketim nesnesi, insan ilişkileri ise şantaj sermayesine dönüşmektedir. Bu, meta fetişizminin ahlaki sınırları yok eden bir aşamasıdır.

    Ahlakın sınıfsal karakteri

    Marksist literatürde ahlak, evrensel ya yerel değil sınıfsal bir kategoridir. Egemen sınıf, kendi ahlaksızlığını, ideolojik hegemonya araçlarıyla (hukuk, medya, ideoloji vb.) görünmez kılar. Epstein’ın uzun yıllar korunabilmesi, burjuva ahlakının seçici işleyişinin somut kanıtıdır. Neoliberal dönemde sermaye, ulus-devlet sınırlarını aşmış, demokratik denetimden kopmuş, hukuku kendi ihtiyaçlarına göre eğip bükebilir hâle gelmiştir. Epstein’ın, savcılardan, yargıçlardan ve medyadan korunması, bu dokunulmazlıkrejiminin ürünüdür.

    “Too big to jail” ve sınıf hukuku

    2008’de Epstein’a uygulanan olağanüstü hafif ceza, hukukun evrensel değil sınıfsal işlediğini bizlere açıkça göstermektedir. Bu, Marx’ın “hukuk, egemen sınıfın iradesinin yasa hâline gelmiş biçimidir” tespitini doğrular niteliktedir.

    Şantajın ekonomi politiği

    Epstein dosyasındaki kayıtlar sadece cinsel suç delili değil, aynı zamanda siyasal şantaj sermayesidir. Bu durum, şantajı gayrimeşru bir suç olmaktan çıkarıp kapitalist iktidarın işlevsel bir aracı hâline getiriyor. Ekonomide sermaye genellikle nakit, taşınmaz veya fikri mülkiyet olarak görülür. Ancak, bu dosyada “şantaj malzemesi” yüksek likiditeye sahip bir sermaye türüne dönüşüyor.

    Epstein gibi figürler, aslında birer “bilgi broker’ı” olarak işlev görürler. Bu sistemde alışveriş para ile değil, bağlılık ve sessizlik ile yapılır. Şantaj yoluyla ya da hukuk dışı elde edilen bilgiler (ses kayıtları, video görüntüleri, fotoğraflar, belgeler vb.) korkuya dayalı bağlılık yaratmak amacıyla da kullanılır. Kapitalist iktidar, aktörlerini sadece ödüllerle değil, ortak suçlarla da sisteme bağlar. Ortak bir suç, en güçlü koalisyon protokolünden daha bağlayıcıdır. Şantaj, sisteme aykırı hareket edebilecek öngörülemez aktörleri evcilleştirmenin en kısa yoludur. Bu durum, sermaye birikiminin sadece “artı-değer” sömürüsüyle değil, aynı zamanda “zor ve tehdit” mekanizmalarının kurumsallaşmasıyla ilerlediğini bize kanıtlıyor. Şantaj, siyasal kararları etkiler, piyasa düzenlemelerini yönlendirir, savaş, barış ve diplomasi süreçlerine sızabilir. Bu bağlamda Epstein sermayenin “görünmez elinin” karanlık yüzüdür.

    Devlet ve istihbarat

    Marksist devlet teorisinde devlet sermayeden bağımsız değildir. Ancak göreli bir özerkliğe sahiptir. Epstein dosyasında görülen savcı baskıları, dosya kapatmalar, istihbarat iddiaları devletin bu özerkliğinin oligarşik çıkarlar lehine çöktüğünü göstermektedir. Bu bağlamda CIA veya MOSSAD iddiaları, henüz kanıtlanmamış olsa dahi kapitalist devletlerin tarihsel pratikleriyle teorik olarak uyumludur.

    Çocuk, sınıf ve insan avcılığı

    Ortaya çıkan dokümanları incelediğimizde Epstein vakasında mağdurların ortak özelliklerinin yoksulluk, sosyal korumasızlık, eğitim ve aile desteği eksikliği olduğunu görüyoruz. Bu durum, çocuk istismarını bireysel sapkınlık değil, sınıfsal sömürünün uç biçimi hâline getirir. Olanlar Marx’ın “yedek sanayi ordusu” kavramını burada “yedek insan bedeni” boyutuna doğru genişletmektedir.

    Epstein’ın ölümü bir tür sistemsel hafıza silmeden başka bir şey değildir (eğer öldüyse tabi!). Epstein’ın hapishanede ölümü, sıradan bir kişinin ölümü değil, bir küresel suç ağının kendini koruma refleksidir. Bu ölümle ya da ortadan kayboluşla birlikte; sınıfsal suç ortaklığı, sermaye–siyaset ilişkileri, şantaj ağları büyük ölçüde görünmez kılınmıştır.

    Epstein dosyası, geç kapitalizmin aynasıdır

    Epstein dosyası kapatılamaz, kapatılmamalı, çünkü mesele Epstein değil kapitalist iktidar yapısının kendisidir.Geç kapitalizm: hukuku askıya alır, ahlakı metalaştırır, çocuk bedenini bile piyasaya sürer. Bu nedenle Epstein bir sapma değil, sistemin mantıksal sonucudur.

    Dünyada ve ülkemizde Epstein dosyası üzerine birçok şey yazıldı çizildi. Tüketim toplumuna doğru evrilmiş ve şirazesinden çıkmış günümüz dünyasında umarım bu dosya da tüketilmez, unutulmaz, tarihin tozlu raflarına terk edilmez. Bu bağlamda; Epstein dosyası benzeri ağların tarihsel sürekliliğini, medya–sermaye ilişkilerini, Türkiye ve çevre ülkelerle olası bağlantılarını araştıranlar olur. Dosya kapsamında ulusal ve küresel bağlantılar ortaya çıkar, suçlular yargılanır ve dünya arınır.

    Şairin dediği gibi; Yenik düşüyor her şey zamana, Biz büyüdük ve kirlendi dünya (Murathan Mungan).

    Şimdi yollara çıkma vakti. Dünya çok kirli, kirli eller tarafından kuşatılmış durumda ve bu kirden beslenenler var. İnsanlığın kurtuluşu için “İnsanın” ayağa kalkması şart!

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Bir teşhir metni olarak Kefernahum

    16 Temmuz 2026

    Kırılma noktası

    15 Temmuz 2026

    İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

    13 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Asya Erdal

    Bir teşhir metni olarak Kefernahum

    Musa Piroğlu

    Kırılma noktası

    Mahsuni Gül

    İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

    Cemalettin Efe

    Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Cengiz Çiçek

    DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti kongresine giderken – 2 : Yeniden yapılanmanın örgütsel zemini

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti kongresine giderken – 1 : Yeniden yapılanmanın siyasal iklimi

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    TGS ve AFP arasında uzlaşma: 12 günlük grev zaferle sonuçlandı

    18 Temmuz 2026

    KESK’in KHK nöbeti polis barikatını aştı: “İşimizi geri alacağız”

    18 Temmuz 2026

    En düşük emekli aylığında komisyon onayı: 23 bin 552 TL de emekliyi sefaletten kurtaramadı

    14 Temmuz 2026
    KADIN

    Cezaevi izninde vahşet: Antep’te cezaevinden izinli çıkan şahıs, boşandığı kadını katledip intihar etti!

    13 Temmuz 2026

    KCDP 2026 ilk yarı raporunu açıkladı: 150 kadın katledildi, 151 şüpheli ölüm var!

    13 Temmuz 2026

    bianet Haziran 2026 Çetelesi: Erkekler 6 ayda 142 kadını öldürdü, şiddet ve tecrit tırmanıyor

    8 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.