Haber Merkezi, (SH), (MMY)
1 Kasım Dünya Vegan Günü dolayısıyla Bornova Büyükpark Hükümet Konağı Meydanı’ndan Küçükpark’a düzenlenen yürüyüşe çok sayıda kitle örgütü katıldı. “Hayvana, insana, yeryüzüne özgürlük” pankartının taşındığı eylemde sık sık “Hayvan, yaşam, özgürlük” ve “Hayvan cinayetleri politiktir” sloganları atıldı.
İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları adına ortak açıklamayı Melodi Zengin ve Pınar Alp Asil okudu. Hayvan ve insan sömürüsünün iç içe geçtiği vurgulanan metinde şu ifadeler öne çıktı:
“Sömürü biçimlerinin birbirini nasıl beslediğini, nasıl iç içe geçtiğini ve aynı tahakküm düzeninin farklı biçimleri olarak nasıl yeniden üretildiğini biliyoruz. İnsan emeğinin sermaye tarafından sömürülmesiyle hayvan bedenlerinin birer üretim aracına dönüştürülmesi arasındaki bağı görüyoruz. Birinin özgürlüğünün diğerinin esareti üzerine kurulamayacağını biliyoruz.
Konu hayvanların yaşam hakkı olduğunda, normal koşullarda yan yana gelmeyen iktidar ve muhalefet temsilcilerinin, farklı siyasi partilerin ve yerel yönetimlerin aynı politikaların uygulayıcısı hâline gelebildiğini görüyoruz. 7527 sayılı kanunla meşrulaştırılmaya çalışılan toplama, hapsetme ve öldürme politikaları bunun en somut örneklerinden biridir.”
Bornova Belediyesi’ne yalanlama: “Köpekleri belediye değil, savunucular kurtardı”
Ege Üniversitesi yerleşkesindeki köpeklerin gece yarısı operasyonuyla toplatılmasına ve müdahale eden aktivistlere yönelik polis şiddetine tepki gösterilen açıklamada, Bornova Belediyesi’nin gerçek dışı beyanları da teşhir edildi:
“Hayvanların zorla götürülmesine engel olmaya çalışan insanlar şiddetle karşı karşıya bırakılırken, yaşamı savunmak suç gibi gösterilmiştir. Yaşamı savunmak suç değildir. Müdahalenin ardından sözde güvenli alana alınmak üzere toplanarak Bornova Rehabilitasyon Merkezi’ne götürülen köpeklerin, Bornova Belediyesi tarafından bir gün içerisinde sahiplendirildiğine ilişkin sosyal medya paylaşımları gerçeği yansıtmamaktadır.
Alanın köpekleri, belediye barınaklarında ne olacağı bilinmeyen bir geleceğe terk edilmemeleri için Ege Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu ve hayvan hakları savunucuları tarafından kurtarılmış, geçici yuvalara yerleştirilmiştir. Hâlâ pek çoğuna kalıcı yuva bulunamamıştır.”
“Hiçbir canlıyı sermayenin ve insanın insafına bırakmayacağız”
Açıklama, tüm türlerin yaşam hakkını savunan bütünlüklü mücadele çağrısıyla son buldu:
“Bir hayvanın yaşam hakkını yalnızca insanlarla kurduğu ilişkiye, bize sağladığı faydaya, ekonomik değerine ya da bize ne kadar sevimli geldiğine göre belirleyemeyiz. Acı çeken hiçbir canlıyı sermayenin insafına bırakmaya niyetimiz yok. Annelerinden bebekken koparılan buzağıları, ölüm kamplarına hapsedilen köpekleri, deney merkezlerinde işkence gören tavşanları, mezbahalarda öldürülen kuzuları, gagaları kesilip kafeslere kapatılan tavukları ve yaşamları kâr uğruna gasp edilen bütün hayvanları savunuyoruz. Çünkü hiçbir canlının bedeni sermayenin mülkü, emeği sermayenin kazancı; yaşamı insanın kullanımına sunulmuş bir kaynak değildir.”
