Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    MESEM’ler ve OSB’lerdeki meslek liseleri: Eğitim kurumu mu, çocuk işçi bulma kurumu mu?

    17 Mayıs 2026

    Üsküdar’da emekçilerden ara zam haykırışı: “Açlık sınırının altında yaşamayı reddediyoruz”

    17 Mayıs 2026

    Maraş’ta şantiye yatakhanesinde yangın: 1 işçi hayatını kaybetti, 6 işçi yaralandı

    17 Mayıs 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Şirîn û xweş e zimanê Kurdî

      15 Mayıs 2026

      Teknolojik cumhuriyet ya da dijital imparatorluk

      14 Mayıs 2026

      Soma’nın altında kalan sadece İşçiler değil, bir düzenin vicdanıdır

      13 Mayıs 2026

      ‘Lan’ hadi oradan

      12 Mayıs 2026

      Zafer Partisi kapatılsın!

      11 Mayıs 2026
    • Seçtiklerimiz

      Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

      17 Mayıs 2026

      ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

      14 Mayıs 2026

      İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

      9 Mayıs 2026

      Ana akım sendikacılığın krizi!

      4 Mayıs 2026

      Madenci direnişinin gösterdikleri

      4 Mayıs 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » İran yeniden menzilde

    İran yeniden menzilde

    AKDOĞAN ÖZKAN T24 için yazdı: ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya, İsrail’in İran’ı yeniden vurması için bu hafta elbirliği ile yeni gerekçeler “yazma” yoluna gidebilir. Onlar Tahran’ı BM yaptırımlarını geri getirebilme imkanına sahip “tetik mekanizmasını” aktive etmekle tehdit ederken, İran savaşa hazırlanıyor.
    Akdoğan Özkan25 Ağustos 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    İran Dışişleri Bakanlığı kendisini yeniden yaptırımlara boğabilecek bir krizi diplomatik yollarla önlemek için Avrupa’nın üç büyük ülkesi (İngiltere, Fransa, Almanya) ve AB temsilcileri ile sıkı bir görüşme trafiği izliyor son günlerde. Ancak Avrupa ikna edilmezse ve Washington’daki kritik Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı -Trump brifinginden makul, barışçıl bir sonuç çıkmazsa, İsrail Washington ile birlikte İran’a bir kez daha saldırabilir.

    Bu ihtimalin farkında olan İran kendisini savaşa hazırlıyor. Tahran yönetimi, İsrail ve ABD ile arasındaki 12 Gün Savaşı’nın sona ermesinden bu yana ilk kez geçen hafta bir askeri tatbikat gerçekleştirdi. “Sürdürülebilir Kuvvet 1404” adı verilen askeri tatbikat 21 Ağustos Perşembe günü Hint Okyanusu ve Umman Körfezi’nde başladı. Tahran yönetimi, bu amaçla geçen cuma günü erken saatlerde hava sahasının batıda kalan bir bölümünü uçuşlara kapattı. Tatbikat çerçevesinde İran Donanması’nın, İran’ın deniz tabanlı seyir füzesi Nasır ile kara tabanlı gemi savar füzesi Kadir’i test ettiği belirtiliyor.

    Tahran, bundan önce en son olarak 21-23 Temmuz tarihlerinde Hazar Denizi’nde askeri tatbikat gerçekleştirmişti. Üç gün süren tatbikata Rusya Federasyonu donanması da katılmıştı. O tarihlerde iki ülke donanma filoları arasında etkileşimin geliştirilmesi de hedeflenmiş, Rus ve İran donanmaları, afetzedelerin kurtarılması da dahil olmak üzere denizdeki olağanüstü durumlara müdahale senaryoları üzerinde tatbikat yapmıştı. Ondan önce de Mart ayının ortalarında Çin, İran ve Rusya donanmaları, İran’ın Çabahar limanı yakınlarında “Güvenlik Kuşağı—2025” adlı ortak bir tatbikat düzenlemişti. Tatbikatın amacının “askeri alanda karşılıklı güveni derinleştirmek” ve “katılımcı ülkelerin silahlı kuvvetleri arasında koordinasyonu geliştirmek” olduğu duyurulmuştu.

    Çin ve Rusya’nın güçlü birer müttefik olarak İran tatbikatlarındaki varlığı önemli. Ayrıca, 17 Ocak’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması ile iki ülke savunma sanayiinden, terörle mücadeleye, enerji, finans, ulaşım, imalat sanayilerinden, tarım, kültür, bilim ve teknolojiye pek çok alanda 20 yıl sürecek bir işbirliği hedeflemişti.

    İran, Mart 2021’de de Çin ile “Uzun Vadeli İş Birliği Yol Haritası” olarak bilinen “25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması” imzalamıştı. Anlaşma çerçevesinde iki ülke enerji, finans, ulaşım, konut gibi sektörlerde çeşitli projeler üzerinde iş birliği yapılması planlanmıştı. İddialara göre, Çin, İran’ın enerji (petrol ve gaz) endüstrisine 280 milyar dolar ve İran’ın ulaşım sektörüne 120 milyar dolar yatırım yapacaktı. 

    Şimdi İran, İsrail’in Haziran saldırısının ardından bir kez daha kendisini savaşa hazırlıyor. Ama bu kez İran donanma tatbikatını tek başına yapıyor. Rusya yok.

    Neden acaba? Bu, üzerinde düşünmeye değer bir soru. Kuşkusuz, İran tüm askeri tatbikatlarını Rusya ve/veya Çin ile yapacak değil. Ancak bu soruyu dile getirmemizin ardında, İran’a yönelik ABD ve İsrail tehdidin yeniden yükseldiği ve Tahran yönetiminin kendisini savaşa hazırladığına dair işaretlerin arttığı bir döneme girmiş olmamız, yani İran için kritik sayılacak günlerden geçiyor olmamız yatıyor.

    İran Körfezi’nde tansiyonun yeniden yükselebileceğine dair en önemli işaret, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) yetkililerinin bu hafta Washington’a giderek ABD Başkanı Donald Trump’a brifing verecek olmaları. Hangi konuda brifing? Washington (dolayısıyla İsrail) İran’ın nükleer tesislerinin de vurulduğu 12 Gün Savaşı sonrasında Tahran’ın envanterinde hasar görmeden kalmış zenginleştirilmiş uranyum stoklarının miktarını merak ediyor. Brifing daha ziyade bu amaçla. Aslında buna brifing diyoruz ama, UAEA’nın elinde bu konuda sağlıklı bir değerlendirme yapmayı, tahmin yürütmeyi mümkün kılacak bir veri de olmadığı biliniyor. Ancak işte asıl bu durumun yeni bir saldırıyı tetikleyebileceği yorumları da yapılıyor.

    Neden ellerinde veri yok? Çünkü, ABD’nin Fordov, Natanz ve İsfehan’daki İran nükleer tesislerini vurduğu savaş sonrası UAEA Başkanı Rafael Grossi, “sizi bir ziyaret edip elinizde kalan uranyum stoklarını değerlendirelim” mealinde ahlaksız bir teklif yapmış, İran da bu teklifi reddetmişti.

    Elbette ki hiçbir güç hasmına elindeki stratejik varlıkların koordinatlarını vermez. Hele de teklif “ahlaksız” ise. “Ahlaksız” diyorum, zira UAEA savaşa giden yolda İran’a karşı bir “hasım” gibi konuşlamıştı kendisini. İsrail, saldırganlığına bahane olarak, Başkan Grossi’nin bir raporunu temel alan UAEA Yönetim Kurulu kararını kullanmıştı. Bir anlamda, dünyayı felaketlerden uzak tutmanın garantörü olması gereken Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), 12 Gün Savaşı’nın adeta kolaylaştırıcısı gibi işlev görmüştü.

    Gerçi, Grossi çatışmaların başlamasından kısa bir süre sonra verdiği röportajda, rapordaki dili yumuşatmaya çalışmış, “İran’ın nükleer silah yapımından uzak olduğunu,” bu yönde “herhangi bir sistematik gayret içinde” olmadığını dile getirmişti. Ancak olan olmuştu.

    Aslına bakılırsa, Grossi’nin raporları İran’ın nükleer programı hakkında farklı şekillerde yorumlanabilecek şüpheler uyandırmaktaydı. Raporları kasıtlı olarak mı yanıltıcı/yönlendirici bir muhteva taşıyordu, yoksa ortada böyle bir kasıt yok muydu, bunu bilmek zor ama bu derece kritik bir mevkide bulunan bir kişinin savaşa yol açan gerginliğin tırmanmasına katkıda bulunması kabul edilebilir değildi.

    Ayrıca, İran’ın UAEA’ya artık güven duymaması için başka bir sebep daha vardı. Tahran yönetiminin İranlı nükleer bilim adamlarıyla ilgili olarak UAEA’ya denetimlerde verdiği kişisel bilgiler bir şekilde İsrail yönetiminin eline geçmişti. İsrail 12 Gün Savaşı’nın ilk saldırılarında bombalarıyla bu bilim adamlarını evlerinde vurmuştu.

    Dönelim konumuza…

    İran bir kez daha kendisini savaşa hazırlıyor. İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin nükleer tesislerini yeniden ziyaret etmesine izin vermemesi ve zenginleştirilmiş uranyum stokları hakkında net yanıtlar vermemesi, E3 ülkeleri olarak adlandırılan İngiltere, Fransa ve Almanya’nın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararına dayanan BM yaptırımlarını geri getirebilme imkanına sahip ve “snapback” olarak adlandırılan tetik mekanizmasını yeniden aktive etmeleri için de bir gerekçe teşkil ediyor. Bunun için karar tarihi Ağustos ayının sonu.

    İran Dışişleri Bakanlığı bir krizi diplomatik yollarla önlemek için Avrupa ve AB temsilcileri ile sıkı bir görüşme trafiği izliyor son günlerde. Ancak E3 ikna edilmezse ve Washington’daki UAEA brifinginden makul, barışçıl bir sonuç çıkmazsa, İsrail durumdan vazife çıkarak Washington ile birlikte İran’a bir kez daha saldırabilir.

    İşte böyle kritik bir dönemde Tahran donanma tatbikatını tek başına yapıyor. Yanında Rusya yok. Bu da ister istemez akla şu soruyu getiriyor: Acaba Rusya’nın Kafkasya ve İran politikası, Ukrayna savaşına kurban gitmiş olabilir mi?

    Bu soru şu açıdan da önemli. ABD ve İsrail için mevzu, daha önce de İran yazılarımda ifade ettiğim gibi, hiçbir zaman İran’ın nükleer güce kavuşma çabalarını dinamitlemekle sınırlı kalmadı. İşin içinde Çin’in Orta Doğu’da artan nüfuzunu dengeleyecek bir ağırlık merkezi inşa etme çabaları ile Rusya’nın İran sayesinde Süveyş Kanalı güzergahından daha kısa ve ekonomik bir rota sunan Kuzey -Güney koridorunu baltalama girişimleri de vardı. Eğer İran kilit rol oynadığı koridorlardaki rollerinden, yani stratejik ittifaklarından “güzellikle” vazgeçmez ise “zorla” vazgeçtirilmeye çalışılacak, Çin ile Rusya’nın partneri olmaktan uzaklaştırılması denenecekti.

    Şimdi temel sorumuzu yanıtlamaya giden yolda belirsizliğini koruyan husus, bu “denemelerde” Kolektif Batı’nın hangi noktada olduklarını hissettiği. Ve İsrail ile Washington yönetiminin İran’ı bir kez daha vurmaya ne kadar yakın oldukları! Malum, İran’a saldırı, Gazze’deki trajediyi ve İsrail dehşetini gündemden düşürmeye de yardımcı oluyor, Bu hafta, yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, bu belirsizliğin kalkabileceği kritik bir hafta.

    Daha önce, “ABD, İran’ı vurarak aslında BRICS’i vurmuştur. İran’ı vurarak BRICS’i çatlatmayı denemiştir,” diye yazmıştım. Bakalım BRICS’e bir saldırı daha kapıda mı? Bakalım, Rusya ve Çin, nasıl pozisyon alacaklar.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

    17 Mayıs 2026

    ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

    14 Mayıs 2026

    İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

    9 Mayıs 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mehmet Murat Yıldırım

    Şirîn û xweş e zimanê Kurdî

    Burhan Kaan Somuncu

    Teknolojik cumhuriyet ya da dijital imparatorluk

    Beritan Aslan

    Soma’nın altında kalan sadece İşçiler değil, bir düzenin vicdanıdır

    Mehmet Murat Yıldırım

    ‘Lan’ hadi oradan

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Fehim Taştekin

    Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

    Şebnem Oğuz

    ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

    Mehmet Türkmen

    İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

    Aziz Çelik

    Ana akım sendikacılığın krizi!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    MESEM’ler ve OSB’lerdeki meslek liseleri: Eğitim kurumu mu, çocuk işçi bulma kurumu mu?

    17 Mayıs 2026

    Üsküdar’da emekçilerden ara zam haykırışı: “Açlık sınırının altında yaşamayı reddediyoruz”

    17 Mayıs 2026

    Kütahya’da madenciler isyanda: Egetaş Kömür İşletmesi’nde iş bırakma eylemi

    15 Mayıs 2026
    KADIN

    Şüpheli kadın ölümleri için adalet çağrısı: “Cezasızlık erkek şiddetini büyütüyor”

    10 Mayıs 2026

    Sosyal-İş’ten “Kadının Görünmeyen Örgütlülüğü” çalıştayı

    8 Mayıs 2026

    Meksika’da Kadın Cinayetlerine Karşı Ulusal Yasa’nın yolu açıldı

    30 Nisan 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.