Antalya, Kasım ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yaparken, farklı bir uluslararası buluşmaya da sahne olacak. Halkların İklim Zirvesi, 14-18 Kasım tarihlerinde Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Zirve, hükümetler ve şirketlerin belirleyici olduğu resmi iklim müzakerelerinin dışında, iklim krizinden etkilenen halkların, emekçilerin ve toplumsal hareketlerin sözünü ve çözüm önerilerini ortaklaştırmayı hedefliyor.
2021’de Glasgow’da, 2025’te Belém’de gerçekleştirilen halkların iklim buluşmalarının ardından düzenlenecek Antalya zirvesi, iklim adaleti mücadelesini uluslararası ölçekte büyütmeyi ve ortak mücadele zeminlerini güçlendirmeyi amaçlıyor.
34 ülkeden konuşmacı, yüzlerce kurum ve yaklaşık 150 etkinlik
Halkların İklim Zirvesi organizasyonunun açıklamasına göre 34 ülkeden konuşmacılar, yaklaşık 150 tematik oturum, kültür ve sanat etkinliğinde bir araya gelecek. Arjantin, Belçika, Brezilya, Kamerun, Kanada, Şili, Kolombiya, Danimarka, Ekvador, Mısır, Fransa, Yunanistan, Haiti, Hindistan, Endonezya, İrlanda, Kenya, Malavi, Nepal, Nijerya, Pakistan, Peru, Filipinler, Romanya, Rusya, Ruanda, Güney Afrika, İspanya, Tayvan, Tanzanya, Türkiye, Ukrayna, Birleşik Krallık ve ABD’den katılımcılar zirvede yer alacak.
Organizasyonun 21 Ekim tarihli açıklamasında, zirvenin yaklaşık 300 uluslararası ve 200’ü aşkın yerel kuruluşun desteğiyle gerçekleştirileceği, 130’dan fazla kurumun ise etkinliklerin düzenlenmesinde doğrudan sorumluluk üstleneceği belirtildi.
Katılımcılar arasında uluslararası iklim ağları, ekoloji hareketleri, sendikalar, kadın örgütleri, yerel direniş platformları ve insan hakları kuruluşları bulunuyor. Climate Action Network International, Greenpeace, Oxfam International, Amnesty International, Global Forest Coalition, Oilwatch International, Women’s Earth and Climate Action Network, Rosa Luxemburg Stiftung ve Peace Boat gibi uluslararası kuruluşlar programda yer alıyor.
Türkiye’den DİSK’e bağlı sendikalar, Türk Tabipleri Birliği, TMMOB, TEMA Vakfı, Ekoloji Birliği, Polen Ekoloji Kolektifi, İklim Adaleti Koalisyonu, Türkiye Çevre Platformu, Greenpeace Türkiye ve çok sayıda yerel ekoloji, kadın ve dayanışma örgütü de zirvenin programına katkı sunuyor.
Zirve 14 Kasım’da yürüyüş ve mitingle başlayacak
Halkların İklim Zirvesi’nin ilk günü olan 14 Kasım Cumartesi, Küresel Eylem Günü kapsamında uluslararası katılımlı yürüyüş ve miting gerçekleştirilecek.

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından düzenlenen yürüyüş için saat 13.00’te Aydın Kanza Parkı’nda buluşulacak. Saat 14.00’te Cumhuriyet Meydanı’na doğru yürüyüş başlayacak. Mitingin konserle sona ermesi planlanıyor.
Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, eylemi “COP31’e Karşı Yaşamı Savunuyoruz” çağrısıyla örgütlüyor. Açıklamalarda iklim krizinin yalnızca teknik ve bilimsel bir sorun olmadığı; üretimin, emeğin, mülkiyetin ve toplumsal kaynakların nasıl örgütlendiğiyle doğrudan bağlantılı politik bir mesele olduğu vurgulanıyor.
Halkların İklim Zirvesi Uluslararası İlişkiler Gönüllüsü Çiğdem Özbaş, ön kayıt yaptıranların sayısının bini aştığını açıkladı. Uluslararası iklim ağlarından, sendikalardan ve Türkiye’nin farklı kentlerindeki Halkların İklim Zirvesi meclislerinden delegasyonların Antalya’ya gelmesi bekleniyor.
Yürüyüş öncesinde kukla, görsel ve işitsel çalışmaların yapılacağı atölyeler düzenlenecek. ABD’den kukla sanatçıları ve aktivistlerin yanı sıra İtalya’dan ve Türkiye’nin farklı kentlerinden sanatçıların katılımıyla karnaval havasında bir gösteri hazırlanıyor.
Aynı gün saat 20.00-23.00 arasında Hakan Tosun için “Sansür ve Gazetecilik” başlıklı özel etkinlik gerçekleştirilecek. Pelin Cengiz ve Hakan Tosun’un ailesinin katılımıyla yapılacak etkinlikte gazetecilik, sansür ve basın özgürlüğü tartışılacak.
Dört gün boyunca dört temel tartışma başlığı
Zirvenin 15-18 Kasım tarihleri arasındaki ana programı, her gün farklı bir politik eksene odaklanan genel oturumlar etrafında şekilleniyor. Sabahları büyük salonda gerçekleştirilecek genel oturumların ardından paralel paneller, atölyeler, forumlar ve söyleşiler düzenlenecek.
15 Kasım Pazar: Ekolojik yıkıma karşı doğanın hakları
Zirvenin açılış toplantısının ardından ilk günün ana gündemi doğanın hakları ve ekolojik yıkım olacak. Maden faaliyetleri, su ve toprak mücadeleleri, ormansızlaşma, plastik kirliliği, nükleer enerji ve ekolojik tahribatın hukuki boyutları ele alınacak.
İklim Adaleti Koalisyonu, Global Alliance for Rights of Nature, Global Forest Coalition, Don’t Nuke the Climate Network, Plastiksiz Türkiye Platformu ve çeşitli yerel ekoloji örgütleri programda etkinlik düzenleyen kuruluşlar arasında.
“Dağlardan Denize: Sermayenin Antalya’ya saldırısı”, “Küresel ekokırıma karşı mücadelenin yükseltilmesi” ve “Başka bir dünya mümkün mü? Sosyalizm ve ekoloji” başlıklı oturumlar günün dikkat çeken etkinlikleri arasında bulunuyor.
16 Kasım Pazartesi: Fosil yakıtlardan çıkış ve enerji demokrasisi
İkinci gün fosil yakıtlardan çıkış, enerji politikaları, adil geçiş ve enerji kaynakları üzerindeki toplumsal denetim tartışılacak.
DİSK Basın-İş, Polen Ekoloji, Antikapitalist Çalışanlar, Oxfam International, Heinrich Böll Stiftung, 350.org ve farklı uluslararası iklim ağlarının katkı sunduğu etkinliklerde fosil yakıt ekonomisinin emekçiler ve toplum üzerindeki etkileri ele alınacak.
“Emek Oturumu”, “Enerji Demokrasisi: Enerjinin geleceğine birlikte karar vermek”, “Fosil yakıtlardan çıkış ve adil geçiş mümkün mü?” ve “Kadınlar yaşamı savunuyor: Ekolojik, eşit ve özgür bir gelecek” başlıklı oturumlar öne çıkıyor.
Aynı gün iklim krizinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle ilişkisi, kadınların ekoloji mücadelesindeki rolü ve kayıp-zarar politikaları da tartışılacak.
17 Kasım Salı: Demokrasi, antimilitarizm ve barış
Zirvenin üçüncü günü iklim krizi ile savaş, militarizm ve silahlanma ekonomisi arasındaki ilişkiye ayrılacak.
Peace Boat, Global Energy Embargo for Palestine, Filistin’e Özgürlük Platformu, Internationalist Standpoint, Oilwatch International ve çeşitli uluslararası dayanışma örgütlerinin katkısıyla savaşların ekolojik yıkımı, fosil yakıtlar ve askeri politikalar arasındaki bağlar ele alınacak.
Günün önemli etkinliklerinden biri “Büyük Filistin Buluşması: Küresel İntifada kazanacak!” başlıklı toplantı olacak. BDS hareketinin de zirve katılımcıları arasında yer alacağı belirtilirken, Filistin mücadelesi ile iklim adaleti hareketinin ortak mücadele olanakları tartışılacak.
“İklim mücadelesi neden antimilitarist olmak zorunda?”, “Savaşın bedelini dünya ödüyor: Militarizmi COP31 gündemine taşımak” ve “Avrupa ve Akdeniz’de militarizasyona karşı: Barıştan yanayız!” başlıklı oturumlar günün öne çıkan başlıkları arasında.
Aynı gün göç ve iltica politikaları da gündeme gelecek. Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı tarafından düzenlenecek “AB Göç ve İltica Paktı sonrası mültecilerin durumu, Türkiye’de göçmenlerin durumu” başlıklı oturumda göçmenlerin ve mültecilerin yaşadığı sorunlar ele alınacak.
18 Kasım Çarşamba: Gıda egemenliği ve agroekoloji
Zirvenin son günü endüstriyel tarım sistemine karşı agroekolojik üretim, gıda egemenliği, küçük üreticilerin korunması ve alternatif üretim modelleri tartışılacak.
Just Food Transition Network, ForestAction Nepal, ActionAid Brazil, Antalya Ekoloji Ağı, Seferi Keçi Kültürevi ve farklı uluslararası kuruluşların katkı sunacağı etkinliklerde tarım politikaları, gıda sistemleri ve iklim krizi arasındaki ilişki değerlendirilecek.
Türk Tabipleri Birliği’nin “İklim Krizi ve Sağlık” başlıklı oturumu, Amnesty International’ın çevresel insan hakları savunucularının rolünü ele alan etkinliği ve Polen Ekoloji Kolektifi’nin “Ekstraktivizm laneti ve halkların alternatifi” başlıklı toplantısı da programda yer alıyor.
Günün diğer önemli başlıkları arasında endüstriyel hayvancılıktan agroekolojik gıda sistemlerine geçiş, kadınların adil geçiş mücadelesindeki rolü ve iklim tazminatları bulunuyor.
Emek, kadın mücadelesi ve tarihsel iklim sorumluluğu
Halkların İklim Zirvesi’nin programı, iklim krizini yalnızca çevresel sorunlar ve emisyon hedefleri üzerinden ele almıyor. Emek sömürüsü, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, mülksüzleştirme, zorunlu göç, kent hakkı ve tarihsel sorumluluk gibi başlıklar da zirvenin temel tartışma alanları arasında.
12-14 Kasım tarihlerinde Trade Unions for Energy Democracy (TUED) çağrısıyla gerçekleştirilecek Emek Meclisi’nde uluslararası ve yerel sendikalar bir araya gelecek. Fosil yakıtlardan çıkış, işçi hakları, enerji yoksulluğu, kamusal enerji politikaları, enerji demokrasisi ve adil geçiş konuları tartışılacak.
Kadınların özgürlük mücadelesi ile ekolojik yıkım arasındaki ilişki de özel oturumlarla ele alınacak. Bakım emeği, kadınların yaşam ve çalışma koşulları, iklim politikalarının toplumsal cinsiyet eşitsizliğine etkileri ve kadınların yerel iklim mücadelelerindeki rolü tartışılacak.
Zirvede ayrıca iklim krizinin tarihsel sorumluluğu, iklim borcu, kayıp ve zararlar, iklim tazminatları ve halkların kendi gelecekleri hakkında karar verme hakkı gündeme gelecek. Ekokırım Mahkemesi kapsamında doğaya karşı işlenen suçlar ve bu suçlardan sorumlu olanların hesap verebilirliği de tartışılacak.
Kültür ve sanat etkinlikleri de programda
Halkların İklim Zirvesi, paneller ve politik tartışmaların yanı sıra geniş bir kültür ve sanat programına da ev sahipliği yapacak.
Her akşam film ve belgesel gösterimleri, tiyatro oyunları, konserler ve müzik etkinlikleri düzenlenecek. Kongre merkezinin fuaye alanlarında sergiler, el sanatları, kukla ve performans atölyeleri gerçekleştirilecek.
Greenpeace Türkiye’nin “Kader değil direniş, kömür değil yaşam” sergisi, ekoloji mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına hazırlanan bölüm, Amazon’dan dünyaya uzanan fotoğraf sergisi ve farklı sanatçıların çalışmaları ziyaretçilerle buluşacak.
Bread and Puppet Theater’ın kukla atölyesi, Heybe Tiyatro’nun “Rüya / Şeyh Bedreddin Destanı” gösterisi ve farklı ülkelerden sanatçıların performansları da programın kültürel etkinlikleri arasında.
COP31’in ötesinde ortak mücadele arayışı
Halkların İklim Zirvesi, COP31 ile aynı dönemde ve aynı kentte gerçekleştirilmesi bakımından da önem taşıyor. Resmi COP süreci devletlerin müzakere ve karar mekanizmaları üzerinden ilerlerken, Halkların İklim Zirvesi iklim krizinin toplumsal ve ekonomik nedenlerini, halkların deneyimlerini ve alternatif çözüm önerilerini ortak bir mücadele zemininde buluşturmayı hedefliyor.
Zirvenin uluslararası ilişkiler gönüllüsü Çiğdem Özbaş, buluşmanın uluslararası iklim hareketleri arasında işbirliği ve koordinasyonu güçlendirmeyi, yıl boyunca ortak mücadele yürütecek bir yapı oluşturmayı amaçladığını belirtiyor.
18 Kasım’da tamamlanması planlanan zirvenin sonunda bir sonuç bildirgesi yayımlanması hedefleniyor. Böylece Antalya’da beş gün boyunca yürütülecek tartışmaların ortak taleplere ve uluslararası dayanışma perspektifine dönüştürülmesi amaçlanıyor.
Halkların İklim Zirvesi’nin güncellenen ayrıntılı programına ve katılım bilgilerine hiz2026.org/program adresinden ulaşılabiliyor.
