Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Çukurova’da mevsimlik tarım işçilerinin sıcak ve sömürü mesaisi: “Bu yevmiye çektiğimiz çileye değmiyor”

    12 Temmuz 2026

    2026 Dünya Kupası’nda yarı final eşleşmeleri belli oldu

    12 Temmuz 2026

    Anadolu Üniversitesinde skandal üstüne skandal: Hem darp edildiler hem ceza aldılar!

    12 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öcalan’ı eleştirmek

      9 Temmuz 2026

      NATO Zirvesi’nin kazananı silah tekelleri, kaybedeni halklar

      8 Temmuz 2026

      “Yerli ve milli” soslu emperyalizmin maskeli balosu: Ankara’da NATO zirvesi

      8 Temmuz 2026

      Ankara’nın 1919-1922 tasfiyesi

      7 Temmuz 2026

      NATO Zirvesi’nin ötesi

      3 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      NATO zirvesinin ekonomi politiği

      12 Temmuz 2026

      Teşbihte hata olur…

      2 Temmuz 2026

      NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

      29 Haziran 2026

      2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

      22 Haziran 2026

      Emeklilerin birliği ve dayanışması!

      22 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026

      Mehmet Türkmen: “Baskıyla bu mücadeleyi durduramazlar”

      26 Haziran 2026

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Emrah Altındiş: En ufak bir pişmanlığım yok, cesaret bulaşıcıdır

    Emrah Altındiş: En ufak bir pişmanlığım yok, cesaret bulaşıcıdır

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Emrah Altındiş’i, 31 Mayıs 2014’te araştırmacı olarak çalıştığı Harvard Üniversitesi’ne bir konuşma yapmaya gelen dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sorduğu soruyla tanıdı Türkiye. Gül’ün salondakilere Türkiye’nin demokrasi alanında yaşadığı ilerlemeyi anlattığı sırada, söz istedi. Ve polis şiddeti sonucu altı kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı Gezi Direnişi’nın yıldönümüne denk gelen panelde, Cumhurbaşkanı’na “Türkiye’de insanlar ölürken geceleri nasıl uyuyorsunuz” dedi. Dr. Altındiş’in hayatı işte o sorunun ardından, kabus dolu bir döneme girdi. Tehdit edildi. Hakaret mektupları aldı. Ve en tehlikelisi, Temmuz ayında, çalıştığı Harvard Üniversitesi’nin öğretim üyelerine, hakkında sahte isimle bir e-posta gönderildi. İçinde genç akademisyenin Türkiye’de çekilmiş özel fotoğraflarının da yer aldığı, yasadışı örgütlerle bağlantısı olduğunu iddia eden, son derece profesyonelce hazırlanmış, 19 sayfalık bir ihbar mektubu. İşini kaybediyordu. Ve Amerika’yı terk etmek zorunda bırakılıyordu. Ancak uzun bir polis soruşturmasından sonra haklı olduğu anlaşıldı. Hayatını geri kazandı. Harvard’a bağlı Joslin Diyabet Merkezi’nde Nobel’e aday gösterilen ünlü bilim adamı Ronald Kahn’ın laboratuvarında yeni bir işe başladı. Dr. Altındiş o soru sonrasında başına gelenleri Hürriyet’ten Tolga Tanış’a anlattı.

    Emrah Altındiş

    -Harvard’daki sorudan sonra hayatınız normale döndü mü?

    Biraz meşakkatli oldu ama şimdilik normale döndü.

    -O sorudan sonra iş ne kadar uzadı?

    Bayağı uzadı. Malum, sistem kendisini sorgulayanı sevmiyor. Sosyolog Pınar Selek’i düşünün ya da 14 yaşında polis tarafından öldürülen Berkin Elvan’ı. Ufacık çocuk ne ile suçlandı? Terörist olmakla. İşte ben de Türkiyeli bir bilim insanı olarak benzer bir saçmalığı buralarda yaşadım.

    -Ne oldu?

    Tam her şey yoluna girdi derken, 17 Temmuz’da çalıştığım bölümdeki hocalara bir e-posta gönderildi. Özetle, benim DHKP-C örgütüne üye çok tehlikeli bir terörist olduğumu, bölümdeki herkesin, hatta ailelerinin yaşamlarının bu yüzden tehlikede olduğunu söylüyordu. Ortalama bir Amerikalı’nın terör konusunda hassasiyetini bilen birileri tarafından yazıldığı, örgüte dair verdiği pek çok detaydan belliydi. Gereğinin derhal yapılmasını istiyordu.

    -Siz nasıl öğrendiniz?

    Mesajı alan hocalardan.

    -Kaç kişiye gönderilmiş?

    Bölümdeki bütün hocalara gitmiş. 30 kişiye birden. Bir kişiyi bile atlamamışlar.

    -Ne yaptınız?

    Tabii insan saşırıyor. Boston’da ifade özgürlüğü konusunda uzman avukatlarla görüştük hemen. İnternet alanında tecrübeli avukatlarla da IP adresine ulaşıp araştırttık. Gönderildiği şehir neresi çıktı dersiniz 

    -İsim belli mi?

    Mesajın gönderici bölümünde bir isim var ama sahte. Gönderildiği tam adrese henüz ulaşamadık.

    -DHKP-C ile bir ilişkiniz olmuş muydu?

    DHKP-C veya başka bir yasadışı örgütle yaşamımın hiçbir döneminde yakından uzaktan bir ilişkim olmadı. İntikam amaçlı saçmasapan iddialar. Bir de azıcık beni tanıyan ya da yayınlanmış yazılarımı okuyan herkes bu iddianın ne kadar mesnetsiz olduğunu rahatça anlayabilir. Akıllarınca burada da ciddiye alınacaklarını düşündüler.

    -Daha da da ileriye görütebilirler mi bu işi?

    Türkiye’de hukuk hep siyasetle iç içeydi ama AKP döneminde tüm muhaliflere karşı kullanılan keskin bir kılıca dönüştü. Binlerce muhalif insan hapislere atıldı. Yayınlanmamış kitaplar, poşular delil oldu. Aynı yöntemle yaşamımın hiçbir döneminde alakam olmamış ve olmayacak bir yasadışı yapıyla beni ilişkilendirip bir dava dosyası açabilirler. Böyle bir skandalı göze alırlar mı, yaşayıp göreceğiz.

    -Harvard olaya nasıl yaklaştı?

    Bu e-postanın amacını idrak edemeyen bir-iki kişi çıksa da, pek çok hoca gelip benimle konuştu, destek oldu. Zaten soru konusunu biliyorlardı ve hepsi bu saldırının ne amaçla yapıldığını anladı.

    -Tehdit edildiniz mi?

    Evet, farklı adreslerden bana gönderilen yüz kadar tehdit ve hakaret mesajı da var.

    -Ne tür hakaretler?

    Farklı motifler var. İlki “Ermeni dölü”, “Rum dölü”, “Yahudi dölü”, “Kansız Kürt”, “Sen Türk olamazsın”, “Vatan haini” gibi ırkçı ezberler. Bir de “Ülkemizi küçük düşürdün alçak, şerefsiz” minvalinde çirkin sözler. Uluslararası Çalışma Örgütü raporlarına göre iş kazalarında Avrupa birincisi, dünya üçüncüsüyüz. Sınır Tanımayan Gazeteciler’e göre basın özgürlüğünde 180 ülke arasında en sonlardayız (154. sırada). OECD’nin son raporunda, 34 ülke arasında eğitimde son sıradayız. 1 katrilyona saraylar yapılırken, TÜİK’e göre nüfusun yaklaşık yüzde 20’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bizi rezil eden bir şey arayanlar bu bağımsız raporlara baksınlar.

    -Tüm bu hakaretler, tehditler sizi ne kadar endişelendirdi?

    Ölüm tehditleri de aldım. “Seni bulacağız”, “Yaşatmayacağız”, “Kaçamayacaksın bizden”. Bu tehdit kampanyasının hangi kısmının resmi devlet görevlileri tarafından organize edilip hangisinin özde vatandaşlar tarafından yapıldığını, riskin ciddiyetini tabii ki ayırt edemiyoruz. Ancak Türkiye’de derin devletin çok köklü bir geleneği var. Ve insanın aklına her türlü ihtimal geliyor doğal olarak.

    -Türkiye’de yaşanan yargı skandallarını gördükçe “Bunlar benim de başıma gelir mi” diye düşündünüz mü?

    Siz olsanız düşünmez misiniz? Özellikle bölüme gönderilen mesaj, direkt bir iddianameye dönüşebilir. Şöyle garip olaylar da oldu. Bazı “kadın” profilleri sosyal medya aracılığı ile benimle ısrarla tanışmaya, görüşmeye, hatta Boston’a gelmeye çalıştılar. Buradaki avukatlarım Türkiye’den, Avrupa’dan farklı adresler saptadılar.

    -Gerçek kişilerden gelmiş mesajlar mıydı?

    Tabii araştırdığımızda çoğunlukla bu profillerin gerçek olmadığını gördük. Belki de derin bir akıl beni rezil etmek, belki de özür diletmek için bir komplo çalışması yaptı. Bir de, sorunun hemen ertesi günü Twitter’da ismimle-resmimle bir hesap açıldı. Kapattırdık hemen. Ben de Twitter dünyasına girdim o vesileyle. O da garipti.

    -Peki geriye dönüp baktığınızda, başınıza gelen bunca olaya rağmen “O soru için değdi” der misiniz?

    Kesinlikle! Ufacık bir pişmanlığım yok. İnsan hakları ihlallerinden mağdur olmuş ailelerde ufacık bir ferahlama yarattıysam o bana bir ömür yeter. Ayrıca cesaret bulaşıcıdır. Bunu Gezi’den de, diğer demokrasi mücadelelerinden de biliyoruz. Türkiye’de insanlar farklılıklarına rağmen yan yana geldiklerinde korku duvarının yıkılabileceğini gördüler. Eminim bu antidemokratik duvarlar yeniden yıkılacak. Memlekette o kadar çok insan demokrasi ve özgürlük için bedel ödüyor ki, benim yaşadıklarım istisna değil.

    -Sizi en çok üzen ne oldu?

    Benim Cumhurbaskanı’na yönelttiğim soru insan haklarına dair bir soruydu. Türkiye’de yaşam hakkı halen her gün ihlal ediliyor. Ermenek, Isparta iş cinayetleri daha dün oldu. Keza her gün kadın cinayetleri. Roboski katliamından yargılanan bir kişi bile yok. Başıma gelenlerden öte Türkiye’de insan hakları ihlallerinin hız kesmeden sürmesine çok üzülüyorum. Türkiye insanı bunları hak etmiyor.

    -Bir gün Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz?

    Türkiye’ye dönmeyi çok istiyorum, üniversitelerle ciddi görüşmelerim de vardı ancak şu anda bu planımı erteledim. Gelecekte İstanbul ya da memleketim İzmir’e dönüp bir kamu üniversitesinde çalışmak istiyorum. Ancak bugün dönsem, güvenlik risklerini geçtim, AKP’nin kontrolündeki YÖK ve TÜBİTAK gibi kurumlar, benim için bir sürü akademik engel yaratacaktır.

    -Bu yaşadıklarınız Türkiye’ye bakışınızı değiştirdi mi?

    Olumsuz anlamda diyorsanız, elbette hayır. Amerikalı entelektüel Noam Chomsky hoca ile birkaç kez görüşme imkânım oldu. Ve her seferinde Türkiyeli insanların cesaretine ve özgürlük arayışına olan saygısını dile getirdi. Bugün demokrasi ve insan hakları konusunda oldukça üzücü günlerden geçiyor olsak da, ben bunun değişeceğinden eminim. Gezi’yi Gezi yapan o rengarenk gençler… Kürtlerin, Alevilerin, azınlıkların eşit yurttaşlık mücadelesi… Kadınların özgürlük ve yaşam mücadelesi… HES’lere, nükleere karşı direnen Karadeniz insanı… İslam’ı zenginlerin hegemonyasından kurtarmaya çalışan antikapitalist Müslümanlar… Taşerona ve sömürüye karşı mücadele eden işçiler… Bunları görünce ben Türkiye insanına çok güveniyorum. Türkiye, bugün yaşadığımız koşullardan çok daha iyisini hak ediyor.

     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    ÖHD’den 6 aylık cezaevi raporu: “Barış sürecine rağmen tecrit ve ayrımcılık sürüyor!”

    9 Temmuz 2026

    Murat Karayılan: “Demokratik siyaset kararımız kesin, devlet güven tesis edecek yasal adımlar atmalı”

    7 Temmuz 2026

    RTÜK’ten NATO Zirvesi öncesi medyaya yayın talimatı

    6 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Toros Korkmaz

    Öcalan’ı eleştirmek

    Siyasi Haber

    NATO Zirvesi’nin kazananı silah tekelleri, kaybedeni halklar

    Ertan Eroğlu

    “Yerli ve milli” soslu emperyalizmin maskeli balosu: Ankara’da NATO zirvesi

    Nevzat Onaran

    Ankara’nın 1919-1922 tasfiyesi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    NATO zirvesinin ekonomi politiği

    Ertuğrul Kürkçü

    Teşbihte hata olur…

    Özgür Müftüoğlu

    NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

    Murat Sevinç

    2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Çukurova’da mevsimlik tarım işçilerinin sıcak ve sömürü mesaisi: “Bu yevmiye çektiğimiz çileye değmiyor”

    12 Temmuz 2026

    Çapa’da taşeron kıyımı: 100’e yakın işçi bir gecede işsiz bırakıldı

    10 Temmuz 2026

    İBB’de işçilere güvenlik görevlileri saldırdı: Ağaç A.Ş. emekçileri Merter Ek Binası’nda oturma eylemine başladı!

    7 Temmuz 2026
    KADIN

    bianet Haziran 2026 Çetelesi: Erkekler 6 ayda 142 kadını öldürdü, şiddet ve tecrit tırmanıyor

    8 Temmuz 2026

    EŞİK’ten 12. Yargı Paketi uyarısı: “Eşit miras hakkı tehlike altında”

    27 Haziran 2026

    Batman’da şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojwelat Kızmaz’ın otopsi raporu ortaya çıktı: Tırnak örneğinde erkek DNA’sı bulundu

    25 Haziran 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.