Haber Merkezi, (SH), (MMY)
Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nin 12 Haziran 2026’da yürürlüğe giren Göç ve İltica Paktı’nı tamamlayıcı olarak 1 Ekim 2026’da “Geri Dönüş Tüzüğü”nü kabul ettiğini hatırlatan DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, sürecin bölgesel savaşlardan ve kapitalist krizlerden bağımsız ele alınamayacağını ifade etti.
Suriye, Irak, Filistin, Ukrayna ve Afganistan’daki çatışmaların milyonları yerinden ettiğini vurgulayan Saki şu değerlendirmede bulundu:
“İnsan hakları, demokrasi ve eşitlik gibi ‘Avrupa değerleri’ denilen kavramların hükmü kalmadı. ‘Güvenlik’ ve ‘savunma’ denince her şeyin mülk ve mübah sayıldığı, yüzünü faşizme dönmüş ve beyaz bir Avrupa hayali kuran yönetimlerin hegemonyasında bir Avrupa var karşımızda. Almanya, Hollanda ve Fransa’da aşırı sağın yükselişiyle birlikte göçmen karşıtlığı resmi politik hat haline getirildi.”
“Başvurulardaki düşüş engellemelerin sınırda başlamasından kaynaklı”
Eurostat verilerine göre sığınma başvurularındaki yüzde 24’lük düşüşün bir başarı değil, bürokratik ve fiziki engellerin sonucu olduğunu belirten Saki, sınırda uygulanan “hızlandırılmış iltica usulü” ile mültecilerin 5-7 gün içinde elendiğini vurguladı.
Tüzükle birlikte AB dışındaki ülkelerde “geri gönderme merkezleri” (return hubs) kurulmasının önünün açıldığını kaydeden Saki, Avusturya ve Almanya’nın Özbekistan ile yaptığı iş gücü ve geri gönderme takası anlaşmalarını hatırlatarak şunları söyledi:
“Adeta insan ticaretini ‘hukuk’ içine alarak olağan hale getirecek bu anlaşmalar yaygınlaşıyor. Frontex ise sığınmacıların tutulduğu üçüncü ülkelerin iç işlerine müdahale edebilecek kadar geniş yetkilerle donatılıyor.”
“AB’den sınır dışı edilenlerde Türkiye vatandaşları ilk sırada”
AB ülkelerinden fiilen sınır dışı edilenler arasında 13 bin 405 kişiyle Türkiye vatandaşlarının ilk sırada yer aldığını vurgulayan Özgül Saki, Türkiye’den yapılan sığınma başvurularının yüzde 87’sine olumsuz yanıt verildiğini ifade etti.
Türkiye’nin AB tarafından otomatik olarak “güvenli üçüncü ülke” statüsünde değerlendirilmesinin sınır dışı kararlarını kolaylaştırdığını belirten Saki, iade edilenlerin çoğunluğunun Kürt siyasi mültecilerden oluştuğuna dikkat çekti:
“Almanya’da Türkiye’den gelenlerin koruma alma oranı yüzde 10’un altında. Ülkeden kaçmak zorunda kalan mültecilerin haklarını savunan Pro Asyl’e göre Türkiye vatandaşı sığınmacıların çoğu Kürt. Alman makamları bireysel olarak kanıtlanmış siyasi takip bulunmadığını öne sürerek Kürt kimliğini veya uğranan ayrımcılığı tek başına yeterli görmüyor. Kürt şair Tekin Ağacık’ın Estonya’dan Türkiye’ye iade edilip havalimanında gözaltına alınması bu konseptin sonucudur.”
İranlı Kürtler ve geri gönderme merkezlerindeki hak ihlalleri
İranlı Kürt aktivistler ve mülteciler açısından da tablonun ağırlaştığını belirten Saki, Tahran’ın Avrupa ülkelerinden 36 Kürt muhalifin iadesini talep ettiğini ve Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi ile sınır dışı mekanizmaları kurduğunu aktardı.
Türkiye’deki Geri Gönderme Merkezleri’nde (GGM) de avukat erişimlerinin kısıtlandığını ve sınır dışı belgelerinin zorla imzalatıldığını ifade eden Saki, “Geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi çiğneniyor. Sığınmacılar doğrudan tutuklanma ve işkence riski taşıdıkları ülkelere iade ediliyor” uyarısında bulundu.
