Meclis’te 10 Ağustos’ta onaylanan Çerçeve Yasa’ya ilişkin Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği (ADAM-DER) Yönetim Kurulu bir açıklama yayımladı. Yapılan açıklamada, “Barış ve demokrasinin kazanılması adımlarının başarısı için, toplumun sürece güven duyması önemlidir. Ancak güven, şeffaflıkla kurulur. Hukukla kurulur. Verilen sözlerin tutulmasıyla, demokratik kurumların işletilmesiyle ve toplumun sürecin öznesi haline getirilmesiyle kurulur. Yasa’nın barışın başlangıcı olabilmesinin yolu, bundan sonrasının bu eksiklikleri giderecek biçimde sürdürülmesinden geçecektir” dendi. Açıklamada “Görülen odur ki sadece silahsızlanma ve tasfiyeye odaklanmış bulunmaktadır. Biz, yine de burada tartışmanın odağına barış ve demokratikleşmeyi yerleştirmek gerektiğini işaret etmek istiyoruz” sözlerine yer verildi.
ADAM-DER, “Elbette silahların susması önemlidir. Yıllardır süren çatışmanın sona ermesi, ölümlerin durması, insanların dağlardan, kamplardan, sürgünden ve cezaevlerinden gündelik hayata dönebilmesi küçümsenecek bir gelişme değildir. Ancak sormak gerekiyor: Silahların susması, tek başına barış anlamına gelir mi? Gelmeyeceği çıplak ve yakıcı bir gerçektir” değerlendirmesini yaptı.
Açıklamada, “Yasa sonrası süreç risk ve imkânları birlikte içermektedir. Süreç rejimin tahkimi ve siyasal iktidarın bekasını sağlamaya doğru gidebileceği gibi, barış ve demokrasinin kazanılmasına doğru da ilerleyebilecektir. Biz, çıkarılan kanuna eleştirel bakarken, kanunun analizinde rejimin niyet ve arka plan ajandasına değil, barış ve demokrasi mücadelesinin yeni etabının başlangıcı olması imkânını açığa çıkarmaya odaklanmak gerektiğine inanıyoruz” görüşü ifade edildi.
Mevcut rejimin niyetini ve siyasal niteliğini, barış için müzakere yapmanın engeli olarak görmediğini belirten ADAM-DER, “Barış için müzakere taraflar arasında yapılır. Bu tarafların biri rejimdir. Dolayısıyla devletin siyasal temsilcisi kim ise onunla müzakere yapılır. Burada bir sorun görmüyoruz.” dedikten sonra “Her durumda müzakere ve mücadele diyalektiğine sadık kalarak ve mücadeleyi önceleyerek davranmanın kazanmanın önkoşullarından olduğunu vurguladı. Dernek, “Mevcut rejimin faşist karakterini gören bir yerden, faşizmin kendiliğinden demokrasiye dönüşmeyeceğini bilerek, müzakere ve mücadele birliği pratikleştirilmelidir. Faşizme karşı, topyekûn mücadele edilmeden demokrasinin inşa edilemeyeceği gerçeğini ıskalayan her yaklaşım, son tahlilde barışı da ıskalayacaktır” görüşünü savundu.
ADAM-DER’in açıklamasında “Toplumsal ve siyasal dinamiklerin, “Çerçeve Yasa’ya” ne peşin ön güven ve saf iyimserlikle, ne de reddiyeci karşı çıkışla yaklaşmamaları gerektiği düşüncesindeyiz. Barış hedefine doğru ilerlemenin önündeki zorlukların da, imkânların da farkındayız. Ancak barışın, rejimin bir lütfu olarak gerçekleşemeyeceği bilinciyle, Yasa’nın sınırlarını da, geleceğini de belirleyenin rejim değil, halklar olacağına/olması gereğine inanıyoruz” dendi.
Açıklama şu sözlerle sona eriyor: “Demokrasinin tesisinin ve Kürt sorununun onurlu bir barışla çözümünün kilidi; Kürt halkı başta olmak üzere toplumsal ve siyasal mücadele dinamiklerinin elindedir. Barış ve demokrasiden yana toplumsal muhalefet güçlerinin ve kolektif siyasal öznelerin, hiçbir yapı ve bireyi dışarıda bırakmayacak biçimde birleşik topyekûn mücadeleyi büyütmeleriyle, “Çerçeve Yasa” barış ve demokrasiyi kazanmanın başlangıcı olabilecektir. Aksi durumda, faşizme karşı, topyekûn birlikte mücadele etmeden demokrasiyi de, barışı da inşa etmek mümkün olmayacaktır.”
