Haber Merkezi, (SH), (MMY)
“4 Kasım bir başlangıç değil, sistematik baskının somut örneği”
DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli’nin imzasıyla sunulan 4 Kasım 2026 tarihli araştırma önergesinin gerekçesinde, 4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanları, grup başkanvekilleri, milletvekilleri ve belediye eş başkanlarının tutuklanmasıyla başlayan sürecin toplumda ve ülke demokrasisinde derin bir tahribat yarattığı ifade edildi.
Gerekçede, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerine yönelik engellemelerin tarihsel bir arka planı olduğu belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
“Seçilmiş eş genel başkanlar, milletvekilleri ve belediye eş başkanları, farklı zamanlarda keyfi gözaltılar, tutuklamalar ve görevden uzaklaştırmalarla karşı karşıya bırakılmış; Kürt halkının demokratik temsil hakkı sürekli biçimde kısıtlanmıştır. Bu nedenle 4 Kasım, bir başlangıç değil, uzun süredir devam eden sistematik baskının en somut ve hatırlanabilir örneklerinden biri olarak değerlendirilmelidir.”
7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimleri arasındaki süreçte Dolmabahçe Mutabakatı’nın iktidar tarafından askıya alındığı, HDP’ye ait 120’den fazla il ve ilçe binası, seçim bürosu ve aracının ırkçı saldırıların hedefi olduğu hatırlatıldı.
Fezlekeler incelenmeden dokunulmazlıklar kaldırıldı
20 Mayıs 2016’da anayasaya aykırı şekilde yürürlüğe sokulan bir defalık dokunulmazlık düzenlemesine dikkat çekilen gerekçede, dönemin 55 HDP milletvekili hakkındaki fezlekelerin yasama sorumsuzluğu kapsamında olup olmadığı dahi incelenmeden soruşturmaların açıldığı vurgulandı.
Bu kumpas sürecinin ardından 4 Kasım 2016 gecesi başlatılan operasyonla HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 milletvekilinin gözaltına alındığı, operasyonların devamında gözaltına alınan milletvekili sayısının 31’e, tutuklanan milletvekili sayısının ise 15’e yükseldiği aktarıldı. Siyasi operasyonların yerel yönetimlere de uzandığı, DBP’nin kazandığı 102 belediyenin 95’ine kayyım atanarak 93 belediye eş başkanının tutuklandığı kaydedildi.
AİHM ve Venedik Komisyonu kararları hatırlatıldı
Önergede, uluslararası hukuk kurumlarının Türkiye aleyhine verdiği ihlal kararlarına dikkat çekildi:
- Venedik Komisyonu: 14 Ekim 2016 tarihli görüşünde, dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliğinin “tek seferlik” ve “şahsa özel” bir siyasi müdahale olduğunu belirterek anayasa prosedürünün kötüye kullanıldığını tespit etti.
- AİHM Kararları: Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Ferhat Encü kararları dahil olmak üzere 40 HDP’li milletvekilinin yargılanmasının ifade özgürlüğü ihlali olduğuna hükmedildi. AİHM, tutuklamaların tamamen “siyasi saiklerle” yapıldığını belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18’inci maddesinin çiğnendiğini karara bağladı.
Kayyım gaspı 2024 sonrasında da sürdü
Siyasi iktidarın yargıyı bir sopaya dönüştürerek toplumsal muhalefeti ve Kürt halkının iradesini hedef aldığı belirtilen önergede, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından DEM Parti’nin kazandığı Hakkari, Batman, Mardin, Van, Siirt, Dersim, Akdeniz, Bahçesaray, Halfeti ve Kağızman belediyelerine atanan kayyımlar da anımsatıldı.
Önergenin sonuç bölümünde, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerinin haklarının korunması ve demokratik siyaset alanının güvence altına alınması için Meclis Araştırması açılmasının elzem olduğu vurgulandı.
