Dış Haberler Servisi, (SH), (MMY)
İsviçre’nin Zürih kentinde, SODAP ve SYKP İsviçre’nin düzenlediği “Ölümünün 55. Yıldönümünde Doktor Hikmet Kıvılcımlı’nın Kürt Sorununa Bakışı ve Yeni Süreç” başlıklı panel yoğun katılımla gerçekleştirildi. Dr. Toros Korkmaz’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Kezban Konukçu ve Tuncay Yılmaz güncel siyasi gelişmeleri ve barış sürecini değerlendirdi.
Panelin ilk bölümünde söz alan SYKP Kurucu Eş Genel Başkanı Tuncay Yılmaz, Kıvılcımlı’nın “evrensel olanı yerelle buluşturan bir komünist” olduğunu belirterek, onun Marksizmin evrensel perspektifiyle Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasının tarihsel gerçekliğini inceleyerek teori ürettiğini vurguladı. Yılmaz, Kıvılcımlı’nın daha 1930’ların başında Kürdistan’ı Kemalist Cumhuriyet’in alt sömürgesi olarak tanımladığını, Kürt halkının kendi kaderini tayin etmek için ulusal kuruluş mücadelesi vermesi gerektiğini işaret ettiğini ve Türkiye solunun hâlâ Kemalizmle kapsamlı bir yüzleşme yaşayamadığını ifade etti. Kıvılcımlı’nın henüz BM’de soykırım kavramı kabul edilmemişken Ermeni katliamına işaret ettiğini, 1960’larda Kadın Sosyal Sınıfımız makalesiyle 2. dalga feminizm tartışmalarını gündeme soktuğunu ve İslâm’ın toplumsal etkisini inceleyen bir örgütlenme perspektifi geliştirdiğini kaydetti.
DEM Parti İstanbul Milletvekili ve SODAP Sözcüsü Kezban Konukçu ise ilk bölümdeki konuşmasında, Kıvılcımlı’yı putlaştırmadıklarını, onun diyalektik materyalist metodunu sahiplendiklerini belirtti. Konukçu, Kıvılcımlı’nın tarih tezinde devletin Doğu toplumlarında sınıflardan önce ortaya çıktığını savunan özgün bir tez geliştirdiğini, TKP’nin muhasebesini yapma cesareti gösterdiğini ve işçi sınıfının fiili ile politik öncülüğünü savunan bir proletarya sosyalisti olduğunu dile getirdi.
Kezban Konukçu: “Müzakere-mücadele dengesini kurmalıyız, süreç donmuş durumda”

Panelin ikinci bölümünde güncel barış sürecine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Kezban Konukçu, sürecin ele alınış biçimindeki eksikliklere dikkat çekerek şunları söyledi:
“Olayın en başında süreç, sanki biraz olmuş bitmiş gibi deklare edildi. Bu kritik bir hataydı. Bask, İrlanda ve Kolombiya örneklerinde de gördüğümüz gibi önümüzde çok uzun bir yol var. Müzakere-mücadele dengesini kurmak gerekiyor. Ancak yapılan açıklamalar demokratik siyaset alanını bilen örgütlü halkı rehavete sürükledi. Öcalan’ın başlattığı tartışmalar, Kürt halkının varlığının anayasal güvenceye kavuşturulması açısından hayati bir dönüm noktasıdır. Ancak devlet bu konuda henüz somut bir adım atmış değil. Çerçeve yasa Mecliste kabul edildikten sonra bir kişi bile tahliye edilmedi. Süreç şu an donmuş durumda.”
Konukçu, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu manifestonun Marksizmi ve sınıflı toplum gerçeğini tartışmaya açan teorik boyutlar barındırdığını, SODAP olarak Öcalan’ın manifesto tartışmasını ciddiye aldıklarını ve kapsamlı bir değerlendirme-eleştiri dosyası hazırlayarak yayınladıklarını belirtti. Sosyalistlerin faşizme karşı mücadeleyi yükseltirken işçi sınıfının siyasal İslamcı hegemonyadan kurtarılması ve Kürt halkıyla dost bir sınıf hareketinin örülmesi gerektiğini vurgulayan Konukçu, buna karşın sınıf hareketinin hâlâ ağırlıklı olarak ekonomik taleplerle sınırlı kaldığına dikkat çekti.
Tuncay Yılmaz: “Üçüncü kutup seçeneğimizi korumak zorundayız”

İkinci bölümde söz alan SYKP Kurucu Eş Genel Başkanı Tuncay Yılmaz ise uluslararası güç odaklarının Orta Doğu üzerindeki nüfuz mücadelelerine ve bölgesel sıkışmalara dikkat çekti. Cumhur İttifakı’nın iç siyasete yönelik hamlelerinin toplumsal desteği konsolide etme amacı taşıdığını belirten Yılmaz, sosyalistlerin bağımsız politik hattını ve Üçüncü Kutup seçeneğini büyütmesi gerektiğini vurguladı:
“Üçüncü Kutup seçeneği, sadece iki egemen blok arasında denge aramak değil, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana dışlanan, yok sayılan tüm toplumsal kesimlerin, işçilerin, Kürtlerin, kadınların, Alevilerin, ekoloji aktivistlerinin, LGBTİ+’ların asgari demokratik ve devrimci bir program etrafında biraraya gelerek mücadele etmesidir. Sosyalistler kendi programatik ufuklarını koruyarak bu geniş mücadele alanını büyütmekle yükümlüdür.”
Devletin ve AKP-MHP iktidarının Kürt sorununu demokratik manada çözme konusunda bir zihniyet değişimine girmediğini savunan Yılmaz, başlayan sürecin ilerletilmesi ve sonuca ulaştırılmasında belirleyici olanın barış ve demokrasi güçlerinin, yani üçüncü kutbun vereceği mücadele olduğunu ifade etti. Öcalan ve PKK’nin sürdürdüğü müzakerelerin başarıya ulaşmasının ülkenin ve bölgenin geleceği açısından hayati önemde olduğunu belirten Yılmaz, mevcut devlet ve siyasal iktidar aklından bekleyerek sonuca ulaşılamayacağını savundu.
İttifak politikalarına da değinen Yılmaz, HDK-HDP’yle yaratılan ittifak alanının önemli olduğunu, Öcalan’ın önerisiyle gündeme gelen Demokratik Cumhuriyet Hareketi tartışmalarının daha yaygın ve açık şekilde tüm toplumsal dinamiklerle birlikte yapılması gerektiğini söyledi. Yılmaz, oluşacak yeni hareketin daha geri bir çizgiye çekilerek değil, HDK-HDP birikimlerini kapsayarak aşmayı hedeflemesi gerektiğinin altını çizerek şu uyarıda bulundu:
“Yeni Hareket genişleme kaygısıyla burjuva liberalizmine açık bir programa dönüşür ve bu hattın temsilcisi sayılabilecek kimi isim ve çevreleri kapsamaya yönelirse, bu yönelim genişleme şöyle dursun, halihazırda bir arada olan kimi öznelerin ve toplumsal dinamiklerin dahi uzaklaşmasına neden olacaktır.”
Soru-cevap ve kapanış
Panelin son bölümünde dinleyicilerin katılımıyla gerçekleştirilen soru-cevap seansında; Kıvılcımlı’nın Tarih Tezi’nin günümüz toplum yapılarını anlamadaki geçerliliği, sınıf hareketi ile ulusal hareketlerin kesişim noktaları, feminist mücadelenin sınıf perspektifiyle bağı, güncel barış sürecinin ilerleyişi ve sol-sosyalist hareketin izlemesi gereken politik hat derinlemesine tartışıldı. Konuşmacılar katılımcıların sorularını yanıtlayarak Kıvılcımlı’nın teorik mirasından güncel siyasete köprü kuran değerlendirmelerde bulundu.

