Gökbilimciler bugüne kadar Güneş Sistemi dışında 6 binden fazla ötegezegen keşfetmiş olsa da, Dünya benzeri kayalık gezegenlerin kalıcı bir atmosfere sahip olduğuna dair kesin bir kanıt uzun süredir elde edilemiyordu. Science dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu döngü kırıldı. Keşfin merkezindeki LHS 1140 b gezegeni, Dünya’nın yaklaşık 5 katı kütleye ve 1,7 katı yarıçapa sahip. Güneş’in beşte biri büyüklüğündeki soğuk bir kırmızı cüce yıldızın etrafında dönen gezegen, sıvı suyun varlığına olanak tanıyan ve “yaşanabilir bölge” (Goldilocks) olarak adlandırılan kuşakta yer alıyor.
Çalışmanın lideri Harvard Üniversitesi’nden Dr. Collin Cherubim, keşfin heyecanını şu sözlerle aktardı:
“Bu, güneş sistemimizin dışındaki yaşanabilir bölgede bulunan kayalık bir gezegende gözlemsel olarak doğrulanmış ilk atmosferdir. Bu gerçekten heyecan verici bir keşif; çünkü LHS 1140 b’yi astrobiyoloji ve güneş sistemimiz dışındaki yaşanabilirliği incelemek için en iyi, en umut verici laboratuvar olarak ön plana çıkarıyor.”
Radyasyona rağmen direnen helyum ağırlıklı atmosfer
Bilim insanları, geliştirdikleri bilgisayar modelleri sayesinde gezegenin atmosfer yapısını da çözümledi. LHS 1140 b’nin uzaya helyum gazı sızdırdığını tespit eden araştırmacılar, gezegenin zamanla hidrojenini kaybettiğini ancak helyumunu koruyarak helyum ağırlıklı bir atmosfere sahip olduğunu saptadı. Kırmızı cüce yıldızlar genellikle çevrelerine şiddetli radyasyon yayma eğilimindedir. Buna rağmen gezegenin, milyarlarca yıl boyunca yüksek düzeyde X-ışını ve ultraviyole radyasyona maruz kalmasına rağmen oluşum aşamasında biriken helyumu elinde tutması ve atmosferini yaklaşık 3 milyar yıldır korumayı başarmış olması bilim dünyasında büyük şaşkınlık yarattı.
Devrim niteliğindeki keşif yeryüzünden yapıldı
Bu tarihi keşfin astrobiyoloji kadar uzay gözlem teknolojileri açısından da devrimsel bir yönü bulunuyor. Keşif, milyarlarca dolarlık James Webb Uzay Teleskobu gibi uzay tabanlı gelişmiş gözlemevleri yerine, yeryüzündeki bir teleskop kullanılarak gerçekleştirildi. Yabancı dünyaların atmosferlerini analiz etmede yer tabanlı teleskopların da en az uzay teleskopları kadar etkin rol oynayabileceğini kanıtlayan bu başarı, gelecekteki araştırmalar için yeni bir kapı araladı. Uzmanlar, bu araştırmada kullanılan yöntemin önümüzdeki yıllarda sakin yıldızların etrafında dönen diğer Dünya benzeri gezegenlerin keşfedilmesine ve atmosfer analizlerine öncülük edeceğini öngörüyor.
