(MA)-Hamdullah Yağız Kesen
Hava aydınlanmadan mesaiye başlayan, hijyenden uzak çadır kentlerde barınan ve nemli sıcakta günde 10 saate yakın çalışan işçiler, yüksek enflasyon ve aracı (elçi) kesintileri nedeniyle büyük bir geçim sıkıntısı yaşıyor.
Çocukluğundan bu yana tarlada çalışan 6 çocuk annesi Hayriye Bayır, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle özetledi:
“Sabah 06.00 gibi tarlada işbaşı yapıyoruz. Gün boyu güneşin altındayız. Aldığımız yevmiye 1.250 TL. Bu para çektiğimiz çileye değmiyor. Eve geliyoruz, aldığımız para meyveye bile yetmiyor. Bir günlüğümüzle 5 litrelik bir sıvı yağ bile alamıyoruz. Pazara, markete her gittiğimizde fiyatlar daha da artmış oluyor. Bu yevmiyeyle 6 çocuğa bakmak, geçinebilmek imkansız. Üstelik en ağır işleri kadınlar yapıyor, tarladan sonra ev işleri de tamamen bizim sırtımızda.”
“Tarlada sakatlansan sigorta yok, yevmiye aylar sonra ödeniyor”
Tarım işçiliğinin ağır ve yüksek riskli bir iş kolu olduğunu belirten Selamet Aksu ise hem güvencesizlikten hem de paralarını zamanında alamamaktan dert yandı:
“Yazın kavurucu sıcakta, kışın soğukta çalışıyoruz. Çoğu tarlada gölgelik bile yok, güneşin altında yemek yemek zorunda kalıyoruz. Hasta olduğun veya işe gidemediğin gün yevmiyen anında kesiliyor. Tarlada sakatlansan ya da düşsen sigortan yok. Üstelik düşük ücretle çalıştırılmamız yetmezmiş gibi paramızı bazen 2-3 ay sonra alabiliyoruz. En önemli talebimiz sosyal güvence. Tarım işçilerine sigorta yapılmalı, yaptığımız iş ağır iş kapsamına alınmalı.”
Son 10 yılda en az 1.803 tarım işçisi yaşamını yitirdi
Tarladaki ağır mesai, can güvenliğinden de yoksun şekilde ilerliyor. İş Sağlığı ve İşçi Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre; Türkiye’de son 10 yılda en az 1.803 tarım işçisi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu can kayıplarının ilk sırasında ise işçilerin yetersiz, güvensiz ve aşırı yüklü araçlarla taşınması sonucu meydana gelen servis kazaları yer alıyor.
Siyasetçilerin her seçim dönemi gelip sözler verdiğini ancak tarladan ayrıldıktan sonra bu sözlerin unutulduğunu belirten Çukurova işçileri, artık boş vaatler ya da sadece dertlerini dinleyen heyetler değil, insanca barınma, güvenceli çalışma ve adil ücreti güvenceye alacak somut kamu politikaları görmek istediklerini vurguladı.
