Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Kürt edebiyatının usta kalemi Cegerxwîn ölümünün 42. yılında anılıyor: “Kürt Şiir Günü” ve Rojava’dan Avrupa’ya uzanan miras

    22 Ekim 2026

    Fon vurgununda yeni dalga: Eski AKP’li milletvekili ve bürokratların da olduğu 5 kişi daha gözaltına alındı

    22 Ekim 2026

    Kürt edebiyatının başyapıtı Mem û Zîn dijitalde

    22 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

      21 Ekim 2026

      Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

      20 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

      19 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 1. yazı

      18 Ekim 2026

      Neşenin devrimci anlamı üzerine

      15 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Uçum kim gibi?

      21 Ekim 2026

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026

      Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

      7 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Devlet Kemal Erdoğan

    Devlet Kemal Erdoğan

    MEHMET MURAT YILDIRIM yazdı: Bugün yaşananları yalnızca “Erdoğan-Kılıçdaroğlu anlaşması” diye okumak eksik kalıyor. Burada daha derin bir süreklilik var. Darbelerden seçimlere, generallerden holding patronlarına, yüksek yargıdan parti koridorlarına kadar uzanan eski bir refleks.
    Mehmet Murat Yıldırım28 Mayıs 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Bu aralar dönüp dönüp Fikret Kızılok’un “Demirbaş” şarkısını dinliyorum. Şarkı eski Türkiye’yi anlatıyor gibi görünür ilk başta. Darbeleri, Demirel’i, Ecevit’i, Özal’ı, generalleri, ekonomik krizleri… Ama biraz dikkatli dinleyince aslında sadece bir dönemi değil, bu ülkeneki değişmeyen devlet sürekliliğini anlatıyor.

    Sermaye, asker, siyaset hep aynı masanın etrafında

    “Süleyman hep başbakan” diye tekrar eden o söz boşuna değil. Süleyman Demirel yalnızca bir siyasetçi olarak anlatılmıyor orada. Devletin değişmeyen yüzü gibi duruyor. Seçimler oluyor, darbeler oluyor, hükümetler gidiyor, generaller geliyor ama birileri hep yerinde kalıyor. Şarkının en sert yerlerinden biri de belki şu dizelerdi:

    “Paşa resim yapardı

    Sabancı’ya satardı”

    Bir cümleyle Türkiye’nin bütün kirli yakın tarihini özetliyor aslında. Sermaye, asker, siyaset… Hep aynı masanın etrafında. Halk ise sadece sonucu yaşayan tarafta.

    Bugün baktığımızda isimler değişti belki ama düzenin işleyişi çok değişmedi. Dün “Süleyman hep başbakan”dı, bugün başka bir şey var:

    Erdoğan hep başkan.

    Yanındakiler değişiyor.

    Dönem değişiyor.

    İttifaklar değişiyor.

    Ama devletin kendini koruma refleksi değişmiyor.

    Dizayn edilmek istenen yalnızca CHP yönetimi değil

    Son günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Mutlak Butlan’ kararıyla yeniden CHP’nin başına taşınması tartışmaları da tam burada oturuyor işte. Bu yalnızca bir parti içi kavga değil. Mahkeme kararlarıyla, yargı baskısıyla, siyasal mühendislikle yeniden dizayn edilmek istenen şey yalnızca CHP yönetimi değil, Türkiye’de muhalefetin sınırları.

    İnsan ilk anda şöyle düşünüyor:

    “Demek ki Erdoğan’la anlaştı.”

    “AKP’ye çalışıyor.”

    Ama biraz derine inince başka bir tablo çıkıyor ortaya.

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun asıl sadakati Erdoğan’a değil. Çok daha eski, çok daha köklü bir yere ait. Devlete.

    Zaten bütün siyasi yürüyüşü boyunca üzerinde o resmi memur refleksi vardı. Halktan taşan bir siyasetçi gibi değil; bürokrasiden siyasete gönderilmiş bir yönetici gibiydi hep. Kontrollü, ölçülü, sistem sınırlarını aşmamaya dikkat eden bir çizgi.

    Deniz Baykal sonrası CHP’ye gelişi bile doğal bir toplumsal dalgadan çok, düzenin ihtiyaç duyduğu kontrollü bir değişim havası taşıyordu. Yıllarca ana muhalefetin başında kaldı ama toplumdaki öfke büyüdükçe CHP küçüldü. Seçimler kaybedildi, umut törpülendi, muhalefet sokağa değil ekran tartışmalarına sıkıştırıldı.

    Çünkü Türkiye’de devlet yalnızca iktidarı biçimlendirmez. Muhalefeti de belirler.

    Hangi muhalefetin yükseleceğine, hangisinin bastırılacağına, hangisinin “makbul” kalacağına karar verir.

    Bu yüzden sosyalistler yıllarca ezildi.

    Bu yüzden Kürt siyaseti sürekli kriminalize edildi.

    Bu yüzden Aleviler, Ermeniler, Süryaniler, Rumlar hep kuşkuyla anıldı.

    Bu yüzden devletin sınırlarını aşan herkes bir noktada “tehlike” ilan edildi.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri süren o ulus-devlet aklı, belki daha da öncesinde İttihat ve Terakki döneminden devralınan reflekslerle hep aynı çizgiyi korudu:

    Kendine benzemeyeni bastırmak.

    Bugün Özgür Özel’in CHP’de oluşturmaya çalıştığı hat da tam bu yüzden rahatsızlık yaratıyor olabilir. Çünkü uzun yıllar sonra ilk kez CHP içinde gerçekten sosyal demokrat bir damar görünmeye başladı. Kürtlerle temas kurabilen, sol-sosyalist yapılarla yan yana durabilen, devletin kutsal çizgilerinden çekinmeden konuşmaya çalışan bir siyaset dili oluşuyordu.

    Türkiye’de yıllarca insanlar “Kürt” derken bile etrafına bakarak konuştu. CHP gibi bir partinin genel başkanının daha yumuşak, daha temas kuran bir dil geliştirmesi bile devlet refleksini harekete geçirmeye yetti.

    Çünkü bu ülkede devletin en büyük korkusu farklı toplumsal kesimlerin birbirine temas etmesidir.

    Tam da bu yüzden eski aktörler yeniden sahaya sürülüyor.

    Belirleyici olan ideoloji değil devletin ihtiyaç duyduğu yönelim

    Kılıçdaroğlu bugün artık yalnızca bir siyasetçi gibi durmuyor. Daha çok, düzenin ihtiyaç duyduğu kontrollü muhalefet modelinin temsilcisi gibi duruyor. Adeta partinin yeni enerjisinin üzerine çöken eski bir devlet alışkanlığı gibi.

    Devlet Bahçeli tarafında ise tablo zaten daha çıplak. MHP çizgisi yıllardır devletin en sert ideolojik damarlarından biri oldu. Türk ulus-devlet aklının güvenlikçi ve disiplinli yüzü.

    Ama bugün aynı Bahçeli’nin Kürt meselesinde farklı bir tonda konuşabilmesi bile aslında şunu gösteriyor:

    Burada belirleyici olan ideoloji değil. Devletin o gün ihtiyaç duyduğu yönelim.

    Yıllarca en sert milliyetçi dili kuran insanların bugün başka bir pozisyona geçebilmesi tesadüf değil. Çünkü Türkiye’de birçok siyasetçi kendi görüşünden çok devlet yönelimine göre pozisyon alıyor.

    Recep Tayyip Erdoğan hikâyesi de biraz böyle.

    Bir zamanlar “Milli Görüş gömleğini çıkardım” dediğinde bu sadece siyasi bir değişim gibi anlatıldı. Oysa bu söz, devletle yapılan büyük uzlaşılardan biriydi aynı zamanda. Refah çizgisi artık tehdit görülüyordu. Erdoğan ise yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun bir profil sundu:

    Daha piyasacı.

    Daha Batı’yla uyumlu.

    Daha kontrollü.

    Ve sistem onu kabul etti.

    AKP’nin yıllardır ayakta kalmasının nedeni yalnızca seçim başarısı değildi. Devletin devamlılığıyla kurduğu uyumdu.

    Bugün Erdoğan’ın devletin kendisine dönüşmesi de biraz bundan kaynaklanıyor. Uzun süre aynı mekanizmaya hizmet edenler, zamanla o mekanizmanın parçasına dönüşüyor.

    O yüzden bugün yaşananları yalnızca “Erdoğan-Kılıçdaroğlu anlaşması” diye okumak eksik kalıyor.

    Burada daha derin bir süreklilik var.

    Darbelerden seçimlere, generallerden holding patronlarına, yüksek yargıdan parti koridorlarına kadar uzanan eski bir refleks.

    Fikret Kızılok’un yıllar önce söylediği gibi:

    Birileri hep orada kalıyor.

    Sadece isimleri değişiyor.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

    21 Ekim 2026

    Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

    20 Ekim 2026

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

    19 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

    Mahsuni Gül

    Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

    Siyasi Haber

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 1. yazı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Uçum kim gibi?

    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Alp Altınörs

    Ucuz hammadde avı

    M. Ender Öndeş

    Şimdi Che okuma zamanı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Smart Solar’da direnişin 16’ncı günü: İşçiler meşalelerle TBMM’ye uğurlandı

    21 Ekim 2026

    Eğitim Sen’den okullarda tırmanan şiddete karşı tepki: “Güvenlik riski derinleşiyor, MEB derhal adım atmalı”

    21 Ekim 2026

    “Kayyım düzenine karşı fiili ve hukuki mücadelemiz sürecek”

    21 Ekim 2026
    KADIN

    Kadınlar Fatmanur ve Hifa İkra için Taksim’de sokakta

    18 Ekim 2026

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Erkek şiddeti bir can daha aldı: 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Bursa’da katledildi

    4 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.