Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

    18 Haziran 2026

    DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: “Süreci geciktirenler büyük vebal altındadır, yasal güvence kaçınılmaz”

    18 Haziran 2026

    Özgür Özel dahil 12 milletvekilinin fezlekesi meclise geldi

    18 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

      18 Haziran 2026

      Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

      18 Haziran 2026

      CHP’nin ötesi

      16 Haziran 2026

      15-16 Haziran direnişinin güncelliğini yitirmeyen anlamı

      15 Haziran 2026

      Evvel Temmuz: Bir halkın hafızasını savunmak

      11 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

      18 Haziran 2026

      En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

      18 Haziran 2026

      Ağrıyan yere dokunmak

      17 Haziran 2026

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026

      15-16 Haziran’ın öğrettiği: Başka bir sendikacılık mümkün!

      15 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026

      ESU eski Başkanı Fehmi Tony Vergili: “Türkiye Sayfo ile yüzleşmeli, bu adım ülkenin geleceğine yapılacak bir yatırımdır”

      15 Haziran 2026

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu: Direnip üniversiteye döneceğiz

    Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu: Direnip üniversiteye döneceğiz

    Siyasi Haber9 Eylül 2016
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    SEÇTİKLERİMİZ – Onur Hamzaoğlu ile röportaj- Bu karar onların güçsüzlüğünü gösteriyor. Ortadaki panik halini görmemiz lazım. Asker kalkışmasını bahane ederek devleti yeniden kurmaya çalışıyorlar; sürecin sivil ayakları hâlâ gündeme gelmedi, unutturulmaya çalışılıyor.

    Röportaj: Pınar Öğünç/Cumhuriyet


    15 Temmuz sonrası yayımlanan kanun hükmünde kararnamelerden sonuncusu, bir gecede 2 bin 346 öğretim üyesini üniversitelerinden uzaklaştırdı. Barış İçin Akademisyenler bildirisini imzalayan ve bu gerekçeyle ihraç edilen 41 kişiden biri de Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu. Kocaeli Üniversitesi, imzacı 19 öğretim üyesinin hepsini okuldan uzaklaştırmasının dışında, bu süreci hocalarına en ağır şekilde yaşatan üniversitelerden olmuştu. İdari soruşturmanın yanında ocak ayında gözaltına da alındılar.


    Hamzaoğlu, 2011’den beri Kocaeli’de sanayinin insan sağlığına etkilerini ortaya koyan bilimsel çalışmaları nedeniyle okuldan uzaklaştırma tehdidiyle, hakaret davalarıyla uğraşıyor. Kendisinin asker kökeni son döneme başka bir perspektiften bakabilmesini de sağlıyor. O “solcu bir asker” olarak 28 Şubat’ın da mağduru çünkü.


    Paniği Görmemiz Lazım


    2011’den beri bilimsel çalışmalarınız nedeniyle üniversite yönetimiyle, yerel yönetimle ve aslında siyasi iktidarla yaşadıklarınız olağan haller koşullarındaydı. Olağanüstü halde başınıza gelenlere şaşırdınız mı?


    Şaşırmadım. Türkiye’de üniversitelerden tasfiye bir bireysel, bir de kitlesel şekilde oluyor. Daha önce yaşadıklarım bireysel tasfiyeye yönelikti. Ama hem ben, hem dostlarım direndik, onda başarılı olamadılar. Bundaysa olağanüstü hale sokarak suçumuzu tanımlamadan, hiçbirimize savunma hakkı vermeden üniversite dışına çıkardılar bizi. Bu karar onların güçsüzlüğünü gösteriyor. Ortadaki panik halini görmemiz lazım. Asker kalkışmasını bahane ederek devleti yeniden kurmaya çalışıyorlar; sürecin sivil ayakları hâlâ gündeme gelmedi, unutturulmaya çalışılıyor. Bir ekibin iki parçası olan bu yapılar ayrıldı. Ama onlar beraberken de ceremesini toplum olarak biz çekiyorduk, ayrıldılar yine biz çekiyoruz. Onlar anlaşsa da tepişse de zararı topluma oluyor. 20 Temmuz’da olağanüstü hal ilanıyla birlikte gelen kanun hükmünde kararnameler ya da listeler o kısa sürede hazırlanacak şeyler değiller. 


    Ne zamandır sürüyor hazırlık sizce?


    Uzun zamandır, en azından 17-25 Aralık 2013’ten beri. 15 Temmuz’da yaşananı sadece askeri darbe girişimi olarak nitelendirmek eksik olur. Eski bir asker olarak söylüyorum, bu kadar plansız işler olmaz. Anladığım kadarıyla önceden de fark edilmiş. Karanlık noktalar var ama darbeyi önledik gibi bir kahramanlık vazifesi yapıyorlar. Ardından yaşanan da kendi tabanlarını konsolide edip mobilize hale getirmeleriydi. 10 gün süreyle biz muhaliflerin sokak becerisini kitlelerine kazandırmaya çalıştılar. Çok sırıtıyor tabii ki. Umarım olmaz, hedefleri bence bizim muhalif faaliyetlerimize paramiliter güçlerle gelmeleri. Haziran Direnişi’nde dönemin başbakanı Yenikapı’da miting düzenlemişti ve “Oradalar” diye bizi işaret etmişti. AKP’ye oy verenlerden hiçbiri gelip de bizi rahatsız etmedi Gezi Parkı’nda dikkat ederseniz. Ama bugünlerde benzer bir durum yaşandığında aynı metanetin yaşanabileceğini düşünmüyorum. 


    Mağduru olduğunuz 28 Şubat’ı nasıl yaşamıştınız?


    Gülhane’de (Askeri Tıp Akademisi) öğretim üyesiydim. 96’da bir şikâyet gerekçesiyle genç bir öğretim üyesi olarak Gülhane’deki bir grup general ve albayla birlikte soruşturulmuştuk. “Bir şey yok ama bunlar solcu” gibi bir yafta almıştık o dönemden. 97’nin ekim ayında Batı Çalışma Grubu heyeti gerekçe söylemeden beni İstanbul’a sürgün etti. Yürütmeyi durdurma istemiyle askeri idari mahkemesine başvurdum. Selimiye’de üç ay çalışmam gerekti. Mahkeme kararıyla döndüğümdeyse “Keşke dönmeseydin” dediler.


    Eğitime devam edeceğiz


    Neden?


    “Biz seni iki sene sonra alacaktık. Çok dinci gerici atıyorlarmış, göze batıyormuş, bir de solcu bir figür olması gerekiyormuş” diye açıkça söylediler. Mayıs 1998’de duruşmam oldu, mahkeme heyeti Genelkurmay’ın hakkımda sunduğu aleyhteki delillerin hukuksal delil olarak kabul edilemeyeceğine hükmetti, kazandım ama iki hafta sonraki YAŞ kararıyla ordudan resen emekli edildim. Hukukla beceremediklerini o zamanki hukuksuzluğun bir örneği olarak YAŞ kararıyla becermiş oldular. Mağdur olarak gözüken dincilerdi o zaman. AKP onlar için yasa çıkardı, tazminatlarını ödedi ama “Kişiler başvurduğunda buna Milli Savunma Bakanı karar verir” gibi bir ibare koydular. Dolayısıyla bizi ondan da faydalandırmıyorlar. Onunla ilgili mahkememiz hâlâ sürüyor. Yani durum şu: Benzer bir mağduriyet, o zaman beraber mağdur olduklarımızın arkadaşları tarafından yine yaşatılıyor. 


    Hukuk üzerinden arayacağınız yollar vardır ama bu esnada da boş durmayacaksınız galiba, eğitime alternatif bir yöntemle devam edeceksiniz…


    Evet, Kocaeli’nden ayrılmıyoruz, imzacı 19 öğretim üyesi bir büro tutuyoruz ve akademik eğitime burada devam edeceğiz. Birkaçı özel durumları nedeniyle sürekli Kocaeli’nde bulunamasa da o büroyu çalıştıracağız. Öğrenciler gelip gidecek. Mutlaka da geri döneceğiz. Ben buna alışığım. 98’de de bana hiçbir şekilde dönemezsin, demişlerdi. Becersem Gülhane’ye de dönecektim. Dönsem hiç olmazsa direnirdim, Gülhane bu halde olmazdı. Ben Kuleli mezunuyum, bu şekilde yapılmasına asla müsaade etmeyeceğimi düşünüyorum.


    ‘Bunlar daha asker’ 


    Ne yapardınız?


    Sessiz sedasız kalmazdım, direnirdim. Ben korku duvarını çabuk aşarım, hayatla ilgili küçük beklentilerim yok, değerlerimiz var. Ben oralarda büyüdüm. Gülhane’den vedalaşarak ayrıldım. Zaman içinde bütün kurumlarımız olduğu gibi oralar da erozyona uğramış, niteliksiz hale de getirilmiş. Gülhane sağlık tarihinde önemli bir yerdir, bu şekilde kaldırılıp atılamaz. Örneğin travma sonrası stres bozukluğu daha çok zihinsel, duygusal bir durum olarak değerlendirilirdi. Bunun beyaz cevherde iletim sisteminde bir sorunla oluştuğu, Gülhane Psikiyatri Anabilim Dalı’nda tanımlandı. Bu kadar toplu vaka olmadığı için bunu başka bir yerde yapamazdınız.


    Askeri hastaneler askeri vesayetin konusu mudur?


    Böyle düşünülüyor. Roboski’den bugüne kadar bakıyorum ve ben hepsini AKP vesayetinin ürünü olarak görüyorum. Askeri vesayet tabii olmamalı, bir asker büyümesi olarak konuşuyorum asla kabul edilemez. Ama bununla beraber alternatifi de bu değil. Yaşadıklarımıza bakınca bunlar daha asker bence.


    Bebeklerin vebali


    Dilovası’nda annelerin ilk sütünde ve bebeklerin ilk kakasında Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği sınırın çok üzerinde ağır metal bulunduğunu bilimsel olarak kanıtladığınız 2011’den beri soruşturmalar, yargılamalarla uğraşıyorsunuz. Bu beş yılda uyarılarınız dinlenseydi, neler önlenebilirdi?


    En azından bebeklerimiz annelerinin memelerinden ağır metalli süt emmezlerdi. Altı ay süt emmenin sonuçlarını paylaşmıştım, fecaat. Organizmada pek çok araz yaratıyorlar. İki demir-çelik fabrikası da ilk kez davlumbaz ve filtreleme sistemi kullandılar. Sayemizde çok deşifre olmuşlardı, yapmak zorunda kaldılar.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

    18 Haziran 2026

    En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

    18 Haziran 2026

    Ağrıyan yere dokunmak

    17 Haziran 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mehmet Murat Yıldırım

    Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

    Nevzat Onaran

    Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

    Niyazi Aytaç

    CHP’nin ötesi

    Muhsin Dalfidan

    15-16 Haziran direnişinin güncelliğini yitirmeyen anlamı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Cuma Çiçek

    CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

    Ertuğrul Kürkçü

    En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

    M. Ender Öndeş

    Ağrıyan yere dokunmak

    Siyasi Haber

    Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Eğitim Sen İskenderun Şubesi’nden öğretmenlere yönelik polis müdahalesine tepki

    17 Haziran 2026

    Bolu’da maden ocağında göçük: Bir işçi mahsur kaldı

    17 Haziran 2026

    İskenderun’da Forum: ‘Direnişin Hafızası – 15-16 Haziran’dan Gezi’ye’

    16 Haziran 2026
    KADIN

    Derya Buçan davasında ilk duruşma: Tutukluluk devam etti, aile ve kadın örgütleri “Adalet” istedi

    17 Haziran 2026

    Erkek şiddetinden kaçıp İsviçre’ye sığınan kadın ve İki çocuğuna sınır dışı tehdidi

    16 Haziran 2026

    KCDP Mayıs 2026 Raporu: 16 kadın katledildi, 33 şüpheli ölüm var

    5 Haziran 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.