Peru’da 7 Haziran’da gerçekleştirilen devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda, sermayenin ve sağ kanadın adayı Keiko Fujimori, solcu rakibi Roberto Sanchez karşısında sadece 50 bin oy gibi şaibeli ve bıçak sırtı bir farkla öne geçti. Peru Ulusal Seçim Kurulu’nun (JNE) nihai sonuçları 3 Temmuz’da açıklaması beklenirken, kıl payı gelen bu sonuç ülkeyi büyük bir belirsizliğe sürüklüyor.
“Düzen” vaadiyle otoriter rejimin ayak sesleri
Seçim sürecinde ülkedeki ekonomik krizi ve güvenlik sorunlarını popülist bir dille kullanan Keiko Fujimori, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada kibirli bir üslupla “düzen ve umut yoluna girmeye yaklaşıyoruz” dedi. Ancak bugüne kadar girdiği üç seçimi de halkın muhalefetiyle kaybeden 51 yaşındaki Fujimori’nin, dördüncü denemesinde burjuvazinin desteğiyle bu koltuğa yaklaşması ülkede yeni bir baskı döneminin habercisi olarak yorumlanıyor.
Sol kanat sokakta: “Usulsüzlükleri ve sağ yönetimi tanımıyoruz”
Seçimi kıl payı kaybeden solun adayı Roberto Sanchez ise halkın iradesine ipotek konulduğunu vurguladı. Özellikle yurt dışı oylarının sayım sürecinde çok ciddi usulsüzlükler ve şaibeler yaşandığını belirten Sanchez, bu kirli ittifakın ve Fujimori yönetiminin meşruiyetini asla tanımayacaklarını ilan ederek halkı ve demokratik kitle örgütlerini mücadeleye çağırdı.
Diktatörlük mirası hortlatılmak isteniyor
Keiko Fujimori, Peru halkının hafızasında derin yaralar açan eski diktatör Alberto Fujimori’nin kızı. Baba Fujimori, 1990-2000 yılları arasında ülkeyi neoliberal politikalara açmış, işçi sınıfını ezmiş, yolsuzlukların yanı sıra insanlığa karşı işlediği suçlar ve kanlı infazlar nedeniyle hapis cezasına çarptırılmıştı. Muhalifler ve ezilen halk kesimleri, Keiko Fujimori’nin 28 Temmuz’da görevi devralması halinde, babasının o kanlı ve baskıcı mirasını yeniden hortlatmasından, işçi haklarına ve toplumsal muhalefete yönelik ağır saldırılar başlatmasından derin endişe duyuyor.
