Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Otoriter barışın hukuku mu, demokratik toplumun eşiği mi?

    7 Ağustos 2026

    DİSK-AR ve ÇSGB Verileri: Her 100 işçiden 86’sı sendikasız, kadınlarda oran daha da düşük

    7 Ağustos 2026

    Musa Anter davasının yeniden açılması için Adalet Bakanlığı’na başvuru yapıldı

    7 Ağustos 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Otoriter barışın hukuku mu, demokratik toplumun eşiği mi?

      7 Ağustos 2026

      Yasa Teklifi ve “bin kilometrelik yol”

      6 Ağustos 2026

      Kılı kırk yararak çalışma: Yasaklara ve sansüre karşı mücadele!

      5 Ağustos 2026

      1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

      5 Ağustos 2026

      Sürgünün çocuğu, direnişin bilgesi: George Habaş ve bugünün filistin’i

      31 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      Üçüncü kutbun yeniden inşası

      6 Ağustos 2026

      Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

      3 Ağustos 2026

      Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

      30 Temmuz 2026

      ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

      29 Temmuz 2026

      “Devlet katkısı” aldatmacası!

      27 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Gelin bir konuşalım, şu şirketler enflasyon işinin neresinden tutuyor?

    Gelin bir konuşalım, şu şirketler enflasyon işinin neresinden tutuyor?

    İBRAHİM EKİNCİ Kısa Dalga için yazdı: Enflasyondan kazanıyorlar, düşük faizden kazanıyorlar, yüksek faizden kazanıyorlar. Ne yana dönsek bunların işi tıkırında! En büyük 500 şirkette son 20 yılda (2003-2023) ücret ve maaşların net katma değere oranı yüzde 60'lardan yüzde 40'ın altına gerilemiş, faiz ve kârların payı yüzde 40'ın altından yüzde 60'lara yükselmiş. İşte bu yüzden bizim kapitalizmimize “timsah kapitalizmi” demişler.
    İbrahim Ekinci23 Kasım 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Hakikaten bir konuşalım. Tablomuzda “enflasyonla mücadele” var. Sosyal yardıma muhtaç sayımız 15 milyona giderken, açlık sınırı altındaki asgari ücrete “aman çok zam olmasın” diye titizlenen bu şirketler işin neresinden tutuyor? Ücret diyoruz, yine açlık sınırı altını teklif ediyorlar. Enflasyon diyoruz, fahiş zamlara yükleniyorlar. Düşük faizden kazanıyorlar, yüksek faizden kazanıyorlar. Ne yana dönsek bunların işi tıkırında!

    ***

    Enflasyondan kazanıyorlar. Düşük faizden kazanıyorlar. Yüksek faizden kazanıyorlar. Sormanın yeri yok mu, bu şirketler enflasyonla mücadelenin neresindeler?

    Hatırlayalım. Düşük faizden çok büyük kazandılar. Nebati, enflasyon 80-85 iken bunlara %12 – 13 – 14’ten kredi verdirdi. (Tablosu sayfada) Ekim 2022, enflasyon %85,5, ticari kredi faizi % 21,7. Ocak 2023, enflasyon % 58, ticari kredi faizleri %12 – 13! Şimdilerde yüksek faizden şikâyet edenler, “Enflasyonun 4’te 1’i faizden kredi mi olurmuş, yazıktır, günahtır” demedi, bankalar koştular. Faiz indirimini alkışladılar. MÜSİAD Başkanı’nın, “MB faizi %9’a çekip orada bırakmalı” dediğini hatırlıyorum.

    Öyle de oldu. Kavcıoğlu, Erdoğan’ın NAS politikasını uyguladı. MB faizlerini %8,5’e kadar çekti. Dönemin Bakanı Nebati, büyük servet transferi hamlesini başlattı. Vatandaşın tasarrufunu hiç edip bunlara ucuz kredi yaptı. Bazı hesaplamalara göre 350 milyar dolarlık bir transfer tertiplediler. Şirketler, büyük para sahipleri büyük kazandılar!

    Nebati’nin devri bitti, Şimşek’in yüksek faiz devri başladı. Şirketler yine büyük kazanıyorlar! Şimdi de Şimşek’in “baskılı, kontrollü kur- yüksek faiz” düzeninden kazanıyorlar. Nasıl kazandıklarının resmi tabloda. Faizler yükselince bu sefer de koşup döviz kredisi almışlar, KKM’deki dövizleri çekmişler, yurtdışından döviz bulmuşlar, carry trade yapmışlar…

    “Dezenflasyon programı” başladığında, politika faizinin yüzde 45’i bulduğu Ocak 2024’ten itibaren tablo hızla değişmiş, şirketlerin döviz yükümlülükleri 51 milyar dolar artmış.

    Nereden geldi?

    Yükümlülük artışının kaynakları izlendiğinde 38 milyar dolarının nakdi kredilerden geldiği anlaşılıyor. Bunun 32 milyar doları yurt içi finansman kuruluşlarından, 6 milyar doları yurt dışından sağlanmış. İthalat borçlarında sadece 1 milyar dolarlık artış olmuş. Bu dönemde şirketlerin döviz mevduatında da 17,7 milyar dolarlık azalma olmuş. Şirketlerin dolar KKM mevduatından çözülme, ihracat gelirlerinin elde kalanı… Hani derler ya, “Allah ne verdiyse” TL faizine yatırmışlar!

    Genel tablo, şirketlerin de yüksek faiz, kontrollü kur ikilisinin, döviz kredi faizlerinden daha yüksek avantaj sunduğu carry trade fırsatından yararlandıklarını gösteriyor. Bazı ekonomistlere göre, carry trade’in yüzde 80’i yerli şirketlerden geliyor.

    Ve evet, şirketler büyük kazandılar, kazanıyorlar. Ekonomist İris Cibre, Mart – Kasım ayları arasındaki 25 – 30 milyar dolarlık yabancı carry trade işlemlerinde getiriyi %20,79 olarak hesaplamış. Bu kazanç yerli yatırımcılar için de yaklaşık ölçülerde geçerli. Ekonomist Ömer Rıfat Gencal da bir hesaplama yapmış. “Carry Trade Yok Diyenlere Yıllıklandırılmış Getiriler Üzerinden Örnek Hesaplama” başlığıyla şöyle demiş: “Dönem Başlangıcı 21 Mart 2024 (Yerel seçimden hemen önce) ABD Doları %7.5 ve Euro %6.5 ile borçlanıp TL’ye karşı pozisyon açan bir yatırımcı, elindeki TL kaynağını gecelik faiz ödeyen bir Para Piyasası yatırım fonuna yatırıyor. (1 Mayıs ve 31 Ekim 2024 tarihlerinde stopaj oranlarının artırılması dikkate alındı ve getiriler buna göre düşülerek hesaplandı) 19 Kasım 2024’e kadar günlük net kazançların yıllık getirisini gösteren grafiği aşağıda bulabilirsiniz. Sonuç: Carry trade ile USD bazında NET %34.44 ve EUR bazında %40.96 yıllıklandırılmış getiri sağlanmış.”

    Şöyle de diyebiliriz. Nebati kredi ile kazandırdı, Şimşek yerli/yabancı carry yatırımcısının dövizine yıllık %40 faiz vererek kazandırdı. ([1])

    Onu diyordum: Şu sıralar “asgari ücrete aman çok zam olmasın, yoksa enflasyon çıkar” diye bağırıyorlar. İşçi az zamma razı olsun… Peki sen ne yaptın? Sen de enflasyon çok çıkmasın diye ürünlerine az zam yaptın mı?

    En büyük 500 şirkette son 20 yılda (2003-2023) ücret ve maaşların net katma değere oranı yüzde 60’lardan yüzde 40’ın altına gerilemiş, faiz ve kârların payı yüzde 40’ın altından yüzde 60’lara yükselmiş. İşte bu yüzden bizim kapitalizmimize “timsah kapitalizmi” demişler. Ee şimdi ne diyorsunuz buna?

    Bir zam oluyor, bir, bilemedin iki ay sonra yine açlık sınırı altında. Bu, dönüp asgari ücretliye “Şimdi git, karnını doyur, biraz uyu sabah erken gel” demekten başka ne manaya geliyor? Bu 19. YY kapitalizmi değil mi? Aradaki 200 yıl nerede?

    Özeti… Şirketler her şekilde kazanıyorlar, kazanmanın bir yolunu buluyorlar. Yüksek faizin işlerine çok geldiğini söylemiyorum. Yüksek faiz kimsenin işine gelmez. Ev almak isteyen vatandaşın da işine gelmez. Fakat durum aynı değil. Bir kere şirketler ürettikleri mal ve hizmetlere zam yaparak enflasyondan korunuyorlar. Fahiş, karambol zamlarla enflasyondan da para kazanıyorlar. Artı, para piyasası fırsatlarını değerlendirmeyi biliyorlar. Finansal okur yazarlıkları yüksek. Aracı kuruluşlarla, fonlarla çalışıyorlar. Faizin yüksekliği kredi borçlusu olanları sıkıntıya sokabiliyor. Yatırım projelerinde hızlanamıyorlar. Talep de baskılı olduğu için işlerini büyütme planlarını erteliyorlar. Bu kadar. Ama emekçilere döndüğümüzde durum, karnını doyurabilmek meselesine geliyor. Sorun aynı değil.


    [1] İktisatçı Güldem Atabay Şanlı, işin bir başka boyutuna işaret etti: “128 milyar doları ucuza satarak şirketleri açık pozisyon nedeniyle batmaktan kurtardılar. Batacakları derin dalgayı da kendileri yarattı zaten. Kur riskini o dönem kamu üzerine aldı. Bizim üzerimize bindirdi. Şimdi rezervleri inanılmaz büyük maliyetle yerine koydular. Hem faiz maliyeti hem alım fiyatı olarak. Riski yeniden şirketlere attılar. Sarkaç gibi bir oraya bir buraya savruluyoruz halen” dedi.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Üçüncü kutbun yeniden inşası

    6 Ağustos 2026

    Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

    3 Ağustos 2026

    Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

    30 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Remzi Altunpolat

    Otoriter barışın hukuku mu, demokratik toplumun eşiği mi?

    Tuncay Yılmaz

    Yasa Teklifi ve “bin kilometrelik yol”

    Korkut Akın

    Kılı kırk yararak çalışma: Yasaklara ve sansüre karşı mücadele!

    Mahsuni Gül

    1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Üçüncü kutbun yeniden inşası

    Hakan Koçak

    Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

    Volkan Yaraşır

    Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

    Kıvanç Eliaçık

    ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    DİSK-AR ve ÇSGB Verileri: Her 100 işçiden 86’sı sendikasız, kadınlarda oran daha da düşük

    7 Ağustos 2026

    İSG Uzmanı Deniz İpek: “Müfettiş gelmeden önce temizlenen fabrika güvenli değildir”

    6 Ağustos 2026

    Panelsan işçileri sendikal hakları için fabrika önünde direnişe başladı

    4 Ağustos 2026
    KADIN

    TKDF Temmuz 2026 Raporu: İlk 7 ayda 231 kadın erkek şiddeti ve şüpheli ölümler sonucu hayatını kaybetti

    6 Ağustos 2026

    1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

    5 Ağustos 2026

    EŞİK kuruluş yıl dönümünde duyurdu: “İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz”

    1 Ağustos 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.