Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Gazeteci Elif Gamze Bozo, “Görünmeyen Güç” kitabını okurları için imzaladı

    23 Temmuz 2026

    Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

    23 Temmuz 2026

    Soner, Öner ve Güneş Sinop’ta anılacak: “Nükleere inat, yaşasın hayat”

    23 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

      23 Temmuz 2026

      Bir cezaevi sevki değil, hukukun sessizliği

      22 Temmuz 2026

      Bir teşhir metni olarak Kefernahum

      16 Temmuz 2026

      Kırılma noktası

      15 Temmuz 2026

      İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

      13 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

      20 Temmuz 2026

      Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

      19 Temmuz 2026

      DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

      18 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

      17 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken – 2 : Yeniden yapılanmanın örgütsel zemini

      16 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Birleşik Kent Muhalefeti

    Birleşik Kent Muhalefeti

    ALP ALTINÖRS Artı Gerçek için yazdı: 31 Mart yerel seçimlerinde ortaya çıkan ve çok sınırlı bir alanda uygulanan “Kent Uzlaşısı” iktidarın özel hedefidir. Zira bu formül iki ayrı kanaldan akan kent muhalefetini birleştiren bir özelliğe sahiptir. İktidarın belediyelerin yetkilerini kısma, hatta belediyelere kayyumla el koyma siyasetine karşı muhalefet de “el yükseltmeli” ve valilerin-kaymakamların seçimle işbaşına gelmesini talep etmelidir.
    Alp Altınörs1 Aralık 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Esenyurt’a kayyum atanmasının siyasette yeni bir dönemin açık işareti olduğunu daha önce belirtmiştik. İzleyen haftalarda, her biri birer siyasi dönemin darbe niteliğindeki yeni kayyum atamaları geldi (Mardin, Batman, Halfeti, Dersim, Ovacık). Yeni dönemin tablosu giderek netleşiyor. Bu dönemin tipik ve önde gelen özelliği, saray rejimine karşı birleşik kent muhalefetidir. İktidarın tüm taktiklerinin – kayyumlar kadar, Öcalan’a yapılan çağrının da – bir yanı mutlaka kent muhalefetini dağıtıp parçalamakla ilgilidir.

    31 Mart yerel seçimlerinde ortaya çıkan ve çok sınırlı bir alanda uygulanan “Kent Uzlaşısı” ise iktidarın özel hedefidir. Zira bu formül iki ayrı kanaldan akan kent muhalefetini birleştiren bir özelliğe sahiptir.

    Kent muhalefeti, daha 2017 hileli referandumunda, Ankara ve İstanbul’da “Hayır” oyları çoğunluğa ulaştığında silüetini belli etmişti. 2019 yerel seçimlerinde, kayyum atanan tüm belediyelerde HDP zaferine eşlik eden, İstanbul ve Ankara’da muhalefetin birleşik zaferi, bir dönüm noktası oldu. 2019’dan itibaren, birleşik kent muhalefeti, saray rejiminin başlıca alternatifini oluşturdu. Kentler demokrasi talebini, saray ise otokrasiyi temsil etti.
    Birleşik kent muhalefeti, Başkancı Rejim’e karşıtlıkta birleşen, ama zıt ve birbiriyle çelişen yanları da barındıran iki ana kanalı içeriyor. Bir yanda laiklik savunusunu önceleyen, modernist, ulusalcı ve sosyal demokrat bir kanal; diğer yanda ise Kürt ulusunun geniş kitlelerini, tutarlı demokratları, feministleri, sosyalistleri, komünistleri, vd. içeren bir kanal. Başkancı Rejim, Kobani – Kumpas Davası üzerinden 2023 seçimlerine müdahale ederek, kent muhalefetinin iç çelişkilerine oynadı. Sinan Oğan, Meral Akşener gibi figürler üzerinden Türk milliyetçilerinin bir kesimini yanına çekti ve seçimleri böyle kazandı. Kayyum politikaları da şimdi aynı amaçla devrede. Kayyum atanan iki CHP belediyesinin de başkanlarının Kürt olması rastlantı değil. Ama eş zamanlı olarak, Bahçeli’nin uzattığı el, Kürtleri iktidarın yanına davet ediyor.

    Saraya karşı kentler!..

    Bu, orta çağ Avrupasında, özellikle de Fransa’da feodal mutlakıyet rejimlerine karşı burjuva devrimlerini üreten karşıtlık değil miydi? Acaba 250 yıl sonra, Türkiye’de benzer bir saflaşma mı söz konusu? Yoksa salt biçimsel bir benzerlik mi bu?

    Elbette Türkiye’de feodalizmden söz edemeyiz. Belki kimi yerlerde (Narin Güran’ın ailesi örneğinde gördüğümüz) yarı-feodal kalıntılar varsa da bunlar ekonomik açıdan son derece önemsizdir. Türkiye orta ölçekte gelişmiş kapitalist bir sanayi ülkesidir. Ne var ki, Türkiye’de burjuva demokratik devrimin tamamlanmadığı da bir başka tarihsel gerçektir; ki bu olgu özellikle ulusal sorunla bağlantılı olarak sürekli biçimde karşımıza çıkmaktadır. Laikliğin tedricen yok edilişi bu durumu ağırlaştırmaktadır.

    Burada dikkatinizi, saray rejiminin sınai artı-değerden daha ziyade toprak rantına dayanma eğilimine çekmek istiyorum. Toprak mülkiyeti kapitalizmden önce ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla sermaye onu ortadan kaldıramaz. Sadece kendisine tabi kılar. Toprak sahipliğinden kaynaklanan gelir biçimi olarak toprak rantı, kapitalizmde dönüşmüş biçimiyle varlığını sürdürür. AKP iktidarının inşaat hırsı, toprak rantını katmerleyen kentsel arazi rantına dayanıyordu. İnşaat sektörünün neredeyse çöktüğü şu son yıllarda ise AKP’nin ilgisi önemli oranda madenciliğe yöneldi (tabii, Cengiz gibi inşaat devlerinin de). Madencilikte, toprak rantının sağladığı ek getiri sebebiyle kâr oranları ortalamanın üzerindedir. Sermayeler arası rekabet diğer sektörlerde kâr oranlarını bir ortalamada eşitlerken toprak rantının varlığı sebebiyle madencilik, bunun dışında kalır.

    Sanayi sermayesine dayanan ekonomik model; uluslararası kapitalizmle en sıkı entegrasyonu şart koşar. Sınai artı-değerin elde edilmesi işçinin sömürülmesine dayansa da, ihracat olmadan o artı-değer gerçekleştirilemez. Mamul mal ihracatı ise sürekli rekabete tabidir. Sınai sermayenin gelişimi, bilim ve teknolojinin gelişimini gerektirir, sendikalaşmayı ve geniş ölçekli sınıf mücadelesini doğurur. Politik dinamizme yol açar. Bu dinamizm, sarayı zorluyor.

    Toprak (ve maden) rantına dayalı model ise, hele bu maden enerji ile ilgiliyse (petrol, doğalgaz, kömür, lityum, vb.) rekabetten azade, garantili bir gelir sağlar. O ülkeleri genellikle toplumsal atalete, teknolojik geriliğe, ekonomik durgunluğa yöneltir. Hafriyatçılık, ya da ekstraktivizm, üstyapıda krallık, emirlik, şeflik, vb. rejimleriyle bağdaşabilir. Toplumların politik dinamizmini söndürür. Özellikle petrol-doğalgaz ülkelerinde bu eğilimler en açık şekilde görülür.

    Dolayısıyla, bugün kentlerle sarayın karşı karşıya gelişinin arka planında, bir yanıyla sınai artı-değer ile toprak rantı arasında, bu iki gelir biçimine dayanan egemen sınıf unsurları arasında bir mücadele yaşanırken; diğer yandan ise, aynı genel düzlemde, burjuva demokratik devrimin çözülmemiş meseleleri (Kürt ulusal sorunu, Alevi inancına yönelik baskılar, laikliğin adım adım yok edilişi, kadınların şiddet ve baskıyla eve kapatılmak istenmesi, vd) üzerinde politik özgürlük mücadeleleri de yer alıyor.

    İşçi sınıfının (emekliler dahil) geniş kitleleri ise, 31 Mart’ta görüldüğü üzere, iktidar partilerine tepki göstererek, yaşam şartlarındaki gerilemenin etkisiyle birleşik kent muhalefetine eğilim gösteriyor. Ama bu henüz kararlılık ve istikrar kazanmış bir eğilim değildir. Ancak açık sınıf mücadelesinin ve sınıf bilincinin gelişimi, işçi kitlelerinin AKP’den kopuşunu kalıcı hale getirebilir.

    Kayyumlarla belediyelerin iktidar tarafından gasp edilmesi, birleşik kent muhalefetine bir meydan okumadır. Onu sınıyor. Daha dün, 6’lı Masa’da kayyumları (mahkeme kararına bağlı olarak) kabul eden CHP, şimdi kayyumlara kategorik olarak karşı çıkma noktasına geldi. İktidarın belediyelerin yetkilerini kısma, hatta belediyelere kayyumla el koyma siyasetine karşı, muhalefet de “el yükseltmeli” ve valilerin-kaymakamların seçimle işbaşına gelmesini talep etmelidir. Demokratik Cumhuriyete giden yolu açacak olan da budur.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

    20 Temmuz 2026

    Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

    19 Temmuz 2026

    DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

    18 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mehmet Murat Yıldırım

    Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

    Ömer Bölüm

    Bir cezaevi sevki değil, hukukun sessizliği

    Asya Erdal

    Bir teşhir metni olarak Kefernahum

    Musa Piroğlu

    Kırılma noktası

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Bedri Tekin

    SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

    Fehim Taştekin

    Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Ankara yürüyüşünün ikinci gününde işçilere polis müdahalesi: DİSK Enerji-Sen yöneticileri gözaltına alındı

    22 Temmuz 2026

    Patronlara rekor kâr, işçiye ağır sömürü ve sendika düşmanlığı

    20 Temmuz 2026

    Dilovası katliamı için Gebze ve Ankara’da adalet nöbeti: “Tüm meydanlar adalet nöbeti alanı olacak!”

    19 Temmuz 2026
    KADIN

    AKP iktidarında kadın hakları ve can güvenliği raporu: Binlerce kadın katledildi

    22 Temmuz 2026

    Cezaevi izninde vahşet: Antep’te cezaevinden izinli çıkan şahıs, boşandığı kadını katledip intihar etti!

    13 Temmuz 2026

    KCDP 2026 ilk yarı raporunu açıkladı: 150 kadın katledildi, 151 şüpheli ölüm var!

    13 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.