Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

    4 Haziran 2026

    Faşizme karşı ileri!

    4 Haziran 2026

    Adıyaman’da konteyner kentler boşaltılıyor: 20 bin kişi barınma kriziyle karşı karşıya

    4 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Faşizme karşı ileri!

      4 Haziran 2026

      Haziranda Ölmek Zor

      3 Haziran 2026

      Devlet Aklı mı, Devlet Mitolojisi mi?

      2 Haziran 2026

      Dünyanın bütün halkları, NATO haydutluğuna karşı birleşelim! -1-

      2 Haziran 2026

      Mutlak butlan krizi ve Kürt siyasetinin ilkesel tutumu

      1 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

      4 Haziran 2026

      Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

      3 Haziran 2026

      Butlan neyi örtüyor?

      1 Haziran 2026

      Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

      1 Haziran 2026

      Hiyerarşi yönetimi olarak emperyalizm

      31 Mayıs 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

    Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

    TANER AKÇAM, AGOS'un sorularını yanıtladı: Yaptığı şeyi “evet yapıyoruz” diyerek savunma cesaretine ve dürüstlüğüne sahip olmayan bir rejim bu. Galiba Güney Afrika ve İsrail’den en büyük farkımız da bu…
    Siyasi Haber4 Haziran 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Milli Savunma Vekaleti’nin 1942’de ilgili birimlere iletilmek üzere Başbakanlığa gönderdiği belgede “ırk”ları yüzünden Askeri okullara alınmayanlara “menfi cevap verilmek lazım geldiği takdirde; Okul kadrosunun müsaadesizliği ve saire gibi bir takım sıhhî ve idari mülâyim sebepler gösterin, ırktan bahsetmeyin” talimatı veriliyor.

    D-97 Talimatı’dan bir kesit. Tam metni ve belgenin orijinalini haberin içinde bulabilirsiniz.

    1942 tarihli ve geçen yıl ulaşılabilir hale gelen bir belge Türkiye’de azınlıklara yönelik resmi politikaları bir kez daha gözler önüne serdi. Milli Savunma Vekâleti tarafından ilgili birimlere iletilmek üzere Başbakanlığa gönderilen belgede “ırk”ları yüzünden Askeri Mekteplere alınmayanlara verilecek cevaplarda dikkatli olunması isteniyor ve  “menfi cevap verilmek lazım geldiği takdirde; Okul kadrosunun müsaadesizliği ve saire gibi bir takım sıhhî ve idari mülâyim sebepler gösterin, ırktan bahsetmeyin” talimatı veriliyor.

    Belge şöyle:

    “1- Askeri Mekteplerimize girmek isteyenler hakkında, (D-97) talimatı mucibince yapılmakta olan Irk tahkikatının tatbikatında; ilgili Makamların mahremiyete dikkat ve riayet etmedikleri ve Askeri Okullarımıza girme şartlarını taşıyan talebeye, Irk tahkikatı neticesi olarak menfi cevap verilirken, ‘Türk Irkından olmamalarının’ sebep olarak bildirildiği anlaşılmaktadır.

    2- Bu tarzı hareket, muhtelif az[ın]lık zümreleri üzerinde fena tesir bırakacak ve Milli vahdetimizi bozacak bir takım dedikodulara yol açacağı cihetle kat’iyen caiz değildir. Binaenaleyh; Polisten itibaren yukarıya doğru bütün Mülkî ve Askeri tahkik ve tetkik mercilerince, gerekli tahkikatın gayet mahremane ve adilane yapılmasını Askeri Okullarımıza girmek şartını taşımayanlara ırk tahkikatı neticesi olarak en nihayet şube ve mekteplerce menfi cevap verilmek lazım geldiği takdirde; Okul kadrosunun müsaadesizliği ve saire gibi bir takım sıhhî ve idari mülâyim sebepler gösterilmek ve Irktan bahis edilmemek suretiyle, onlar üzerinde fena tesir bırakmamağa dikkat ve itina olunmasını; tamimen arz ve rica ederim.

    3- Bilgi için Yüksek Başvekâlete ve Genelkurmay Başkanlığına, (Mülki tahkik mercilerine, gereği emredilmek üzere) Dahiliye Vekâletine arz edilmiş As. Mnt; K. Iıklarına, Askerî Liseler Müfettişliğine ve Harp Okulu K. lığına yazılmıştır.”

    4 Haziran 1942 tarihli belgenin sol üst köşesinde “10 Temmuz 2025 tarih ve 148317 sayılı OLUR ile GİZLİLİĞİ KALDIRILDI” notu yer alıyor. 84 yıldır gizli olan D-97 kodlu belge, araştırmacı Sait Çetinoğlu ve Prof. Dr. Taner Akçam tarafından gün yüzüne çıkarıldı. Talimatın Türkiye tarihi açısından taşıdığı anlamı Prof. Dr. Taner Akçam’a sorduk.

    Medyascope’ta 31 Mayıs Pazar günü yayınlanan “D-97 Talimatı” başlıklı yazınızda 1942’den önemli bir belgeyi açığa çıkardınız. Konu bu ülkedeki azınlıkları, daha doğrusu azınlık haline getirilmiş toplumları çok yakından ilgilendiriyor. Ne diyor Milli Savunma Vekâleti aslında?

    Milli Savunma Bakanı diyor ki, Harp Okullarına D-97 Talimatnamesi gereğince “IRK SORUŞTURMASI” yaparak öğrenci alıyoruz. Fakat reddettiğimiz kişilere “Türk ırkından olmadığınız için alınmadınız” demeyin. “Yalan söyleyin, bahaneler uydurun” deniyor. Burada Türk Apartheid rejiminin çok önemli bir özelliğini görüyoruz: “Gizli ve sinsi” olması. Bence bu “sinsilik” en büyük problem. Yaptığı şeyi “evet yapıyoruz” diyerek savunma cesaretine ve dürüstlüğüne sahip olmayan bir rejim bu. Galiba Güney Afrika ve İsrail’den en büyük farkımız da bu…

    Bu belgeyle azınlıkların neden askeri mekteplere giremediğini “resmen” öğrenmekle kalmıyoruz, bunun için ilgili birimlerden bu konuda asıl nedeni gizleyen bir gerekçe “icat etmelerinin” istendiğini de anlıyoruz. Öte yandan devlet de azınlıklar da neyin neden olduğunu biliyor aslında. Devlet neden böyle bir “hassasiyet” gereği duyuyor sizce?
    4 Haziran 1942 tarihli D-97 Talimatı

    Çok önemli bir soru ve hemen bir cevap vermek yerine üzerinde ciddi ciddi düşünülmesinden yanayım. Benim aklıma gelen özellikle 19. yüzyıldan beri oluşan “birikmiş bilgi”dir. Bu bilgi, “zayıflığının bilincinde olma” anlayışını yaratmıştır. Osmanlı yöneticileri, tüm bir 19. ve erken 20. yüzyıl boyunca, ‘imparatorluğun dağılma’ sürecinde ciddi bir “birikmiş bilgi” oluşturdu. Bu bilgi şuydu: “Azınlıklara karşı uyguladığımız politikaları açık ve aleni yaparsak bu Batı’nın tepkisini çeker ve müdahale ederler.” En büyük katliamlar döneminde bile, yani katliamların artık gözler önünde olduğu dönemlerde bile, “müdahale kaygısı” çok önemliydi. “Batı’nın müdahale etme imkânını engellemek” için aşırı titiz davranıyorlardı. Abdülhamit örneğinden biliyoruz, katliamlardan kurtulmak için din değiştirmek isteyen Ermenilerin taleplerini kabul etmiyordu. “Batılılar, ‘Ermenilere dinlerini zorla değiştirtiyorsunuz’ derler ve müdahale ederler” diyerek, bu talepleri reddediyordu. Katliamları ise “engellemeye çalışıyoruz” bahanesiyle yerel yapıların ve de Ermenilerin üstüne yıkabiliyorlardı.

    Bu kültür Cumhuriyet’te de devam etti. Sonuçta, ‘sinsi’ olmak, ‘hin oğlu hin olmak’ gibi tuhaf bir kültür ortaya çıktı. Bu ‘hinliği’, ‘sinsiliği’ ise akıllı olmak, zeki olmak olarak görmeye başladık. Benim anlattığım sadece bir neden. Daha ciddi başka nedenler de vardır. Çok ciddi ve sorunlu olduğunu düşündüğüm bu kültürel kodların tek bir izahı olamaz. Bunların üzerine ciddi ciddi konuşmak gerekiyor.

    Yazınızda da bahsettiğiniz gibi Agos yıllar önce devletin bu ülkedeki azınlık toplumlarını gizli biçimde “soy kodu” üzerinden kodladığını da ortaya çıkarmıştı. Bu yeni belgeyi de kattığımızda karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor?

    1920’lerle birlikte Türkiye’de ırkçı bir rejim kuruldu. Osmanlı’nın dağılması ve parçalanmasını Hıristiyanların eseri olarak gören ve Hıristiyanları güvenilmez sayan bir kültür ve gelenek oluştu. Sistem, esas olarak Osmanlı Hıristiyan vatandaşların, eğer dışardalarsa içeri sokulmamaları ve içerde ise dışarıya atılmaları üzerine kuruldu. Bunu ben söylemiyorum. 1933’de İçişleri Bakanlığı Nüfus İdaresi Müdürlüğü hazırladığı raporda söylüyor. Türk ırkını esas alan bir Cumhuriyet kuruyoruz, diyorlar. Ve ‘1927 Nüfus kanununu bu ırk esaslı Cumhuriyeti kurabilmek için çıkardık’ diyorlar. Hıristiyanlara Kürtleri ve Alevileri de dahil ettiler. Sonuçta, kendi vatandaşının önemli bir kesimini eşit vatandaş saymayan Apartheid rejimi kuruldu.

    Ama gene altını çizelim, tüm bunları gizli yaptılar. Sinsice yaptılar. Agos’un ortaya çıkardığı bilgiye verdikleri cevabı hatırlayın: “Evet vardı ama kaldırdık.” Neydi var olan? Hangi kararname, hangi talimatname idi bu? Belki de bu D-1 talimatnamesiydi. Sonra neyi kaldırdın? Nerede kaldırdın? Hani bunun belgesi? Resmi Gazete’de ilanı? Tuhaf bir ‘yalan’, tuhaf bir kendini kandırma, tuhaf bir sahtelik üzerine kurulu her şey… Çok üzücü çok…

    Siz de hatırlarsınız, Türkiye’de sadece bir Ermeni kaymakam var. Onun kaymakam olmasını nasıl yorumlamalıyız? Yani eğer D-97 belgesi gibi belgeler olmasaydı onun gibi liyakatli birçok genç devlet kurumlarına girebilir miydi ya da D-97 nedeniyle mi şu anda sadece bir kişiden bahsediyoruz?

    D-97 olmasaydı bugün orduda çok sayıda üst düzey Ermeni, Rum, Süryani, Kürt subay olurdu. D-97 sadece ordu ile ilişkili. Demek ki 97 tane başka talimatname-kararname daha var. Belki sayı 100’ü geçiyor. Bu tür kararnamelerle diğer meslekleri de benzeri tarzda kontrol ediyorlar diyebiliriz.

    Eğer bu kararnameler olmasaydı, çok sayıda savcı, hâkim, üst düzey devlet bürokratı olurdu. Önemli olan şu: Teamüllere göre işleyen bir sistem yok! Yani, ‘düşmanlık’ vardır, ‘nefret’ vardır, ‘güvenmeme’ vardır ve kanunlar müsait olsa bile ‘zihniyet’, ‘alışkanlıklar’ nedeniyle bazı grupların bazı görevlere gelmeleri engellenir. Ama burada tam tersi, kanun, talimatname ve tebligatlarla bir hukuk sistemi inşa edilmiş.

    Ermeni kaymakam örneğini daha geniş ele alabiliriz. Kürtler için de benzeri örneklerin verildiğini biliyoruz. “Turgut Özal, Kürttü” cümlesini çok sık duyarız. Bunu galiba “vitrin politikası” olarak adlandırmak gerek. Köleliğin ve ırkçılığın devletin esasını oluşturduğu 16. yüzyıl Virginia’sında siyah köle sahipleri vardı. Yani, bu ‘vitrinlik’ tartışmasını bırakmak ve sistemin ırk esasına göre işlediğini kabul etmek gerekiyor.

    D-97’de “muhtelif az[ın]lık zümreleri üzerinde fena tesir bırakacak” cümlesi yer alıyor. Burada azınlık derken tam olarak kimler kast ediliyor? Mesela tarif edilen şekliyle azınlık olmamakla birlikte Kürtler, Aleviler vs. de giriyor mu içine?

    Belgede geçen ifade ‘azlık”, köşeli parantezi ben koydum, kolay anlaşılsın diye. Beni korkunç üzen, “fena tesir bırakacak” ifadesi. Yani, yaptıklarının yanlış ve savunulamayacak bir şey olduğunu kendileri de biliyor. Eldeki belgelerden, azlık ile ifade ettiklerinin Kürtleri ve Alevileri de kapsadığını rahatlıkla tahmin edebiliriz. Çünkü, elimizde sınırlı da olsa 1929-1933 arasını kapsayan resmi belgeler var. Ülke nüfusunu Türkler ve gayri-Türkler olarak tasnif ediyorlar. Nüfus kütüklerinde gayri-Türk olanların özel olarak fişlenmesini, işaretlenmesini istiyorlar. Zaten bugünkü uygulamalara da baktığımızda azlık ifadesinin Türk ve Sünni (Hanefi) Müslüman olanların dışında kalanları kapsadığını biliyoruz.

    Son olarak mevcut hükümetin ve geçmiş hükümetlerin artık bu konuda izahatta bulunması gerekmez mi? 

    Elbette, artık bilmiyorduk, haberimiz yoktu, diyemezler. Biliyorlar ve tavır almak zorundalar! Yoksa ırk esaslarına göre örgütlenmiş bir devletin sıradan memurları olmak dışında bir anlamları olmayacak.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

    3 Haziran 2026

    Butlan neyi örtüyor?

    1 Haziran 2026

    Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

    1 Haziran 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Kenan Temir

    Faşizme karşı ileri!

    Mehmet Murat Yıldırım

    Haziranda Ölmek Zor

    Remzi Altunpolat

    Devlet Aklı mı, Devlet Mitolojisi mi?

    H.Engin-U.T.Özbek-B.K.Somuncu

    Dünyanın bütün halkları, NATO haydutluğuna karşı birleşelim! -1-

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Siyasi Haber

    Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

    Zafer Yörük

    Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

    Aziz Çelik

    Butlan neyi örtüyor?

    Kıvanç Eliaçık

    Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Samsun’da Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda iş cinayeti: 3 işçi yaşamını yitirdi

    4 Haziran 2026

    Özel İtalyan Lisesi’nde grev uzlaşmayla bitti: Öğretmenler 123 gün sonra derse dönüyor

    3 Haziran 2026

    Özşen Madencilik işçilerinin yürüyüşüne sert müdahale: Polis işçiye tokat attı

    3 Haziran 2026
    KADIN

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026

    Kadınların sesini sahneye taşıyan “Adımı Hatırla” oyunu yoğun ilgi gördü

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.