Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Amedspor deplasmanı yolunda ırkçı söylemler

    1 Eylül 2026

    Başaran Aksu süresiz açlık grevine başladı

    1 Eylül 2026

    Girne katamaran faciası: Yetkililerin sessizliği ve ihmal iddiaları aileleri isyan ettirdi

    1 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      “Çerçeve Yasa” Ermeniler açısından ne anlama geliyor?

      31 Ağustos 2026

      Tahammülünüze muhtaç değiliz: Arap Alevilere yönelik nefretin politik anatomisi

      30 Ağustos 2026

      Aleviler neden hedefte?

      29 Ağustos 2026

      Kuşatma Kayıtları: Kim, neye göre ahlaklı ya da değil!

      27 Ağustos 2026

      Çerçeve yasanın çerçevesi

      26 Ağustos 2026
    • Seçtiklerimiz

      Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

      31 Ağustos 2026

      Müzakere ve mücadele

      28 Ağustos 2026

      Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

      24 Ağustos 2026

      Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

      24 Ağustos 2026

      Davanın saflığı, siyasetin gerçekliği Kürtlerin özneleşmesi, değişimin siyaseti ve “ihanet”in kolaylığı

      22 Ağustos 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Asgari Ücret Yetmez: Yaşam Ücreti Neden Önemli?

    Asgari Ücret Yetmez: Yaşam Ücreti Neden Önemli?

    AYŞE ÖZÇELİK Fikir Gazetesi için yazdı: Asgari ücret, işçilerin “hayatta kalmasını” sağlayacak miktarı ifade ettiği müddetçe yoksulluğun ve eşitsizliğin azaltılmasında yeterli bir rol oynamayacak. Bunun yerine topluma tam anlamıyla katılabilecekleri, insana yakışır bir yaşam standardına sahip olabilecekleri yaşam ücreti (living wage) kavramı önemli bir etkiye sahip olacaktır.
    Ayşe Özçelik10 Eylül 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Türkiye uzun bir süredir derin bir ekonomik krizle boğuşuyor. Her ne kadar cumhurbaşkanı, “Yasakların, baskıların, yokluk ve yoksullukların olduğu o eski günler artık bir daha gelmemek üzere tamamen geride kalmıştır” diyerek güneşi balçıkla sıvamaya çalışsa da halkın gerçekliği bambaşka. Enflasyon, hayat pahalılığı, düşük ücretler, yoksulluk, gelir eşitsizlikleri “Yeni Türkiye”nin anahtar kelimeleri haline geldi. 

    DİSK-AR’ın yayımladığı asgari ücret araştırmasına göre, Türkiye’de asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 50’ye ulaşmış durumda. Kadın işçiler açısından bu oran daha da yüksek. Türk-İş ağustos ayında açlık sınırını 19 bin 271 lira olarak açıkladı. Buna göre 17 bin 2 lira olan asgari ücret, açlık sınırının altında. Bu ücretle bir işçinin insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesi bir yana en temel ihtiyaçlarını karşılamasını dahi imkansız. Asgari ücretin durumu ve yetersizliği birçok siyasi partinin ve sendikanın gündeminde. Asgari ücretin miktarının ne olması gerektiği, nasıl belirlenmesi gerektiğine dair birçok tartışma yürütülüyor. Geçtiğimiz aylarda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in  bölgesel ve sektörel asgari ücret önerisi de bunlardan biriydi. 

    Hemen belirteyim ki bu yazı, asgari ücret tartışmalarından biri değil. Asgari ücretin ötesini tahayyül etme, talep etme ve yükseltmeye dair bir yazı. Asgari ücret, işçilerin “hayatta kalmasını” sağlayacak miktarı ifade ettiği müddetçe yoksulluğun ve eşitsizliğin azaltılmasında yeterli bir rol oynamayacak. Bunun yerine topluma tam anlamıyla katılabilecekleri, insana yakışır bir yaşam standardına sahip olabilecekleri yaşam ücreti (living wage) kavramını önemli bir etkiye sahip olacaktır.

    Yaşam ücreti (living wage) nedir?

    Yaşam ücreti, asgari ücret değildir. Bir işçinin yasal çalışma saatleri çerçevesinde alması gereken, insan onuruna yakışır bir yaşam sürebilmesi için yeterli olacak ücrettir. Salt geçimin ötesinde daha geniş ve insani bir yaşam standardına işaret eder. Yaşam ücreti şunları kapsar: 

    • İşçilerin ve ailelerinin yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayacak yiyecek (Bir yetişkin için günlük 3000 kalori olacak şekilde)
    • Güvenli ve sağlıklı konut
    • Temel sağlık hizmetleri ve ilaç masrafları 
    • Çocukların eğitim masrafları ve materyalleri
    • İşe ve diğer  temel yerlere ulaşım masrafları 
    • Beklenmedik durumlar ve gelecekteki ihtiyaçlar için birikim 

    Yaşam ücretindeki önemli noktalardan biri çalışma saatlerinin sınırıdır. Buna göre yaşam ücreti yasal çalışma süreleri içerisinde kazanılmalıdır, diğer bir deyişle işçilerin bir yaşam ücreti elde edebilmek için uzun saatler çalışmaları gerekmemelidir. Türkiye’de asgari ücretle çalışan bir işçi açlık sınırına çıkabilmek için uzun mesailere kalmak zorundadır. Yaşam ücretini asgari ücretten ayıran bir diğer nokta da bağımsız olarak belirlenmesidir. Hükümetler ya da işverenler tarafından değil bağımsız kurumlar tarafından gerçek yaşam maaliyetlerine dayalı güvenilir hesaplamalarla belirlenir.

    Yaşam ücreti hareketleri

    Özellikle pandemiyle birlikte küresel çapta artan enflasyon oranları, yoksulluğun artışı, gelir eşitsizliklerinin derinleşmesi, en temel hizmetlere dahi erişimin zorluğu yaşam ücreti tartışmalarını ve hareketlerini tekrar canlandırsa da esasen kökleri 19. yüzyıla dayanır. Bilhassa Amerikan işçi sınıfı tarihinde önemli bir yere sahiptir. 1886’da kurulan Amerikan İşçi Federasyonu (AFL), bir sendikaya üye olan ya da olmayan tüm işçilerin ailelerini geçindirebilmelerine, kamusal yaşama katılmalarına ve 19. yüzyıl Avrupa kenti işçi sınıfından daha yüksek bir “Amerikan yaşam standardını sürdürmelerine olanak sağlayacak bir “yaşam ücreti” talebini yükseltmiştir. AFL’nin mücadelesi kavramın sendikalar ve işçi hakları örgütleri arasında yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde de ABD yaşam ücreti hareketlerinin (living wage movements) en güçlü olduğu ülkelerden biridir. 

    1990’lı yıllarda yaşam ücreti hareketleri yükselişe geçmiştir. Küreselleşmeyle birlikte gelir eşitsizliklerinin iyice artması, esnek ve güvencesiz çalışma modellerinin yaygınlaşması, yaşam maliyetlerinin hızla yükselmesi ve teknolojik değişimlerin işgücü piyasasında yarattığı dönüşümler işçilerin yaşam ücreti taleplerini güçlü bir şekilde dile getirmelerine yol açmıştır. Hareketlerin ateşleyicisi 1994 yılında Amerika’nın Baltimore eyaletinde kamuda düşük ücretli olarak çalışan işçilerin başlattığı kampanya olmuştur. Sendikaların, aktivistlerin ve halkın yoğun destek verdiği kampanya kazanımla sonuçlanmış, Baltimore yaşam ücreti yasasını kabul eden ilk Amerikan şehri olmuştur. Bunun üzerine birçok Amerikan şehrinde yaşam ücreti hareketleri başlamıştır.

    Yaşam ücreti hareketi 2000’lerin başı itibariyle İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya sıçrayarak küresel bir toplumsal harekete dönüşmüştür. Yaşam ücreti hareketlerinin temel amacı, işçilerin insana yakışır bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli olan ücretleri elde etmelerini sağlamaktır. İşçilerin sadece temel ihtiyaçlarını karşılamalarını değil, aynı zamanda onurlu bir yaşam sürebilmelerini hedeflerler. İşçi haklarının genişletilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi, bu hareketlerin öncelikli hedefleri arasındadır.

    Aynı zamanda, hükümetlerin ve yerel yönetimlerin asgari ücret politikalarını yaşam maliyetlerine uygun hale getirmeleri için baskı yaparak kamu politikalarının değiştirilmesini sağlarlar. Bu anlamda yaşam ücreti talebi asgari ücretlerin yükseltilmesinde de güçlü bir etkiye sahiptir. Örneğin İngiltere’deki yaşam hareketi kampanyaları sayesinde 2016 yılında “ulusal yaşam ücreti”  uygulamaya konmuştur. Buna göre 25 yaş ve üzeri çalışanlara asgari ücretin üzerinde bir yaşam ücreti ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu ücret hükümet tarafından değil Low Pay Commission denilen bağımsız danışma organı tarafından belirlenmiştir. 

    Sendikalar ve çalışma örgütleri neler yapıyor?

    Çeşitli uluslararası sendikalar ve çalışma örgütleri de yaşam ücretine dair çeşitli faaliyetler yürütmekte. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) bunların başında geliyor. Yaşam ücretlerinin arttırılması ve politikalar geliştirilmesi için diğer sendikalar ve sivil toplum örgütleriyle işbirlikleri kurarak küresel çapta kampanyalar ve araştırmalar yürütüyor. ILO da geçtiğimiz mart ayında, “yoksulluğun ve eşitsizliğin azaltılmasında, insana yakışır ve onurlu bir yaşam sağlanmasında önemli bir rol oynadığını vurgulayarak” yaşam ücretinin tanımı üzerinde resmi olarak anlaşmaya vardıklarını duyurdu. 

    Türkiye’de yaşam ücreti meselesi

    Türkiye’de yaşam ücreti tartışmaları maalesef ne sendikalar ne de siyasi yapılarda yeterince yer buluyor. Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD), 2008 yılından beri her aralık ayında İnsani Geçim Ücreti (İGÜ) açıklıyor. İşçinin insanca bir yaşam sürmesi için alması gereken ücret olarak tanımladığı bu ücreti “helal kazanç” kavramı etrafında örüyor. “Helal kazancın adil paylaşımı” olarak tanımladıkları bu ücretlendirmeyi “hakkaniyet”, “yardımlaşma” ve “ücret yeterliliği” gibi muhafazakar, sağ jargonlarla temellendiriliyor. Piyasa şartları karşısında işçiyi korumayı ama işvereni de mağdur etmemeyi hedefliyorlar. Nitekim 2024 yılı için belirledikleri yaşam ücreti 23 bin 120 lira! Açlık sınırının birkaç bin lira üzerinde olduğu için sevinsek mi, üzülsek mi? 

    Yaşam ücreti meselesinin emeği önceleyen, sol perspektifle beslenmiş kurumlar ve yapılar tarafından yükseltilmesi bu anlamda büyük önem arz ediyor. Sendikaların yaşam ücretine dair politika üretmeleri, toplu sözleşmelerine dahil etmeleri, kamuoyunu bilinçlendirecek çalışmalar yürütmeleri şart. Dünyadaki mücadele örnekleri ve araştırmalar yaşam ücreti talebinin yaygınlaştırmanın asgari ücretler üzerinde de olumlu bir etki yarattığını ortaya koyuyor. Burada kastettiğim asgari ücret tartışmalarını bir kenara bırakmak değil elbette. Türkiye’nin mevcut ekonomik ve politik atmosferini göz önüne aldığımız bu gerçekçi bir bakış olmayacaktır. Ancak açlık ve yoksulluk kavramları etrafında döndürdüğümüz ücretlendirmeye dair politik söylemimize insana yaraşır bir yaşam standardı olarak yaşam ücretini katmak emek mücadelesi açısından önemli olacaktır.  

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

    31 Ağustos 2026

    Müzakere ve mücadele

    28 Ağustos 2026

    Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

    24 Ağustos 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Toros Korkmaz

    “Çerçeve Yasa” Ermeniler açısından ne anlama geliyor?

    Tuncay Yılmaz Sveydiyeli

    Tahammülünüze muhtaç değiliz: Arap Alevilere yönelik nefretin politik anatomisi

    Tuncay Yılmaz

    Aleviler neden hedefte?

    Korkut Akın

    Kuşatma Kayıtları: Kim, neye göre ahlaklı ya da değil!

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Bedri Tekin

    Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

    Ertuğrul Kürkçü

    Müzakere ve mücadele

    Siyasi Haber

    Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

    Şebnem Oğuz

    Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Başaran Aksu süresiz açlık grevine başladı

    1 Eylül 2026

    Bodrum Xuma Beach eylemi turizmdeki sömürüyü gözler önüne serdi: Sezonluk çalışmak hakları ortadan kaldırmıyor

    31 Ağustos 2026

    Panelsan’da işten çıkarılan işçilerden kararlı duruş: Patronun tır engeline karşı fabrika kapısına çadır kuruldu

    29 Ağustos 2026
    KADIN

    Gülistan Doku soruşturması: 5. dalga operasyonunda adliyeye sevk edilen 3 kişiden 1’i tutuklandı

    31 Ağustos 2026

    DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça Cupolo’dan Sultan Kara cinayeti tepkisi: İhmaller Meclis gündemine taşındı

    31 Ağustos 2026

    TTB’den kürtaj denetimlerine tepki: “Kürtaj yasal bir tıbbi uygulamadır, hekimler cezalandırılamaz”

    27 Ağustos 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.