(MA)
Urfa’nın Birecik ilçesine bağlı Xalik Mahallesi’nden olan Karadağ ailesinin hikayesi, Kürt halkının son 50 yıllık tarihinin acı bir özeti niteliğinde. Devlet baskısı nedeniyle topraklarını terk edip Antep’e yerleşen aile, burada da gözaltı, tutuklama ve evlatlarını yitirmenin acısıyla karşı karşıya kaldı. 2013 yılında başlayan ve günümüze uzanan bu öyküde Salih Karadağ ve Barış Annesi Fidan Karadağ, yaşadıkları onur mücadelesini anlattı.
Baba ve kızı aynı sabah tutuklandı
Ailenin maruz kaldığı şiddet süreci, üniversiteyi kazanan kızları Beritan Karadağ’ın 2013 yılında PKK saflarına katılmasıyla başladı. Bir yıl sonra, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi olan diğer kızları Dilan Karadağ da ablalarının izinden giderek özgürlüğü seçti. Aynı yıl üçüncü kızları Remziye (Binevş) Karadağ gözaltına alınıp tutuklandı. Remziye’nin Mardin Cezaevi’nden tahliyesinin henüz 25’inci gününde evlerine yapılan baskın, ailenin acılarını derinleştirdi. O sabahı anlatan baba Salih Karadağ, askerlerin kapıyı tekmeleyerek içeri girdiğini ve henüz özgürlüğüne kavuşan kızı Remziye ile birlikte kendisini de gözaltına aldıklarını belirtti. Karadağ, “İkimizi de tutup önce Urfa’daki spor salonuna sonra zindana götürdüler” dedi.
Spor salonlarında 26 gün işkence ve tecrit
Urfa’da bir spor salonunda 26 gün boyunca 400 kişiyle birlikte tutulan Salih Karadağ, orada yaşlılarla birlikte üst üste yığıldıklarını ve ağır işkencelerden geçtiklerini ifade etti. Kızı Remziye’nin de Terörle Mücadele biriminde ağır işkenceye maruz kaldığını belirten Karadağ, “Ben 8 ay sonra çıktım ama kızım Binevş ‘Örgüt üyesi olmak’ iddiası ile yıllarca Hilvan T Tipi, Elazığ ve Tarsus cezaevlerinde rehin kaldı” diye konuştu. Remziye Karadağ, tahliye olduğu 2020 yılında baskılar nedeniyle Avrupa’ya gitmek zorunda kaldı.
“Anne, yoldaşların arasına katılacağım”
Barış Annesi Fidan Karadağ, kızı Beritan Karadağ’ın aldığı tarihi kararı ve o anı şu sözlerle aktardı: “Fıstık topluyorduk, ellerini ellerimin arasına aldı; ‘Anne, ben gideceğim, yoldaşların arasına katılacağım’ dedi. İlk başta anne yüreğiyle kabul etmedim ama o bana, ‘Senin diğer çocukların da seni ve bu toprakları savunacak’ diyerek yolunu çizdi.” Fidan Karadağ, içindeki evlat sızısının o dönemlerde başladığını ve o yangının hiç sönmediğini dile getirdi.
Dağlardan gelen acı haber: Dilan Karadağ
Ailenin yaşadığı acılar sadece zindanlarla sınırlı kalmadı. Salih Karadağ, bir akşam televizyon başında diğer kızı Dilan Karadağ’ın (Berîvan Amara) yaşamını yitirdiği haberini alışlarını şu sözlerle anlattı: “Televizyonda ’10 arkadaş şehit oldu’ dediler. İsimler arasında Dilan’ın adını duydum. O an ‘Dilan’ım şehit düşmüş’ dedim.” Fidan Karadağ ise kaybettiği çocuğuyla duyduğu gururu, “Onunla çok gurur duyuyorum, başım dik” sözleriyle aktardı.
“Kimsenin ciğeri yanmasın, kan dökülmesin”
Fidan Karadağ, yaşadığı derin acılara rağmen barışın herkes için gelmesi gerektiğini vurgulayarak, “Benim ciğerim yandı, başkasınınki yanmasın” dedi. Hiçbir annenin evlat acısı çekmesini istemediğini belirten Karadağ, “Ne askerin ne gerillanın, hiç kimsenin kanı dökülmesin. Dünya’da barış olsun, huzur olsun istiyoruz” diyerek barışın ortaklaştırılması çağrısında bulundu.
Sürekli devam eden baskılar sonucunda 2019 yılında topraklarını terk etmek zorunda kalarak Antep’e göç eden aile, çiftçilik ve hayvancılık ile geçimlerini sağlamaya çalışıyor. Salih Karadağ, bu zorunlu göçü “Biz buraya keyfimizden gelmedik. Toprağımızı ve köyümüzü devletin zulmü yüzünden bırakmak zorunda kaldık” sözleriyle özetledi.
