Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanması talebiyle gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1105’incisinde Beyoğlu’ndaki Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, ellerinde kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle meydandaki yerini aldı. Bayramların, “mezarsızlığın” en ağır hissedildiği zamanlar olduğunu belirten aileler, adalet sağlanmadan gerçek bir bayramın mümkün olamayacağını vurguladı.
“Bizim gidecek bir mezarımız yok”
Bu haftaki basın açıklamasını, gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu. Bayramların normal şartlarda ailelerin bir araya geldiği ve mezar ziyaretlerinin yapıldığı günler olduğunu söyleyen Ocak, kayıp yakınları için bu günlerin taşıdığı anlamı şu sözlerle dile getirdi:
“Biz kayıp yakınları için bayramlar başka bir anlama geliyor. Her bayramda soframızda bir kişinin eksikliği büyüyor. Bizim sevdiklerimiz aramızdan doğal yollarla ayrılmadı; gözaltında kaybedildi, devletin koruması altında yok edildi. Bayramlar mezarsızlığın en ağır hissedildiği zamanlardan biridir. İnsanlar mezarlıklara giderken, sevdiklerinin mezarı başında buluşurken bizim gidecek bir mezarımız yok. Bu yüzden bayram bizim için yalnızca özlem değil; aynı zamanda adaletsizliğin yeniden hissedildiği zamandır.”
Maside Ocak, barışın yalnızca silahların susması değil, kimsenin mezarsız bırakılmadığı bir yaşam olduğunu belirterek, “Bayramların gerçekten bayram olabilmesi için bu ülkede barışın, adaletin ve hakikatin egemen olması gerekiyor” çağrısında bulundu.
Sevim Erişli’den Mehmet Ağar’a sesleniş: “Anlat artık!”
Açıklamanın ardından, gözaltında kaybettirilen Mahmut Ertak’ın yakını Sevim Erişli söz aldı. Dönemin yetkililerine ve eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’a seslenen Erişli, maruz kaldıkları adaletsizliğe şu sözlerle tepki gösterdi:
“60 bayramdır kardeşimizi arıyoruz, göremedik. Mehmet Ağar’a sesleniyoruz; anlat artık. Bizim de bir mezarımız olsun. Senin çocuğun da öldü ama onun en azından bir mezarı var, bizimkinin yok.”
Mikail Kırbayır: “92 bayramı anlamsızca geçirdik”
Gözaltında kaybettirilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır da kardeşinin mezarının hâlâ bulunmadığını ifade etti. Kırbayır, imha ve inkara karşı faillerin yargılanması için meydanda olduklarını belirterek şöyle konuştu:
“46 yıldır, tam 92 bayramı anlamsızca geçirdik. Cemil’in bugün bir mezarı yok. Biz bu imhaya, bu inkara karşı faillerin yargılanması için buradayız. Eğer bir gün o gizlenen mezarı bize teslim ederlerse, belki biz de bayramı hissedebiliriz. Bu koşullarda bayram benim neyime?”
İkbal Eren: “Nereye koyduysanız çıkarın, parçalarını istiyoruz”
Gözaltında kaybettirilen Hayrettin Eren’in kız kardeşi İkbal Eren ise 31 yıl önce eylemlere başlayan anne ve babalarının sadece bir mezar taşı hasretiyle bu dünyadan göçüp gittiklerini hatırlattı. Eren, yıllardır süren haklı mücadelelerini şu kararlı sözlerle özetledi:
- Gitmedik, Buradayız: “31 yıl önce anne ve babalarımız bu meydanda oturduklarında, ülkeyi yönetenler ‘oturur oturur giderler’ demişlerdi. Ama gitmedik, buradayız. Onlardan daha haklı nedenlerimiz var.”
- Devleti Suçlarıyla Yüzleştiriyoruz: “O gün doğan çocuklar bugün 31 yaşında ve biz iyi ki kalkmadık; devleti işlediği suçlarla yüzleştiriyoruz. 31 yıl önce kayıplarımız için burada oturmasaydık, devlet bu suçları en azından bu kadar rahat işleyemezdi.”
- Sadece Bir Mezar Taşı İstiyoruz: “46 yıldır, 92 bayramdır bayram yaşamıyoruz. Sadece bir yeri olsun, toprağı, taşı olsun istiyoruz; bu çok mu zor? Nereye koyduysanız çıkarın, kalan parçalarını istiyoruz. Failleri korumaktan vazgeçin, sevdiklerimizi bize emanet edin.”
