Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Ceuta sınırında göç hareketliliği: Yüzerek geçişlerde can kayıpları yaşandı

    31 Temmuz 2026

    Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

    30 Temmuz 2026

    Özgür Özel Medyascope’a açıklamalarda bulundu: “Sandık elini uzatanı yakar, millet sandık sabrı gösteriyor”

    30 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Derelerin birliği

      30 Temmuz 2026

      Yeni Parti ve Burjuva Muhalefetin Sınırları

      29 Temmuz 2026

      Trajediden komediye: Bir baro başkan adaylığının anatomisi

      29 Temmuz 2026

      Enkazdan yerel yönetim sosyalizmine mi? Avusturya deneyimi Türkiye soluna ne söylüyor?

      28 Temmuz 2026

      Abdülhamid: Ermeniler vurulsun dediysem, katliam edilsin demedim

      27 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

      30 Temmuz 2026

      ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

      29 Temmuz 2026

      “Devlet katkısı” aldatmacası!

      27 Temmuz 2026

      En zayıf olanın kudreti!

      26 Temmuz 2026

      Neden KESK ?

      25 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Türkiye eyalet sistemi ile yönetilmektedir

    Türkiye eyalet sistemi ile yönetilmektedir

    ORHAN GAZİ ERTEKİN Gazete Duvar için yazdı: Şurası çok açık ki hak iddialarına dayanan bir politik harekete sahip olmadık. Üniter devlet tezinin bu kadar sorgulanmaksızın kabul edilmesinin sebebi budur. Çünkü muhalif olan da muhalefetini üniterliği esas alarak yürütmektedir. Hak, bu nedenle bir siyasi müzakere konusu olmaktan çıkıyor ve devletin hukuku ile uygulamaları arasındaki çelişkiye odaklanan bir söylemle yetiniliyor.
    Orhan Gazi Ertekin25 Kasım 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Halkın “Dersim”, devletin ise “Tunceli” olarak adlandırdığı il bir kez daha bir “eyalet” olarak ilan edildi. Batman ve Halfeti belediyelerinden sonra Tunceli ve Ovacık belediye başkanlıklarına da atanan kayyımlar ilan edilen aynı eyaletin siyasi sınırlarına dair belirgin tarifler sunuyor. Esenyurt Belediyesi’nin kayyımını ise bu eyaletin Türkiye uzantısına dair hukukun bir parçası olarak görebiliriz. Dersim’in ve Dersimlilerin Türk yurttaşlığı ve onun hak ve özgürlükleri ile ilişkisine ve hatta Türkiye’nin üniter devlet yapısına dair sanıldığından çok daha fazlasını söylüyor bu atama. “Türkiye toplumu”nun geri kalanından farklı Dersim (ve tabii ki Batman, Halfeti vs.) diye ayrılmış, bölünmüş bir mekan var Türkiye yönetiminde. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin, onun yasal kurumsal düzeydeki birlik, bütünlük ve üniterlik tariflerinin oldukça iyi anlaşılacağı bir yer burası. Tabii ki hak ve özgürlüklerin iki ayrı siyasi coğrafya olarak ikiye bölündüğü bir yerden söz ediyoruz. Ama Dersim’i ayrı bir eyalete çeviren sadece bu değil. Aynı zamanda devletin esas teşkilatı ve kurumsal örgütlenmesi açısından da önemli, öğretici coğrafyalardan birisi Dersim. Başka deyişle Dersim ayrı siyasi kurumların ve ayrı hak ve özgürlük kataloğunun uygulandığı bir mekan. Genel oy ve ifade özgürlüğü burada uygulanmadığı gibi devletin merkezi ve yerel kurumları da özel bir rejime tabidir.

    ‘Eyalet sistemi’

    Bunu anayasa ile uygulama arasındaki bir çelişki olarak görmeye yeltenenlerin hala çok yetersiz bir bilimsel seviyede kaldıklarını söylemek için geç bile kaldık. Nitekim sadece bugüne ait ve sadece yerel idare ile sınırlı bir durum değil kayyımlık. Dersim eyaleti, aslında, Tunceli Kanunu ile zaten ilan edilmişti. Mahkeme kararlarının ancak askeri sınıfın onayı ile geçerli olduğu bir siyasi coğrafya olarak kuruldu Tunceli. “Kulluktan yurttaşlığa mı geçtik dediniz? Tıpkı 1924 anayasasının Takrir-i sükun kanunu ile iki ayrı coğrafyaya bölünmesi gibi. Sadece bunlar da değil. Sıkıyönetim ve Olağanüstü Hal valiliklerini de hatırlayalım. Türkiye ile eyaleti olan Dersim ve çevresinin olağanüstü hal süreçleri zamansal olarak karşılaştırıldığında herhalde olağanüstü bir farklılık hemen göze çarpar. Olağanüstü Hal Valiliği sürecinde gözaltı sürecinden memurin hukukuna kadar her şey farklıydı ve ayrı bir hak ve özgürlük rejimi devredeydi. Kayyımlık işte bunların bir devamıdır. Hepimiz aynıyız ve biriz mi demiştiniz? Anayasa Mahkemesi’nin kapattığı partilerin büyük çoğunluğu Kürt partileridir. Hatta Perinçek’in sosyalist partisi bile 1991’de Kürt meselesinden dolayı kapatılmıştır. Bizim sahip olup da Kürtlerin olmadığı ne var ki diye mi sormuştunuz?

    Sahte üniterlik!

    Dolayısıyla, ister hak mücadelesi açısından bakalım isterse bilimsel disiplinlerin geniş araçları ile konuya yaklaşalım, önümüzde duran şey gerçekte bir “eyalet sistemi”dir. Eyalet sistemi demokratik katılımı varsaydığı için daha doğru iki adlandırma önerebilirim: “Yarı resmi apartheid rejimi” veya “proskription sistemi”. Bunlardan birincisi Türkiye’nin biri “toplum” diğeri ise yurttaşlığın en alt seviyelerindeki “topluluk” haline getirilmesine işaret ederken ikincisi ise yasal düzeyde yurttaş haline getirdiği bir topluluğu “bütün hakları elinden alınmış bir düşman” olarak tasarlamayı ifade eder.

    Her iki tartışmayı da şimdilik bir başka yazıya erteleyelim. Türkiye’nin “üniter yapılı eyalet sistemi”ne gelelim.

    Bu noktada iki tez ileri süreceğim. İlki ülkenin toplumu ve devleti ile beraber birliği, beraberliği ve siyasal yapısının üniterliğine dair anayasal efsaneye dairdir. İkincisi muhalefetin yasal ve kurumsal alanı esas alıp hukuk ve insan hakları mücadelesi söylemini takip etmesine ilişkindir.

    Türkiye üniter bir devlet midir?

    Türkiye Cumhuriyeti kendisini üniter bir devlet olarak ilan etti ve devlet sistemi bakımından farklı etnik, kültürel ve mezhepsel iddialara kapalı olduğunu keskin biçimde ortaya koydu. Anayasanın normatif iddiası buydu. İspanya ve Fransa gibi bölgeli üniter devlet tartışmalarını bile bölücülük olarak tasnif etti. Fakat anayasal birlik-bütünlük ilanının hemen arkasından eyalet sistemini de devreye soktu. Bölünmez bütünlük bizzat cumhuriyet tarafından bölündü. Herkesin eşit ve özgür olduğu yurttaşlık esasını duyurdu, hemen arkasından kendi egemenliğini yurttaşa karşı korumanın kurumsal ve fiili yollarını yaratmaya başladı. Bugün kayyım atamaları işte bunun sıradan bir devamıdır sadece. Bölünmez bütünlük üzerine kurulu Cumhuriyet bir kez daha kendi siyasi coğrafyasını bölmüştür. “Anayasayı bir defa delmekten bir şey olmaz” sözünün sadece Turgut Özal’a ait bir fırsatçılık olduğunu zannederiz. Oysa Cumhuriyet anayasayı bir defa delmekle bir şey olmaz söylemini ilkeye dönüştürerek kurulmuştur. Anayasal olanın sadece normatif değil aynı zamanda somut politik alan ve güçlerle ilişkisini göz önüne alan bir bilimsel disiplinin ve buna dair politik uyanıklığın kolaylıkla farkedebileceği bir gerçektir bu.

    Yasal alanı temel alan hukuksal kurumsal iktidar analizlerinin muhalefet tarafında bile bu kadar yaygın ve güçlü olması ciddi bir entellektüel zayıflığı işaret ettiği kadar gerçekte hak ve özgürlük mücadelesinin temel anayasal dayanaklarına uzanan bir demokrat hareketin yokluğu ile de alakalıdır. İkinci söyleyeceğim şey de bununla ilgilidir.

    Hak mücadelesi mi? Hukuk mücadelesi mi?

    Şurası çok açık ki hak iddialarına dayanan bir politik harekete sahip olmadık. Yasal ve kurumsal tanımlar üzerinden hareket ederek hukukun bütünlüklü, genel ve eşit doğasına veya vaatlerine ulaşan bir politik hat bugüne kadar doğru ve yeterli görüldü. Üniter devlet tezinin bu kadar sorgulanmaksızın kabul edilmesinin sebebi budur. Çünkü muhalif olan da muhalefetini üniterliği esas alarak yürütmektedir. Hak, bu nedenle bir siyasi müzakere konusu olmaktan çıkıyor ve devletin hukuku ile uygulamaları arasındaki çelişkiye odaklanan bir söylemle yetiniliyor. Gerçekte devletin ve onun gelip geçen iktidarlarının bir çelişkisi yoktur. Tutarlı bir yönetim geleneği vardır. Ve onların bir de “eyaleti” vardır….

    Kayyım, o eyaleti bugün yeniden bir başka biçimde inşa eden bir araçtan başka bir şey değildir…

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

    30 Temmuz 2026

    ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

    29 Temmuz 2026

    “Devlet katkısı” aldatmacası!

    27 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Kenan Temir

    Derelerin birliği

    Tuncay Yılmaz Sveydiyeli

    Yeni Parti ve Burjuva Muhalefetin Sınırları

    Ata Yazıcıoğlu

    Trajediden komediye: Bir baro başkan adaylığının anatomisi

    Cemalettin Efe

    Enkazdan yerel yönetim sosyalizmine mi? Avusturya deneyimi Türkiye soluna ne söylüyor?

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Volkan Yaraşır

    Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

    Kıvanç Eliaçık

    ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

    Aziz Çelik

    “Devlet katkısı” aldatmacası!

    Fehim Taştekin

    En zayıf olanın kudreti!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Ankara’da direnen Doruk Madencilik işçisi Enerji Bakanlığı önünde fenalaştı

    29 Temmuz 2026

    Nestle’nin “İyilik Hareketi” işçiye kıyım oldu: Bursa’daki fabrikada 20’den fazla işçi işten çıkarıldı

    29 Temmuz 2026

    Mersin Limanı’nda 209 gündür süren direniş: “Tek talebimiz kadrolu olarak işe dönmek”

    28 Temmuz 2026
    KADIN

    Afganistan Kadınlarının Özgürlük Feneri Hareketi’nden küresel çağrı: “15 Ağustos’ta sesimize ses olun”

    27 Temmuz 2026

    Adana’da 24 saatte üç kadın katledildi

    27 Temmuz 2026

    AKP iktidarında kadın hakları ve can güvenliği raporu: Binlerce kadın katledildi

    22 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.