KHK ile ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın işe geri dönme talebi ile başlattıkları açlık grevinin 62. gününde konuşan Acun Karadağ, “Kaç gün aç kalabilirsizin? Sizin nabzınız hiç 35’e düştü mü?” diye sordu.
Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile meslekten ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın işlerine geri dönebilmek için başlattıkları açlık grevi eylemi 62. günü geride bıraktı.
Açlık grevi için her akşam olduğu gibi yapılan basın açıklamasında konuşan mesleğinden ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ, iktidarın sessiz kalarak bir cinayet işlemeye hazırlandığını belirtti.
Nuriye Gülmen’in nabzının 35’e düştüğünü hatırlatan Karadağ, “Sizin nabzınız hiç 35’e düştü mü?” diye sordu.
“Sizin nabzınız hiç 35’e düştü mü?”
Karadağ, şöyle devam etti:
''Bizler darbe ve OHAL bahanesi ile işlerinden atılan, ihraç edilen kamu emekçileriyiz. 62 gündür, gece gündüz buradayız. Nuriye Gülmen ve Smeih Özkaçka, 62 gündür açlık grevindeler ve artık vücutları ne suyu ne şekeri ne de tuzu kabul etmiyor. Dün, Nuriye Gülmen’in nabzı 35’e düştü. Şimdi soruyoruz: Kaç gün aç kalabilirsizin? Sizin nabzınız hiç 35’e düştü mü?
Karşımızda vicdanını cüzdan yapmış bir iktidar var ve her şey onlar için para, servet ve saray. Bütün dünyaya sesleniyoruz, bu sokağa iyi bakın! İktidar burada bir cinayet işlemeye hazırlanıyor. Sesimizi duymamakta ısrar ederek iki eğitimciyi burada öldürmeye hazırlanıyor. Eğer arkadaşlarımızın kılına zarar gelir ise bunun hesabını iktidardan sorarız. Darbeye fırsat bilenler hukuka geri dönsün diye bekliyoruz. Bizler burada bu talep ile oturuyoruz.''
“Gülmen ve Özakça bizleri harekete geçirmek için açlar”
Karadağ’ın ardından konuşan Avukat Selçuk Kozağaçlı ise kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaparak, herkesin aklını Gülmen ve Özakça’nın devam eden açlık grevine yoğunlaştırması gerektiğini belirtti.
Kozağaçlı, şunları söyledi:
''Bu ülkenin muhalifleri, işini kaybedenler, yakınları haksız yere tutuklananlar, siyaset yapma hakkı ve anadilleri engellenenler, verdikleri oylar çalınanlar ve tüm yoksullar; Gülmen ve Özakça bizleri harekete geçirmek için açlar. Onların bir kaldıraç gibi bizleri yükseltmesini sağlamak zorundayız. Onların yaşamlarındaki tehlikenin bizleri ayağa kaldırmasını sağlamak zorundayız. Bizleri gözaltına mı alacaklar? Daha önce 30 defa aldılar. Tutuklayacaklar mı? 200 bin kişi var hapishanelerde. İktidara şunu öğretmeliyiz, iş ve güvenli gelecek bizim hakkımız ve canınızın istediği gibi elimizden alamazsınız.
Bu bir seçim, bu bir referandum değil. Burada söz konusu olan bizim hayatımız ve bunu verecek miyiz vermeyecek miyiz? Kutsal olan yaşamın kendisi değildir; kutsal olan onurlu, adil, güvenli ve haysiyet sahibi bir yaşamdır. Lütfen, aklımızı geleceğimize ve buraya yoğunlaştıralım.''